Gündem

Ercan ZEYBEK ( Çanakkale Balıkadamlar Derneği Başkanı )

Çanakkale her geçen gün büyüyor ve gelişiyor. Bu büyümenin Çanakkale’ye katkıları sizce nelerdir? Bu anlamda neler yapılıyor?

Ercan ZEYBEK ( Çanakkale Balıkadamlar Derneği Başkanı )

Çanakkale her geçen gün büyüyor, dolayısıyla göç alan bir şehre dönüştü. Bir şehrin büyümesi ve gelişmesi güzel fakat bu büyüme gelişmeyle birlikte insanların da kültürel ve sosyal açıdan gelişmesi gerekir. Biz Çanakkale insanı olarak, şehrimizin çok fazla büyümesi taraftarı değiliz. Daha doğrusu büyüme ve gelişmenin dışında aşırı göç alması taraftarı değiliz. Tabi ki bu büyüme ekonomik olarak desteklenebilirse, insanlar geldiklerinde sadece inşaatlarda çalışarak değil de küçük sanayileşme adına çalışmalar yapılabilirse bir sıkıntı çıkmaz ama tek taraflı bir büyüme olursa, sadece bir insan kalabalığı olur ve bu da çok sağlıksız bir gelişme olur diye düşünüyorum.

2-Önümüzdeki 5 yıl içerisinde size göre Çanakkale ne yönde(turizm, eğitim, tarım vs) ilerleme kaydedecektir?


Önümüzdeki 5 yıl içerisinde gönül ister ki, şehrimiz turizm yönünde kalkınma sağlasın. Fakat bu biraz zor gibi görünüyor çünkü Çanakkale turizm yönünden bugüne kadar sadece bir geçiş noktası oldu. En fazla birer gece konaklamalı şekilde burada kalmışlardır. İnsanların hiçbir zaman gidelim tatilimizin bir haftasını Çanakkale’de geçirelim düşüncesi içerisinde davrandıklarını sanmıyorum. Biz de dalış merkezi olarak turizme hizmet veren bir kuruluş olarak bunu çok rahat görebiliyoruz. Umudumuz turizmden yana gelişmesi ve bunun 12 aya yayılması. Buraya gelen insanların belli günlerde değil, bütün yıl içinde Çanakkale’nin çeşitli turizm etkinliklerinden faydalanması lazım. Bunun yanında, akşamları insanların katılabileceği aktivelerle desteklenmesi lazım. Çanakkale’de akşamları kordonda turlayıp çay içebiliyoruz. Özel günlerde belediyenin yaptığı konserler oluyor. Bunlar bile çok büyük rağbet görüyor. Aynı saate 2 ayrı yerde konser olmasına rağmen ikisi de dolup taşıyor. Demek ki insanlar böyle etkinlikler istiyor. Bu konuda çalışmalar yapılması lazım. Eğitim açısından Çanakkale bir öğrenci şehrine dönüşüyor. Bu da Çanakkale’nin ekonomisine katkı sağlıyor fakat bu katkı sadece bir tavuk dönerden ibaret olmamalı. Öğrencilerin diğer faaliyetlerden yararlanması için bizler tarafından güzel bir şekilde yönlendirilmesi gerekiyor. 4 yıl gibi uzun bir öğrencilik hayatında öğrenciler hiçbir şey yapamadan geçiriyorlar. İlk 3 sene boş geçiyor, son senelerinde bize gelip hocam biz dalış yapmak, yelken öğrenmek, sörf yapmak istiyoruz diyorlar. Demek istediğim bizim de tanıtım açısında eksikliğimiz var. Tarıma gelince, tarım biraz içler açısı. Türkiye çapında. Genel olarak baktığımız da, Çanakkale’de ciddi bir meyvecilik var. Domatesimiz çok meşhur. Önceden çok daha iyiydi ama genel ülke politikasından kaynaklanan sorunlardan dolayı son zamanlarda gerilediğini görüyoruz. Tarım alanlarının mümkün oldukça ellenmesi ve imara açılmaması gerektiğini düşünüyorum. Çiftçinin, üreticinin desteklenmesi gerekiyor. Dolayısıyla, tüketimden çok üretici olmamız gerekiyor.

3- Yaşanılabilir kentler listesinde ilk ona nasıl girebiliriz? Mutlu bir kent olma yolunda neler yapılabilir?


Yaşanılabilir kentler listesinde ilk ona girebilmek oldukça zor olsa gerek. Öncelikle kültür bizim için çok önemli. Kesinlikle insanların, insanlara saygısı olması lazım. Dışarıdan gelen insanların şehrimiz hakkında yorumları çok güzel. Sizinki gayet huzurlu ve mutlu bir kent diyorlar. İnsanlar özgür, yollarda istedikleri şekilde dolaşabiliyorlar. Kimse kimseye karışmıyor. İstediklerini giyebiliyorlar. Çanakkale oldukça rahat bir şehir. Başka illerde giyiminize, arkadaşınıza, yediğinize ve içtiğinize karışıyorlar. Bunların haberlerini görüyoruz sürekli. Çanakkale’de bunlara rastlayamazsınız. Bir arkadaşımın anlattığına göre; Emekli olmuş bir çiftin, Çanakkale’ye yeni geldiklerini ve belli bir saatte kaldırımda yürürken, karşıdan hafif alkollü iki kişinin geldiğini daha sonra önlerini ilikleyip bu çifte yol verdiğini duydum. Dolayısıyla, çiftin düşüncesi bu insanlar alkollüyken bile bu kadar saygılılarsa burası yaşanılabilir bir şehir şeklindir olmuştur. Bunlar güzel şeyler. Tabi ki eksiklerimiz var. İnsanların sosyal ve kültürel etkinliklere katılmaları konusunda eksikler var. Gelirimiz düşüklüğü biraz bizi üzüyor. Esnaflar genel olarak sıkıntılı. Şehrimiz her şeye rağmen mutlu ve yaşanılabilir şehir diye düşünüyorum.

4-Ekonomik yönden değerlendirdiğinizde değişim ve gelişim yönünde yatırımlar (ulaşım, turizm, eğitim, sanayi, termik santraller, metal madenciliği) ne yönde olabilir, maden ve termik santral konusuna nasıl bakıyorsunuz?

Ben aslında maden teknikeriyim. Turizm ve dalış sektörüne girmeden önce 15 sene madencilik yaptım. Kazdağları’nda mermer ocakları işlettik ve oldukça ciddi çalışmalar yaptık. Termik santraller konusunda doğayı kirletme açısından belli bir sıkıntımız var. Bunlar çok daha yeni teknolojilerle doğayı kirletmeden yapılabilir. Enerjiye genel olarak bir ihtiyaç var. Madenciliğe ihtiyaç var. Fakat bunların kontrollü ve planlı bir şekilde yapılması gerekiyor. Bildiğim kadarıyla maden ocakları işletmeden önce, alakalı maden sahasıyla ilgili bir araştırma raporu almanız gerekiyor ve daha sonra işletme ruhsatına geçiyorsunuz. İşletme ruhsatına geçildiği noktada, devlete toprak, ağaç, ağaçlandırma ve topraklandırma bedeli şeklinde, o bölgeye vereceğiniz zarar karşılık devlete para ödüyorsunuz. Ayrıca ürettiğiniz her madenden de bir katkı payı olarak ödeme yapıyorsunuz. Dolayısıyla, devletin bu fon üzerinden aldığı parayı, aynı yer için kullanması ve zararı sıfırlaması gerekiyor ama bu fonu alıp başka yerlerde kullanırsa, Kazdağları’nda olduğu aşınmış, katledilmiş bir halde kalıyor. Termik santraller dediğim gibi iyi bir filtre sistemiyle kullanıldığında faydalı olabilir. Bunların dışında farklı sistemlerde var enerji üretmek için. Hidrolik santrallere tamamen karşıyım. Çünkü hayat karada başlar, denizde devam eder. Dolayısıyla ilk canlı karada yaşamına başlar. Tam karayla suyun birleştiği yerde. Biz bunlara fitoplankton diyoruz. Fitoplanktonlar sadece ve sadece yem, besindir. Bunların üretimi karada yapıldıktan sonra su yoluyla denizlere taşınır. Denizlere giden fitoplanktonları birincil tüketici dediğimiz zooplanktonlar yer. Zooplanktonlarıda balıklar yer. Hamsi yer, sardalye yer. Bu beslenme zincirinin devamı şeklindedir. Dolayısıyla, biz beslenme zincirinin ilk ayağı olan fitoplanktonları ortadan kaldırırsak yaşamı bitirmiş oluruz. Bunu da hidroelektrik santralleriyle önlerine perde çekerek bir şekilde yok etmeye çalışıyoruz. Bu sebepten dolayı hidroelektrik santrallerine bakış açım olumsuz. Denizde akıntı var, dalga var bunlardan enerji üretelim. Enerji kaçınılmaz bir ihtiyaçtır, şuan ki kayıt cihazında bile bir enerji kullanılıyor. Bu enerjiyi üretilebilecek doğaya zarar vermeyen üretim şekilleri bulmamız ve onları kullanmamız gerekiyor diye düşünüyorum.

5-Çanakkale 1915 Köprüsü şimdiden ses getirmeye başladı. Bittiğinde şehrimize katkısı ne olacaktır?

Köprünün yapılması gerekiyor. İlk olarak Çanakkale’nin yaşadığı trafik sıkıntısı son zamanlarda iyice arttı. Ben 50 yaşındayım ve doğma büyüme Çanakkaleliyim. Önceden çok rahat park yeri bulabiliyorken şuanda kilometrelerce uzamış arabalı vapur kuyruklarıyla karşılaşıyoruz. Sonuç olarak araçlar arttı ve yollar cevap vermemeye başladı. Bir şekilde insanları gidecekleri yere en kısa zamanda ulaştırmak gerekiyor. Köprünün yapılması güzel ve doğru bir yatırım. Kesinlikle destekliyorum. Belki göçü biraz daha hızlandırırız diye düşünüyorum. Ulaşım hızlanacak, ulaşımın kolaylaşmasıyla birlikte yatırım artacak. Eğer doğru yatırım yapılırsa sorun yok ama çarpık bir yatırım olursa, sağlıksız ve aşırı bir göç almaya başlayacak şehrimiz. Bu anlamda Çanakkale’deki sakinlik ve sessizlik bozulabilir. Bu çağın kaçınılmaz hastalığı tabi. Belediyenin bununla alakalı bir önlemi varsa, imar yerleri belliyse, yeşil alanlar korunuyorsa, sanayi alanları belirlendiyse ve bir planı varsa herhangi bir sıkıntı olmaz. Bildiğim kadarıyla köprü buradan Trakya’ya, oradan da Avrupa’ya açılacak bir kapı haline gelecek. Dolayısıyla, İstanbul dışında bir alternatif istikamet olacak. Köprü turizmi canlandırabilir. Geçen yolcular için bir dinlenme ve bu dinlenme sırasında bir gezi merkezi haline gelebilir. Umarım bize tahmin ettiğimiz şekilde faydaları olur.

6-2018 yılı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Troia yılı ilan edildi. Bize kazanımları neler olacaktır? Nasıl hazırlanıyoruz?

Tabi ki bu güzel bir aktivite. Bizim ciddi turizm bölgelerimiz var. Kazdağları, Assos, Truva, Alexandreia-Troas, Şehitlikler, Çimenlik Kalesi ve daha çok fazla gezilip, görülebilecek yerimiz var. Bizim tek eksiğimiz tanıtım olsa gerek. Seyahat acentelerine bu konuda ciddi görevler düştüğünü düşünüyorum. Biz kendimizi yurtdışına tanıtıp, o insanlara buraya çekebilirsek, onlara buradaki tarihi anlatabilirsek, geri döndüklerinde kendi basınlarında bunlara yere vereceklerdir. Bu da turizme ciddi destek olacaktır. Bunun dışında ülkenin yurtdışı politikası da çok önemli. Politikacılarımızın daha ılımlı bir siyasetle, diğer ülkelere Türkiye’nin ziyaret edilebilir bir ülke olduğunu lanse etmeleri gerekiyor. En ufak bir polemik, hatırladığınız gibi Antalya’daki Rus turizmini bitirdi. Böyle şeylerin tekrar etmemesi gerekiyor. Bir taraftan 2018’i Truva yılı ilan edip, diğer taraftan siyasi bir tartışmayla bütün bir çalışmayı olumsuz yönde etkileyebiliyor. Tanıtımını doğru yapabilirsek, Truva yılının Çanakkale turizmine büyük etkisi olacağını düşünüyorum. En büyük temennimiz Çanakkale’nin bir turizm şehri olmasıdır. Dolayısıyla, Truva yolunun bu yolda atılmış büyük bir adım olduğunu düşünüyorum.

7-Muhtemelen büyükşehir olacağız. Bu kon hakkında neler düşünüyorsunuz?

Büyükşehir olmak dertleri de büyütür diye düşünüyorum. Küçük olmak, ufak kalmak sorunları ve çözümlerinin de kolay ve küçük kalmasını sağlar. Nüfus olarak, hizmet olarak, altyapı olarak büyükşehir olmak için daha çok erken olduğunu düşünüyorum. Şuan gereksiz. Köprü yapıldıktan sonra şehrin durumu ne olur? İnsanların ekonomik durumu, sosyal hayatı ne olur bunları düşünmek gerekiyor. Umarım şuan da Büyükşehir olmayız. Önümüzdeki yıllarda tabi ki kaçınılmaz olacak. Fakat şu halimizle de biz hükümetten destek alabiliyor olmalıyız, yatırım alabiliyor olmalıyız. Birlikte çalışabilmeyi, birlikte bir şeyler üretebilmeyi, siyasi görüşlerimiz her ne olursa olsun bir arada olmayı, birlikte yaşamayı seçmemiz lazım. Çanakkaleli birlikte yaşamayı biliyor. Herkes bir araya gelip çay, kahve içebiliyor. Birlikte eğlenebiliyor. Kordonda turladığınız zaman belli mekanlarda bu manzarayı görebiliyorsunuz zaten. Bu düzenin bozulmaması için büyükşehir olmaya şuan için olumsuz bakıyorum. HABER MERKEZİ

Kaynak: Haber Merkezi
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Haber Merkezi
Editör
H

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!
Yorum Yaz
Yorumunuz yönetici onayından sonra yayınlanacaktır.
Bizi Takip Edin
Henüz hesap eklenmemiş.
- REKLAM -