Çanakkale Savaşları'nın yaşandığı Gelibolu Yarımadası'nda uzun yıllardır görev yapan 206 alan kılavuzu, Anayasa Mahkemesi'nin 6546 sayılı Alan Kılavuzluğu Kanunu'nu iptal etmesiyle birlikte görevlerinden ayrılmıştı.
Anayasa Mahkemesi, 2021/47E., 2023/151K. sayılı kararı ile 6546 sayılı Kanun'un 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan, alan kılavuzlarının Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı tarafından belirlenen usul ve esaslara göre yetkilendirilmesi hükmünü iptal etmişti. Bu kararın ardından Çanakkale Şehitlerine Vefa Derneği’nin yazısına istinaden ilgili kurumlar tarafından başlatılan görüşmeler sonucunda, 01/01/2023 tarihinde verilen yetkilerinin, mevzuatın yürürlükte olduğu dönemde tesis edilmiş olması sebebiyle geri alınamayacağı belirtildi.
Yetki süreleri 31 Aralık 2027’ye kadar devam eden 206 alan kılavuzu, Anayasa Mahkemesi'nin kararı öncesinde mevzuata uygun olarak sınavlarla yetkilendirilmişti. Yapılan incelemeler sonucunda, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının, alan kılavuzlarının yetkilerinin iptaline yönelik değil, yetkilendirme işlemlerine yönelik yasal çerçevenin açıkça belirlenmesi amacı taşıdığı kaydedildi. Bu gerekçelerle, alan kılavuzlarının mevcut yetkileri ile görevlerine devam etmeleri uygun görüldü.
Konu ile ilgili Çanakkale Valiliği’nden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Alan Kılavuzları ve Çanakkale Şehitlerine Vefa Derneği Başkanlığı tarafından, Anayasa Mahkemesinin 2021/47E., 2023/151K. sayılı kararı ile 6546 sayılı Kanun’un 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendinde düzenlenen, alan kılavuzlarının Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı tarafından belirlenen usul ve esaslara göre kurs ve sınav sonucunda yetkilendirilmesine ilişkin hükmün iptal edilmesine yönelik karar neticesinde, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığınca 06.09.2024 tarihli yazı ile alan kılavuzlarının görev yapamayacaklarının bildirildiği belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesi Kararının doğru yorumlanmadığı belirtilerek 206 alan kılavuzunun Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce tesis edilen yetki sürelerinin sonuna kadar görevlerinin ve yetkilerinin devamına karar verilmesi talep edilmiştir. İlgi yazıda belirtilmiş olan Anayasa Mahkemesinin 2021/47E., 2023/151K. sayılı kararı incelenmiş olduğunda “Anayasaya aykırılık sorunu” başlığı altında iptalin gerekçesi şu şekilde açıklanmıştır; “temel hak ve özgürlüklere sınırlama getiren düzenlemelerin kanunla yapılması, Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olması gerekir. Anayasa Mahkemesinin sıkça vurguladığı gibi temel hakları sınırlayan kanunun şeklen var olması yeterli olmayıp yasal kuralların keyfîliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir düzenlemeler niteliğinde olması gerekir. Hukuk devletinin temel unsurlarından olan hukuki belirlilik ilkesi uyarınca kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Çalışma hakkı kapsamında herhangi bir faaliyette bulunmanın sınırlarının belirlendiği durumlarda bu sınırların neler olduğunun ve hangi şartları taşıyan kişi ya da teşebbüslerin bu alanda faaliyette bulunacağının kanunla düzenlenmesi zorunludur. Ancak kurala alan kılavuzu olarak kabul edilebilmek için hangi nitelik ya da niteliklerin aranacağı düzenlenmemiş, bu konudaki takdir bütünüyle Başkanlığa bırakılmıştır. Kuralla alan kılavuzlarının yetkilendirilmesi konusundaki ölçütlere ilişkin yasal çerçeve belirlenmeksizin yürütme organına sınırları ve kapsamı belirli olmayan bir yetki tanınması çalışma hakkının kanunla sınırlanması ilkesiyle çelişmektedir. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 48. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.” şeklinde Anayasa Mahkemesinin ilgili iptal kararının gerekçesi belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararında belirtilen bu gerekçeler değerlendirildiğinde, alan kılavuzlarının yetkilendirilmesine ilişkin verilen yetkinin kanunla belirlenerek herhangi bir duraksamaya, kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olarak ölçütlerin yer alması gerektiğinin belirtilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Yetkilendirme sınırlarının neler olduğunun, kapsamının ve şartlarının kanunla düzenlenmesi gerektiği, yetkilendirme ölçütlerine ilişkin yasal sınırların kanuni belirlilik ilkesine uygun hale getirilmesi gerektiği belirtilerek iptalin gerekçelendirildiği görülmüştür. İptal kararının gerekçesinde yer alan değerlendirmelerin ilgili Kurum yetkilendirme işlemlerine yönelik yasal çerçevenin belirlenmesi şeklindeki mevzuatsal düzenlemelere ilişkin olduğu ve kararın alan kılavuzlarının yetkisinin geri alınması veya bu şekilde yorumlanabilecek herhangi bir hususta iptale yönelik olmadığı görülmektedir. Kaldı ki kararda iptaline yer verilen hususların yürürlükte olduğu dönemde yapılan iş ve işlemlerin geçersiz olacağı veya geri alınması gerekeceği yönündeki değerlendirmeler Anayasa’nın 153. Maddesine aykırılık oluşturacaktır.
Anayasanın 153. maddesinin 5. bendinde “İptal kararları geriye yürümez” hükmü yer almaktadır. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 66. maddesinin 2. bendinde de “İptal kararları geriye yürümez.” denilmektedir. Bu hükümlerin amacı, iptal kararından önce yapılan işlem ve uygulamalarla üçüncü şahısların elde ettiği kazanılmış hakların ve kamu düzeninin korunmasıdır.
Anayasa Mahkemesi kararlarında da Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesi kabul edilmiştir. Anayasa Mahkemesinde kararları ile bu husus; İdari yargıda olduğu gibi, Anayasa’ya aykırılığı tespit edilen bir kanun hükmünün hukuk aleminde hiç doğmamış gibi iptal kararının geriye yürütülerek o kanun hükmünün tamamen yok sayılmasının, o kanun hükmüne dayanılarak o tarihe kadar tesis edilmiş çok sayıda işlemin de yok sayılması sonucunu doğuracağı, bu durumun hukuksal güvencenin ortadan kalkması, belirsizlik ortamının oluşması, kamu ve hukuk düzeninin istikrarsızlığı olarak değerlendirilebileceği, şeklinde belirtilmektedir.
Başvuruya konu 13/09/2023 tarihli Anayasa Mahkemesi iptal kararının ise 01/08/2024 tarihinde yürürlüğe girdiği görülmektedir. İptal kararı öncesi yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre; belge yenileme kursu ve yazılı, sözlü, arazi bilgi eğitimi sınavları neticesinde yeterli puanı elde eden alan kılavuzlarına 01/01/2023 tarihinde 5 yıllık yetki verilmiş olduğu ve işbu yetkinin 31/12/2027 tarihine kadar olan döneme yönelik olduğu anlaşılmıştır. Hal böyle iken ilgi dilekçede belirtildiği üzere alan kılavuzlarının yetkilerinin iptal edilmesi işlemi mevzuatın geriye yönelik olarak yok sayılmış olmasına neden olacaktır. Belirtilen Anayasa ile Kanun hükümleri ve Yargı İçtihatlarının aksine hareket edilerek iptal kararını geriye yürütmek yerine, iptal kararının yürürlüğe girdiği tarihe kadar yürürlükte bulunduğu sürede; usulüne uygun olarak yürürlüğe konulan, Anayasa’ya uygunluk karinesinden faydalanan bir kanun hükmüne güvenerek kamu düzeni ile kamu yararını korumak ve gözetmekle görevli olarak, tesis edilen hukuksal sonuçlar doğuran işlemlerin yok sayılmamasının, hukuka ve hakkaniyete daha uygun olacağı değerlendirilmektedir.
Mevzuat ve Yargı İçtihatları da dikkate alınarak yapılan yukarıda detayları belirtilen incelemeler neticesinde; Anayasa Mahkemesinin başvuruya konu ilgili iptal kararının gerekçesinin alan kılavuzlarının yetkisinin iptaline yönelik olmadığı, ilgili Kurumun yetkilendirme işlemlerine yönelik yasal çerçevenin açıkça belirlenmesi şeklinde mevzuatsal düzenlemeler yönünden iptalin gerekçelendirildiği ve Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyecek olması nedeniyle, 01/08/2024 tarihinde yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi iptal kararından önce mevzuata uygun olarak tesis edilen sınav neticesinde alan kılavuzlarına 01/01/2023 tarihinde 31/12/2027 tarihine kadar verilmiş olunan yetkinin, mevzuatın yürürlükte bulunduğu tarihte tesis edilen işlemlerin geri alınamayacağı da dikkate alınarak, başvurucuların talepleri doğrultusunda 206 alan kılavuzunun yetki sürelerinin sonuna kadar işlem yapmalarının uygun olduğu değerlendirilmiştir.”
Yorumlar
Yorum Yaz