İnsülin eksikliği ya da insülin etkisindeki kusurlar nedeniyle organizmanın karbonhidrat, yağ ve proteinlerden yeterince yararlanamadığı, sürekli tıbbi bakım gerektiren, hiperglisemi ile karakterize kronik metabolik bir hastalık olan diyabet, günümüz dünyasında en önemli sağlık sorunlarından biri olarak kabul ediliyor. Diyabetik ayak yaraları gerek hasta gerekse sağlık bakım sistemi için ciddi sonuçlara sebep olabiliyor.
Türkiye'de 7 milyon diyabet hastası var
Diyabetli hasta sayısının her geçen gün arttığını belirten uzmanlar hastalık hakkında bilgiler paylaşarak dünyada ve ülkemizde görülme sıklığı hakkında yorum yaptı: “Uluslararası Diyabet Federasyonu'nun güncel verilerine göre global diyabet görülme sıklığı yüzde 9'dur. Yapılan çalışmalarda 2040 yılında dünya çapında 642 milyon insanın diyabet hastası olacağı öngörülmektedir. Türkiye Diyabet Epidemiyolojisi (TURDEP-2)'ne göre 12 yılda ülkemizde diyabet görülme sıklığı yüzde 90 artarak yüzde 7,2' den yüzde 13,7' ye yükselmiştir. Ülkemizde yapılan görülme sıklığı çalışmasında diyabeti olan hasta sayısının ortalama 7 milyon olduğu belirlenmiştir. Bunun nedenleri arasında bedensel iş yükünün alınan kaloriye oranla daha az olması, hareketsiz yaşam tarzı, artmış yaşam süresi, özellikle kadınlarda giderek artan obezite sıklığı gibi durumlar bulunmaktadır.”
Ayaklarda bulunan küçük yaralar hızla büyüyebilir
Diyabet hastaları ayaklarındaki yaraları hissetmeyebilir
Diyabeti olan hastaların yüzde 60'ında ağrı ve sıcaklık algısının bozulmasına yol açan periferik nöropati olduğunu belirten uzmanlar, hastaların ayaklarındaki yaraları fark edemeyebileceğini belirtti: “Diyabeti hastalarında görülen periferik nöropati, sıklıkla sensorimotor nöropati şeklindedir. Simetrik, kronik ve merkezden uzak yerleşimli olup alt bacakta daha belirgindir; çorap şeklinde tutulum gösterir. Ayrıca yürüme biyomekaniğini değiştirdiğinden ayak tabanında görülen deri kalınlaşmasına sebep olur ve tüm ayak tabanı basıncı bir noktada yoğunlaşır. Bu hastalarda ağrı duyusunun olmaması doğal korunmayı, yani lezyon üstüne basmamayı engeller. Bu durum yara gelişmesine yol açabilir. Ayrıca bu hastalarda minör travma, örneğin ayakkabının uygun olmaması, yanıklar, kesiler, böcek sokması gibi nedenler kolayca kronik yara geliştirebilir. Ağrı duyusunun kaybı, hastanın hekime geç başvurmasına neden olarak tanıyı geciktirir.”
Diyabetik ayak yarası diyabetin kontrol altında tutulmasıyla önlenebiliyor
Diyabetik ayak yarası, hastanın ayak bakımının sağlanması ve diyabetinin kontrol altına alınmasıyla çoğu kez önlenebiliyor. Çoğu kez de oluşan bir yarayı erkenden saptayarak ve iyileştirerek ya da bir enfeksiyon varlığında erken ve uygun bir antibakteriyel tedavi yaklaşımında bulunarak, ciddi komplikasyonların ya da uzuv kayıpların önüne geçilebiliyor. Diyabetik ayak yarası ve enfeksiyonlarının uygun tanı, etkin tedavi ve izlemlerinin yapılabilmesi ve gereksiz ampütasyonların önüne geçilmesi için multidisipliner bir yaklaşım gerekiyor. Diyabetik ayak yarası olan hastalar öncelikli olarak bir enfeksiyon hastalıkları uzmanı ve endokrinoloji uzmanına başvurmalı, ihtiyaç halinde diyabetik ayak cerrahisi ile ilgili bir cerrahi branş (plastik cerrahi, ortopedi), damar cerrahisi ve dermatoloji uzmanı görüşü alınarak değerlendirilmelidir.
Ayak bakımı günlük olarak yapılmalı
Dünyada her 30 saniyede bir değişik seviyelerde ayak kaybına neden olan diyabetik ayak yaralarının, doğru ayak bakımının sağlanması ve diyabetinin kontrol altına alınmasıyla çoğu kez önlenebildiğini belirten uzmanlar, diyabetten kaynaklanan ampütasyonu önlemek için yara geliştiğinde zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmak gerektiğini belirtti: “Erken yara bakımı ve gerekirse antibakteriyel tedavi ile yaranın ilerlemesinin ve dolayısıyla ayak kesilmesinin önüne geçilebilir. Diyabete bağlı ampütasyon yapılmış hastada ölüm riski yüksek olup, 5 yıllık ölüm oranı yüzde 70 olarak belirlenmiştir. Diyabetik ayak enfeksiyonundan korunmak içinse öncelikle iyi bir glisemik kontrol gereklidir. Yüksek riskli bireylerin ve ailelerin eğitimi, ayağın yükten ve baskıdan kurtarılması, ayağın damar yapısının değerlendirilmesi ve lokal yara iyileşmesi sağlanmalıdır. Bu hastaların ayak bakımı mutlaka günlük olarak ayakların yıkanıp parmak aralarının özellikle kurulanması ve nemlendirici krem sürülmesi şeklinde yapılmalı, çıplak ayakla yürünmemeli, uygun ayakkabı ve çorap kullanılmalı, tırnaklar düzgün kesilmeli ve sorunlu tırnaklar sürekli kontrol edilmelidir. Bunlara ek olarak nasır tedavisi dikkatle yapılmalı; ayakkabı içleri günlük incelenmeli, çoraplar günlük değişmeli ve ayak mantarı, kesi, sıyrık, yara gibi durumlarda sağlık kuruluşuna zaman kaybetmeden başvurulması gereklidir.”
Hasta ve yakınlarına tavsiyeler
Diyabet tanısının pek çok kişi için fiziksel olduğu kadar psikolojik olarak da zorlayıcı bir süreç olduğunu belirten uzmanlar, bu durumun hastaların ve ailelerin yaşamları üzerinde olumsuz bir etki oluşturduğunu belirtti: “Diyabet hastaları için sağlıklı yaşamanın dört altın kuralı vardır: Sağlıklı beslenme, yeterli fiziksel aktivite, tıbbi bakım ve kişisel kontrol, düzenli sosyal yaşam. Bununla birlikte diyabette kişisel ayak bakım uygulamalarını öğrenmek, bu davranışları günlük yaşamla bütünleştirmek gerekmektedir. Ayrıca meydana gelen yaraların hafife alınmaması, morluk, kızarıklık, siyahlık, şişlik, kanama, akıntı, kabarcık, gibi olağan dışı bir durumla karşılaşıldığında derhal bir hekime başvurmalıdır.” BÜLTEN
Yorumlar
Yorum Yaz