Siyaset

ERKEK, CUMHURİYET GAZETESİ DAVASINI DEĞERLENDİRDİ

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Çanakkale Milletvekili ve TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi Muharrem Erkek, önceki gece CNN Türk'te ca...

ERKEK, CUMHURİYET GAZETESİ DAVASINI DEĞERLENDİRDİ

Şirin Payzın’ın sunduğu Ne Oluyor programına konuk olarak katılan Milletvekili Muharrem Erkek, Cumhuriyet Gazetesi davasında edindiği izlenim ve bilgileri izleyiciler ile paylaştı. Duruşmayı değerlendiren Milletvekili Muharrem Erkek; “Cumhuriyet Gazetesinin yazarları ve yöneticileri bugün itibariyle 365 gün oldu, bir yıldır tutuklu bulunuyorlar. Tutuklama öyle bir durum ki; sadece tutukluları değil aileleri de telafisi olmayan mağduriyetlere sürüklüyor. Tutuklama bir tedbirdir, bir ceza değil. Ama maalesef cezaya dönüştü bu davada. Bu dava da bir enteresan durum var; her duruşma günü veya bir gün önce bazı bilgi ve belgeler duyuruyoruz. Tabi bunları savunmanın inceleme imkânı olmuyor. Fakat bunlar aslında delil niteliğinde bile olmayan bilgi ve belgeler oluyor. Bunları araya bir delilmiş gibi koyuyorlar. Veya bir röportaj yapılmış onları dosya içerisine koyuyorlar. Röportaj yapılan kişinin düşünceleri yer alıyor ama ortada kesin bir belge yok. Köşe yazılarından, haberlerden delil üretmeye, suç üretmeye çalışıyorlar. Bunlar maalesef gazeteciliği yargılamaktır” dedi.

“20 yıldır Ceza Avukatlığı yapıyorum; bunlar yargıda olağan atamalar değil, olağan süreçler değil”

İddianame’yi hazırlayan savcılardan birinin HSYK üyeliğine atanmasının ardından Cumhuriyet Gazetesi yazar ve yöneticilerinin tutukluğunun devamına karar veren hakimlerinde ödüllenir gibi yeni kurulan Ağır Ceza Mahkemelerine başkan yapıldığını söyleyen Muharrem Erkek; “Düşünebiliyor musunuz; bir iddianame ile bugün yargılanan Cumhuriyet Gazetesi yönetici ve yazarlarının cezalandırılmasını isteyen bir savcı, bugün HSYK üyesi. Yani karar verecek mahkeme hâkimleriyle ilgili her türlü işlemi yapmakla yetkili kılındı. Bunlar hukuk devleti açısından çok çok önemli ayrıntılardır. Tutuklama kararı veren Sulh Ceza Yargıcı yeni kurulan Ağır Ceza Mahkemesine başkan yapıldı. Tutuklama kararına itiraz eden yine Sulh Ceza Hakimi de yeni kurulan Ağır Ceza Mahkemesine başkan yapıldı. 20 yıldır Ceza Avukatlığı yapıyorum; bunlar yargıda olağan atamalar değil, olağan süreçler değil. Böyle bir yargılama ile karşı karşıyayız” dedi.

“Masum insanlar cezaevlerinde tutuluyor”

Cumhuriyet Gazetesi davasının iddianamesini ve delilleri incelediğini belirten Muharrem Erkek, iddiaların dayandığı delillerin yeterli olmadığına dikkat çekerek; “Burada çok önemli bir detay var. Bu davanın temeli neye dayanıyor? Deniliyor ki; Cumhuriyet Vakfı yönetim kurulu ele geçirildi. Nasıl ele geçirildi? Ele geçirilme iddiası bir seçim. Prof.Dr. Aydın Aybay vefat edince yerine birisinin seçilmesi gerekiyor. Seçilen kim? Önder Çelik. Önder Çelik kim? 1992 yılında gazetenin yayınlanması için kurulan şirketin; Uğur Mumcu, Ali Sirmen ile beraber 11 kurucu şirket ortağından bir tanesi. 25 yıl önce, 1992 yılından beri Cumhuriyet Gazetesinde yer alan bir isim. Seçenlere baktığımızda 54 yıl aynı gazetede görev almış Orhan Erinç, 51 yıldır cumhuriyet gazetesinde bulunan Hikmet Çetinkaya. Cüneyt Arcayürek, İbrahim Yıldız Akın Atalay gibi yarım asıra yakın aynı gazetede çalışan insanlar. Nasıl bir ele geçirmedir bu, bu nasıl bir mantıktır? O kadar temelsiz, dayanaksız bir dava ile karşı karşıyayız ki, onun için her duruşma da araya bir şeyler sokmaya çalışıyorlar. İkinci iddia nedir? Cumhuriyet Gazetesinin yayın politikasının değişmesi. Bu o kadar gülünç bir iddia ki; hâkim ve savcılar bazen kürsüden ‘Haddinizi bilin, sizin haddinize değil bize işimizi öğretmek’ uyarısı yapıyorlar sanıklara. Müsaade edin de gazeteciler de yaptığı işi öğretmeyin. Siyaseten değil ama bir hukukçu ve insanlar olarak çok üzgünüm; çünkü masum insanlar cezaevinde. Masum bir insan cezaevinde ise hiç kimse özgür değildir” dedi.

“Türkiye’de yaşayan vatandaşların yüzde 70’i adalete güvenmiyor”

Cumhuriyet Gazetesi davasında sanıklar lehinde bulunan delil ve bilgilerin gizlendiğini belirten Muharrem Erkek; “Ülkede huzur yok, barış yok, kardeşlik yok. Neden? Adalet olmadığı için yok. Adalet olmadığı için bunları sağlamanız mümkün değil. Yapılan araştırmalar ortaya koydu ki; bugün Türkiye’de yaşayan vatandaşların yüzde 70’i adalete güvenmiyor. Hâkimlerin, savcıların yüzde 56’sı adalete güvenmiyor! Bugün adli yargıda ilk derece mahkemelerde görev yapan hâkim ve savcıların kıdemleri ilk üç yılın altında. Bugün yüksek yargı mensupları ile görüşün onlarda adaletin olmadığını söylüyor. Böyle bir düzende huzur, kardeşlik, barış mümkün olabilir mi? Savcılar lehe ve aleyhe yönde tüm delilleri toplamakla yükümlüdür ama burada soruşturma savcısı lehe olan tüm delilleri çıkartmış, zorlama ve kurguya dayalı aleyhe deliller yaratmış. Dosya da bir tutanak var; 31 Mart 2017 tarihli tutanak da aynen şöyle deniyor; ‘Akın Atalay ve Mehmet Sabuncu hakkında yapılan sorgulamada FETÖ/PYD kapsamında çeşitli birimler tarafından dairemize gönderilen ve analiz şube müdürlüğünde toplanan tüm delillere, listelere, bilgilere baktık ve şahıslar hakkında hiçbir bilgiye rastlanmamıştır” deniliyor. Bu tutanak iddianameden üç gün önce dosyaya girmiş olmasına rağmen savcı bunu iddianamesine yazmıyor. Daha sonra mahkeme dosyasında bu ortaya çıkıyor. Ve tüm bunlar sonucunda bu insanlar 365 gündür içeride halen tutuklu bulunuyorlar. Adaleti tesis edersek; işte o zaman ülke olarak iyi bir yerlere gidebiliriz diye düşünüyorum” dedi. HABER MERKEZİ

Kaynak: Haber Merkezi
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Haber Merkezi
Editör
H

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!
Yorum Yaz
Yorumunuz yönetici onayından sonra yayınlanacaktır.
Bizi Takip Edin
Henüz hesap eklenmemiş.
- REKLAM -