Çanakkale’de yaklaşık iki yıl öncesine dayandığı öne sürülen bir olay zinciri, sosyal hizmet mekanizmaları, sağlık takibi ve kamusal sorumluluklar konusunda ciddi soru işaretlerini beraberinde getirdi.
Kaleninsesi olarak araştırdık; İddialara göre Çanakkale’nin bir beldesinde zihinsel engelli olduğu belirtilen genç bir kadın, önce aile içi cinsel istismara maruz kalıyor ardından bakımevine alınıyor. 18 yaş sonrasında ise bakımevinden çıkınca çeşitli kişiler tarafından istismar edilip, fuhuşa zorlandığı, zamanla alkol ve madde bağımlılığı oluştuğu ileri sürülüyor. Süreç içinde evsiz kaldığı, parklarda ve kamusal alanlarda yaşam mücadelesi verdiği de iddialar arasında.
Ancak bu dosyayı sıradan vaka olmaktan çıkaran nokta, olayların uzun süredir bilindiği iddiası!
Kamusal alanda uyuşturucu kullanıp fuhuş yapmış!
Genç kadının zaman zaman vatandaşın yoğun kullandığı park ve yeşil alanlarda, alkol ve madde etkisinde bulunduğu; bu süreçte cinsel sömürüye açık hale geldiği öne sürülüyor. Ve kendisinin de yasaklı madde etkisinde fuhuş pazarlığı yaptığı iddia ediliyor. En dikkat çeken iddia ise, bu durumun çeşitli kurumların bilgisi dahilinde olduğu ancak sürecin kalıcı bir koruma ve rehabilitasyon modeline dönüştürülemediği yönünde. Üstelik kadın HIV virüsü taşıyıcısı!
Burada vatandaş soruyor; kim neyi örtbas ediyor?
Zihinsel engelli ve bağımlı olduğu belirtilen bir birey için koruma–tedavi–rehabilitasyon zinciri neden sürdürülebilir şekilde kurulamadı? Sokaklarda yatıp kalkarken hiç mi fark edilmedi? HIV gerçeği de mi durdurmaya yetmedi?
HIV gerçeği kamuoyunda panik yarattı
Dosyanın en çarpıcı yönlerinden biri de genç kadının HIV taşıyıcısı olduğunun tespit edilmiş olması. Üstelik kadın hamile kalıyor ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Hastanesi (ÇOMÜ)’nde doğuma alınıyor. ÇOMÜ’de, doğumun yaptırıldığı ve bebeğin HIV negatif olduğunun belirlendiği, ardından bebeğin devlet korumasına alındığı belirtiliyor. Ancak kadının kimlerle birlikte olduğu, sürecin nasıl takip edildiği ya da edilmediği bu dosyanın asıl araştırma konusu!
Burada mesele bir hastalık değil; takip ve risk yönetimi
Çünkü iddialara göre genç kadın, HIV ile yaşadığını öğrendiği döneme kadar çok sayıda kişiyle birlikte olduğunu sözlü beyanında ifade etmiş. Bu sayıların doğruluğu bilinmiyor. Daha sonra İstanbul’da bakım merkezine alınan kadın için “Bakıma Muhtaç” raporu düşürülüyor. Bu şekilde tamamen kontrolsüz bir şekilde sokağa salınmış oluyor. Kadının zaman zaman kurumsal bakım dışında kaldığı, denetimsiz biçimde şehir içinde dolaşabildiği son gelen iddialar arasında.. Kamuoyunda ise şu sorular cevap bekliyor:
Halk sağlığı açısından temaslı takibi yapıldı mı?
Riskli gruplara yönelik bir tarama veya bilgilendirme süreci işletildi mi?
Bağımlılık ve zihinsel yetersizlik durumu varken kişinin kendi sağlığı ve toplum sağlığı için koruma modeli için neden bir yol izlenmedi?
Bakıma Muhtaç raporu neden düşürülerek serbest bırakıldı?
Peki nasıl geri bırakıveriliyor?
Zihinsel engelli, bağımlı ve istismar geçmişi olan bir birey için “kendi haline bırakılma” nasıl mümkün olabiliyor?
Göz göre göre savrulan bir hayat neden durdurulamadı?
Kim hangi aşamada sorumluluk aldı, hangi aşamada süreç boşlukta kaldı?
Bu tür vakalar için Çanakkale’de işleyen net bir kriz protokolü var mı? Kamuoyunda yankı uyandıran bu haber için kurumların ne gibi aksiyon alacağı merak konusu oldu?
Yorumlar
Yorum Yaz