Bitkilerin desenlerini, motiflerini ve renklerini tuvale aktaran ressam Ezgi Yemenicioğlu Negir, doğanın yaşam varlığındaki vazgeçilmez yönünü gözler önüne seriyor. Geçtiğimiz günlerde Çanakkale Sanatsever Galeri’de ‘Sergi’ sergisinde eserleri bulunan Negir, özel olarak bitkisel motif üzerine ‘20. Yüzyıl Resim Sanatında Bitkisel Motiflerin Estetik Bağlam ve Plastik Açıdan İrdelenmesi’üzerine tezini hazırlamıştı. Kaleninsesi Gazetesine özel açıklamada bulunan Negir, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Resim Bölümünde öğretim üyesi olarak çalışıyor. Akademik çalışmalarının yanı sıra resimle yakından ilgilenen Negir, “Alanım resim ve resim yapıyorum, ressamım. Benim resimlerimim genel teması doğa. Özellikle bitkiler, bitkisel motifler ana yapıyı oluşturuyor. Doğada bir başkasına, bir başka varlığa zarar vermeden, kendi kendine yeterek büyüyebilen, yaşayabilen varlıklar; bitkiler. Hayvanlarda avlanıyorlar. Böyle baktığımızda aslında tüm canlı varlıkları yaşatıyor. Tamamen köke döndüğümüzde bunu daha iyi kavrıyoruz” sözlerine yer verdi.
“BİTKİNİN STATİK, BİLDİK VE KALIPLAŞMIŞ BİR FORMU YOK”
Bitkilerin, dünya üzerinde kıymetine ve değerine değinen Negir, “Bitkilerin başka bir boyutu ise resimsel, sanatsal anlamda da sonsuz varyasyonlar içermeleri. Çünkü bir bitkinin statik, bildik ve kalıplaşmış bir formu yoktur. Gül dediğimizde aklımıza bir gül fikri gelir ama onun yaprağının, renginin biçimi çok çeşitli olabilir. Dalları her yere uzayabilir. Aynı bulutlar gibi belirli bir şekli, cisimsel özelliği yoktur. Bitkisel varlıklar, sanatsal üretim için yorumlamaya çok uygun varlıklar. Bende bitkisel varlıkları resimlerimde, motiflerimde yorumlayarak, onlardan oluşturduğum kompozisyonları renk ve biçim ilişkisi içerisinde sunmaya çalışıyorum” sözlerinin altını çizdi.
“AMACIMZI ÇALIŞMALARIMIZI GÖRÜNÜR KILMAK”
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalıştığını ifade eden Negir, özellikle işinden dolayı sürekli olarak sergiler ve etkinlikler düzenlediklerini kaydederek, “Amacımız eserlerimizi, yaptığımız çalışmaları paylaşmak ve görünür kılmak. Derdimizi anlatabildiğimiz yer; resim müziği. Bizde resmin müziğinde derdimizi anlatıyoruz. Bu nedenle konuşmak bazen zor oluyor. Sözlere dökmek daha zor oluyor” dedi.
Çanakkale’nin eşsiz doğasına değinen ressam Negir, “Çanakkale coğrafi olarak, kültürel ve doğa olarak çok önemli bir yer. Birçok şeyi kendi içinde barındıran bir yer. Doğa da artık çok hassasiyetle sürekli sürekli gündeme geliyor” sözlerine yer verdi.
“BİTKİ YORUMLARIMDA SEVGİMİ AKTARMAYA ÇALIŞIYORUM”
“Yaşadığımız yer; doğamız. Doğa, içerisinde diğer bütün varlıkları da kapsıyor. Ben bitki yorumlarımla, doğa ile ilgili duygumu, düşüncemi, sevgimi aktarmaya çalışıyorum. Hepimizin beslendiği bir yer” diye belirten ressam Negir, “Resim yaparken aslında ekolojik kaygılarda güdüyorum. Tükenilebilir, tüketilebilir şeyleri, insan oğlu kendini tek hakim kuvvet görerek sömürüyor, tüketiyor. Bu kapitalizminde bir sonucu. Her şeyi, arayla alınır satılır, kar getirir haline dönüştürülüyor. Doğada bundan nasibini fazlaca aldı. Kazdağılarında olanlar bunun en büyük örneğiydi. Bu senin bir diğer gündemi müsilajdı. Yangınlar keza bu sene canımızı çok yaktı” sözlerine yer vererek doğa tahribatına vurgu yaptı.
“DOĞAYA DİKKAT ÇEKMEK BENİM İÇİN HAYATİ”
Negir, doğanın kendisi için önemine dair, “Doğaya dikkat çekmek, doğadan beslenmek, buna bu şekilde görselleştirmek benim için biraz da hayati bir mevzu gibi. Doğaya çok daha hassasiyetle yaklaşılması gerektiğini, daha bütüncül bir bakış açısıyla doğayı, insanı, yaşayan bütün varlıkları kapsayan bir bakış açısıyla davranmak ve politikalar üretmek gerektiğine inanıyorum. Ben sanatçı olarak bu fikirlerimi ve ideolojik düşüncelerimi savunurken, kendimi en iyi ifade ettiğimi düşündüğüm ortam resimler. Resimlerimde de doğayı bu bakış açısıyla ele alıyorum” dedi.
“İNSAN DOĞA DENGESİNDE YERİNİ TAM BULAMADI”
Resimlerinde sadece doğaya özgü betimlemeler ve motifler olan sanatçı Negir, “Bilinçli olarak, insanı işin içinden biraz çıkarttım. İnsanın o dengenin içinde yerini tam olarak bulmamış bir duyguda olduğunu bu duyguda olduğunu düşünüyorum. Bütün herkes için demiyorum ama genel olarak böyle gözlemliyorum. İnsanoğlunun dünyadaki varlığının mülkiyet üzerine odaklandığını ve doğayı mülkleştirmek üzerine kurgulandığını düşündüğüm için insanı o resimden, çerçeveden biraz çıkartmak istiyorum” sözlerine yer verdi.
“ESKİMİŞ KÖHNE ZİHNİYETLERİ TERK ETMEK GEREKİYOR”
Doğanın sağlıklı bir döngüsü olması için doğayı biraz kendi haline bırakmak gerektiğine işaret eden ressam Negir, “Doğayı keşke kirletmesek, tüketmesek, yok etmesek… Herkesin yaşama hakkı olduğunu, bütün canlıların yaşama hakkı olduğunu ve doğanın canlıların yaşama alanı olduğunu bilsek. Aslında normal yaşamımızı sürdürebilsek olacak. Ama biraz daha sistem tüketmeye, yozlaşmaya ve götürüyor. O noktada talebi yaratan biz oluyoruz. O talebi bize yaratıyorlar. Bizim için talebe karşılık olarak, tüketilecek malzemeleri ortaya koyuyorlar. Bu noktada bilincin yükselmesi anahtar olacaktır. Özellikle küçük çocuklara, gençlere bu bilinci aşılarsak ki çok da duyarlı bir kitle var. Onlar geleceği daha güzel kurgulayabilirler. Biraz daha eskimiş köhne zihniyetleri terk etmek gerekiyor” sözlerine yer verdi.
Damla YELTEKİN
Yorumlar
Yorum Yaz