Gündem

Fırat Yağcı (ÇASİAD Yönetim Kurulu Üyesi - Genel Sekreteri)

Öncelikle Çanakkale büyüyor kelimesini konuşmak lazım.Çanakkale şu anda göç alan iller arasında dokuzuncu sırada

Fırat Yağcı  (ÇASİAD Yönetim Kurulu Üyesi - Genel Sekreteri)

Öncelikle Çanakkale büyüyor kelimesini konuşmak lazım.Çanakkale şu anda göç alan iller arasında dokuzuncu sırada.İnsan bakımından büyüyor.Coğrafi sınırlar bakımındanda büyüyor ama ekonomik gelişme, sosyal gelişme, turizm bakımından, alt yapılar bakımından eşit düzeyde büyüyor mu? Gelişiyor mu?O konu biraz tartışmalı.Dolayısıyla Çanakkale'nin eşgüdümlü bir şekilde büyümesi gündeme gelirse iyi olacağını düşünüyorum çünkü Çanakkale coğrafi bakımdanyaşanabilmesi en kolay şehirlerden biri.Şuanda gerek sanayi bakımından, gerekse insanı yatırımlarıyla Türkiye'de en çok göç alan bölge,Kuzey-Ege hattıdır.Yani Balıkesir ve Çanakkale arası.Eşgüdümlü bir şekilde, eğitim , sağlık, sanayi, turizm, alt yapı çalışmalarıyla birlikte büyürse çok daha iyi bir şehir olacağına,insanların daha mutlu daha huzurlu olacağına inanıyorum. Aksi halde İstanbul'dan bir farkı kalmayacaktır.İstanbul'da bir boğaz hattı, Çanakkale'debir boğaz hattı. Aynı şekilde boğaz hattına yerleşimin İstanbul düzeyinde olduğunda çok acı neticelerin olabileceğine inanıyorum.

2-Önümüzdeki 5 yıl içerisinde size göre Çanakkale ne yönde(turizm, eğitim, tarım vs) ilerleme kaydedecektir?

Birincisi Çanakkale, turizm şehri , burası kesin. Bu yönde köprünün de etkisiyle mutlak bir şekilde ilerleme kaydedecektir. Bunun dışında tarım havzalarıbakımından çok geniş ve bu konuda bir kısım yatırımlar da var. Mesela Ezine tarafında ''Tarım OSB'si'' düşünülüyor.Bayramiç, Ezine ve Ayvacık yöresini içine alacak şekilde, bu oldukça değerli bir yatırım. Tarım ve turizm alanında çok ciddi gelişmeler kat edebileceğine inanıyorum ama tabi bunun için yapılması gereken bir çokşey de var.Tarım bölümü bir parça yapılmaya çalışılıyor. Turizmle ilgili ÇASİAD'ın Genel Sekreterliği'nin yürüttüğü ciddi yatırımlar var.ÇASİAD'ın ön ayak olduğu 2018 Troia yılı var. Burada Armağan Aydeğer arkadaşımız ciddi çalışmalar yaptı ve başarıyada ulaştı. Tüm Türkiye çapında ses getirdi. Turizmin mutlak katkısı olabileceğini düşünüyorum. Tarımım mutlak katkısı olabileceğini ve bu yönde ilerleyeceğini düşünüyorum.Sanayileşmeyle ilgili çekincem var.Şöyle ki, Çanakkale'de sanayileşe

bilecek firma çapları düşünüldüğünde Kale Grubu ve İÇDAŞ düşünülebilir. İÇDAŞ liman havzasını kullandığı için Biga'da zaten gelişmiş bir vaziyette.Çanakkale'ye uzun soluklu bir yatırım yapabileceğini düşünmüyorum.Mutlak şekilde bir limana ihtiyaçları var ve maalesef Çanakkale'de ki liman onların ihtiyacını karşılayabilecek düzeyin çok altında. Boğazın akıntılı yapısı sebebiyle de bazı zorluklar var.Kale Grubuysa yatırımlarını daha çok ulaşımın daha rahat olduğu Balıkesir bölgesini

seçiyor.Dolayısıyla sanayileşme yönünde önümüzdeki beş yılda ciddiyetli bir büyüme ve yatırım ağı beklemiyorum.

3- Yaşanılabilir kentler listesinde ilk ona nasıl girebiliriz? Mutlu bir kent olma yolunda neler yapılabilir?

Çanakkale çok kozmopolit bir şehir. Muhafazakâr yapıda da insanlar var , oldukça liberal, ‘’Avrupa moderni’’ içerisinde yaşayan insanlar var.Diğer şehirlere nazaran baktığınızda, bu insanlar Çanakkale'de huzur için yaşamayı becerebiliyor.Bence insan kalitesi, yaşam kalitesiyle çok bağlatılı dolayısıyla önce eğitimi arttırması lazım.Eğitim alanında ki eksiğini gidermesi lazım. Onun dışında da siyasi kaygıları, siyası kavgaları yaşamlarına yansıtmaksızın, sadece birey olmalarının vasfıyla bir kısım

konuları haketmeleri lazım.Alt yapı çalışmaları, insani hakların tamamı, yasal düzenlemeler, engellilere sağlanan haklar, kadınlara sağlanan haklar, eğitimde çocuklara sağlanan haklar, asıl olan bunların tamamlanması lazım.Baktığınızda Karabük'te sanayisi çok gelişmiş bir yer, Aliağa'da aynı şekilde ama yaşam kalitesi bakımından bakmamız lazım. Yaşamın sağlayacağı mutluluk bakımından görmek lazım. Bütün bunları düşündüğümüz zaman bence öncelikle yaşam kalitesi artmalı. Yaşam kalitesinin artmasının yöntemi de eğitim, insanların birbirine daha tahammüllü davranması ve siyasi kaygılardan uzak bir hayat sürmeleri.Siyasi kanaati ne olursa olsun, karşısındaki insanın kaliteli yaşam hakkına, yaşam hakkı demiyorum, kaliteli yaşam hakkına inancını benimsemeli, buna müsamaha göstermeli.Ancak bu şekilde ilk 10'a girebileceğimizi, ilk 5'e girebileceğimizi düşünüyorum. Onun dışında Çanakkale'de coğrafi birikim olarak herşey var zaten. İnsanların aylar önceden planladığı Asos'a, biz burada günü birlikgidebiliyoruz. Bozcaada'ya kafamız estiğinde gidebiliyoruz, kahvemizi içebiliyoruz. Gökçeada'ya 2 saat içinde ulaşabiliyoruz. Bunların hepsi tatil yöreleri. Daha ileri

gittiğinizde tarihi mirası en kuvvetli şehir.Yine ÇASİAD'ın çalışmalarından biliyorum.Truva markası, dünyada Vatikan'dan sonra en çok bilinen ikinci isim. Yani Mozambik'egitseniz Truva deseniz biliniyor ve bizim burada , burnumuzun dibinde. Onun dışında Zeus Altarı olsun, Türkiye'nin en batı ucu olsun, güneşin en güzel battığı yer olsun,balıkçılığı olsun, boğaz hattı olsun envai çeşit coğrafi birikime sahip bu şehir. Kullanabilmesi için sadece ve sadece insan kalitesinin artması, eğitime yatırım yapılması

gerektiğine inanıyorum.Bunlar gerçekleşirse kolaylıkla ilk 10'a, ilk 5'e, ilk 3'e girmemiz içten bile değil.

4-Ekonomik yönden değerlendirdiğinizde değişim ve gelişim yönünde yatırımlar (ulaşım, turizm, eğitim, sanayi, termik santraller, metal madenciliği) ne yönde olabilir, maden ve termik santral konusuna nasıl bakıyorsunuz?

Öncelikle madene ve termik santrale karşı değilim.Enerji üretilmesi gerekiyor çünkü ülkemizde ki enerji kaynaklarından fazla enerji tükettiğimiz çok açık. Yani şu olursa maden çalışmaları azaltılsın denebilir.Gerçekten tasarruflu enerji kullanımına geçebilirsek ve bu sadece madenin patronu veya termik santral yatırımının azaltılmasıolarak değil, tüm şehir olarak kaynaklarımızı rantabl olarak kullanabilirsek ancak bu şekilde enerji ihtiyacının azalabileceğini ve enerji ihtiyacının azalması sebebiyle debu yatırımların atıl hale gelebileceğine inanıyorum. Mesela bundan yıllar öncesinde rüzgar yatırımı konuşulduğunda ciddi sıkıntılardan bahsedilmişti.Şimdi bakıldığızaman rüzgar gülleri enerjinin büyük bölümünü karşılıyor ve onların sayesinde Çanakkale'de diğer yatırımlar atıl hale geliyor.Yani bir yatırımı mevzuatla, toplumsal baskıyla, STK' ların direnişleriyle yok etmek, önüne geçmek veya mevzuata dayalı açılacak davalar, yürütmenin durdurulması kararlarıyla değil aksine o yatırımın rantabl olmamasını sağlayarak engellemek mümkündür. Eğer buradaki enerji ihtiyacı normal yollardan giderilebiliyorsa, hiç bir yatırımcı gelip termik santral yadamaden konuşmaz.Tarımdan yeterince para kazanılabiliyorsa, turizmden yeterli para kazanılabiliyorsa zaten diğer sektörler atıl hale gelecektir.Onlar için ayrıca birgayret göstermeye gerek kalmaz. Baktığımızda bizim şehrimizde ne oluyor ? Bizim şehrimizde şu oluyor: ''hayır, burada maden olmasın'' , ''Hayır, burada termik santralolmasın '' deniyor ama alternatif modelleme lazım.Tamam, olmasın güzel ama ne olacak ? O enerjiyi tüketiyoruz. Evet, maden tehlikeli, riskli bir sektör. Evet, termiksantral doğaya zarar veriyor ama bir fabrika bacasıda zarar veriyor. Tekneden çıkan mazot dumanıda zarar veriyor.Bütün bunların azaltılması lazım.Yani yaşam biçimimizideğiştirmemiz lazım.Kanada'da insanlar işlerine bisikletle gidiyor. Almanya'da aynı şekilde gidiyor.Toplu taşımanın bile daha büyük toplu taşımalara yol açıp,otobüslerikaldırmaya çalışıyorlar.Hayatlarından otobüsü çıkarmaya çalışıyorlar. Bir enerjiyi yaratırken, temiz enerji üzerine çalışıyor dünya.Tüm bunlar ortadayken yatırımlarıengellemek veya ''hayır, bu kötü'' demeyi çok doğru bulmuyorum.Alternatif modelleme geliştirmenin daha akılcı olacağını düşünüyorum.Çanakkale özeline baktığımızda da maden her zaman olacaktır çünkü burası bir havza, burada değerli yatırımlar var. Termik santral, şehrin ihtiyacı olduğu için elbette olacaktır.Tamam, kabul ama ''hem sanayileşelim yatırımlarımız olsun hem de enerji ihtiyacını karşılamayalım'' bu doğru bir yaklaşım değil.Yani bir projeksiyon eşliğinde baştan sona bir hat yaratmak gerekiyor.Enerjiden başlayacak, ham maddeyi barındıracak, üretim tesisini, depolamasını ve nakliyesini götürebilecek bir bant yarattığınız zaman , bunu yapabilirsiniz. Ama başka koşullarda bunu yürütme şansınız yok. Dolayısıyla sadece '' Şu olmasın'', ''Bu olmasın'' demeyi çok doğru bulmuyorum. Alternatif bir model yaratılsın. Nedir mesela ? Tarım üzerine yoğunlaşılsın. Desinler ki : '' Tamam, biz bir sanayi şehri değiliz.Biz modern tarımdan para kazanacağız'' gibi bir model lazım ki diğer

olasılıklar azalsın ve insanlar ona yönelmesin.

5-Çanakkale 1915 Köprüsü şimdiden ses getirmeye başladı. Bittiğinde şehrimize katkısı ne olacaktır?

Köprüyü genel olarak değerlendirdiğimizde, köprü zaten etkilerini yarattı ve neredeyse satın alındı bu etkiler. Yani piyasa burayı satın aldı. Ne oldu? Gayrimenkuller değerlendi. Şuanda emlak zaten Türkiye'nin lokomotifi.Doğru bir yatırımdır demiyorum.Yani gayrimenkule yatırım yapmak doğru bir yatırım değildir.Teknolojiye yatırım yapılması lazım, betona yatırım yapılmaması lazım. Markaya , patente, üretime yatırım yapılması lazım.Türkiye'nin 1 yılda aldığı patent sayısını neredeyse Güney Kore'deki tek firma yapıyor. Dolayısıyla doğru bir yatırım değil ama maalesef ülkemizin lokomotif yatırımı.Köprü, Çanakkale'deki gayrimenkul sektörüneciddi bir hareket getirdi. Bu beklenen bir etkiydi. Bunun dışında pek tabiki sanayi kuruluşlarınıda etkileyecektir.Şimdi Çanakkale'nin bir deniz geçişi olmasıburadaki üretimi veya Çanakkale'ye gelecek ham maddeyi çok ciddi etkiliyor. Zor yollardan geliyor ve aynı şekilde geri gidiyor. Yatırımcının en büyük sorunu ulaşım problemi oluyor.Köprü vesilesiyle bütün bunları aştığı zaman sanayileşme mutlaka artacaktır. Ama yinede baktığımız zaman Çanakkale merkezinde çok büyük biretkilenme olacağını düşünmüyorum çünkü köprünün bağlantı yollarının Çan, Biga gibi hatlardan Balıkesir tarafına gideceğini biliyorum. Dolayısıyla Çanakkale merkezindebüyük sanayi merkezlerinin yer alabileceğini zannetmiyorum. Ama yol üzerinde ciddi depolama alanları olacaktır. Yani sanayi tesisi, üretim bandı anlamında değil ama

depolama anlamında büyük arazilere sahip , bunu etkisi olacaktır.Depolamanın dışında mutlaka ilerde İÇDAŞ kale grubu bunun dışında başkaca gruplar yatırım yapacaktır. Yapmaya gayret ettiklerini zaten duyuyoruz. ama bunu sanayileşme alanı olarak mı görürler yoksa depolama alanı olarak mı görürler bunu şimdiden kestirmek kolay değil.Mesela Kale grubu, büyük yatırımlarından bir tanesini Balıkesir üzerinden götürüyor.Sebebini sorduğumuzda diyorlar ki '' Tüm Türkiye'ye ulaşımını sağlayabilmem için benim o lokasyon da konuşlanmam gerekiyor ve haklıda. Çan'daki fabrikalar bölgesi artık neredeyse tamamlanmış vaziyette ve Çan'ı lokomatif olarak götürüyor. Çan'ın değerleri bir ilçenin çok çok üzerinde.Çan'ın oransal sanayi ve ekonomik gücünün, Çanakkale'de barınabileceğine maalesef inanmıyorum. Yani Çan çok değerli bir bölge Kale Grubu ve mevcut yerel yönetimler sayesinde. Aynı şekilde Çanakkale'de mevcut yerel yönetimi sayesinde çok değerli bir bölge.Çok keskin çizgileri olmayan bir yerel yönetim var. Muhafazakar ve liberal insanlar rahatlıkla Çanakkale'de yaşayabiliyor.Ama köprününde etkisiyle Çanakkale tarafında müthiş bir sanayileşme bekliyormuyum? Hayır beklemiyorum. Müthiş bir ulaşım ağının yaratacağı yerleşim ağının büyümesini bekliyorum. Bu yerleşim ağı büyüyecektir.Yıllar önce hiç konuşulmayan Karacaören

bölgesi, Yapıldak, Saltıkaltı, Lapseki-Çanakkale aralığı artık buralar köy, kasaba, belde olmaktan çıkacaktır.Buralar ciddi yatırım alanları haline geliyor.Sanayiyatırımları için yinede yüksek değerli yerler.Denize sıfır bir sanayi yatırımı düşünmek anlamlı değil.Ama gayrimenkulün yaratacağı küçük ticaret hayatı Çanakkale’yleLapseki’yi uzun solukta birleştirecektir.Zaten en değerli alan boğaz. İstanbul'da yıllar öncesinde Sarıyer köydü.Garipçe, Fenerköy gerçek köylerdi buralar.Şimdi

baktığımızda boğaz hattını tamamlamış en değerli araziler haline geldi. Buralarda bir sanayi yok ama üniversiteler, villalar, siteler, ciddi bir ticaret hacmi var.Artık ilçesinden çıkmaksızın sadece Emirgan'da hayatını geçirebilen insanlar var. İstanbul'a benziyor mu? Kesinlikle coğrafi olarak benziyor.Net bir boğaz hattı veburanın uzun solukta, köprününde getirisiyle küçük İstanbul olabileceğini düşünüyorum. İstanbul'un kötü yaşantısının örneklerini eğer bu saydığım bölgelerin yerelyönetimleri görürse, imar planları bunlara göre düzenlenirse, daha zarafetli bir şehir yaratılırsa çok keyifli etkileri olacağını düşünüyorum. Ama sadece rant piyasasıüzerinden imarla veya şehirleşmeyle ilgili yapılabilecek yanlış hamleler yürütülürse, kötü bir şehirleşme , mutsuz bir şehirleşme , yaşam kalitesininson derece düşük olduğu bir şehirleşme olacaktır.Buda köprünün kötü etkisi olabilir diye düşünüyorum.Ama bir lokasoyona köprü yapılması mutlak değerli ve önemli

bir şeydir. Zaten dünyanın tartışmasız en önemli unsuru ulaşım ve bunun içinde çok değerli bir adım. Taktirle , saygıyla karşılıyorum ama dediğim gibi çekincelerim deyok değil.Şehirleşme yapısı nedeniyle çekincelerim var. Ben zaten İstanbul'dan gelmiş bir insanım.5 yıldır Çanakkale'deyim , İstanbul'da 17 yıl yaşadım. Adım adım nereye geldiğini gördük. Aynı olayın Çanakkale'de olmasını kesinlikle istemem.

6-2018 yılı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Troia yılı ilan edildi. Bize kazanımları neler olacaktır? Nasıl hazırlanıyoruz?
Şöyle düşünmek lazım. Çanakkale'nin amirali turizm, esnafından otel işletenine kadar,restaurantından balık satanına kadar yani en küçük esnaftan en büyük esnafına kadar turizmle yürüyor. Turizmde malum iç turizm ve dış turizm olarak ikiye ayırmak lazım.Çanakkale merkezi iç turizmden pek etkilenemiyor. Asos, Bozcaada,Gökçeadahattı belki etkileniyor. Ama Çanakkale merkezi iç turizmden pek fazla etkilenmiyor. Merkezin etkilendiği en önemli turizm tarihi değerlerimiz.İşte bir Anzak Koyu, Kurtuluş Savaşı sırasında, Çanakkale Savaşı sırasında gerçekleşenler onun dışında daha eski tarihi kalıntılar; Zeus altarı, Troia devasa miraslar. Tek sıkıntıbunun yeterince bilirinirliği sağlamakta problem var.Troia yılı ilan edilmesindeki çabaların başlangıcı da buradan zaten.Troi, biraz öncede bahsettiğim gibi marka değeri en büyük ikinci isim. Marka olarak çok değerli, nereye gitseniz Troia'yı biliyorlar. Ayrıca tarihi bir birikimide var. Çanakkale savaşları sırasında

Mustafa Kemal Atatürk ''Hektor'un öcünü aldık'' diyebilecek kadar doğu-batının bir araya geldiği, doğu-batının savaşmak süretiyle etkileşime girdiği bir alan burası.Üstünde binlerce yıl, defalarca şehirler kurulmuş bir yapı.Son derece değerli,Unesco'nun tarihi miraslar listesinde bence yer alması gereken bir yer.Bütün bunları düşündüğünüzde tek eksik bilirinirliğini sağlamak ve bunu devasa bir açılışla düzenlenebilmesini sağlamak.Bu nedir ? Papa gelip bu yılı bir festivalle açabileceği kadar

büyük birşey yapılmalı çünkü dünyanın en büyük değerlerinden bir tanesi. Bununla ilgili ÇASİAD,Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası,Çanakkale Valiliği, Belediye Başkanlığıciddi çabalar sarf ediyor ve nihayet bakanlığa kadar ulaşmış vaziyette.Bakanlıkta bunu açıkça kabul etti, ilan etti. Bunun çok ciddi etkileri olacağını düşünüyorum. Turizmi hareketlendirmesi bakımından bir şekilde tüm Türkiye'de ,tüm dünyada bunun bilirinirliği artırılması bakımından çok ciddi etkileri ve katkıları olacaktır.

Burada daha önceki bir görüşemede Ak Parti Milletvekili de bu konunun kendisine iletildiğini ve kendilerinin de gerekli önlemleri almaya gayret ettiklerini anlatmıştı.Anlatımlar üzerine dikkat ettik ve gerçekten Troia levhaları var artık. Çanakkale'ye yaklaşırken 150-200 km önceden Troia levhalarını görebiliyoruz. Eskiden yoktu.Bunlar yapılıyor.Bildiğim kadarıyla Sayın Valimiz yolunu tamamlamış vaziyette.Bunlar çok olumlu hamleler.Yerel yönetimler destek veriyor.Biraz önce bahsettiğim şeyde buydu zatenmutlu yaşamanın sırrı.Farklı partilerden olabilirsin, farklı inançlarınız olabilir ama ortak insan tarihine dair değerlerinizi ortak sahiplenebiliyorsak ki şu anda bunu yapabiliyor buradaki siyasiler.Bunlar sağlayacaktır bizim mutluluğumuzu.Troia yılıda bunlardan bir tanesi , dolayısıyla çok ciddi etkileri olacağına inanıyorum. Burada tabi bu iş için ciddi çaba sarf eden arkadaşlarımız var. Onlarıda taktirle karşılamamız lazım.Adlarının anılması gerektiğine inanıyorum. Armağan Aydeğer

süper çalışıyor bu konuda. Olumlu, iyi etkileri olacağına çok, çok, çok inanıyorum. En azından insanların tarihi değerlere bakışını değiştirecektir. Ben iki defa gittim, gördüm.Gerçekten inanılmaz yerler ve değerler. Bunlar üzerine çalışılması gerekiyordu. Troia yılı hem Türkiye'de hem dünyada dikkati buraya çevirecektir.Başarılıolacağına inanıyorum.Bu sayede Avustralya'dan gelenlerin daha ziyade gelmeye başlayabileceğinede inanıyorum.Niye daha ziyade diyorum ? Yıllardır süre gelen,

onların başka bir cephedede savaştığı iddiasıyla, çok iyi bir tarihi mirasları olduğu iddiasıyla başka bir alana da gidiyorlar.Yani bildiğiniz turizm göçü yaşanıyor.Bunuda engelleyebileceğine inanıyorum. Tekrar dikkatlerin buraya çekilmesinde çok önemli katkıları olacağına inanıyorum.

7-Muhtemelen büyükşehir olacağız. Bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz?

Büyükşehir kavramı beni ürkütüyor. Coğrafi sınırlar veya siyasetin belirlediği yetkisel sınırlarla büyükşehir olunmasını tüm Türkiye açısından doğru bulmuyorum.Doğru olan, litaratürde yok ama kaliteli şehir olmaktır.Büyükte olalım, tamam ona bir itirazım yok.Eğer yetkisel bir bölge olarak büyükşehir olunması gerekiyorsaolalım hiç problem değil.Türkiye Cumhuriyeti'nin bütçesinden Çanakkale daha ziyade pay alacaksa bunada bir itirazım yok ama asıl olan boyumuzun veya kilomuzun büyükolması değildir.Sağlıklı olmamızdır. Büyükşehir olarak ben buna değer veriyorum. Eğer bu şehirde kaliteli bir turizm ağı olacaksa, kaliteli bir tarımsal kültür,yaşam olacaksa ki insanlar şuan son derece kaliteli yaşıyorlar Çanakkale'de, bunu dahada ileri götürülebilecekse gerek toplu taşıma alt yapılarıyla gerek turizm altyapılarıyla, alt yapı çalışmalarının tamamlanmasıyla , eğitime, kültüre gereken destek ve bütçenin ayrılmasıyla, insanların birbirine çok daha müsamahalı

yaklaşmasıyla, bunları sağlayabilerek Büyükşehir olabileceksek veya Büyükşehir olmamız hasebiyle gelecek kaynaklar buralara kanalize edilecekse kesinlikle çok olumlukarşılıyorum.Ama bütün büyükşehirler gerçekten büyük sıkıntılar yaşıyorlar.Alt yapı sıkıntısı, eğitim sıkıntısı, kültürel miraslarına sahip çıkma sıkıntısı yaşıyorlar.Bu bakımdan sıkıntı yaşamamamız gerektiğine inanıyorum.Bunlar çözülürse büyükşehir olmak elbette avantaj sağlayacaktır. Çanakkale bunu zaten hak ediyor. Gökçeada'sıyla,Bozcaada'sıyla her yerinden bir tarihi değer fışkırıyor.Yenice, Çan, Biga'sıyla her yerinden tarımsal kaynaklar fışkırıyor. Bütün bunları düşündüğünüz zaman her yönüyle

hakediyor bunu. Gecikmiş bir senaryo ama kaynaklar iyi kanalizeedilmeli , daha kaliteli bir yaşam üretebilmek adına kanalize edilmeli. Bunların hepsi bir arada gerçekleşirse müthiş bir şey olacağına inanıyorum.

Kaynak: Haber Merkezi
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Haber Merkezi
Editör
H

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!
Yorum Yaz
Yorumunuz yönetici onayından sonra yayınlanacaktır.
Bizi Takip Edin
Henüz hesap eklenmemiş.
- REKLAM -