“Vatandaşa elini uzatan CHP’dir”
CHP’li Öz “Yer tespiti dışında boğaz köprüsünü, Ezine’ye kurulacak OSB’yi olumlu buluyorum. CHP’li iki belediyeye yardımları için Ak Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan’a teşekkür ederim. Çağrısına da, ancak diğer belediyelerimizle ilgili süreç ne olmuştur.”
-------------------
“Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin birimlerinde FETÖ ile ilişkileri olmuş kişilerin hala aktif bir şekilde görevde olduğu söyleniyor. Orada da ben açıkçası hükümetin samimi olmadığını düşünüyorum.”
-------------------
“Tarım konusunda sadece Çanakkale'de değil Türkiye'de tarımın problemi maliyet giderlerinin fazla olmasıdır. Biz parti olarak bununla ilgili kanun tekliflerini verdik. Başta mazot olmak üzere, yem, gübre gibi mali giderlerden ÖTV ve KDV alınmaması yönünde tekliflerdi. Tüm bunlar görmezden geliniyor ve yine OHAL'in getirdiği çiftçimizi zarar uğratacak bir karar veriliyor.”
--------------------
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Çanakkale Milletvekili, TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Bülent Öz, yerel ve ulusal siyaset hakkında değerlendirmelerde bulundu. Gazetemize yaptığı ziyaret sırasında güncel gelişmelere değinen CHP’li Öz, ses getirecek çarpıcı açıklamalarda bulundu. İşte o sorular ve Öz’ün verdiği yanıtlar:
Geride bıraktığımız 2017 yılını ekonomik ve siyasi yönde değerlendirebilir misiniz?
“OHAL bir an önce kalkmalı ve Türkiye'nin ekonomik seyri normal sürece dönmeli”
2017 yılını özetleyecek olursak, iktidarın 15 Temmuz darbe girişiminden bu yana Fetö ile mücadele sürecinden dolayı ekonomiyle pek ilgilenemediğini görüyoruz. Yani Türkiye'de ki tüm meslek guruplarının ekonomilerini ve refah düzeylerini daha da ayağa kaldıracak bir çalışma içerisinde olmadığını görüyoruz. Tabi bu darbe girişimiyle de ülkenin gidişatını da baltalayan bir süreci yaşadık. Fetö ile mücadelede de açıkçası AK Parti'nin samimi olmadığını her platformda dile getiriyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak muhalefet partileriyle samimice ilişki içerisine girip birlikte mücadele edelim demiş olsak da AK Parti’nin buna yanaşmıyor. Açıkçası 15 Temmuz'dan sonra 20 Temmuz'da ''Biz Fetö’yle mücadele edeceğiz'' denilip ilan edilen OHAL kararını hükümetin kendi iktidarlarını sağlamlaştırma adına ya da Fetö’yle mücadele konusunda değil de, taşeron işçiler, kış lastiği gibi Fetöyle mücadele sürecinde olmayan bir takım KHK'larla bu süreci uyguladığını görüyoruz. Tabi bu OHAL süreci Türkiye'yi ekonomik yönden baltalayan bir süreç oldu. Hem yurt içi hem de yurt dışında ki yatırımcılar OHAL sebebiyle, KHK'larla yönetilen bir ülke profilinden dolayı gelmediğini görüyoruz. Enflasyon başta olmak üzere ekonominin tüm dinamiklerini grafik anlamda dibe doğru giden bir süreci yaşıyoruz. Hep söylediğimiz OHAL'in bir an önce kalkması ve Türkiye'nin ekonomik seyrinin normal sürece dönmesini muhalefet olarak söylüyoruz.
Çanakkale özelinde düşündüğümüzde de yatırımcılar ve iş adamları kendi ilerisini göremediği için yatırım yapmıyorlar. Bu konu tüm Türkiye gibi Çanakkale'yi de etkiliyor. Dışarıdan gelebilecek olası yatırımcılarda bu noktada kendilerini beklemeye alıyorlar. Bu tamamıyla OHAL sürecinin vermiş olduğu bir yansımayla alakalı. Tabi ki bölgemizde ekonomik yönden olumsuz etkileniyor.
Çanakkale'ye yapılan yatırımlar yeni yatırımcıların önünü açar mı?
Ezine'de kurulacak olan Tarıma Dayalı Organize Sanayi'nin yapılacak olması bölge için olumlu buluyorum. Elbette böyle bir yatırımın yapılacak olması hem çiftçilerimizin hem de tarımla ilgili meslek guruplarının önünü açacağını düşünüyorum. Yatırımı olumlu buluyorum.
Köprüyle alakalı da yeriyle ilgili tartışmaları bir tarafa bırakırsak, açıkçası yapılması taraftarıyım.
2018 Troia Yılı hakkında düşünceleriniz nelerdir?
“Çanakkale markalaşmaya ihtiyacı olan bir kent”
Geçmişten bu yana Çanakkale tarih kentimi olsun? Turizm kentimi olsun? Eğitim kenti mi olsun? soruları hep sorulur, bu tartışmalar hep yapılır. Bu konu ulaşımla da bağlantılı. Yani Çanakkale'nin ulaşımının Anadolu'ya uzak olmasından dolayı ''batıdadır ama doğuda kalmış'' gibi görülür. Bu gibi söylemler her zaman Çanakkale'nin markalaşması konusunda önünde engel olmuştur. Truva çağlarına kadar giden ve tabi ki kahramanlık destanının da yazıldı bir tarihimiz var. Bu açıdan Çanakkale markalaşmaya ihtiyacı olan bir kent ve bu konuda hep söylenti istek ve temenni noktasında kalmıştır. Ama Troia yılıyla birlikte hem ülkede hem de dünya vizyonunda Çanakkale'yi markalaşma yönünde adım attıracaktır. 2018 Troia yılı için emek veren mücadele gösteren tüm kesimlere bu noktada teşekkür ediyoruz.
Üniversiteler arasında yapılan araştırmada Fetöyle mücadelede Çanakkale 18 Mart Üniversitesi yapılaşmanın en fazla olduğu üniversiteler arasında gözüküyor. Çanakkale 18 Mart Üniversitesinde Fetöyle mücadelede başarılı bir çalışma yapıldı mı?
İktidarın Fetöyle mücadele konusunda samimi olmadığını hep söylüyoruz. Açıkçası 18 Mart üniversitesinde de bir takım isimler tabi ortada dolaşıyor. 18 Mart Üniversitesinin birimlerinde fetöyle ilişkileri olmuş kişilerin hala aktif bir şekilde görevde olduğu söyleniyor. Orada da ben açıkçası hükümetin samimi olmadığını düşünüyorum. Mücadeleyi yeterli bulmuyorum.
Çanakkale belediyelerini değerlendirebilir misiniz?
“Cumhuriyet Halk Partisi Belediyeleri halka hizmet konusunda mücadelelerini sürdürüyorlar”
Cumhuriyet Halk Partili belediyeler sosyal belediyecilik anlayışında ki yatırımlarını ve projelerini yerine getiriyorlar. O konuda tabi elbette vaat edilen projeler, ülkenin de durumu göz önüne alındığı zaman hemen olamayabiliyor. Özellikle Cumhuriyet Halk Partili belediyeler vaat ettikleri projeleri zamanı geldiğinde yapacaklardır. Bu anlamda Cumhuriyet Halk Partisi Belediyeleri halka hizmet konusunda mücadelelerini sürdürüyorlar.
Belediyelerin daha ileriye taşınması anlamında Ak Parti Grup başkanvekili Bülent Turan'ın çağrısı oldu. ''Sonuçta bunu belediye başkanları almıyor. Bunun partisi olmaz, halk yararlanacak ve samimi olan projelerinizi getirin, ben Ankara'da her türlü desteği vereceğim'' diye çağrı yaptı. Bu çağrıya gidip hizmet alan belediyelerde oldu. Örneğin Kepez Belediyesinin SUKAP projesi, Bozcaada Belediyesinin aldığı gibi, Çanakkale Merkez Belediyesi bir görüşmesi oldu. Gelibolu'ya baktığımızda aynı şekilde. Bir taraftan kendi olanaklarıyla bir şeyler yapmaya çalışan Cumhuriyet Halk Partisi Belediyesi var ama diğer taraftan da iktidarın kapısını açan bir çağrı var.
Belediyelerde ısrar etmeme eksikliği mi var?
Bülent Turan tarafından böyle bir çağrı yapıldığını biliyoruz. Bu anlamda çağrı üzerine tüm belediye başkanlarımız '' bu çağrıyı yapan iktidar milletvekili'' deyip gitmemezlik yapmamıştır. Tüm belediyeler gitmiştir. Bülent Turan'da Kepez ve Bozcaada'ya yardımlarını yapmışlardır. Bende bizzat bu yatırımlar için Bülent Bey'e teşekkürlerimizi ilettim. Tabi diğer belediyelerimizle ilgili süreç ne olmuştur ve diğer projelerde sunulmuştur. Onlara da yarım edeceklerdir. Yani belediyelerimizin başvurularını, taleplerini geri çevirmeyecektir. Israr etmeme eksikliği olduğunu düşünmüyorum. '' Şu CHP'li belediyelere yardım edeyim. Şu CHP'li belediyelere yardım etmeyeyim'' sonucu ortaya çıkarsa iktidar milletvekilinin yanına giden CHP'li belediyeleri suçlamamak gerekir. Yardım yapılmaması konusunda iktidar tarafına soruları sormak gerekir diye düşünüyorum. Ben birden çok gidildiğini biliyorum ama sonuçta bir kez de olsa gidildiğinde sorun bellidir. Projelerle oraya gidilir ve dolayısıyla belediyenin taleplerine yardım edip etmeme iktidar kanadının kararıdır. Eğer o taleplere cevap verilmediyse '' Neden bu taleplere cevap vermediniz? '' diye iktidar tarafına sormak gerekir.
Enerji, maden ve termik santral konusunda düşünceleriniz nelerdir?
Çanakkale'de çok fazla termik santral başvurusu vardı. İki yıl önce Çanakkale'de toplamda çalışır 4 termik santral ve başvurusu yapılan, ön lisans aşamasında olan projelerle birlikte toplam 19 tane proje vardı. Bunlardan 16'sı ithal kömürle çalışacak termik santrallerdi. Açıkçası çevre dernekleriyle biz Ankara'da bunun mücadelesini verdik ve birçok proje iptal oldu. En son Yenice Çırpılar Termik Santrali yapım başvurusu süreci var. Bununla ilgilide en son bir yıl önce toplantıya gitmiştik ve ÇED raporu olumsuz çıktı. Geçtiğimiz Eylül ayında da yine ilgili şirket tarafından başvurusu yapılarak ayrı bir ÇED toplantısı oldu ve bu toplantıya katıldık, itirazlarımızı ilettik. Bölge halkının yapılacak termik santrali istemediğini belittik. Burada bizim karşı çıktığımız esas nokta Termik santrallerin ilgili şirketlerinin ÇED raporlarına uymadıklarını görüyoruz. Dolayısıyla çevreye vermiş olduğu zararları görmüş oluyoruz. Bizim karşı çıktığımız nokta budur. Yani ÇED raporlarını, Çevre Bakanlığına sunuyorlar ve bu raporlara uyulsa çevreye hiçbir zararları olmayacak diyorsun ama bundan önce yapılan termik santrallerin bu raporlara uymadığını görüyoruz. Bizim karşı çıktığımız noktada budur. Enerji konusunda da elbette enerji çıkacak. Jeotermal enerji projeleri var. Evet Jeotermal enerji kaynakları da kullanılmalı ve kaynağa dönüştürülmelidir. Ama burada da dikkat edilmeyen nokta zeytin ağaçlarının içerisine sondajları kurmaları. Oysa zeytin alanı olmayan bir çok yer var Ayvacık'ta. Boş alanlarda herhangi çalışma yapılmıyor özellikle gidip zeytin ağaçlarının içerisinde yapıyorlar. Yani enerjiye karşı olamayız, çevre kriterlerine uyulmamasına karşıyız. Rüzgar enerji santrallerine olumlu bakıyorum ama onlarda çok fazla yapılamıyor. Bir bölgenin belli kapasitesi var ve bunun sınırı aşılamıyor. Onunda fazla çevreye zarar ve iktidarın bu konuda yanlış bir konusu yok. Evet belli oranda rüzgar paneli yapılmıştır ve fazlası da zarardır diye hükümette söylüyor.
Çanakkale'de üç milletvekili iddianız var. Bu iddianızı nasıl destekleyebilirsiniz?
Seçim zamanlarında tüm siyasi partiler seçim çalışmaları çerçevesinde köylerde ve diğer yerlerde çeşitli ziyaretler yaparlar. Kamuoyunda ki algı seçim bittikten sonra artık bu ziyaretleri yapmazlardır. Hatta köylere gidildiğinde ''Seçim geldi. Tekrar geldiniz'' diye açıklama getirirler. Ama Cumhuriyet Halk Partisi'nin tüm ilçe örgütlerimiz bu tabuyu yıkmıştır. Cumhuriyet Halk Partisinin tüm örgütleri bu ziyaretleri uzun bir dönemdir, seçim olmasa bile belli zaman aralıklarıyla yapmaktadır. Dolayısıyla seçimden seçime algısını kıran tek parti Cumhuriyet Halk Partisidir. Dolayısıyla hem milletvekilleri düzeyinde hem de teşkilattaki arkadaşlarla esnaf ziyaretlerinde ve tüm meslek guruplarının sorunlarını dinleyen ve bunları çözüme kavuşturmak için mücadele eden bir partiyiz. Bu noktada vatandaş ve yurttaş yanında hangi partinin olduğu ve kimlerin olduğunu çok iyi bilmektedir. Vatandaşın yardım eline el uzatan Cumhuriyet Halk Partisidir. Dolayısıyla bu gerçeklik ışığında vatandaşımız Çanakkale'de Cumhuriyet Halk Partisinin bu hakkını verecektir ve 2019 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi Çanakkale'de en az üç vekil çıkaracaktır.
Türkiye ve Çanakkale'de ki tarım ve tarım politikaları konusunda düşünceleriniz nelerdir?
Tarım konusunda sadece Çanakkale'de değil Türkiye'de tarımın problemi maliyet giderlerinin fazla olmasıdır. Biz parti olarak bununla ilgili kanun tekliflerini verdik. Başta mazot olmak üzere, yem, gübre gibi mali giderlerden ÖTV ve KDV alınmaması yönünde tekliflerdi. Tüm bunlar görmezden geliniyor ve yine OHAL'in getirdiği çiftçimizi zarar uğratacak bir karar veriliyor. Kasım ayında kuru bakliyat ithalatında vergiyi sıfırladı. Bu tabi ilgili firmaları, yerli üreticileri tercih etmek yerine vergi sıfır diye yurt dışına yönelmesini sağlayacak. Yani biz üzerine basa basa maliyetlerin azaltılması yönünde söylemlerimizi belirtiyoruz ve bunları hükümet duymuyor. Aksine bu maliyetler altında ezilen yerli üreticimize hiçbir destekleme getirmeyip üzerine adeta yurt dışında ki çiftçileri düşünerek vergi sıfırlama gibi bir karar alınıyor. Dolayısıyla ilgili firma yerli üreticiyi tercih etmez, yurt dışında ki üreticileri tercih eder. Bu ve buna benzer maliyet arttırıcı unsurlar yüzünden tarım iyi yönde gözükmüyor. Desteklemeler konusunda da maalesef öngörülen tarihte yapılmıyor. En son süt ve tarım destekleriyle ilgili bakana önerge verdik. Desteklemelerin zamanında yapılmamasıyla otomatikman çiftçinin ödemelerini yapmaması anlamına geliyor. Et konusunda da besiciye destek vermek yerine Sırbistan gibi ülkelerden et ithalatı yapılıyor. Et ithal edeceksin ama ne zamana kadar yapılacak bu? Vatandaş ne zaman eti ucuz yiyecek vatandaş? Dolayısıyla et ithalatı yerine besiciye destek verilmesi gerekir.
İyi parti hakkında düşünceleriniz nelerdir?
Türk siyasi tarihinde birçok parti kurulmuştur. Her partinin kuruluş amacı ülkesine hizmet etme amacındadır. İyi Parti'de bu yönde kurulmuş bir partidir. Onlara da siyasi hayatlarında başarılar diliyorum.
DOĞANCAN USTABAŞ
Yorumlar
Yorum Yaz