Gündem

CESARETİN ADI KADIN (10.03.2021)

AK Parti Çanakkale İl Genel Meclisi Üyesi Av. Tülay Ömercioğlu, 8 Mart’a özel Kaleninsesi Web TV üzerinden yayınlanan ‘Not Deft...

CESARETİN ADI KADIN (10.03.2021)

Kaleninsesi Web TV üzerinden Damla Yeltekin’in hazırlayıp sunduğu ‘Not Defteri’ programı, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne özel yayın yaptı. 8 Mart özel yayına AK Parti Çanakkale İl Genel Meclisi Üyesi Av. Tülay Ömercioğlu, konuk oldu. Ömercioğluile yaptığımız programı siz değerli okuyucularımızın beğenisine sunuyoruz.

Kadının siyasetteki yeri nedir kadın olarak gerekli değeri görüyor muyuz?

Ben 1995 yılından itibaren siyasi çevre içerisindeyim. 1995 de ilk siyasete başladığım yıllarda dâhil aslında kadın siyasette ben varım demek istiyorsa siyasette mutlaka yerini bulur. Yeni siyasete başladığım sırada il yönetimine alındım. İl yönetiminde başkan yardımcılığı görevi verildi. O zamanlar içerisinde bulunduğum partide milletvekili adaylığı konumuna geldim. Sahada çalıştım. Ancak Doğru Yol Partisi idi. Baraj altı kaldı ve bu sebeple çıkamadık. Ama daha sonra siyasete kendim ara verdim. Siyasete ara verdikten sonra baro başkanlığı yaptım. Baro başkanlığı da bir kadın açısından olur olmaz diye düşünülür. Ama önemli olan ‘Ben varım’ diye çıkabilmek. Ben varım diyerek çıktım ve ilk dönemlerimde sağ olsunlar Çanakkale Barosundaki arkadaşlarımız beni baro başkanı olarak seçtiler. Üç dönem Çanakkale’de baro başkanlığı yaptım. Karşımda da tabii ki erkek adaylarda vardı. Bunların arasında olduğum halde beni seçti arkadaşlarımız. Üç dönem sonunda artık ‘Başka arkadaşlarında buna hakkı ver’ düşüncesiyle kendim aday olmadım. Siyasete girdim. Yine il yönetiminde yer aldım. İl yönetimin arkasından Belediye Meclisinde yer aldım. İl Genel Meclisinde yer verildi. Önemli olan kadının kendisi ‘Ben bu işi yapmak istiyorum’ demeli.O zaman siyasette yer veriliyor. Özellikle de her ne kadar geçmiş dönemde milletvekilliği, dönemlerdeki konumlar zor olarak verilse de AK Parti döneminde ülkemizde kadının mutlak surette siyasette yer alması isteniyor. Kendin istemesen dahi sana olman için teşvik yapılan bir sistem var. Böyle bir konumda kadınlarımızın uzak kalması benim anlam veremediğim bir husus. Ama aslında ben bunu toplumsal olarak nitelendiriyorum. Kadın siyasete girdiğinde partiler onlara yer vermiyorlar değil. Kadınlar siyasetti evdeki konumu ve ailevi yaşantısı , kocasının egoları sebebiyle yapamıyorlar. Benim eşim sağ olsun bu konuda bana her zaman destek oldu. Aile üyelerinin de desteğiyle olan bir şeydir. Siyasi çevrenin değil önemli olan evdeki bütünlüğün kadına bu yönde ön vermesi. Çünkü her kadında cesaret vardır. Dünyanın yüzde 50 si kadınlar yüzde 50’si de kadınların doğurduğudur. İşin doğrusu bu erkeği de kadın yetiştiriyor neticede ama evdeki erkek sen bir yerlere gitmeye kalktığında sen nereye gidiyorsun gibi bir şey demeyecek. Çünkü siyaset öyle bir şey değil. Geceleri çıkacaksın köyleri de gezeceksin sabahın köründe çıkacaksın ilçeye de gideceksin... Bütün bunların hepsini yapman gerekiyor. Eğer evdeki erkek ‘Sen otur bakayım’ dediğinde sen de oturuyorsan çok zor. Bir de maddiyata da dayanıyor tabii ki. Kadının otur dendiğinde oturmaması için ‘Ben zaten hem işimi yaparım hem aileme bakarım hem çevrede yaparım’ diyecek cesaret ve güvene sahip olması gerekiyor. Tabii karşıdaki erkeği de annesi iyi bir erkek olarak yetiştirmiş olması gerekiyor.

Hedeflerinize ulaşmada kadın olmanız nedeniyle sorunlar yaşadınız mı? Yaşadıysanız nasıl aştınız?

İnanın ki hiçbir güçlük çekmedim. Size bir anımı anlatmak isterim. 1999 seçimlerinde Doğru Yol Partisi’nde ön seçimimiz vardı. Kemal diye bir adayımız, ben ve Nefer Şahin de var. As takım biz varız. Ama Kemal Bey beni ekarte etmek için arabaların önüne geçiyor, köydeki toplantılara gideceğiz, benden önce gidecek diye atılıyor. Doğrusunu söylemek gerekirse ayağına basıyordum önüne geçiyordum. Eşim arabayı daha hızlı kullanıyordu, onun önüne geçiyordu. Destek çok önemli olan. Şimdi ben Çanakkale halkı olarak söylüyorum. Çanakkale halkımız gerçekten çok harika çok ileriyi gören gönlü geniş insanlar. Ben gittiğim köylerde veya gittiğim ilçelerdeki kimseden ne ters bir bakış ne bu kadın burada ne yapıyor gibi söylemlerle karşılaşmadım. Ben 91 yılında 35 yaşında idim. ‘Bu yaşta ne yapıyor’ diyen bir kişi ile karşılaşmadım. Allah razı olsun hepsi o zamanlar arkamda kenetlendi. O dönemde biz Doğru Yol Partisi olarak yüzde 17,5 gibi bir oy aldık. Türkiye barajında o yıl Doğru Yol Partisi yüzde 9,5 alırken. Çanakkale’de biz çıkıyorduk ama Türkiye barajı sebebiyle kaldık. Yani ben Çanakkale’ye siyasette hiçbir şekilde köstek olan insan olmadı. Ancak ön seçimler vs. bunlar bir yarıştır. Aynı köstekler aynı çekinceler erkeğe de yapılıyor. Bunları gördüm sadece.

Hem avukat olarak hem de Ak Parti İl Genel Meclis Üyesi olarak Meclis’te kadınların yeteri kadar temsil edildiğini düşünüyor musunuz?

Belediye meclisinde olduğum dönemleri hatırlarsınız. Türkiye gündemine oturduk. Demek ki gözüküyoruz. AK Parti olarak kadına çok ön açmasını isteyen kadının siyaset hayatında olmasını çok fazla isteyen bir parti. Avukat olarak da dediniz bizim yasalarımız 2002 yılında kadın diline değişmeye başladı. 2002 den önce tüm mallar erkekte olur, mesela kadınlar asla hakkını aramaz, alamazdı. Ama 2002’den sonra AK Parti döneminde edinilmiş ‘mala katılma alacağı’ diye bir ortam getirildi. Bu alt yapıdır aslında kadının ekonomik olarak güvenilir olması için kendisine vermiş olduğu omuzuna bir destektir. Bir il ya da ilçe yönetimi yapıldığında ya da Meclis’te liste yapıldığında mutlaka kadın adaylara da yer verilir. Mutlaka kadın da koyacaksınız denilir. Mutlak surette kadınlarımız geride duruyorsa AK Parti ne yapsın? Şu kadın kollarımızın önemi bir milletvekili kadar bir kadın kolları başkanı bir milletvekili kadar gençlik kolu başkanlığı aynı şekilde ve aynı düzeydedir. Bir toplantıya gidildiğinde Cumhurbaşkanımızın yanına alınan insanlardan birisi kadın kolları başkanıdır. AK Parti siyasette bu nedenle kadına çok önem veriyor. Ve kadının mutlak surette iyi bir yerlere gelmesini istiyor. En güzel örneği şu anda belediye başkanlarımızda var kadınlarımızdan. Bunun yanında milletvekillerimizin sayısı kadın olarak çok arttı. Bakan milletvekillerimiz mevcut. Siyasette de kadına AK Parti adına çok önem verildiğini kısaca dile getirebilirim.

Kadın istihdamı sorunu hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Her kadın çalışmalı. Ama şu pandemi döneminde ben bunu hanımlara söylesem ‘nereden bunu söylüyor, nasıl söylüyor’ diyecekler. Kadın eğitim almış olabilir, almamış olabilir. Ama mutlaka dışarıda olması gerekiyor. Açılan destekleme birimleri var. KOSGEB gibi ticaret odası bağıntılı iş yapma iş kurma çalışmalar ve bunlarla ilgili krediler var. Uzun süreli faizsiz kredi imkânları var. Yani kadınlar hiç olmazsa bunlarla ilgili mücadelelerine pandemi dönemi olsa dahi devam etsinler. İnşallah aşılama olayıyla Mayıs da her şeye düzene girerse ondan sonra yolların açılacağına inanıyorum. Yurtdışındaki tablolara baktığımızda en büyük tablo İngiltere’deydi. Aşılama olayında büyük bir artış olduğundan dolayı seviyeler çok aşağıya inmeye başladı. Yani kadın mutlaka iş çevresinde yer alması gerekiyor. İş çevresinde yer alması gereken kadın özgüven kazanır. Özgüven kazanan kadın, evinde kızı da olsa oğlu da olsa her ikisini de o özgüven duygusuyla kadının bakış açısıyla büyütür. O zaman toplumda ilerde erkek kız arasında yanlış doğan sorunların ortadan kalkacağına inanıyorum.

8 Mart kadınlar için neden önemlidir?

Hepimizin bildiği gibi bu bir işçi olayı. Tabii ki o insanlar çok çok değerli şu anda da toprakları bol olsun. Ancak kadının işçisi veya ev kadını, iş kadını diye bir ayrım yapmamamız gerekiyor. Ben evde oturan kadının çalışan kadından daha fazla emektar olduğuna inanan birisiyim.Çünkü bir kadın evde oturuyorsa; sabahtan akşama kadar bir dakika durmadan çamaşır, bulaşık ne varsa yapıyor. Eğer kadın bunları yapmıyorsa zaten erkek hiçbir yere gelemez. Kadın eğer evde bir makarna pişirip de evinde yedirmiyorsa dışardan lahmacun söylenip yeniyorsa o evde zaten mal mülk yapılamaz. Böyle bir kadın ister içerde olsun ister dışarda olsun aile için çok önemli bir kavram. O yüzden ben bu 8 Mart günlerini dünyada bir gün kutlanmasını yanlış görüyorum. Kadının aslında her gün günü olması gerekir. Kadına kanunlarımızda çok güzel haklar veriliyor. Kadın kanunlarda erkekten bir kademe daha üstte. Her hakka haiz. Ama biraz önce dediğiniz gibi istihdam işsizlik sorunu, bastırılma, aile içerisinde anneden babadan bastırılmış bir güçle yetiştirilmiş bir kadının koca karşısında da çekinmesi. Ya da maddi gücüm yok diye çaresiz kalması. Bunlar sebebiyle kadın evde oturduğunda daha da mağdur insan oluyor. Evde oturan kadın olsun iş hayatında çalışan kadın olsun hepsi çok değerli. Kadınlar kendi değerini bilip gerek iş hayatında gerek toplum hayatında gerek ev hayatında değerleri gibi hareket etmelerini istiyorum. Benim annem ve babamdan gördüğüm ortam eşimle görmüş olduğum ortam bana bu özgüveni kazandırdı. Biz kadınlar olarak bu özgüveni sağlayacağımız bu özgüveni hoş karşılayacak erkek çocuklar yetiştirmemiz gerekiyor. Bütün kadınlarımızın dünya kadınlar günü kutlu olsun. Çanakkale kadının da tabii ki. Kadın verilen değeri kendi kendine önce vermeli, etraftan da ondan sonra o değeri beklemelidir.

Kadın ve şiddet hakkındaki düşünceleriniz?

Son yıllarda artan bir şiddet var. Bununla ilgili önleyici tedbirler getiriliyor ama önleyici tedbirler getirildikçe yetmediği görülüp daha üst önlemler getirildi. ŞÖNİM onun arkasından Emniyet birimlerinde aile bireyi denilen özel bir birim. Bunların hepsi ek ek açılmaya başlandı. Çünkü git gide artan bir seviye var. Benim anlayamadığım bir şey var. İnsan kendisinin öldürülmesini istemezken, insan kendisinin dövülmesini istemezken bir kadına nasıl el kaldırılıyor? Ya da senden boşanmak istiyor diye onu nasıl öldürebiliyorsun? Ama bu artan seviyenin ise neden kaynaklandığı kimi çevreden deniliyor ki maddiyat sorunları vs. Hayır. Kadın ayrılmış senin hiçbir işin kalmamış sen kadını markette sıkıştırıyorsun orada öldürüyorsun. Bunun maddiyatla ne alakası var. Bizim bu insanlara psikolojik olarak bir şeyler yapmamız gerektiğine inanıyorum. Devletimiz ister ŞÖNİM’i kursun, ister emniyete bununla ilgili ayrı bir birim açsın ya da adliyelerde korunma kararları çıksın... Ama 24 saat bir insanın başında bekleyemezsiniz çünkü toplumda çok var bunlardan. Ancak psikolojik olarak bununla ilgili yapmamız gerekenlerin olduğuna inanıyorum. İlkokuldan itibaren okullarda çocuklara psikolojik olarak kadın erkeğin birbirine verdiği değer konusunda bilgi vermemiz gerekiyor ki lise çağı, ergenlik çağı bu şekilde devam etmeli ki çocuğun beynine bu işlemeli. Bizim zamanımızda annemiz babamız bir şey söylediğinde ‘tamam efendim’ derdik ama sizin zamanınızda ki çocuklara baktığımızda ‘Sen ne diyorsun? Ne var?’gibi cevaplar geliyor. Ama ne yapıldı okulda her birine çocuk hakları ile ilgili bilgi verildi. Ergenlik dönemlerinde anneler ve babalar okullara çağırıldı, o sorunlarla ilgili bilgi verildi. Gençlere en ufak bir şey anne ve baba tarafından söylendiğinde haklarıysa ‘benimhakkım bu’ demesini biliyorsunuz. İşte biz bu şiddeti de şu anda ilkokuldan itibaren çocuklarımıza aynı ergen, çocuk, aile, bireyle ilgili vermiş olduğumuz bilgiyi şu anda da aylık seminerler ve yıllık seminerler aracılığı ile lise çağı sonuna kadar kadın hakkı, erkek hakkı, insan hakkı hakkında bilgi vererek aşabiliriz. Devlet kurumlarında bu birimleri açarak tabii ki koruyacağız. Çünkü 24 saat kimsenin başında bekletemezsiniz. Ancak alt yapıyı şu anda oluşturup geleceğe ışıkla bakmamız gerekiyor.

8 Mart mesajınız nedir?

Kadının kanunen hakları var. Kanunen evden alınmış malda da hakkınız var. Kocasının darbına uğradığında bununla ilgili cezai müeyyide hakkı var. Kendisi vazgeçse bile mahkeme gene kanunen ona cezasını veriyor. Malla ilgili isterse erkek üzerine yapsın yine bunu alma hakkı var. Malları sorumsuz harcadığında gelirlerinizin tasarruflarını sınırlandırabiliyorsunuz. Yani kanunen kadın hakkı çok çok fazla var. Ben hanımlarımıza haklarını çok iyi bilmelerini ve arkalarında durmalarını tavsiye ediyorum. Dünyada sadece 8 Mart günü kadınların günü değildir. Her gün kadınlarımızın günü. Bunun bilicinde olsunlar. Dünya kadınlar gününüz kutlu olsun ama bir gün değil 365 gün içimizde her gün kutlayalım. Onun bilinci ve onun özgüveniyle toplumda yerimizi bulalım.

Damla YELTEKİN

Kaynak: Haber Merkezi
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Haber Merkezi
Editör
H

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!
Yorum Yaz
Yorumunuz yönetici onayından sonra yayınlanacaktır.
Bizi Takip Edin
Henüz hesap eklenmemiş.
- REKLAM -