Başkan Resul Can, Covid-19 pandemisinin eğitim-öğretim ve okullardaki etkilerine dair son durumu değerlendirdi. Okullarda eğitim alan öğrencilerin maske, mesafe ve hijyen kurallarına uyduğunu ve yetişkinlere göre daha bilinçli olduğunu belirten Başkan Can; “Herkes salgın sürecinde fiziki mesafeyi koruyarak, hijyen kurallarına uyarak, kontrollü davranarak yaşamayı öğrenmeli aslında ama bakıyoruz çarşıdaki yetişkinler uymuyor. Çocuklar uyuyor. Benim de iki tane çocuğum var. Arkadaşlarımızın da var. Ben bakıyorum çocuklar maskeye, mesafe kurallarına uyuyorlar. Bilinçliler yani. Bir altyapı oluştu” dedi. Okulların bu anlamda toplumu düzenleyici kurumlar olduğunu ifade eden Başkan Can, “Salgınla baş etmek istiyorsak, bence, okulları açık tutmalıyız” diye konuştu. Biga ve Ezine’de depreme dayanıksız olduğu için yıkılan okullardan da bahseden Başkan Can, bu okulların bir önce ihalelerinin yapılıp aktif hale gelmesi gerektiğini söyledi.
Programın başında Memur-Sen’in basın açıklamasına değinen Başkan Can, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a tepki göstererek, “Buradan Fransız mallarını boykot etmeye davet ediyorum.” dedi. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramını da kutlayan Başkan Can, “29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının önderliğinde verilen Kurtuluş Savaşı sonucunda Cumhuriyet bugün cumhurun iradesiyle geleceğimizin garantisidir. Bu vesileyle ben de tüm şehitlerimizi, gazilerimizi saygıyla, rahmetle anıyorum.” şeklinde konuştu.
“Türkiye’nin en büyük sendikasıyız”
Eğitim-Bir-Sen’in tarihçesinden de bahseden Başkan Can, 14 Şubat 1992’de Mehmet Akif İnan ve 14 arkadaşı tarafından ilk ismi Eğitim-Bir olarak kurulduğunu söyledi. Başkan Can; “Daha sonra Eğitimciler Birliği Sendikası ismini alıyor. Yaklaşık 10 yıl boyunca kamu görevlilerin sendikal haklara kavuşması için gayret gösteriliyor o süreçte. O zaman tabii Türkiye'de biliyorsunuz sendika kanunu yok, bir yasal güvence yok. Kaçak koçak yapılıyor yani merdiven altı tabiriyle. Bu çalışmalarıyla Mehmet Akif İnan aynı zamanda ülkemizde demokrasinin tabana yayılarak gelişmesi ve sivil toplumun güçlendirilmesi çalışmalarına büyük katkılarda bulunuyorlar.” dedi. Bugüne kadarki süreçte beş tane olağan kongre yapıldığını ifade eden Başkan Can, en son yapılan olağan kongrenin 21-22 Şubat 2015 tarihinde gerçekleştiğini belirtti. Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın başkanlığında “Yeni Ufuklardan Yeni Umutlara” diyerek yolculuklarının devam ettiğini belirten Başkan Can, “Türkiye’nin en büyük sendikası olarak çalışmalarımıza devam ediyoruz” diye konuştu. 2011 yılında Türkiye’de yetkili sendika olduklarının da altını çizen Başkan Can, 2011 yılından beri beş sefer toplu sözleşme imzalayarak, eğitim alanında faaliyet gösteren çalışanların haklarını savunmak için ellerinden gelen gayreti göstermeye devam edeceklerini vurguladı.
Eğitim hizmet kolunda hizmet veren bir sendika olarak, hizmet kolunda sadece öğretmenler ve idarecilerin bulunmadığının altını çizen Başkan Can sözlerine şu şekilde devam etti: “Yardımcı hizmetli arkadaşlarımız okullarda çalışan memur arkadaşlar, veri hazırlama işletmenleri, şef arkadaşların, bunların hepsinin bir bütün olarak kapsayan çalışmalar yapıyoruz. Yani, öğretmen sayısı fazla Türkiye'de, sadece öğretmen sendikası gibi algılanmasın. Öğretmenlerin yanında dediğim gibi yardımcı hizmetli memur şef arkadaşlarımızın da onlar için de kazanımlar üretmeye çalıştığımız bir sendikal yapıyız.” dedi.
Karne programında yaptıkları ‘Toplu Sözleşmeler’den bahseden Başkan Can, toplu sözleşmelerin iki yılda bir yapıldığını belirterek; “Memurların haklarıyla, kazanımlarıyla ilgili hükümetle oturulur pazarlık yapılır. Biz toplu sözleşme şu kazanıma imza attık: "Öğrencilerin çeşitli nedenlerle sınıf veya okul bütünlüğünde izinli sayılmaları sebebiyle eğitim ve öğretim faaliyetlerini fiilen yerine getiremeyen yönetici ve öğretmenler, bu sürelerde üzerlerinde bulunan aylık karşılığı ders, ek ders, planlama görevlerini yapmış sayılırlar." diyor. Bu şu demek, zaten bu madde olduğu için öğretmenlerimiz, idarecilerimiz Mart ayından Haziran ayına kadar ek derslerini tamamen aldılar. Fakat 31 Ağustos'ta okullar açıldığı zaman Bakanlık bir yazı yazdı, orada ek ders 2'inci maddede alabilir diyor, 3'üncü maddede alamaz diyor, böyle bir kafa karışıklığına neden oldu o süreç. Biz o yazıyı mahkemeye verdik. Bu toplu sözleşme maddesine istinaden. Şu anda okul peyderpey açıldığı için ek ders konusunda inşallah bir sıkıntısı kalmayacak öğretmen arkadaşlarımızın. Dediğim gibi öğretmenlerimizin en büyük sorunu bu süreçte çocuklarından, öğrencilerinden uzak kalmaları. Görüştüğümüz bütün arkadaşlarımızın "Artık okullar açılsın, gerçekten sıkıldık, zor bir süreç, öğrencilerimizi özledik." gibi serzenişleri çok duydum ben alanda. En büyük sıkıntıları buydu. Ek ders konusu da çözülecek zaten. Çözüldü de peyderpey.” dedi.
“Toplu sözleşmelerle kazanımlar elde ettik”
Covid-19 pandemisi süreciyle beraber okullardaki yardımcı hizmetlilerin sıkıntılı bir dönemden geçtiğini vurgulayan Başkan Can, yardımcı hizmetli görevlilerine fazla mesai ücreti verilmesi gerektiğini söyledi. Başkan Can, yardımcı hizmetli görevlileri için; “Çok önemli bir iş yapıyorlar, emekleri mutlaka görülmeli. Bu arkadaşlarımızın yoğun çalışıyorlar. Toplu sözleşme sürecinde okulun ağır yükünü çekiyorlar. Bunlar için toplu sözleşmede de fazla mesai ücreti almaları gerektiğini hep dile getirdi ama bu haklar bugüne kadar verilmedi. Bunun muhakkak verilmesi lazım yardımcı hizmetli arkadaşlarımızla ilgili.” şeklinde konuştu.
Covid-19 pandemisi döneminde sorunların okul yönetimi üzerine yüklenmemesi gerektiğini ifade eden Başkan Can, pandemi döneminde tedbirlerin alınması, bütün şartların yerine getirilmesi ve okulların desteklenmesi konusunda isteklerde bulunduklarını belirtti. Başkan Can, Karne programındaki konuşmasında, eğitim alanında nasıl kazanımlar elde ettiklerini ise şu sözlerle ifade etti: “Kazanım konusunda öğretmenlerin, bizim birinci hedefimiz ve idealimiz insanca yaşayan millet, insanı yaşatan devlet. O şekilde talebimiz. Toplu sözleşmelerde birçok kazanımlar elde edildi. Mesela eğitim öğretim aidatlarının artırımlı ödenmesi. Öğretmenler, eğitim öğretim yılına hazırlık ödeneği alırlar. Nöbet görevine ücret verilmiyordu, nöbet görevine ücret veriliyor artık. Kazanım elde edildi. Sınavlarda görev alırdık, o aldığımız görevlerin ücreti çok düşüktü artırımlı ödenmesi sağlandı bu toplu sözleşme kazanımlarıyla. Enflasyon farkıyla maaş ve ücretleri koruma altına aldık. Nedir bu enflasyon farkı? Mesela hükümet yüzde 4 zam verdi ama enflasyon yüzde 6 çıkıyor. Yüzde 2'lik zammı da ilave alıyoruz. Bu enflasyon farkıyla maaşları güvence altına alındı. Bunlar hep toplu sözleşme kazanımları. Eğitimci arkadaşlarımız için kazandığımız başlıklardan bazıları.”
“Okul ile kurulan bağ azaldı”
Ülkemizde ilk resmi Covid-19 vakasının Mart ayında görüldüğünü, pandeminin başlamasıyla birlikte ülkedeki okulların yüz yüze eğitime kapatıldığını hatırlatan Başkan Can, bu kapanmayla birlikte gerçekleşen olumsuz etkileri şu şekilde açıkladı: “Çocuklar öğrenme motivasyonlarının kaybolması, derslere erişememeleri, o zaman biliyorsunuz hemen EBA TV yayına geçmedi, bir boşluk oluştu. İnternet altyapısı olmayan, köylerde yaşayan, interneti olmayan köyler var. Ülkemizin gerçekleri bunlar. Çocuklar olumsuz etkilendiler. Kız çocukları ev işlerinde uğraşmak durumunda kaldılar. Erkek çocuklar da aile bütçesine katkı sağlamak için ekstra işlerde çalışmaya başlayan öğrencilerimiz oldu. Sosyal izolasyon nedeniyle arkadaşlarından ve sosyal çevreden uzak kaldıkları için devamlı evde çocuklar. Kendi çocuklarımızda da yaşadık bu sıkıntıları. Duygusal ve zihinsel sağlık sorunlarına neden olan problemler yaşandı. Evinde yeterince teknolojik araçlara sahip olmayan çocuklarımızın okul ile kurdukları bağ azaldı. Yayınevi gibi çalışan sendikayız, Covid-19 Salgınının Gölgesinde Eğitim ve Riskler ve Öneriler raporumuzdan söylüyorum bu başlıkları. Duygusal ve zihnsel sağlık üzerine etkileri oldu.”
Halk Eğitim Merkezi’ne teşekkür
Pandemi sürecinde Halk Eğitim Merkezlerinde sabah akşam maske dikimi yapıldığını söyleyen Başkan Can; “Tabii bu süreçte Halk Eğitim Merkezleri, Mart ayında, orada da çalışan, Halk Eğitim Merkezi'ndeki idarecilere, usta öğreticilere bir teşekkür etmek lazım. Maske üretiminde ellerinden geleni fazlasıyla milletin o dışarı çıkmaya korktuğu dönemde, onlar sabah akşam evlerinden katılanlar oldu maske dikimine, bu süreçte çok efor sarf ettiler. Ellerinden geleni yaptılar. O arkadaşlarımızı ziyaret ettik hep alanda. Onların yanında olmaya çalıştık, destek vermeye çalıştık sendika olarak. Valimiz, hepsini başarı belgesiyle ödüllendirdi onların çalışmalarından dolayı. Okulda pandemi sürecinin başlamasıyla yaşanan sıkıntılar bu şekildeydi.” dedi.
“Büyük fedakarlık gösterdiler”
Okulların açılmasıyla ilgili sağlıklı ve güvenli okul ortamının sağlanması gerekliliğini özellikle vurguladıklarını ifade eden Başkan Can; “Temel protokolleri ve parametreleri içeren bir rehber hazırlanmalı. Okulları açmak için daha esnek bir yapı planlanmalı, süreci bu şekilde hep bakanlıkla görüşmelerimizde öğrencilerin buna hazırlanması, hastalıktan korunmak ve güvenliği sağlamak için önlemler alınmalı diye özellikle hep önerilerimizi bakanlıkla paylaştık. Okullara ayrılan kaynakların arttırılmasını istedik. Sonuçta okula veli gelmiyor, okul aile birliği üzerinden dönen bir çark var ve okulda para olmayınca onları nasıl karşılayacak? Ama idareci arkadaşlar olsun, öğretmen arkadaşlar olsun çok büyük fedakarlıklar göstererek gerçekten süreci en az çocuklarımızın en az etkileneceği şekilde geçirmemize vesile oldular.” şeklinde konuştu.
“Öğretmenler, çok büyük bir özveri gösterdiler”
Pandemi sürecinde yardımcı hizmetlilerin, memurların, şeflerin olağanüstü bir gayret gösterdiklerini söyleyen Başkan Can, “Öğretmen arkadaşlarımız, genelde şöyle bir algı vardır: "Öğretmenler ne yapıyor ki?" halk nezdinde böyle bakanlar vardır. Öğretmen arkadaşlar gerçekten bu süreçte fedakarca, tek tek kendilerine verilen köylerden numaraları arayarak onların bu pandemi sürecinde hallerini hatırlarını sorarak çok büyük bir özveri gösterdiler. Gerçekten takdire şayan hareketlerdi.Tüm arkadaşlarımızı ben de canı gönülden kutluyorum. Bu süreçte verdikleri bu gayretten dolayı.” dedi.
“Uzaktan eğitim çok maliyetli”
Yaşanılan bu süreçte umudun, kaygılardan daha büyük olması gerektiğini söyleyen Başkan Can, yüz yüze eğitimi ellerinden geldiğince devam ettirmek zorunda olduklarının altını çizdi. Başka Can, “Çünkü uzaktan eğitimin doğuracağı bir maliyeti kontrollü bir şekilde yapılacak yüz yüze eğitimin doğuracağı maliyetten çok daha fazla. Yani yüz yüze eğitimi dikkatli bir şekilde, tedbirli bir şekilde, mesafesi, maskesi, hijyeni, temizliği bu şekilde başlanması lazım. Öğretmen arkadaşlarımızın da bu pandemi süreci başladığından beri en büyük sıkıntısı, görüştüğüm arkadaşlarımızın, alandaki öğretmenlerimiz, o süreçte benim telefonla ulaştığım üyelerimizle görüştük. Korona sürecinde birçok üyemizle telefonla aradık hal hatır sormak için. ‘Okullar bir an önce açılsın. Öğrencilerimizi özledik. Ne kadar zormuş. Gerçekten çok zor günler geçiriyoruz.’ diyen öğretmenlerimiz, hep serzenişte bulunmuşlardır. Herkes burada şunu biliyor; erişim ve altyapıda sıkıntı olduğu. Mesela köy okulundaki öğrencilerimiz sağlıklı bir şekilde bağlanamıyorlar. Kimisinin babasında internet olmuyor, cep telefonuyla sadece olan bir şey değil. Herkes salgın sürecinde fiziki mesafeyi koruyarak, hijyen kurallarına uyarak, kontrollü davranarak yaşamayı öğrenmeli aslında ama bakıyoruz çarşıda yetişkinler uymuyor. Çocuklar uyuyor. Bizim de var iki tane çocuğumuz, arkadaşlarımızın da var, ben bakıyorum çocuklar maskeye, mesafeye, bilinçli yani. Bir altyapı oluştu.” şeklinde konuştu. Okulların bu anlamda toplumu düzenleyici kurumlar olduğunu belirten Başkan Can, “Salgınla baş etmek istiyorsak, bence, okulları açık tutmalıyız.” dedi.
“Yüz yüze eğitimin yerini tutmaz”
Programda uzaktan eğitimin sadece bir öğretim yöntemi olduğunu söyleyen Başkan Can; “Hibrit eğitim ne demek? Hibrit eğitim hem uzaktan hem yüz yüzenin karması olan bir yöntem. Örgün eğitimde mesela ders anlatırken mimiklerimizle, hareketlerimizle, bakışlarımızla öğrencilerimize bir şey öğretiriz öğretmenler. Bu nedenle yüz yüze eğitimin yerini uzaktan eğitimin tutma ihtimali zaten yok. Bunun imkanı yok yani, bilimselliği aykırı. Öğretim yöntemi teknikleri açısından da bunların mutlaka bir kıymeti vardır, uzaktan eğitimin de ama dediğim gibi yüz yüze eğitimin yerini tutma gibi bir imkan yok. Okul yönetimleri burada, işte dedik ya biz hep gündeme getiriyoruz bunu, genel merkezimizde, biz de yerelde. Okul yönetimlerinin omuzlarına yüklenmemeli. Çünkü okul aile birliklerine şu anda para gelmiyor. Biliyorsunuz, okul aile birliğine velilerin verdiği paralarla dönüyor okulun çarkı. Devlet tarafından okula ayrıca bir ödenek gelmiyor. Israrla şunu diyoruz: Tedbirler alınsın, bütün şartlar yerine getirilsin, okullara bütçe verilsin bu süreçte ve bir an önce açılsın dedik biz hep. Kurduğumuz cümleler bu şekildeydi. ‘Temizlik malzemesi ve maske konusunda desteklenmelidir.’ dedik” şeklinde konuştu.
“Çanakkale’de sıkıntı yok”
Okullarda alınan önlem konusunda Çanakkale genelinde herhangi bir sıkıntı olmadığını söyleyen Başkan Can; “Gezdiğimiz okullar hakikaten tertemiz, pırıl pırıl, bütün önlemleri alınmış, dezenfektasyon, uyarı işaretleri zaten Okulum Temiz projesi var şu anda. Herkes bütün okullar o belgeyi almak için gerekli şartları oluşturuyorlar. Çanakkale'de bu konuda bir sıkıntı olduğunu ben görmedim. Dediğim gibi, eğitim çalışanlarına bu salgın sürecinde kolaylık sağlanmalı. Mesela, Cumhurbaşkanımız ne dedi? "500 bin tablet vereceğiz öğrencilere." Mesela şu yapılabilir; öğretmenlere ve öğrencilere tablet satışlarında KDV'nin ve ÖTV'nin sıfırlandığı bir satış yapılabilir bu süreçte. Hem öğretmenlere destek hem öğrencilerimize destek anlamında vergi indirimi konusu mutlaka gündeme alınmalıdır düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
“Vaka sayılarında düşüş olan iller yüz yüze eğitime geçmeli”
Başkan Can, sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Şunu diyoruz biz özellikle, mesela il il Çanakkale'de vaka sayılarında çok acayip bir artış yoksa, köylerde bir sıkıntı yoksa oralarda direkt yüz yüze eğitime geçilmeli zaten. O çocuk köyde yaşıyor zaten. Hemen derslerine, yüz yüze eğitime geçebilir. Çanakkale'de vaka sayıları Türkiye genelinde aşağıdaysa Çanakkale mesela yüz yüze eğitime geçebilir. İstanbul sonra geçer. Tekirdağ daha sonra geçer. Onu bilemeyiz ama Çanakkale buna uygunsa Çanakkale yerelde kendisi yüz yüze eğitime geçebilir diye düşünüyorum. Genel Başkanımız da açıklamalarında hep bu şekilde önerilerimiz. Vaka sayılarında düşüş olan, herhangi bir problem gözükmeyen illerde yüz yüze eğitime geçilmeli şeklinde.”
“Çözümlere sorun bulmamalıyız”
Barbaros İlkokulu’nda çıkan ve kamuoyuna da yansıyan Covid-19 vakasıyla alakalı değerlendirmelerde bulunan Başkan Can, vaka çıkan okuldaki öğretmeni arayarak konuştuğunu belirtti. Başkan Can, “Ben oradaki öğretmen arkadaşımızı aradım, konuştuk kendisiyle. ‘Hocam geçmiş olsun. Var mı sıkıntınız, probleminiz?’ Sınıfta öğrencisine de bulaşan bir şey yok, bulaşmamış, kendisi de iyi Allah'a şükür. Bu süreci şöyle götürmeliyiz, doğru olan şudur bence: Her soruna bir çözüm bulmaktır. Amacımız bu olmalı. Her çözüme bir sorun bulmamalıyız. Bilimsel olarak bu okulların yüz yüze açılması çok önemli çünkü öğretmenin mimikleri, bakışları, dersteki hareketleri bunlar uzaktan eğitimle verilebilecek şeyler değil. Onun için hep beraber, zaten şimdi 2 Kasım'da 9'uncu sınıflarla 5'inci sınıflar da başlıyorlar eğitime. Bu kademe kademe herkes başlayacak zaten. Süreç böyle devam edecek.” dedi.
Veli-Öğretmen Anketleri: Çocuklar eğitimden geri kalacak
Eğitim-Bir-Sen olarak Eylül ayında yaptıkları çalışmaya da değinen Başkan Resul Can, Pandemi Sürecinde Okulları Güvenle Açmak: Öğretmen ve Veli Araştırması isimli bir rapor hazırladıklarını belirtti. Başkan Can; “Diyoruz ki ‘Okulların kapalı kalması ve uzaktan eğitimin devam etmesi durumunda öğrenme kaybı en önemli sorun olarak ortaya çıkıyor.’ Bu UNESCO'nun 2020'deki açıklaması. Yaptığımız ankekket velilerin 4'te 3'ü, öğretmenlerin ise 3'te 2'si, okullar açılmazsa ve uzaktan eğitim yapılırsa çocukların eğitimden geri kalacaklarını düşünüyorlar. Bu raporumuza, çalışmamıza 9 bin öğretmen, 20 bin de veli katıldı Türkiye geneli.” diye konuştu.
“Çözüm odaklı önerilerimizle eğitime katkı sunmaya çalışıyoruz”
Tarihte yaşanan böyle bir süreç olmadığını vurgulayan Başkan Can, ilk defa öğretmenlerin ek dersini, maaş karşılığını dolduramadığı bir süreçten geçtiklerini ifade etti. Yayınevi gibi çalışan bir sendika olduklarını ve ellerinden geleni yaptıklarını tekrar vurgulayan Başkan Can, “Biz alanda geziyoruz ekip olarak. Girmediğimiz okul yok. Tüm öğretmen arkadaşlara, memur arkadaşlara dokunuyoruz. Sorunlarını dinliyoruz. Biz genel merkeze iletiyoruz. Genel merkez de Bakan Bey ile görüşmelerinde veya yetkililerle görüştüklerinde sorunları iletiyorlar. Raporlama çok iyi olduğu için, mutfak çok iyi çalıştığı için hep bu süreçte rapor genel merkezimizden gönderilir. Çözüm odaklı önerilerimizle eğitime katkı sunmaya çalışıyoruz. Bu öğretmen ve veli çalışmasıydı. Bu raporumuzu Vali Beye, İl Milli Eğitim Müdürümüze, İlçe Milli Eğitim Müdürlerine elden veriyoruz biz. Hem bahsediyoruz alandaki sıkıntıları dile getiriyoruz hem de sendikamızın yapmış olduğu çalışmaları bu raporlarla onların da bilgisine sunuyoruz.” şeklinde konuştu.
Hazırladıkları raporun başlıklarından da bahseden Başkan Can,"Öğrenme kayıpları tespit edilmeli ve öğrencilerin bilgi ve beceri durumlarına uygun telafi eğitim programları uygulanmalıdır." ilgili olarak “Bir telafi eğitimi yapıldı ama hala randımanlı değil. Haftada 2 gün giden okullar var. Çarşamba uzaktan eğitim, sınıflar ikiye bölünmüş durumda.” dedi.
“Öğretmenler öğrencileriyle canlı dersler yapılması konusunda motive edilmeli ve desteklenmelidir." başlığını açıklayan Başan Can, “Tabii şimdi evde olduğu için canlı derse katılmıyor, devamsızlık yok. "Katılsam ne olur, katılmasam ne olur?" diyen var ama öğretmen arkadaşlar velilerle koordineli derse girmeleri konusunda ellerinden geleni yapıyorlar.” şeklinde konuştu. Başkan Can, hazırladıkları raporun diğer başlıklarıyla alakalı ise şöyle konuştu; “İhtiyaç sahibi öğrenciler var. Bu da bir gerçek. Onlara tablet ve bilgisayar gibi dijital araçlar ve internet bağlantısı en kısa zamanda sağlanmalı." giremeyen öğrencilerimiz de var yani sonuçta. ‘Okulların açılma sürecinde sağlık ve güvenlik konusunda gerekli tedbirlerin alınması.’ Bu Çanakkale'de gezdiğim bütün okullar gerçekten tertemiz. Tüm tedbirler alınmış. O konuda kendi çocuğum da okula gidiyor, ilkokul 2'ye. Gayet temiz, güvenli. Gönlüm rahat bir şekilde ben gönderiyorum çocuğumu. ‘Uzaktan eğitim süreci en kısa sürede sonlandırılmalı ve yüz yüze eğitime geçilmeli.’ Çünkü çocuklarımızın eğitimi önemli, geçen bir ilkokul ziyaretimizde birinci sınıflar özellikle, iki gün gidiyorlar, çocukların beş gün sonra geldiklerinde tekrar okumayı, öğrendiklerini unuttukları yönünde serzenişte bulundu öğretmen arkadaşımız. Raporumuz bu şekilde. Az önce de dediğim gibi 9 bin öğretmen, 20 bin velinin oluşturulmuş bir rapor. Biz bunları yayınlamaya, yetkililere ulaştırmaya, alanın nabzını tutmaya devam edeceğiz.”
Eğitim için önemli görüşmenin detayını açıladı
Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ile görüşmesinin detaylarını açıklayan Başkan Can, öğretmenlerin sıkıntılarını ve acil bekleyen çözüm önerilerinin en yetkili makama iletildiğini söyledi. Başkan Can, “Eğitimin fiilen başlaması nedeniyle artan iş yükü göz önüne alınarak eğitimciler filyasyon ekiplerinden çıkarılmalıdır.” şeklinde bir talepleri olduğunu vurgulayarak, konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Mesela filyasyon çalışmaları yapıldı. Öğretmenler tek tek yaşlıları aradılar bu süreçte. Gerçekten tanımadıkları kişileri telefonla aramaları, oradan dostluklar çıktı, onları geri arayanlar halini hatrını sormalar, bunlar gerçekten çok kıymetli çalışmalardı. Covid-19 temaslısı olması nedeniyle mesela bazı öğretmenler Türkiye genelinden bahsediyorum, karantinaya alındı. 14 gün karantinaya alınıyor ister istemez temaslı olduğu zaman. Tabii onların ders ve ek ders ödemelerinde sıkıntı oluyor. Biz bunların alınması gerektiğini vurguluyoruz. Bakan Bey’e iletildi bugün. Öğretmenlerin il içi yer değişikliğinde sıra tayini diye bir uygulama vardı geçmişte. Onun tekrar hayata geçirilmesini istedik. Fazla sürelerde çalıştırılan, dedik ya demin de yardımcı hizmetliler, memur arkadaşlar, hakikaten eğitimde gizli kahramanlar diyelim o isteklerine bağlı olarak yardımcı hizmetliler fazla çalışmaları karşılığında ücret ya da izin hakkı verilmesi konusunda düzenleme yapılmasını istedik Milli Eğitim Bakanı'ndan. Bir de eğitim kurumlarının bir bütçesi olmasını, devletten bir bütçe ayrılmasını her okula. Böylelikle de idarecilerinin elinin daha da rahatlamasına olanak sağlanması gerektiğini vurguladık. Bakan Bey’e ilettik. İnşallah bu konuda da bir çözüm, bir sonuç elde edilir en kısa zamanda.”
“Park sorunu çok büyük”
Programda Çanakkale’nin trafik sorununa da değinen Başkan Can, “Çanakkale'nin sorununa gelirsek, benim gördüğüm, Çanakkale'nin en büyük sorunu şu anda genel olarak soruyorsanız, trafik sorunun görüyorum. Maalesef küçük bir şehirde yaşıyoruz kilometrekare olarak ama ne motorla rahatla gidebiliyorsun, ne arabayla, ne bisikletle. Park sorununun büyük olduğu bir şehirde yaşıyoruz. İnşallah yetkililer bunlara bir çare bulurlar diye düşünüyorum.” dedi.
“Gerçekten takdir ediyorum”
Başkan Can, Karne programında son söz olarak şunları söyledi: “Alandayız, EĞİTİM-BİR-SEN olarak eğitim çalışanlarının sorunlarına çözüm bulmada, onların sorunlarını çözmede her türlü yardımı sunmaya biz sendika olarak devam edeceğiz. Çalışmaları gerçekten takdir edilecek çalışmalar yapılıyor. Öğretmen arkadaşlarımız, idareci arkadaşlarımız, memur, şef, yardımcı hizmetli arkadaşlarımız elinden gelenin en güzelini bu süreçte sunmaya çalışıyorlar. Gerçekten takdir ediyorum arkadaşları. Son cümle olarak, yarın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı. Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarını, şehitlerimizi, gazilerimizi rahmetle, minnetle, şükranla anıyorum. Bize de ekranınıza yer verdiğiniz için teşekkür ediyorum. Sizlere de başarılarla dolu bir yayın hayatı diliyorum.”
Gürhan Kökçak
Yorumlar
Yorum Yaz