Sendika, üniversitede yaşanan hukuksuz uygulamalar, liyakat dışı atamalar ve çalışanlara yönelik baskılar konusunda kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğunu yerine getirdiklerini vurguladı. ÇOMÜ yönetiminin sendika yöneticileri ve üyeleri üzerinde baskı kurduğunu, mobbing uyguladığını ve hukuksuz atamalar gerçekleştirdiğini öne süren sendika, üniversitenin çalışma barışını ve kurumsal itibarını zedeleyen kararların sorgulanması gerektiğini belirtti.
Sendika, üniversitede yaşanan hukuksuz uygulamalar, liyakat dışı atamalar ve çalışanlara yönelik baskılar konusunda kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğunu yerine getirdiklerini değinen Türk Eğitim-Sen Çanakkale Şubesi Yönetim Kurulu’ndan konu ile ilgili yapılan açıklamada; “Kamuoyuna ve değerli basın mensuplarına Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Türk Eğitim-Sen) olarak 03 Temmuz 2024 tarihinde Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinde yaşananlarla ilgili Şube Başkanımız Resul Demirbaş tarafından Basın Açıklaması yapılmıştı. Bu basın açıklaması yapıldığı gün sabahtan Şube Başkanımız Resul Demirbaş, Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Ramazan Cüneyt Erenoğlu ile görüşmüş gerekçeleri, endişeleri kendisi ile paylaşmıştır. Ancak o gün gecesi üniversite yönetimi web sayfasından bir açıklama yaparak, her şeyi yasalara ve mevzuata ve etik kurallara uygun yaptıklarını ifade etmişler, iddiaların somut delillere dayanmadığını, üniversiteyi yıpratmak amaçlı olduğunu beyan etmişlerdir. Ayrıca “Üniversite Yönetimi olarak, bu asılsız iddiaları kesin bir dille reddetmekteyiz. Hukuki haklarımızı saklı tutarak, bu tür mesnetsiz iddiaların peşini bırakmayacağımızı ve gerekli yasal işlemleri başlatacağımızı kamuoyuna duyururuz.” Şeklinde açıklama yapmışlardır. Sonraki süreçte Üniversitemiz gerek yerel basında, gerekse ulusal basında FETÖ ile anılır olmuş, gündeme oturmuştur. Her ne kadar bazı haberlere yayın yasağı getirilse de, Üniversite yönetimi tarafından aksini ispatlayacak bir delil, bir belge ortaya konulamamıştır. Basında ismi geçenlerle ilgili meraklarımızı ve sorularımızı açıklamamızın devamında detaylandıracak olsak da, bu güne kadar Devletimizin ilgili birimlerinden bu kişiler hakkında, arşiv araştırması yapılması talebi olduğuna dair bizlerle ve kamuoyu ile bir bilgi paylaşımı olmamıştır. Bu süreçte basın açıklamasında üniversite üst yönetimi ne yapmıştır? Türk Eğitim Sen Yönetimi olarak bu konuda kamuoyunu bilgilendirmek her zamanki gibi bizim görevimizdir. Öncelikle Dardanos tesislerinde sık sık birlikte yemek yedikleri bir gazeteciye (!) sendikamız ve başkanımız hakkında haberler yaptırmışlardır? Basın üzerinden soruşturma açtıracakları, görevden aldıracakları yönünde haberler yaptırarak sindirme girişiminde bulunmuşlardır. Şube Başkanımız Resul Demirbaş’ın Basın Açıklamasında belirtiği konularda, bizleri yalanlayabilecek herhangi bir bilgi veya belge bu güne kadar ne bizlerle, ne de Kamuoyu ile paylaşılmamıştır. Sadece Genel Sekreter Vekili Şaban Oğuz Ünal’ın 03.07.2024 tarihli şikayet dilekçesine Çanakkale Cumhuriyet Savcılığı’nın 11.09.2024 tarihli ve Soruşturma No: 2024/9742, Karar No: 2024/6855 sayılı kararı ile “Kovuşturmaya Yer Olmadığına” kararı verilmiştir. Türk Eğitim Sen Çanakkale Yönetim Kurulu olarak bizleri hiçbir güçlük, baskı, iftira mobbing yıldıramamıştır. Yıldıramayacaktır. Türk Eğitim Sen Çanakkale Şubesi Başkanı Resul Demirbaş’ın 03 Temmuz 2024 tarihli basın açıklamasında “Genel sekreter vekilliğine Güzel Sanatlar Fakültesi Sekreteri Şaban Oğuz Ünal’ın vekaleten atamasından itibaren Üniversitemizde huzuru ve çalışma barışını bozan, hak ve özgürlüklere aykırı ve kısıtlayıcı, fırsat eşitliğini engelleyici davranış ve uygulamalar FETÖ dönemi Rektörü Sedat Laçiner’i aratmayacak boyuta ulaşmıştır. Hatta yaptığı birçok uygulama bire bir aynıdır. Genel Sekreter Vekili Şaban Oğuz Ünal’ın yaptığı uygulamalar Üniversitemizde çalışma barışını bozmuş, çalışanları mutsuz ve huzursuz hale getirmiştir. Bu durum kamuoyunun da üniversiteye bakışını değiştirmekte ve Üniversitemizi itibarsızlaştırmaktadır. Şube başkanımız Resul Demirbaş “Genel sekreter vekilinin de bulunduğu bazı üniversite idari üst yöneticileri ile üniversite ile ilgisi olmayan bazı şahısların TEKNOPARK’ta haftada bir toplanarak kapalı kapılar ardında aldıkları kararları uygulamaya soktukları Çanakkale’de konuşulmakta ve bizlere kadar gelmektedir. Konuşulduğu söylenen ve duyumlanan konulardan bazılarının sonradan hemen hemen aynen uygulanmaya başlanması kafaları karıştırmaktadır. FETÖ dönemindeki gibi paralel yapılar kurulması, o dönemdeki gibi olmayan kadrolara görevlendirilmeler yapılması Kamuoyunu ve bizleri şaşkınlığa sevk etmektedir.” demiştir. Bu güne gelindiğinde görülüyor ki, bu süreç hız kesmeden devam etmektedir. Geçen zaman ise bize Rektör Prof. Dr. Ramazan Cüneyt Erenoğlu’nun da bizzat sürecin içinde olduğu düşündürmektedir. Şube Başkanımız açıklamasının devamında “Genel Sekreter Vekili Şaban Oğuz Ünal’ın Üniversitemize gelmeden önce FETÖ ile ilgili birçok davasının olduğu, atılmaktan kurtulmak için geçiş yaptığı ile ilgili bize kadar gelen dedikodular doğru mudur? Eğer doğru ise bu kişinin, böylesine önemli bir makama vekaleten atanması doğru mudur? Şayet dedikodularda doğruluk payı varsa bu duruma acilen son verilmelidir.” diye bir soru sormuştur? Üniversitemiz bu sorunun cevabını bilmektedir. Zira konu ile ilgili gelen yazı nedeni ile önceki Rektör Prof. Dr. Sedat Murat tarafından, gelen baskılara rağmen bu kişinin Genel Sekreter olarak atanmadığı konuşulmaktadır. Sendikamıza ulaştırılan belgeler içinde yer alan ve Ankara Büyükşehir Belediyesi EGO Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından hazırlanan soruşturma raporu ve kendisinin ifade tutanağından Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ-PYD) yapısına üye olmaktan soruşturulduğu anlaşılmaktadır. Türk Eğitim Sen’in tüm uyarılarına rağmen Rektör Prof. Dr. Ramazan Cüneyt Erenoğlu tarafından görevden alınmamış, operasyonlarına devam ettirmiştir. Bu süreçte her türlü baskıya, soruşturmaya, iftiraya, yer değiştirme, itibarsızlaştırmaya tabi tutulanların aşağı yukarı tamamının bu yapı ile uğraşanların, soruşturmalarda ve mahkemelerde ifade verenlerin olması tesadüf müdür? Yoksa Üniversite üst yönetiminin amacı gerçekten bu mudur? Basının talep etmesi halinde bu belgeler kendilerine takdim edilecektir. Rektör Prof. Dr. Ramazan Cüneyt Erenoğlu; Sedat Laçiner döneminde Öğrenci İşleri Daire Başkanını Bilgi İşlem Daire Başkanlığına göndererek, yerine vekaleten atadığı G.D.D’yi Personel Daire Başkanlığına önce vekaleten, sonra asaleten atamıştır. Yaklaşık 33 yıldır görev yapan, bu başkanlıkta yükselen daire başkanını önce vekaleten, sonra asaleten Sağlık Kültür Daire Başkanlığına atamıştır. Bununla da kalmayıp sürekli mobbinge maruz bırakarak, kalp krizi geçirmesine sebep olmuşlardır. Şükür ki sağlık durumu yerindedir. Kendisine geçmiş olsun dileklerimizi sunuyor, bir an önce sağlığına kavuşmasını temenni ediyoruz. Üniversitede iki Genel Sekreter Yardımcısı kadrosu olmasına ve bu kadroların dolu olmasına rağmen, olmayan iki kadroya, iki kişiyi genel sekreter yardımcısı olarak atamıştır. Genel Sekreter Vekili Şaban Oğuz Ünal’ın koordinasyonunda, bu iki yardımcı ve personel Daire Başkanlığına atanan G.D.D. üzerinden tüm bu operasyonlar gerçekleştirilmektedir. Bu yapı Türk Eğitim Sen Ailesi olarak bizlere savaş açmış, aralarında Türk Eğitim Sen Yönetim Kurulu üyesi ve Başkan Yardımcısı ve işyeri temsilcimizin de aralarında olduğu 6 (altı)sı üyemiz olmak üzere sadece 10 Fakülte ve Yüksekokul sekreterinin yerini değiştirmiştir. Önceden bazı fakülte ve yüksekokul sekreterleri arasında isteğe bağlı yer değiştirme olsa da, bazılarının yeri değiştirilmemiştir. Bunların içerisinde Fen Fakültesi Fakülte Sekreteri, aynı zamanda Eğitim Birsen Üniversite şube başkanı ve 11 Fakülte ve Yüksekokul sekreterlerinin yeri değiştirilmemiştir. Ayrıca ilerleyen süreçte şube müdürleri, şefler ve idari personelin de talebi dışında yer değiştirmeler olacağı ve TEKNOPARK grubunun kendilerine itaat etmeyen ve tek gayeleri işleyişin yürütülmesine katkı sunmak olan bir Rektör Yardımcısını daha görevden aldırmaya çalıştıkları ve yeni profesör olan ekiplerinden birini atattıracaklarına göre duyumlar bizlere kadar ulaşmıştır. Üniversiteyi şekillendirmek, hızla dönüştürmek çabaları hız kesmeden devam etmektedir. Bunun için baskı, tehdit, yıldırma, kumpas, yer değiştirme, mobbing, soruşturma gibi tüm yöntemler kullanılmaktadır. Çalıştığı birimde mutlu, huzurlu ve verimli olan personelin yerleri neden değişmektedir? Uzmanlaşmış kişilerin yerlerini değiştirme planının altında yatan gizli amaçlar nelerdir? Bu planlama yapılırken çalışma barışı ve huzuru hesaba katılmış mıdır? 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’nun 18’inci maddesinin 2’nci ve 3’üncü bendinde “Kamu işvereni, işyeri sendika temsilcisi ile sendika ve sendika şube yöneticilerinin işyerini haklı bir sebep olmadıkça ve sebebini açık ve kesin şekilde belirtmedikçe değiştiremez. Kamu işvereni kamu görevlileri arasında sendika üyesi olmaları veya olmamaları nedeniyle bir ayırım yapamaz” denilmesine, Sendika Özgürlüğü ve Örgütlenme Hakkının Korunması Hakkında 87 Sayılı Uluslararası Çalışma sözleşmesinin, Anayasamızın 90’ıncı maddesine eklenen cümle ile “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir” denilmesine rağmen Türk Eğitim Sen Şube Yöneticisi ile iş yeri temsilcisi Fakülte ve Yüksekokul Sekreterinin yerini değiştirilmiştir. Üniversite web sayfasından her şeyi yasalara ve mevzuata ve etik kurallara uygun yaptıklarını ifade eden üniversite yönetimi, acaba bu yer değişikliklerini hangi yasa, hangi hukuk, hangi etik kurallara göre yapılmıştır? Bu değişiklikler sendikamıza karşı yapılmış bir sindirme, yıpratma, küçük düşürme operasyonu değil midir? Yoksa sebebi nedir? Üniversite yönetimi Yönetim Kurulu Üyemiz ile İş Yeri Temsilcimizin yerini hangi yasalara ve mevzuata ve etik kurallara uygun yapmıştır? Bizler gibi tüm kamuoyu bunu merak etmektedir. Yine Şube Başkanımız Resul Demirbaş’ın Basın Açıklamasında “Şaban Oğuz Ünal’ın bazı daire başkanları ile çalışmayarak, iftiraya varacak ithamlarla mobbinge maruz bırakması, emekliliğe zorlaması ve görevden aldırması. Sendikamız üyesi İdari Mali İşler Daire Başkanının görevden alınarak Bayramiç MYO’ya görevlendirilmesi, İdari Mahkeme kararı sonrasında göreve başlatılarak bir iki gün sonra açığa aldırılması.” Konularını gündeme taşımıştır. İktisadi ve İdari Mali İşler Daire Başkanı olan üyemiz B.K. hakkında iki defa farklı olaydan soruşturma açılmıştır. Soruşturmaların amacı yıldırmak, maaş kesimi cezası verilmesini sağlayarak görevden almak, emekliliğe zorlamak için mobbing yapmaktır. Soruşturmanın birinde, soruşturmacının teklifi ile üç defa arka arkaya açığa alınmıştır. İtirazda dosyanın incelenmesinde görülmüştür ki, ne olayın üyemizin birimi ile alakası var, ne de açığa almasını gerektirecek bilgi ve belge var. Bu da bize soruşturmacının yönlendirildiğini, ceza vermek üzere görevlendirildiğini göstermektedir. Üyemizin itirazı sonucu üst disiplin kurulunda sendikamız yöneticileri tarafından savunulmuş ve her iki soruşturma ile ilgili itirazı oy çokluğu ile kabul edilmiştir.
Buradan sonuç alamayan Rektör Prof. Dr. Ramazan Cüneyt Erenoğlu üyemizi çağırmış, personelden sorumlu rektör yardımcısının da bulunduğu görüşmede, emekli olup olmayacağını sormuş, olmayacağını anladığında 657 Sayılı Kanun’un 76’ıncı maddesinde “Kurumlar, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68 inci maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler" denilmesine rağmen kadro derecesi daha düşük Eğitim Fakültesi Fakülte Sekreterliğine atamıştır. Her şeyi yasalara ve mevzuata ve etik kurallara uygun yaptıklarını ifade eden Üniversite yönetiminin bu atamayı hangi hukuk ve etik kurallarına göre yaptığı merak konusudur. Rektör Prof. Dr. Ramazan Cüneyt Erenoğlu her Türk vatandaşına lazım olacak hukukun üstünlüğünü tanımamak mıdır? Rektör Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu’ndan yıldırmak, taciz etmek, emekliliğe zorlamak için baskı ve mobbing yapmaya son verilmesini, Kurum İdari Kurulun yılda iki kez kasım ve nisan aylarında toplanmasını ve Görevde yükselmeye tabi olmayan kadrolara atama yapılırken, ( fakülte veya yüksekokul sekreterlikleri, daire başkanlığı vb.) üniversiteye yıllardır emeği geçen personelin liyakat esasına göre değerlendirilmeye alınmasını, taraflı atamalara son verilmesini talep etmiştik. Yapılan uygulamalar bizlere gösterdi ki, dikkate almak gibi bir düşünceleri de yok. Şayet bizlere kulak vermiş olsalardı; Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Yüksekokul Sekreterliği için üniversitede liyakat sahibi, kurumu tanıyan onlarca personel varken, dışarıdan kurumu hiç tanımayan birini atamazlardı. Bu arkadaşımız hangi hatırlı kişinin yakınıysa, lojmanını bile hazır etmeye çalışmışlardır. Çan MYO Sekreteri olup Bayramiç MYO’na ataması yapılan üyemizin eşi Biga İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde çalıştığı ve Biga’da ikamet ettiği ve Biga’dan geliş gidiş yaptığı bilinmesine rağmen ataması yapılmıştır. Bu ilçemize Biga’dan direkt vasıta bulunmamakta, mesafesi yaklaşık 90 km dir. 2025 aile yılında bir kadın yöneticinin her gün birkaç vasıta değiştirerek buraya gitmesi mümkün müdür? Aynı kampüs içerisinde iki akademik birim varken ve aile birliği ile ilgili hukuki düzenlemeler varken, diğer Fakülte Sekreterine dokunulmazken, bu arkadaşımızın Bayramiç’e atanmasının asıl gerekçesi nedir? Elbette bu atanmanın altında yatan gerekçeler ile ilgili öngörülerimiz vardır. Çan MYO’nun boş bırakılmasının gerekçesi nedir? Buraya kimi atayıp, sonra hülle ile şube müdürlüğü kadrosuna çekeceksiniz? Sonra Çan Belediyesinden bir çalışanın atanacağı konuşulmaktadır. Bu doğru mudur? Rektörlüğümüzün bu hareketleri hangi etik kurallarla izah edeceğini merak etmekteyiz. Üniversitemizin akademik ve idari personelinin mağduriyet yaşamaması, baskıların, ötekileştirmelerin ve mobbingin sona erdirilmesi için Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu başta olmak üzere, tüm akademik ve idari yöneticileri duyarlı olmaya ve bir an önce baskı ve zulme son vermeye davet ediyoruz. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesindeki baskılara, zulme, ötekileştirmelere ve mobbinge son verilmediği takdirde Türk Eğitim-Sen Çanakkale Şubesi Yönetim Kurulu olarak her platformda Üniversite personelimizin sesi olacağımızın ve bu yapılarla sonuna kadar mücadele edeceğimizin bilinmesini isteriz" görüşlerine yer verildi.
Kaynak: Haber Merkezi
Yorumlar
Yorum Yaz