Göksel Sevim konuşmasında; “Eski adı Kale-i Sultaniye olan Çanakkale, 17.Yüzyıl sonlarında çanak- çömlek, yelken bezi ve ipek üretimiyle ün yapmıştı. 18. Yüzyıl sonlarına doğru seramik daha çok öne çıkmış ve kentin adı Çanakkale’si olarak kullanılmıştır. 19.Yüzyıl gezginlerinin eserlerinde sözü edilen seramikler, bir önceki yüzyıl Çanakkale seramiklerine göre yeni formlar sunan, çeşitli kullanım alanları için düşünülmüş ilginç eserlerdir. Oysa 17.yüzyıl sonu 18.yüzyıl erken örneklerindeki kırmızı çamurlu, beyaz astarlı sualtı tekniğinde boyama ile çiçek, hayvan, kuş, yelken, cami ve benzeri desenlerle bezeli Çanakkale Seramikleri başarılı örnekler ortaya çıkmış ve kalite olarak da üstünlük göstermektedir.
Çanakkale Seramiklerinin kullanım amaçlarına göre çeşitli formlara sahip olan türleri; çukur tabaklar, küpler, (küçük küp ve çömlekler), çukur kâseler, kapaklı kâseler, şekerlikler, testiler, sürahiler, vazolar, saksılar, fincanlar, mataralar, şamdanlar, mangallar, hayvan ve insan şeklindeki kaplar olarak sıralanabilir” dedi.
BÜLTEN
Yorumlar
Yorum Yaz