Gündem

Erol Günaydın “Laf çok icraat yok”

Özel Dosyaya konuşan Çanakkale Kırım ve Dobruca Tatarları Dayanışma Derneği Başkan Erol Günaydın “Üç siyasi kuruluşunda seçimde...

Erol Günaydın “Laf çok icraat yok”

ÇANAKKALE BÜYÜYOR, ÇANAKKALE DEĞİŞİYOR

Erol Günaydın

Çanakkale Kırım ve Dobruca Tatarları Dayanışma Derneği Başkanı

1-Çanakkale her geçen gün büyüyor ve gelişiyor. Bu büyümenin Çanakkale’ye katkıları sizce nelerdir? Bu anlamda neler yapılıyor?

Evet Çanakkale büyüyor ama hepimiz zannediyoruz ki hacmen büyüyor. Nüfus olarak ta büyüyor ama o eğitimli bir nüfus büyüyor mu önce onu sormamız lazım. Biz dernekler olarak, şuan da Avrupa da sivil toplum kuruluşlarına çok önem verdikleri için Türkiye’nin de önem vermek zorunda olduğunu düşünüyoruz. Zaten ülkelerin kalkınması, sivil toplum kuruluşlarının görüntüleriyle onların yaptıkları faaliyetlerle olur. Biz dernek olarak genelde Ukrayna, Rusya, Polonya, Macaristan, Litvanya, Letonya, Finlandiya gibi ülkelerde derneklerimiz olduğu için buralara gidip görüyoruz ve sivil toplum kuruluşlarına ne kadar önem verdikleri görülüyor. Mesela 3 yıl önce buraya Avustralya da ki Kırım, Tatar derneklerinden bir grup gelmişti. Onlara Çanakkale’nin bazı yerlerini gezdirdim ve hayret ettiler. Gelenler ‘’Sizde derneklere, tarihi alanlarınıza bu kadar mı değer veriliyor? Bizde sizdeki gibi böyle tarihi yerler olsaydı sanırım çoğunu altın kaplamayı düşünürlerdi’’ demişlerdi. Böyle sorulunca bizde şaşırdık. Sivil toplum kuruluşları neden önemli? Çünkü sivil toplum kuruluşları o bölgenin gelişmesine yardımcı olur ve kendisiyle birlikte dünyaya tanıtmaya çalışır. Çanakkale’yi herkes biliyor ama buranın ne kadar iyi olduğunu onlara gösterebilmek için gayret göstermemiz gerekiyor. Bu da tabi ki eğitimle olacaktır. Olmayacak işlerle göstermek, buranın güzel ve gelişmiş şehir olmasının üstünü örter. Bazı şeylerinden ama bunları çözmek için adım atmalıyız. Çanakkale’nin sağlıklı gelişmesi için sivil toplum kuruluşlarının üst seviyede olması gerekir. Bazı il ve ilçelerde sivil toplum kuruluşlarının belediyeler tarafından aynı binaya toplanmış ve bir tesis yapılmış. Her dernek orada toplantısını yapabiliyor. Bizim belediyemizde böyle bir şey yapmayı düşünüyordu ama o günden bu yana yapılmış bir şey göremedik.

2-Önümüzdeki 5 yıl içerisinde size göre Çanakkale ne yönde(turizm, eğitim, tarım vs) ilerleme kaydedecektir?

Üç siyasi kuruluşunda seçimden önce sunduklarını tek tek gördük ve hepsiyle de oturup bunları konuştuk. Ama şimdiye kadar hiç birisi yapılmadı. Düşünüyorlar ama bizzat icraat yapılmıyor. Gelişen Çanakkale de trafik sorununu çözemedik, Çanakkale sadece binalar ile gelişti, belediyeler birbirleriyle çatıştılar. Daha önce biz bütün toplantılara katıldık ve o toplantılarda ‘’büyük hotel yapılmasın’’ diye öne çıkan gündemler oldu. Ama oraya tekrardan büyük hotel yaptılar. Biz yapılmasına şeklinde oy verdik çünkü büyük bir hotelin yapılması belli seviye de insanların Çanakkale’ye gelmesi demektir. Yurt dışındaki bazı kişiler, sadece bazı hotellere giderler. İsim yapmış bazı markaların mutlaka Çanakkale de olması gerekir. Bunu yapmak istemiyorlar mı onu da bilemiyoruz. Bence böyle yatırımlar artacaktır.

3- Yaşanılabilir kentler listesinde ilk ona nasıl girebiliriz? Mutlu bir kent olma yolunda neler yapılabilir?

Ben bu işlerde çok koşturuyorum ve araştırma yapıyorum. Bizim üniversiteye gelen ailelerin çoğuyla konuşuyorum, üniversiteyle de ilişkilerim iyidir. Aileler ile konuştuğumuzda ‘’Çanakkale’den başka yerde yaşamayız, burası tam yaşanılacak yer’’ diyorlar. Denizi var, havası var, yiyecek başka yerlere göre nispeten ucuz, her yere yürüyerek ulaşabilirsiniz o yüzden yaşanılacak yer olduğunu söylüyorlar ama buraya mutlaka devletin destek vermesi şarttır. Yanlış politikalarla devlet desteğini alamıyoruz. Yapılması gereken il şeylerden birisi ulaşım sorunun çözülmesidir.

4-Ekonomik yönden değerlendirdiğinizde değişim ve gelişim yönünde yatırımlar (ulaşım, turizm, eğitim, sanayi, termik santraller, metal madenciliği) ne yönde olabilir, maden ve termik santral konusuna nasıl bakıyorsunuz?

Sokaklarımızı bir dolaşalım ben özellikle inceleme yapmak için dolaşıyorum ve hiç birini beğenmiyorum. Sokaklarımızdaki yaya geçitlerini, kaldırımları müteahhitler böyle mi yapmaları gerekiyor, bu kadar kötü olmak zorunda mı, insanlar böyle sokaklarda mı yaşayacaklar? İnşaatlar yapılıyor, bu insanlar bu inşaatlardan para kazanıyorlar ama oradan küçük bir çocuk geçse yukarıdan bir şey düşmeyeceğini garantileyecek hiçbir önlem alınmıyor. Sokaklarımızın hali rezalet. Biz termik santrallere geçmeden önce Çanakkale’nin içini çözmemiz gerekir. Termik santrallerin olmasını istemiyorum çünkü burada boğazımız, denizimiz var ondan enerji üretmek için üniversite yıllarca uğraştı. Ama sebepsiz yere bir ilerleme olmadı. Yaz, kış gökyüzünde güneş var, güneş panellerinden enerji üretebilirdik onu da yapamadık. Bu kadar maden duruyor ne yapılması lazım diye düşünürsek; ilerisindeki kirliliğin önüne geçmenin çözümünü bulmadan ne yapalım? Demekle olmuyor. Önce atıklarını ne yapacağımızı çözmemiz lazım. Bunun bir örneğini vereyim. Rusya, nükleer atıklarını Kırgızistan, Özbekistan çöllerine attı. Orada da üzerini kurşunla kapattılar. ‘’Doğru bir iş, hiçbir şey olmaz’’ dediler ama oradaki yoksul halk, kurşunları sökü çıkardı ve sattı. Söküldükten sonra oradaki atık ortaya çıktı ve çölün tozuyla havaya karıştı. Kırgızistan’a gittiğimiz orada bir anons duydum ‘’Nükleer atık yağacaktır, şemsiyeniz olmadan sokağa çıkmayınız.’’ Oradan birine sordum tozla birlikte havaya karışan radyasyon insanların üstüne yağıyormuş. Bunlar yaşanan gerçekler, bu kadar atığı ne yapacağız öncelikle onların çözülmesi gereklidir. Eskiden Çanakkale’den gemilerle bakla ve palamut ihracatı yapılırdı. Şimdi palamut ihracatı bitti onu kabul ediyoruz ama bakla ihracatı hala yapılabilir. Bu sene şeftalimizi satamadık, seneye domatesimizi satamayacağız üretici üretimini yapmayacaktır. Bu ürünlerin üretimi ve ticareti konusunda üreticilere yatırım yapılması gerekir.

5-Çanakkale 1915 Köprüsü şimdiden ses getirmeye başladı. Bittiğinde şehrimize katkısı ne olacaktır?

Nasıl üçüncü köprünün İstanbul’a bir yararı olmadıysa 1915 Köprüsünün de Çanakkale’ye yararı olmayacağını düşünüyorum. Üçüncü köprü trafiği rahatlatamadı çünkü insanlar uzak mesafelerden dolaşmak istemedi. Bizim köprümüz de merkeze uzak olduğu için insanların çoğu yine feribotu kullanacaktır. Belki şehrin dışına gidecekler düşünebilir. Çanakkale’nin ticaretini de baltalayacaktır. Çünkü köprüden geçen araç şehre hiç uğramadan transit gidecektir. Belki trafiğin rahatlaması durumunda feribottaki kuyruğu azaltabilir. Bir de Lapseki ve çevresine rant alanı sağlayacaktır. Bunların haricinde başka katkısı olacağını düşünmüyorum.

6-2018 yılı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Troia yılı ilan edildi. Bize kazanımları neler olacaktır? Nasıl hazırlanıyoruz?

Bence hazırlanamadılar. Bu bizim projemizdi daha doğrusu bizim derneğimizin ve spor kulübümüzün projesiydi. Bunu yapamadıklarını tekrar söylüyorum çünkü buradaki bu işi bütün dünyaya tanıtabilmek için buraya bir triathlon programı dahil edelim, boğazdan bir geçiş olsun, tarihi alanda da bir maraton olsun, Troya’ya kadar bisiklet yarışlarıyla birlikte bu programı tamamlayalım demiştik ama hiç birisi önemsemedi ve bundan üç yıl önce hiç birisi istememişti. Troya’nın ne kadar önemli olduğunu onlara söylediğimiz halde onların aynen söylediklerini söylüyorum; ‘’Troya’da neymiş? Burada tarihi alan var ‘’ Tarihi alan Türkiye, Avustralya, Yeni Zelanda’yı ilgilendiriyor ama Troya bütün dünyayı ilgilendiriyor. Biz geçen yıl bir proje almıştık ve o projeyle Romanya’da ki insanları buraya getirelim dedik. O insanların ekonomiye, turizme ne kadar çok katkısı olduğunu buradaki hotelciler gördüler. Gelen insanların çoğu Çanakkale’den geçtiler ve burada konakladılar. Macaristan’dan böyle bir talep geldi ‘’ Bizde Çanakkale’yi görmek istiyoruz’’ diye ama Çanakkale’nin diğer dernekleri, resmi kuruluşlar bu işe destek vermediler. Ben iki yıl önce dünyanın en iyi ressamlarını Çanakkale’ye getirmek ve onlara 18 Mart’ta İskele Meydanı yada Çimenlik Kalesi içerisinde bir hafta boyunca resim sergisi ve gösterimi yaptırmak için başvuruda bulundum ve bu insanlar ücret falan almak istemediler sadece yer temini yapılacaktı ama bunu bile hiçbir yönetici istemedi. Çanakkale’ye yapılacak katkı istenmedi. Şöyle bir anekdot söyleyeyim; Truva Savaşı filmi çekilirken Bakanlığımız filmin Türkiye’de çekilmesine izin vermedi. Film, Malta’da çekildi. Neden istemiyorlar, neden bu şekilde davranıyorlar, dünyada ismimizi duyurmak istemiyorlar mı? Anlamış değilim.

7-Muhtemelen büyükşehir olacağız. Bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz?

Olursak başta da söylediğim gibi sivil toplum kuruluşlarını geliştirmemiz lazım. Kent konseyinin durumunu görüyoruz, A veya B tarafının kazanması önemli değil halkın kazanması önemlidir. Şuan bir taraf kazandı ama seçildikten bu yana bir tane toplantı yapılmadı. Bir ay önce mahalle konseyinden birisi dernekleri dolaşıyoruz diye yanımıza geldi ama ne için dolaştıklarını bilmiyorlar. Ellerinde neler yapacaklarıyla ilgili bilgilendirecek hiç bir şey yok. Bu şekilde çalışacaklarsa bu işi yapmasınlar. Kent Konseyinin öncelikle nerede ne sorun olduğunu bilmesi ve bunların çözümlerinin ne olacağını hazırlayıp ondan sonra insanlarla ve derneklerle görüşmesi gerekiyor. Biz dernekler partiler üstü kuruluşlarız, dün Kent Konseyi Başkanıyla konuşurken bir dernek başkanı gelip ‘’ siz oy vermemiştiniz, kime oy verdiniz ‘’ dedi. Çalışana oy vermemiz gerektiğini idrak edememiş böyle insanları aramızdan çıkarmamız gerekiyor. Derneklerin partilerle işi olmaması gerekiyor. Çanakkale’ye faydalı olacak her türlü şeyi yapmaya ve desteklemeye hazırız. Bugünkü sistemle devam ederse büyükşehir’in Çanakkale’ye yararı değil zararı olacaktır. Büyükşehir olunca daha zorlu işler olacaktır. Kurumsal olarak ve alt yapı olarak Çanakkale bu kavrama hazır değil diye düşünüyorum.

Caner KÜPELİ



Kaynak: Haber Merkezi
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Haber Merkezi
Editör
H

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!
Yorum Yaz
Yorumunuz yönetici onayından sonra yayınlanacaktır.
Bizi Takip Edin
Henüz hesap eklenmemiş.
- REKLAM -