Ekonomi

Çanakkale’den Zonguldak’a Türkiye’de Madenci Olmak

TMMOB İzmir İl Sekreteri Aykut Akdemir, Çan Linyitleri İşletme Müdürü Fatih Sarıca ve Ortak Sağlık Güvenlik Birimleri Birlik ve Dayanışma Derneği Başkanı Arzu Bendeş, Dünya Madenciler Gününde Madencilerin mesleki yaşam sürecini değerlendirdi.

Çanakkale’den Zonguldak’a Türkiye’de Madenci Olmak

Her yıl 4 Aralık’ta kutlanan Dünya Madenciler Günü, ağır ve tehlikeli çalışma koşullarında görev yapan madencilerin fedakârlığını ve emeklerini görünür kılarken, Türkiye’de yaşanan iş kazaları ve can kayıpları nedeniyle bu tarih giderek bir anma ve farkındalık gününe dönüşüyor. TMMOB İzmir İl Sekreteri Aykut Akdemir, Çan Linyitleri İşletme Müdürü Fatih Sarıca ve Ortak Sağlık Güvenlik Birimleri Birlik ve Dayanışma Derneği Başkanı Arzu Bendeş, Dünya Madenciler Gününde Madencilerin mesleki yaşam sürecini değerlendirdi.

Fotoğraf: (Arşiv, İHA)

4 Aralık’ın kökeni, Roma İmparatorluğu’nun zulmünden kaçarak madencilere sığınan Santa Barbara’nın bu günü madencilere armağan etmesine dayanıyor. Yıllar içinde dünya genelinde madencilerin mücadelesini temsil eden önemli bir gün olarak kabul edildi.

Türkiye’de madencilik sektörü ekonomik kalkınmanın temel taşlarından biri olarak görülse de, sektörün hem çevresel hem sosyal hem de sağlık açısından yüksek risk barındırdığı biliniyor. Yapılan araştırmalar, dünya çapındaki ölümcül iş kazalarının yaklaşık yüzde 8’inin madencilik sektöründe meydana geldiğini ortaya koyuyor. Türkiye’de ise toplu maden faciaları ve kronik sağlık sorunları, bu mesleği hâlâ riskli iş kollarının başında tutuyor.

Madenciliğin Görünmeyen Bedeli

Yeraltı madenlerinde en sık görülen kazalar arasında göçükler, grizu ve kömür tozu patlamaları, ani gaz püskürmeleri, yangınlar, su baskınları ve tahkimat sorunları yer alıyor. Türkiye’de son 14 yılda en az 1.592 madencinin hayatını kaybettiği kaydediliyor. Bunun yanında madencilerin büyük bölümü uzun vadede kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları, omurga bozuklukları, solunum problemleri ve ergonomik risklere bağlı kronik hastalıklarla mücadele etmek zorunda kalıyor. Uzun vardiya sistemi, belirsizlikler ve işin doğası gereği yoğun stres ise sektördeki psikososyal yükü artırıyor.

Türkiye Kömür İşletmeleri’nin verilerine göre son 20 yılda iş kazası sayılarında önemli düşüşler yaşansa da, uzmanlara göre bu iyileşme sektördeki risklerin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Özellikle küçük ölçekli işletmelerde kayıt dışı çalışma, yetersiz denetim ve eksik iş güvenliği önlemleri hâlâ önemli sorunlar arasında.

TMMOB: “Madenciler en çok endişe duyulan meslek gruplarından biri”

TMMOB İzmir İl Sekreteri Aykut Akdemir, Dünya Madenciler Günü kapsamında yaptığı açıklamada madenciliğin ülkemizde gelişim gösterdiğini ancak geçmiş kazalardan ders çıkarılması gerektiğini ifade etti. TMMOB tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Dünyanın her yerinde 4 Aralık’ları bir mücadele gününe çeviren, coşkuyla kutlayan madenciler; ülkemizde yaşadığımız yoksulluk, özelleştirmeler, anti-demokratik uygulamalar ve iş kazaları nedeniyle en çok endişe duyulan meslek gruplarından biri hâline gelmiştir. Madencilik zor koşullar altında büyük özveriyle yapılan bir meslektir. Madenciler ekonomiye ve toplumun refahına katkı sağlayan isimsiz kahramanlardır. Ancak yaşanan iş kazaları ve toplu ölümler bu günü bir kutlamadan çok farkındalık gününe dönüştürmüştür.”

TMMOB Maden Mühendisleri Odası açıklamasında, “Savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşamı savunmaya devam edeceğimizi; sevgiyi, barışı, dostluğu ve adaleti katleden her türlü terörü kınadığımızı belirtmek isteriz” ifadelerine yer verdi.

Sürdürülebilir Madencilik Gerekliliği

Madencilik sektörü, doğrudan doğal kaynaklardan beslendiği için çevresel etkileri oldukça yüksek. Su kirliliği, toprak erozyonu, habitat kaybı ve karbon salımı sektörün en kritik çevresel sorunları arasında bulunuyor. Bu nedenle “sürdürülebilir madencilik” yaklaşımı yalnızca ekonomik kazanca değil; çevresel dengeye ve yerel halkların yaşam hakkına saygı duyulmasına odaklanıyor.

Su yönetimi, arıtma sistemleri, rehabilitasyon projeleri ve kapatılan maden sahalarının ekolojik olarak yeniden kazanımı bu yaklaşımın temel unsurları arasında yer alıyor.

Çanakkale Perspektifi: “Madenciliğin ağır işçilik sınıfında yer alması hem avantaj hem dezavantaj”

Çanakkale’deki madencilik faaliyetleri bölge ekonomisi için önemli yere sahip. Çan Linyitleri İşletme Müdürü Fatih Sarıca, Çanakkale’de yürütülen maden faaliyetlerinin hem istihdam hem de enerji üretimi açısından büyük katkı sağladığını belirtiyor.

Sarıca, madenciliğin ağır çalışma koşullarını şu sözlerle aktarıyor:

“Madencilik ağır işçilik sınıfında yer alan bir meslektir. Çanakkale’de açık ve kapalı ocaklarımız bulunuyor ancak daha çok açık ocak madenciliği yapılıyor. Bu işin doğası gereği çalışma koşulları tıpkı çiftçilik gibi doğaya bağlıdır. Yağmur, sıcak, soğuk dinlemeden her türlü hava koşulunda çalışılır. Bu durum madenciler için şartları daha da zorlaştırıyor.”

Sarıca, iş güvenliği konusunda son yıllarda önemli adımlar atıldığını ve eskiye oranla kaza oranlarının düştüğünü belirterek şunları ekliyor:

“İş güvenliği alanında çıkan yeni yönetmeliklere sektör olarak hızlıca adapte oluyoruz. Bu mesleğin ağır işçilik sınıfında olması bazı dezavantajlar barındırsa da yan haklar, sosyal imkânlar ve yüksek maaş gibi avantajları da bulunuyor. Geçmişte yaşanan maden kazalarından ciddi dersler çıkarıldı. Enerji alanında dışa bağımlılığın arttığı dönemlerde yerli linyit rezervlerimizin önemi daha fazla ortaya çıkıyor. Madencilik ülkemiz için yüksek katma değer sağlayan bir faaliyettir.”

Madenciler için daha güvenli bir gelecek mümkün mü?

Sektör uzmanlarına göre, Türkiye’de madenciliğin geleceği daha güçlü denetimler, kayıt dışılığın ortadan kaldırılması, iş sağlığı ve güvenliği kültürünün yerleşmesi, teknolojik yatırımların yaygınlaştırılması ve sürdürülebilirlik odaklı projelerin hayata geçirilmesine bağlı. Bunun yanı sıra madencilerin çalışma saatlerinin, ücret politikalarının, sosyal haklarının ve psikososyal destek mekanizmalarının iyileştirilmesi gerekiyor.

4 Aralık Dünya Madenciler Günü, yalnızca bir anma değil, daha güvenli ve adil bir sektör için sorumlulukların hatırlandığı bir gün niteliği taşıyor. Madencilerin yaşam ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi ise hem devletin, hem sektör temsilcilerinin, hem de toplumun ortak çabasını gerektiriyor.

En eski sanayi kolu Madencilik!

Ortak Sağlık Güvenlik Birimleri Birlik ve Dayanışma Derneği Başkanı Arzu Bendeş ise Maden faaliyetlerinin insanlık tarihinin en eski faaliyetlerinden biri olup sanayi ve teknoloji alanları başta olmak üzere yaşamın temelini oluşturan sektörlerin başında geldiğini aktardı. İş sağlığı ve güvenliği açısından; “Bu anlamda iş sağlığı ve güvenliği, madencilikte yalnızca yasal bir zorunluluk değil, aynı zamanda insan hayatını doğrudan ilgilendiren vazgeçilmez bir gereklilik” olduğunu belirtti.

Bendeş yaptığı açıklamada; “Madencilik faaliyetlerinde yaşanan kazalar çoğu zaman ciddi yaralanmalara ve can kayıplarına yol açabilmektedir. Bu nedenle tehlike ve risklerin önceden tespit edilmesi, gerekli önlemlerin alınması ve iş güvenliği kültürünün çalışanlar başta olmak üzere tüm taraflarca benimsenmesi hayati önem taşır,” ifadelerine yer verdi.

Önce çalışanın güvenliği!

Bendeş özellikle madencilerin iş sağlığı ve güvenliğinin çalıştığı ortamının güvenliğinin üst düzeye tutulduğunu aktardı. bendeş;” Madencilik sektöründe sürdürülebilir başarı, ancak güvenli bir çalışma ortamı, çevre değerlerini önceleyen bir yaklaşımla mümkündür. Her çalışanının sağlığını ve güvenliğini öncelik kabul eden işletmeler, yalnızca yasal sorumluluklarını yerine getirmekle kalmaz; aynı zamanda insan odaklı, etik ve sürdürülebilir bir üretim anlayışını benimser. Bu bakımdan iş güvenliği, madencilikte bir tercih değil; zorunlu ve vazgeçilmez bir değer olarak görülmelidir.” Dedi.

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
SÜHA PARMAKSIZ
Editör
S

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!
Yorum Yaz
Yorumunuz yönetici onayından sonra yayınlanacaktır.
Bizi Takip Edin
Henüz hesap eklenmemiş.
- REKLAM -