Yerel müteahhitlerin kamu işlerine girmeme nedenleri, dışarıdan kente gelip iş ilan firmaların kent ekonomisine olan zararları ve daha birçok konuda sorularımızı yanıtlayan Kutlu “Müteahhitlik zor bir iş” dedi.
Müteahhit mesleği denince ilk akla gelen inşaat sektörü. Eskiden ‘müteahhit’ tanımı sadece inşaat sektörü ile anılmıyor, kamuya iş yapan lojistik hizmetler de müteahhit kavramı içinde algılanıyordu. Askeri kurumlara gıda satan da müteahhit olarak tanımlanırdı ancak inşaat sektöründeki hızlı gelişim diğer lojistik hizmetleri devre dışı bırakarak müteahhit tanımını büsbütün ele geçirdi.
ÇANAKKALE’DE MÜTEAHHİT
Müteahhitlik mesleği Çanakkale’de yap-sat ile son yıllarda hızla yükselen sektör oldu. Hükümetlerin konut edinmede sağladığı kredi kolaylığı, teşvikler inşaat sektörünü ekonominin en önemli lokomotifi haline getirince Çanakkale’nin jeopolitik konumu teknolojik yeniliklerle güçlü kılındı ve nüfus artışı ile birlikte yap-sat, konut edinmenin de ötesinde ekonomik yatırım aracı olarak görülmeye başlandı.
Çanakkale’ye demir bağlama ustası olarak gelen bile müteahhit olup çıktı. Türkiye’nin her yerinde furya oluşunca beraberinde şikâyetler baş gösterdi ve kaliteli konut tartışmaları başladı. Müteahhitlik de yasayla belli şartlara bağlanarak kalite öne çıkarıldı, yapı denetim firmalarıyla sektör, vatandaşın öz güveni açısından da gelişti. Çanakkale’de mesleki örgütlülük dışında da çok sayıda müteahhit oluştuğu için resmi rakam elimizde yok.
KAMU MÜTEAHHİDİ
Yap-sat dışında bir de eskiden beri süre gelen resmi kurum işleri. Ak Parti iktidarıyla birlikte kamusal yatırımlar hayatın her alanında hızlandı. Çanakkale, Gelibolu Tarihi Alan dahil sağlık, spor ve daha birçok alanda inşaat sektörünü cazip kılan yatırımlarla donatılmaya başlandı. Ancak bununla birlikte her sektörde olduğu gibi müteahhitlik açısından da olumsuzluklar ortaya çıktı. Birçok yatırım uzun yıllar yarım kaldı, çürümeye terk edildi. Kamu İhale Kanununda değişiklik yapılsa da ihaleler aşaması tam bir muamma çünkü işi yarım bırakan müteahhit, doğuda kurduğu diğer şirketleri ile batıya gelip iş almama devam etti. Bazıları da yerel ticareti geliştirme adına iflas edip çekip gidince çimento, demir, kiremit satan yerel sermayede önemli krizler yaşanmaya başlandı.
YEREL DÂHİL OLAMAZ MI?
İşte tüm bu sorunları değerlendirmek için Çanakkale’de firmasıyla uzun yıllardır faaliyet gösteren Çanakkale Müteahhitler Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Muzaffer Kutlu’ya çeşitli sorular yönelttik. Kutlu, Çanakkale’de müteahhit olmanın güçlüklerinden niye resmi işler alamadıklarına, öz sermaye bağlamından hareketle niye resmi işlere uzak kaldıklarını ve güç birliği niye oluşmadığı gibi sorularımıza çarpıcı açıklamalarla yanıt verdi.
Kutlu “Resmi iş alabilmek için hiç birimizin sermayesi yetmez çünkü devlet işi öncelikle sizin yatırım yapmanızı, hak edişe göre ödenek aktarımını öngörüyor. Bürokratik zorlukları da dâhil edersek bir hak edişi ancak aylar sonra alabiliyorsunuz. En erken bir ay. KDV iadesi gibi zorluklar derken bakıyorsunuz zarar etmişsiniz. Çanakkale’de sermaye birlikteliği sağlamak zor. Biz masaya oturduğumuz zaman profesyonel şirket ortaklıkları gibi bir gün ayrılmamız gerektiğinde nasıl kavga etmemiz gerektiğini konuşamayız. Yani işin başında kaybediyoruz. Olamaz mı, aşılamaz mı? Olur, aşılabilir ama öncelikle bizim profesyonel olmamız gerekiyor. Yap-sat kendi öz sermaye yapımıza daha uygun. Bu yüzden de Çanakkale’de kamu işine giren pek yok. Kamu işine girseniz bile öyle zorluklar yaşanıyor ki, daha geçenlerde örneklerini yaşadık. Adam hak edişini alacak, çimento temin eden firma gidiyor kuruma ‘bana borcu var kesin’ diyor, kurum haklı olarak muhatap almıyor. Oysa hak ediş ödenmeden önce ilgili firmaya sorulmalı; sen kullandığın malzemeyi nereden aldın, borcun var mı yok mu? Böyle bir belge istenmiyor. Dolayısıyla piyasadan alınan malın parası ödenmiyor ve adam kaçıp gidiyor. İhaleye giriyorsun, öyle teklif atıyor ki, maliyeti değil. Niye diye soruyorsun, en fazla iki üç ev satar zararımı karşılarım diyor. Bizim rekabet gücümüzde yok. Kamu işine girsen bir sürü dedikodu. Siyasette önüne konuluyor dedikodular, bir sosyal amaçlı kurumda temsil görevi alsan yine dedikodular çıkıyor. O yüzden fri olmamızı gerektiriyor, en azından şirketinizi zarara uğratmıyorsunuz.
Yasal düzenlemeler önümüzü açmıyor aksine kapatıyor. İyisi mi uzak kalmak lazım devlet işlerinden. Ama insan üzülüyor elbet. Siyaset çok köklü değişiklikler yapması lazım ama masaya müteahhit kimliği oturduğunuz zaman herkes farklı bakıyor. Anlayacağınız bizim sektör zor” (HAVA PORTAKAL)
Yorumlar
Yorum Yaz