Lau Sanat Atölyesi’nin sahibi Didem Küçük Polat, atölyede gerçekleştirilen faaliyetlerden, bu faaliyetlerin çocuklara ne gibi kazanımlarının olduğundan ve pandemi sürecinin atölyeye olan etkilerinden bahsetti. Kaleninsesi Gazetesi’ne özel açıklamalarda bulunan Lau Sanat Atölyesi’nin sahibi Didem Küçük Polat; “1990 yılında İzmir’de doğdum, 2010-2012 yıllarında İzmir Müjdat Gezen Sanat Merkezinde 1 yıl eğitim aldıktan sonra, 1 yıl da asistanlık ve oyunculuk yaptım. 2012 yılında başladığım ÇOMÜ Sahne ve Görüntü Sanatları/ Oyunculuk bölümünden 2016 yılında mezun oldum. 4 senelik eğitim hayatım boyunca okulun beni besleyeceğine inandığım her alanından faydalandım. Bu sürece Romanya’da katıldığım kişisel gelişim projesinden, İtalya ve Prag’ da düzenlenen kollektif tiyatro festivallerinin hepsini dahil edebilirim. Son senemde ise, okulda Dramaturgi çalışmasını yaptığım projenin Bulgaristan Sofia üniversitesinde festivallere seçilmesinden sonra bir şeyleri tek başıma yapabilme yetimden emin olarak mezun oldum. Bu süreçte öğrencilik hayatımda çocuklara drama ve hareket/ ritim eğitimleri vererek çalışmaya başladım.” dedi.
“Çocuklar burada özgür”
‘Lau’ kelimesinin anlamına ve atölyenin var olma amacına değinen Polat; “Lau, yeryüzündeki her şey önce senin sonra benim. Göğü Delen Adam- Erich Scheurmann kitabından alıntıdır. Atölyemizin amacı ise, çocuklara ve yetişkinlere drama, tiyatro, diksiyon, modern dans eğitimi vermek ve konservatuvar hazırlık sürecinde destek olmak. Özellikle hedef kitlemiz 2 ve 6 yaş aralığında. Bu süreçte çocukların drama ve oyun yöntemiyle sosyal anlamda yetiler kazanmalarını sağlamaktır. Bu süreçte derslerde amacımız, olabildiğince özgün ve homojen geçişler sağlamak. Yaptığımız her çalışmanın temelinde drama yöntemi yer alıyor. Belli bir kanavanin içerisinde, hikâyenin dramatizasyonunu yapıyoruz. Çocuklar o hikayenin enerjisine ve beden formuna bürünüyorlar. Atölyemiz bir meslek atölyesi ya da avm de saatlik ücret ile vakit geçirilen bir alan formunda değildir. Çalışmalarımız da hep bir kazanım söz konusudur. Çocuklar burada mutsuz da oluyor, mutlu da.. Gözlerini kör edecek oyuncaklar ya da her daim mutlu olmalarını sağlamak için bir çaba yok. His önemli ve ne hissediyorlarsa onu yaşamaları için özgürler..” diye konuştu.
“Aileler çok mutlu oluyor”
Gerçekleştirilen faaliyetlerin çocuklarda olan kazanımlara dikkat çeken Didem Küçük Polat; “Çocukların çok erken süreçte edinemeyeceğini düşündüğümüz davranışları oyun ve drama yöntemiyle kazandıklarını gözlemliyoruz. Oyun alanında materyal olmadan yaptığımız çalışmalar ile çocukların birbirleri ile iletişim kurmalarını, sosyal anlamda desteklediğini görüyoruz. Materyalin olduğu durumda sayı bir ya da iki ile sınırlı olduğu için çocukların sabır ile birbirlerinin alanlarına saygılarını pekiştiriyoruz. En önemlisi de bu davranışları evlerine ve atölye dışındaki arkadaş ilişkilerine taşıyor olmaları. Toplum söz konusu olduğunda ise, söyleyecek tek şeyim var; böyle bir algıya sahip çocukların yetişiyor ve ileride bu zihniyetlerin toplumun bir parçası olacak olmaları beni ve ailelerini çok mutlu ediyor.” ifadelerini kullandı.
“Su aktı yolunu buldu”
Atölyede bulunan kediler ile birlikte çocuklara aynı zamanda hayvan sevgisi de aşıladıklarını belirten Polat; “Açıkçası bu süreç beni mutlu ediyor. Doğa ve canlılar özgür ve ben mutlu.. Atölyemizde 30 tane bakıma muhtaç kedimiz var. Çocuklar ders anında da onlar ile bir aradalar. Pandemi sürecine dönecek olursam, pandemiden öncede sınıf sayımız en fazla altıydı, şimdi de öyle. Belli bir kitlemiz ve öğrenci profilimiz var. Onlar ile başladığımız yola onlar ile devam ediyoruz. Mevcut öğrenci sayımız 2 katına çıkabilir fakat o sirkülasyon çocuklar söz konusu olunca içime sinmiyor. Enerjimizi az sayıda çocuk ile paylaşıp kaliteli zaman geçirmek önceliğim. Elbette eksilen 1-2 öğrencimiz oldu fakat su aktı yolunu buldu. Ben kendi özel hayatımda kanaatkar bir insan olduğum için olan yetti. Açıkçası 30 tane atölye bebesinin, yani kedilerin rızkı hiç eksik olmadı. Önemli olan da buydu benim için.” diye konuştu.
“Lau’ da herkes var olabilir”
Pandemi süreci bittiğinde, hayat tekrar normale döndüğünde gerçekleştirmek istediği hayallerine de değinen Polat, sözlerine şu şekilde sonlandırdı; “Pandemi bittiğinde çılgınlar gibi sokakta olmak istiyoruz. Çocuklarım ile sahilde, denizde, ormanda kampta olacağız. Atölyenin bahçesini açmak istiyoruz. Hafta sonları tiyatro gösterilerimize yer ayırmak istiyorum. Ben insanoğlunun hayal ettiği her şeyi yaşayabileceğine inanıyorum. Çanakkale’ye yerleşmeden önce, her gün Çanakkale’de atölye açacağım deyip, şuan hala yapmakta olduğum programları yazıyordum. Taşınalı kısa bir süre oldu ve eşim elini değdirdiği her şeyi kalbinden geçtiği gibi, çiçek gibi yaptı. İşlerim su gibi aktı gitti.. Heidi, köle çocukları sembol ediyor. Lau, yeryüzünde ki her şey önce senin sonra benim demek.. Her çocuğun her şeyin en iyisini değil de, eşit şartlarda nefes almasını hak ettiğine inanıyorum. Bu nedenle Lau’da herkes var olabilir, şartları ne olursa olsun.”
Sedef Cansu Karakuş
Yorumlar
Yorum Yaz