“şehirde bir takım problemler baş göstermeye başladı”
Çanakkale üniversitesiyle beraber giderek büyüyen bir kent. Bugün üniversitedeki öğrenci sayısı 50.000’in üzerine çıkmış bulunmakta. Bu da ister istemez şehre bir hareketlilik ve büyüme getiriyor. Ben 1994 yılında gelmiştim. O zamanlar nüfus 40.000 civarlarında iken bugün baktığımızda 150.000 nüfuslu bir kent görüyoruz. Evet büyüyoruz ama planlı şekilde mi büyüyoruz buna dikkat etmek lazım. Çünkü şehirde bir takım problemler baş göstermeye başladı. Özellikle trafik ve otopark konusunda ciddi sıkıntılar çekiyoruz. Bununla ilgili bir planlama var mı bilmiyorum ama özellikle kent merkezi ve Barbaros tarafında ciddi bir otopark sıkıntısı yaşanmakta. Trafiği kaldıracak yollar konusunda sıkıntılar var. Mutlaka bu konu ile ilgili çalışmalar yapılıyordur. Merkezi hükümetin yeni yaptığı bir düzenleme var; emsali bozmadan binalara otopark ekleme konusunda bir çalışma yapılıyor. Bu çalışma sayesinde umuyoruz ki otopark sıkıntımız hafifleyecektir. Genel olarak baktığımızda görüyoruz ki kentin silueti ve ekonomisi değişiyor. Ağırlıklı olarak üniversiteye dayalı, hizmet ve emlak ekonomisinin değiştiğini görüyoruz.
2-Önümüzdeki 5 yıl içerisinde size göre Çanakkale ne yönde (turizm,eğitim,tarım vs) ilerleme kaydedecektir?
“kültür turlarına katılan turist sayısında ciddi bir azalma var”
Şuan ki duruma baktığımız da eğitim sektörünün yükselişte olduğunu görüyoruz. Hep belirttiğim gibi üniversitemiz şehrin lokomotiflerinden bir tanesi. Yeni bölümler açılması, yeni birimler açılması öğrenci sayısını arttırıyor. Dolayısıyla artan öğrenci sayısı kentte ekonomik etkiler yaratıyor. Konaklama, yeme içme ve diğer ihtiyaçlara talep artıyor. Bu sebepten dolayı üniversitenin gelecek 5 sene içinde ekonomik açıdan öncü olacağını düşünüyorum. Bunun dışında hem ülkemizin içinde bulunduğu hem de küresel sorunlardan dolayı turizm olumsuz etkileniyor. Özellikle son birkaç yıldır kötü sonuçlarla karşılaşıyoruz. Çanakkale’de bu olumsuzluktan etkileniyor fakat diğer turistik bölgelere baktığımızda, onlara nazaran daha az etkileniyor. Yurtdışından gelen turist sayısında genel bir azalma var, özellikle Çanakkale kültür turizminin bir ayağı olduğu için, kültür turlarına katılan turist sayısında ciddi bir azalma var. Güneye baktığımızda Rus turistlerin geri dönmesiyle beraber, sejour turizminde tekrar bir canlanma oldu fakat bu sıkıntıdan tam olarak kurtulabilmiş değiliz. Pozitif tarafı şu; iç piyasa açığı kapatıyor. Bildiğiniz gibi Çanakkale’ye Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden gelen okul grupları var. Bu gruplar özellikle hafta sonları ciddi bir potansiyel yaratıyor. Bu geziler eğitim ve kültür amaçlı olduğu için Çanakkale’nin avantajı olduğunu düşünüyorum. Her şeye rağmen yaşanan sorunların kalıcı değil geçici olduğunu düşünüyorum. Zaman içerisinde konjektürel durum düzeldikçe, daha da iyiye gideceğini, önümüzdeki yıldan itibaren durumun iyileşeceğini düşünüyorum. Dolayısıyla turizm sektörüde canlanacaktır. Bunun dışında üretimle ilgili pek bir şey yok Çanakkale merkezinde. Üretimle alakalı sektör genel olarak Biga tarafında diyebiliriz. Kent merkezi açısından değerlendirdiğimiz de, kent merkezine yapacağı etki hakkında olumlu düşünmüyorum. Çünkü bu işletmelerin çoğu İstanbul merkezli, dolayısıyla Çanakkale’ye çok yardımı olur mu? Emin değilim.
3- Yaşanılabilir kentler listesinde ilk ona nasıl girebiliriz ? Mutlu bir kent olma yolunda neler yapılabilir?
“Yaşanılabilir bir kent ama bazı konularda tedbir alınması gerektiğini düşünüyorum”
Güzel bir soru. Ben 23-24 yıldan beri Çanakkale’deyim ve burada yaşamaktan mutluyum. Deniz kenarı, sakin bir kent çok sıkıntısı olmayan bir kent. Sadece giderek artan bir trafik sorunumuz var ve bununla ilgili pek bir çözüm üretilmediğini gözlemliyoruz. Çanakkale insanların mutlu olabileceği bir kent ama giderek artan bu yapılaşma, yoğunlaşma, trafik sorunu, kalabalık gibi problemler yüzünden bazı kaygılar ortaya çıkıyor. Bu sadece Çanakkale’de gelişen bir şey değil, Türkiye genelinde yaşanan bir sorun. Mesleğim gereği çok gezdiğim için bunları gözlemleyebiliyorum. Şu var ; kent planlaması, trafik ve otopark sorunu çözüldüğünde ben Çanakkale’nin yaşanılabilir kentler arasında olduğunu düşünüyorum. Boğazı olduğu için temiz havası olması, kültür gereği insanların huzur içerisinde ve rahat bir şekilde yaşayabilmesi olumlu faktörlerin başını çekiyor. Ayrıca çok pahalı bir şehir de değil. Bunların hepsini bir araya getirdiğiniz zaman yaşanılabilir bir kent ama bazı konularda tedbir alınması gerektiğini düşünüyorum.
4- Ekonomik yönden değerlendirdiğinizde değişim ve gelişim yönünde yatırımlar (ulaşım, eğitim, sanayi, termik santraller, metal madenciliği) ne yönde olabilir, maden ve termik santral konusuna nasıl bakıyorsunuz?
“Altının çıkarılması lazım ama bunu yaparken doğaya, çevreye zarar verilmeden yapılması gerek”
Merkezin dışına çıktığımız da, ilçelerde görüyoruz ki sanayileşme ön plana çıkıyor. Sanayi olmadan toplumun gelişmesi mümkün değil. Doğal olarak enerjiye ihtiyaç duyuluyor. Dolayısıyla Türkiye’nin bir tarafında nükleer santral bir tarafında termik santraller kuruluyor. Bana sorarsanız termik santral çok tercih edilen bir yatırım aracı olmamalı. Ancak ülke içi koşullar bunları zorunlu hale getirebiliyor. Çanakkale’nin sahip olduğu kömür kaynakları, burada termik santral kullanımını cazip hale getiriyor diye düşünüyorum. Madenlere gelecek olursak, altın madenciliğinden ziyade altını çıkarma konusundaki siyanür ve bunun çevreye vermiş olduğu zarar ister istemez bir kaygı yaratıyor. Türkiye Avrupa’nın en çok altın üreten ülkelerinden bir tanesi. Evet, çıkarılması lazım ama bunu yaparken doğaya, çevreye zarar verilmeden yapılması gerek. Özellikle sahip olduğu yüksek oksijen miktarıyla Kazdağları gibi hassas bir bölgede daha da çok dikkat edilmesi gerek. Kazdağları Çanakkale turizmi içinde ciddi bir potansiyel. Dolayısıyla bir değeri kazanacağız derken diğer değerden vazgeçmemiz gerekiyor.
5- 2018 yılı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Troia yılı ilan edildi. Bize kazanımları neler olacaktır? Nasıl hazırlanıyoruz?
“2018’in Truva yılı ilan edilmesi anlamlı”
Şehirlerin markalaşması konusunda bunun gibi etkinlikler çok önemli. Özellikle Truva gibi dünya da çok fazla tanınan bir değerin, Çanakkale’de olması, bu nedenle de 2018’in Truva yılı ilan edilmesi anlamlı diye düşünüyorum. Takip ettiğim kadarıyla, sivil bir yatırım sahibi Armağan Aydeğer ve arkadaşları tarafından başlatıldı ve daha sonra vali tarafından desteklenildi. Bu çok güzel bir şey. Çanakkale için mutlaka olumlu katkıları olacak çünkü yapılan her türlü tanıtım şehir için pozitif katkılar sunacaktır. Özellikle Truva gibi bilinen bir markanın Avrupa’da Çanakkale ile bağlantılı kullanılması çok önemli diye düşünüyorum. Ben Çanakkale’de belirleyici 2 tane ana değer olduğunu düşünüyorum. Birincisi Çanakkale Savaşları, ikincisi de Truva. Bu kültürel değerlerin çok iyi pazarlanması gerektiğini ve 2018 Truva yılıyla bunun başarılacağını düşünüyorum. Tabi beklenmedik şeyler çıkabilir normal olarak ama çalışmaları takip ettiğimiz de kent için gayet faydalı bir etkinlik olacağını görüyorum. Üniversite olarak bizim üzerimize düşen ne varsa destek olduğumuzu her zaman belirtiyoruz ilgili taraflara. Güzel çalışmalar bunlar. Zaman içerisinde diğer değerlerimizi de Truva gibi temsil etmemiz gerektiğini onlar içinde böyle etkinlikler yapılması gerektiğini düşünüyorum. HABER MERKEZİ
Yorumlar
Yorum Yaz