Tarihi boyunca birçok savaş ve kayba tanıklık eden Çanakkale, geçmişte yaşanan acıların izlerini hâlâ taşımaya devam ediyor. Psikolog Cahit Necdet Gülnar, savaş, yoksulluk ve kayıp gibi deneyimlerin yalnızca bireyleri değil, nesiller boyunca insanları etkileyebileceğini söyledi. Travmanın sadece geçmişle sınırlı kalmadığını, bugünün insanında da derin duygusal etkiler bıraktığını vurgulayan Gülnar, geçmişin acılarının hâlâ Çanakkalelilerin ruhsal dünyasında hissedildiğini ifade etti.
Travma Nedir?
Uzmanlar ‘travma’ kelimesini kişinin duygusal kapasitesini aşan bir olay karşısında çaresizlik, korku ve kontrol kaybı hissetmesi olarak tanımlıyor.
Psikolojik travmanın sadece büyük olaylarla sınırlı olmadığını söyleyen Necdet Gülnar, herkesin karşılaşabileceği bir olgu olduğunu ifade etti “Bazen hiç kimse fark etmez ama insanın iç dünyasında bir şey kırılır. Kimi zaman bir kaza ya da kayıp, kimi zaman ise çocuklukta yeterince sevilmemek veya sürekli eleştirilmek, aynı etkiyi bırakabilir. “Bu yüzden travma çok insani bir durumdur; herkesin başına gelebilir.”
“Küçük yaşantılar derin izler bırakabilir”
Herkesin hayatında bir şekilde travmatik izler bulunabileceğine değinen Gülnar, bu izlerin illa büyük felaketlerle sınırlı olmadığını, bazen çocuklukta yaşanan küçük olayların bile duygusal sistemi derinden etkileyebileceğini belirtti. Travmanın farklı şekillerde ortaya çıkabildiğini aktaran Gülnar, büyük travmaların deprem, savaş veya kayıp gibi olayları kapsadığını, küçük ama tekrarlayan travmaların ise duygusal ihmal, sevgisizlik ve sürekli aşağılanma gibi yaşantılarla şekillendiğini ifade etti.
![]()
“Travmanın en önemli belirtisi, geçmişin bugüne sızmasıdır”
Psikolog Cahit Necdet Gülnar, travmanın hangi tür olaylarla ortaya çıkabileceğini ve belirtilerini aktardı: Fiziksel veya duygusal şiddet, cinsel istismar, kazalar, hastalıklar, terk edilme, alay edilme, değersiz hissettirilme… Bunların hepsi travma yaratabilir. Travmanın en belirgin tarafı, insanın iç dünyasında ‘güvende değilim’ duygusunu bırakmasıdır. Ve kişi bu duyguyla yaşamaya devam ederse, bedeni ve zihni sürekli tetikte kalır. Bu durum zamanla ilişkileri, iş hayatını ve hatta sağlığı bile etkileyebilir. Yani travma sadece ‘geçmişte olan bir şey’ değil; bugünü şekillendiren görünmez bir güçtür.
Gülnar, travma yaşayan kişinin genellikle iki uç arasında gidip geldiğini belirtti: Ya aşırı tepkili olur ya da tamamen içine kapanır. “Uykusuzluk, bedensel ağrılar, sebepsiz öfke, kaygı, boşluk hissi, duygusal uyuşukluk gibi belirtiler görülebilir. Bazı insanlar ‘Ben iyiyim’ der ama içten içe hiçbir şeyden keyif alamaz. Travmanın en önemli belirtisi, geçmişin bugüne sızmasıdır. Kişi, geçmişteki bir duyguyu şimdiki bir olayda tekrar yaşar. Bunlar geçici sıkıntılar değil, profesyonel destek gerektiren durumlardır. Çünkü travma doğru ve bilimsel yöntemler olmadan çözülmez; bastırıldığında sadece derinleşir.
Çanakkale’de Psikolojik Destek Farkındalığı Artıyor
Psikolog Cahit Necdet Gülnar, son yıllarda Çanakkale’de psikolojik destek alma konusunda farkındalığın ciddi biçimde arttığını belirti. “Artık insanlar sadece ‘çok kötü durumdayım’ diyerek değil, ‘kendimi daha iyi tanımak istiyorum’ diyerek de geliyor. Ama hâlâ birçok kişi ‘Zamanla geçer’ diyerek bekliyor. Oysa travma zamana değil, temasa ihtiyaç duyar. Terapi, o temasın güvenli bir ortamda kurulabildiği tek yerdir. Ne kadar erken destek alınırsa, travmanın kişiyi yönetmesi o kadar azalır,” diyor.

Savaş Travması Nesiller Boyu Aktarılıyor
Çanakkale’nin tarih boyunca yaşadığı savaşların bugün yaşayan insanları etkileyip etkilemediği sorusuna Gülnar, travmanın sadece bireysel olmadığını, nesiller arası aktarılabileceğini vurgulayarak yanıt verdi. “Savaş, yoksulluk, kayıp gibi yaşantılar, yaşayan kuşakla bitmez; o duygular, sonraki kuşakların duygusal genetiğine yazılır. Bu yüzden bazen insanlar nedenini bilmeden kaygılı, tedirgin veya sürekli ‘tetikte’ hisseder. Bu duygular, geçmişteki kuşakların hayatta kalmak için geliştirdiği savunmaların izleridir. Terapide biz, o duyguların nereden geldiğini fark ettiririz; kişi kökünü anladığında artık ondan yönetilmez.”
“Savaşla travmatize olmuş bir kişi, çocuklarına da bu duyguyu aktarır”
Gülnar, bu aktarım zincirinin aile içinde devam edebileceğini de belirtti, “Mesela savaş, yoksulluk ya da ani bir kayıptan dolayı travmatize olmuş bir kişi, yetiştireceği çocuklara bu duyguyu aktarır. Çocuklar bu duygu eşliğinde büyüdüğü için yaşam gerçeklikleri şekillenir ve kendi çocuklarına aktarılır. Burada duygusal sorumluluk alıp gerekli atılımı yapmak, zinciri kırmak açısından çok kıymetli bir mücadeledir.”
Geçmişin yükü, terapide hafifliyor
Travma yaşayan birinin tamamen iyileşmesinin mümkün olup olmadığı konusunda Gülnar, “Kesinlikle mümkün — ama ‘geçmişi unutmak’ değil, geçmişle barışmak anlamında. Travma iz bırakabilir ama o iz artık acıtmayacak hale gelir. Terapide kişi, yaşadıklarını konuşarak değil, yeniden anlamlandırarak iyileşir. Psikodinamik terapi, ‘Neden böyle hissediyorum?’ sorusunun cevabını bulmaya yardımcı olur. Kişi duygularını fark ettikçe, geçmişi bugünden ayırabildikçe yeniden nefes almaya başlar. Bu süreci tek başına yürütmek zordur, çünkü insan kendi yarasını dışarıdan göremez. Profesyonel destek almak bir zayıflık değil, tam tersine iyileşme cesaretidir,” diye ifade etti.
Yorumlar
Yorum Yaz