Netflix gibi platformların hakim olduğu dijital dönemde artık televizyonun bile eskisi gibi ilgi görmediği aşikar bir şekilde gözükmekte. Peki bu hazır tüketim durumu sizce özgün sanat ürünlerinin kısır bir döngüye girmesine sebep olabilir mi?
Dijital çağ öncesinde çıkan kült filmlere baktığımızda günümüzde "kült" kavramının anlamını yitirdiğini görüyoruz.
90'lar sineması internet ve milenyumun öncesinde ticari amaçların hakim olmadığı bir ütopya gibi sinema severleri bir çok kült film ile tanıştırmıştı.
Türk sineması , Avrupa Sineması ve Holywood Sinemasından örneklere baktığımızda bahsettiğimiz dönemin ne kadar çeşitli filmler ile kapsandığını görüyoruz bunlardan bazıları;
1-Yakın Plan (1990)
2-Eşkiya (1996)
3-Rezervuar Köpekleri (1992)
4- Sátántangó (1994)
5- American History X (1998)
6-Olağan Şüpheliler (1995)
7-Kuzuların Sessizliği (1991)
8- Sıkı Dostlar (1990)
9-Dövüş Kulübü (1999)
10- Gölge oyunu (1993)
90'lı yıllardan çıkan filmlerin geneline baktığımızda başarılı ve kült diyebileceğimiz sanat eserleri ortaya çıkarken, günümüzde bağımsız ve yeraltı sinemasını geri plana koyarsak dijitalleşmenin getirdiği tembellikle akılda kalıcı filmlerin pek de çıkamadığını görüyoruz.
Kitlelerin izle ve öde mantığı ile kolayca sahip olabileceği filmlerin olması internetin faydalı taraflarını da gösterirken, bu imkan içinde kaliteli filmlerin çıkmaması sinemanın ruhu ile alakalı soru işaretlerine neden oluyor.
Dizilerin ve benzer hikayelerin hakim olduğu bir endüstri haline gelen sinema sektörünün dijitalleşmenin olumlu taraflarını da kullanması gerekiyor gibi gözüküyor.
Yorumlar
Yorum Yaz