Prof. Dr. Ferit Kerim Küçükler, tiroid kanserinin genellikle tiroid nodüllerinin içinde yer alan hücrelerin kontrolsüz şekilde büyümesiyle meydana geldiğini açıkladı. Başlangıçta belirgin bir bulgu göstermeyen tiroid kanserinin, ilerleyen aşamalarda ise hızlı büyüyen tiroid nodülleri, ses kısıklığı, öksürük, yutma güçlüğü ve boyunda lenf bezesi büyümesi gibi belirtilerle ortaya çıkabileceğini vurguladı. Küçükler, bu nedenle tiroid nodüllerinin düzenli olarak ultrason ile takip edilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi.
Tiroid kanseri, her 100.000 kişiden 5-10’unda görülen bir hastalık olarak dikkat çekerken, son yıllarda ultrasonografi kullanımının artmasıyla daha fazla vaka tespit ediliyor. Tiroid kanseri risk faktörleri arasında ailede tiroid kanseri öyküsü, obezite, iyot düzeyinin aşırı düşük veya yüksek olması, radyasyon ve kadmiyum maruziyeti gibi çevresel faktörler bulunuyor. Küçükler, hastalığın genelde düşük ölüm oranlarına sahip olduğunu, ancak hızlı ve kötü seyreden anaplastik kanser gibi türlerde ölüm riskinin arttığını belirtti.
Tiroid kanserinin tanısında en hassas yöntem olarak tiroid ultrasonografisinin kullanıldığını vurgulayan Prof. Dr. Küçükler, tiroid kanseri şüphesi taşıyan nodüller için ince iğne aspirasyon biyopsisinin yapılması gerektiğini ifade etti. Riskli nodüllerin düzensiz sınırlara sahip olması, içinde kireçlenme veya düzensiz kanlanma odaklarının bulunması gibi özellikler taşıdığını belirtti. Küçükler, şu anda tiroid kanserini tespit edebilen bir kan testinin bulunmadığını da sözlerine ekledi.
Tiroid kanserinin tedavisinde cerrahi müdahale gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Küçükler, hastalığa göre tek tiroid lobu veya her iki lobun cerrahi operasyonla çıkarıldığını ve bazı durumlarda lenf bezelerinin de alındığını aktardı. Bazı hastalarda, operasyon sonrası radyoaktif iyot tedavisi ile kalan tiroid hücrelerinin yok edilmesi sağlanabiliyor. Total tiroidektomi yapılan hastaların ömür boyu tiroid hormonu kullanması gerektiğini vurgulayan Küçükler, kemoterapi ve radyoterapinin ise nadiren kullanıldığını belirtti.
Prof. Dr. Küçükler, ileri evre tiroid kanserlerinde kullanılan radyofrekans ablasyonu ve kriyoablasyon tedavi yöntemlerine de dikkat çekti. Radyofrekans ablasyonunda elektrik enerjisi kullanılarak kanser hücrelerinin yüksek ısıyla öldürüldüğünü, kriyoablasyon yönteminde ise kanser hücrelerinin dondurularak öldürülmesi için bir gaz kullanıldığını açıkladı. Bu tedavi yöntemlerinin, küçük kanser alanlarını kontrol altına almada etkili olabileceğini belirtti.
Tiroid kanserinin erken tanı ve tedavi ile başarılı bir şekilde yönetilebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Küçükler, hastalığın semptomlarını fark eden kişilerin zaman kaybetmeden uzmanlara başvurmaları gerektiğini vurguladı.
Yorumlar
Yorum Yaz