Çanakkale Ziraat Odası Başkanı Ufuk Ünver durumu, “Vallahi yok oluyoruz” diyerek özetlese de acilen kimyasal ilacı bırakıp biyolojik ilaçlamaya geçilmesi gerekildiğini ve Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından yapılan ilaçlamaların denetlenmesin büyük önem taşıdığını anlattı.
Çanakkale Ziraat Odası Başkanı Ufuk Ünver pestisit kullanımının insan sağlığını nasıl tehdit ettiğini ve Çanakkale’de kullanım oranına dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Greenpeace’in pestisit kullanımı konusunda hazırladığı rapora göre pestisit; salamura yaprakta yüzde 80, yeşil sivri biberde yüzde 70, ıspanakta yüzde 67, marul, armut ve üzümde yüzde 40 oranında bulunuyor.
Pestisit insan sağlığını nasıl etkiliyor?
“Pestisitler meyve ve sebzede kullanılan bir nevi ilaçlar, fakat bu ilaçların ruhsatlı olması ve dozajı çok önemli. Eğer zamanında olmadan ve dozajından fazla kullanılan her ilaç insan yaşamını ve sağlığını tehdit etmeye başlıyor. Pandemiden sonra insanların sağlığında hızlı bir değişime gidildi. Ani ölümler başladı. Kanser teşhisleri hızlıca büyüdü. Sonuçta kullanılan bu ilaçlar vücuda direkt etki ediyor. Bizim kullandığımız çoğu tohum artık ithal geliyor bize. Bunların hepsi genetiği değiştirilmiş şekilde geliyor. Bunların hayatta kalması için bazı ilaçları kullanmak zorundasınız.
15 GÜN YENMEMESİ GEREK SEBZE VE MEYVELER ERTESİ GÜN PAZARDA SATILIYOR
Kullanılan ilaçlar zamanında, sertifikalı, ruhsatlı olmadığı zaman da hem kullandığın sebzeyi sonuçta hem de insanları etkiliyor. Bazı sebzelere istemiyoruz bunu söylüyoruz, fakat üreticiler bunu haşereler ile mücadele kullanıyor. Bazı ilaçlar yüzeyseldir. Attığınız zaman 3 gün için geçerliliği vardır. 3 gün sonra tüketebilirsiniz. Bazı ilaçlar ise direkt sebze ve meyvenin içine gider. Derler ki, ‘En az 15 gün tüketmeyin’ Burada ne yapılıyor peki? Atılan o ilaç yüzünden 15 gün tüketmememiz gereken sebze veya meyve ertesi gün pazara getirilip satılıyor. İşte burada alarm zilleri çalmaya başlıyor.
Peki bunun önüne geçmek için ne gibi önlemler alınmalı?
Tarım İl Müdürlüğümüz bu konuda denetimlerini hızlı bir şekilde arttırması lazım ve her kullanılan ilacın ilk önce Tarım İl Müdürlüğüne düşmesi gerek. Kişinin aldığı ilacı görüp denetlenmesi lazım. Uygulamasının bilfiil olarak tarlada ve insanlar pazara getireceği zaman numune alıp mutlaka laboratuvarda incelenmesi lazım. Artık dünya gıda krizine giriyor. Herkes burada onun savaşında. Herkes az girdi maliyetlerle daha fazla ürün almak peşinde. Bu da doğal olarak insan yaşamını tehdit ediyor.
İNSANLAR SAĞLIĞINI KENDİ ELİYLE YOK EDİYOR
Bilerek veya bilmeyerek insanların sağlığını kendi elimizle yok ediyoruz. Kesinlikle kimyasal mücadele ile ilgili ilaçların hayatımızdan ivedi şekilde çıkarılması lazım. Her kimyasal ilacın istesek de istemesek de insan hayatına zararları var. Bunu engelleyemiyorsun. Bazı ilaçlar yüzeysel kalıyor ama vatandaş iş güçlüğünden dolayı kontak ilacı atmayıp sistematik ilacı atıyor. İş gücü yok. Çalıştıracak kimseyi bulamıyor. Kontak ilacı 15 günde bir atması gerekirken, sistematik ilacı atıyor ve 1 ay uğraşmıyor, ama hem kendini hem de neslini yok ediyor.
Dünyada ve Türkiye’de doğurganlık oranı giderek azaldı. Kendi elimizle kendi neslimizi yok ediyoruz. Kimyasal ilaç ata ata… Zaten aldığın bitkinin tohumunun sertifikası sende yok. Bundan sonraki süreçte kesinlikle kimyasal ilaçtan çıkılıp biyolojik mücadeleye geçilmesi lazım. Artı ivedi bir şekilde kendi tohumumuzu üreteceğiz ki ürettiğimiz ürünün hangi ilaca etki olduğunu bilelim.
KENDİ GIDAMIZI YAŞAM İÇİN DEĞİL YOK OLMAK İÇİN KULLANIYORUZ
Pestisitin en çok kullanıldığı ürünler; salamura yaprak, yeşil sivri biber, marul, armut, ıspanak, üzüm olarak açıkladı. Çanakkale de pestisitin en çok kullanıldığı iller arasında yer alıyor. Neden bu ürünler tercih edildi?
Bu ürünlerin hem raf ömrü uzun olsun hem de daha hızlı korusun diye. Yaprak ve üzüm denilen ürünler hızlı bir şekilde özelliğini kaybeder Onun için hem canlılığını hem de daha uzun muhafaza edilmesi için bu ilaçlar maalesef kullanılıyor. Biber Antalya Kumluca’da üretiliyor. Tam 10 gün rafta kalıyor. Tüm gıdalar insan yaşamı için vardır. Biz kendi gıdamızı yaşam için değil yok olmak için kullanıyoruz. Kendi tohumumuz üretilip, biyolojik mücadeleye geçmemiz lazım. Kimyasal ilaçlamadan hızlı şekilde vazgeçilecek. Denetleme de mutlaka yapılacak. Gerekirse hallerde laboratuvarlar kurulacak. Sertifikası olmayan ürünün satışına izin verilmeyecek.
ÜRETTİĞİMİZ KADAR ZEHİRLİYORUZ
Pestisit kullanımının en çok olduğu il Antalya. Türkiye’nin membası orası zaten. Domates, biber, patlıcan her şey oradan geliyor. Manisa’da üzüm üretiliyor. Malatya’da kayısından dolayı. Çanakkale ise 8’inci sırada. Baktığınız zaman Türkiye’de meyve ve sebze üretiminde Çanakkale 7’inci sırada. Burada da aynı şey çıkıyor. Yani ürettiğimiz oranla ile aynı tablo çıkıyor. Ürettiğimiz kadar zehirliyoruz bir nevi. Antalya, Kumluca Mersin üretimde birinci ise biz de 7’inci sıradayız. Üretimle eşdeğer oran çıkıyor.
VALLAHİ YOK OLUYORUZ!
Odaya geldiğimden beri diyorum ki, ‘Arkadaşlar biyolojik ilaçlamaya geçmemiz lazım. Vallahi yok oluyoruz. Küçücük bibere atıyor ilacı sabah kocaman oluyor. Salatalığı Antalya’da poşete koyuyorlar, tartıyorlar 15 kilo bir gün sonra Çanakkale’ye geliyor 20 kilogram. Kulağınla sessiz bir yerde dinle vallahi büyüdüğünü duyuyorsun çatır çatır!
ZEHİRLEDİĞİ DOMATESİ ALIYOR KENDİ DE YİYOR
Bir köyümüzün muhtarı ile konuştum. ‘Yılbaşından bu yana köyde 20 kişi öldü. Ölen ölene’ diyor. Elmaya atılan ilaç 28-30 defa. Bunun seni zehirlememe ihtimali sıfır. 30 defa atılır mı ilaç? ‘Domatese bibere vs. atma’ diyoruz. ‘Uğraşamam. 3 günde bir ilaç atıyorum. Bunula mı uğraşacağım?’ diyor. Aynı adam alıyor domatesi kendisi de yiyor.
Kaynak: haber merkezi


Yorumlar
Yorum Yaz