Sosyal anksiyetenin, bireylerin toplum içinde nasıl algılandıklarıyla ilgili yoğun kaygılar yaşamasına neden olduğunu belirten Erdem, özellikle ergenlik döneminde bu durumun daha belirgin hale geldiğini ifade etti. Gençlerin sunum yapma, sınıfta söz alma veya yeni arkadaşlar edinme gibi sosyal etkileşimlerde zorlanabileceğini dile getiren Erdem, bu süreçte aile ve eğitimcilerin desteğinin büyük önem taşıdığını vurguladı.
Sosyal anksiyetenin genetik faktörlerin yanı sıra akran baskısı ve sosyal beklentilerle de tetiklenebileceğini belirten Erdem, bu durumun gençlerin okul performansı, sosyal ilişkileri ve genel yaşam kalitesi üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini ifade etti. "Hayat, sosyal etkileşimlerle dolu bir yolculuktur. Bu yolculukta gençlere destek olmak ve anlayış göstermek, sosyal anksiyeteyi hafifletebilir. Eğer bir gençte sosyal anksiyete belirtileri gözlemleniyorsa, ailelerin ve eğitimcilerin duyarlı bir tutum sergilemeleri önemlidir. Güvenli bir ortam sağlamak ve gençlerin duygusal dünyasını anlamaya çalışmak, onlara yardımcı olmanın temel yollarından biridir" diyen Psikolog Duru Erdem, erken farkındalık ve destekle bu sürecin daha sağlıklı atlatılabileceğini belirtti.
Kaynak: Haber Merkezi
Yorumlar
Yorum Yaz