Gündem

ÇANAKKALE BÜYÜYOR, ÇANAKKALE DEĞİŞİYOR (Mehmet KAPLAN- Kızılay Çanakkale Şubesi Başkanı )

Çanakkale her geçen gün büyüyor ve gelişiyor. Bu büyümenin Çanakkale’ye katkıları sizce nelerdir? Bu anlamda neler yapılıyor?

ÇANAKKALE BÜYÜYOR, ÇANAKKALE DEĞİŞİYOR (Mehmet KAPLAN-  Kızılay Çanakkale Şubesi Başkanı )

Çanakkale’miz değerlendirilirken, genel anlamda diğer illerle örtüşen ve ayrışan noktaları var. Çanakkale’ye Bursa’dan ilk geldiğim de nüfus 27.000 ‘di. 40 yıllık süre zarfında Bursa’nın nüfusu 10, Çanakkale’nin nüfusu 5 kat arttı. Bursa tabii ulaşım ve doğal kaynakları açısından farklı bir il. Ayrıca lojistik açıdan İstanbul ve Ankara’ya yakın olması da bir artı. Çanakkale 40 yıl evvel, Yunanistan’a yakın, jeopolitik yerleşilmesi tehlikeli bir ildi. Şimdi Çanakkale son derece tarihi bir dokuya sahip olduğunu hissetti. Fakat tanıtım açısından problemler yaşadığı için Çanakkale son derece ağır gelişen bir il.

2-Önümüzdeki 5 yıl içerisinde size göre Çanakkale ne yönde(turizm, eğitim, tarım vs) ilerleme kaydedecektir?

Turizmi ele alalım. İslam coğrafyasında Kâbe bir numaradır. Peygamberimizin türbesine Ravza-i Mutahhara diyoruz o da ikinci gelir. Üç numara da bildiğiniz gibi Taç Mahal. Sayın Cumhurbaşkanımız 2 yıl evvel buranın ziyaretçi sayısını telaffuz buyurdular; 2.642.000. Demek ki hacca giden Müslümanların dördüncü uğrak yeri, Bedr’in aslanlarından sonra gelen Çanakkale. Dolayısıyla ilimiz de doğal bir turizm hakim. Peki doyuma ulaşır mı? Ulaşmaz. Bir gelen bir daha gelmez istiyor. Burası ilgi çekici bir yer. Çanakkale’de doğal bir turizm gelişimi var. Ayrıca Truva Antik Kentimiz var. Truva filminden beri patlak veren bir yurtdışı talebi ve gelme isteği var. Doğallığı kabullenmekte zorlanıyoruz yapı olarak. Çanakkale turistik bir yerdir ve doğal olarak turizmi artacaktır. Eğitim olarak artmayacaktır. Neden? Çünkü ben üniversite hocasıyım. Öğrenci sayısı 50.000’i buldu şimdi o sayı azalıyor. Çünkü 81 ilde üniversite var. ÇOMÜ Türkiye’nin 21. Üniversitesidir. Oysa 200’den fazla üniversite var. Toparlayacak olursak, turizm gelişiyor ve gelişmeye devam edecek, öğrenci sayısında artma olmayacaktır. Tarım olarakta muazzam bir gelişime sahip. Türkiye domatesinin oranlarını ehline sorun. Şeftalisinin büyük bir bölümünü de Çanakkale karşılıyor. Zeytin deseniz zaten hakeza. Çanakkale zeytin bölgesi. Bu soruda size vereceğim bilgi şu; zeytiniyle, Kazdağları ile ki idealizm oradan gelir, yükseklik demektir, yükseğe varmak demektir, dolayısıyla bir tarafından Koru Dağı’nın oluşuyla tam bir cennette yaşıyoruz.

3- Yaşanılabilir kentler listesinde ilk ona nasıl girebiliriz? Mutlu bir kent olma yolunda neler yapılabilir?


Mutluluk, kutsal kitaplar da dünya cennet olacaktır diye bir taahhüt var mı? Yok. Tevradın 10 maddesi zaten Zebur’dur. Sonra İncil sonra Kuran. Özgürlük ile birlikte insanoğlu sonsuz bir özgürlük arayışına girdi. Kul olduğunu unuttu. Kul olduğunuzu unutursanız, böbreklerinizin çalıştığından haberiniz yokken, göz kapaklarınızı tutamazken, sizi yaradan Allah’a yakınlık hissetmezseniz sonsuz bir özgürlük arayışını girersiniz, evliliğiniz evliliğe benzemez. Oysa, evlilik ve aile asıldır. Aile odaklı olanlara bakın mutludurlar. Çanakkale’mize bakıyoruz, Çanakkale mutlu. Çocuğunu okutuyor ama kendi aç kalıyor. Sağlık işlerinde kendi dişi çürük ama oğlunu, kızını alıyor direk diş hastanesine götürüyor. Göreceli ilk ona neden Çanakkale giremiyor? Geçen ben o illeri okudum ve 2 il çok dikkatimi çekti. Tunceli ve Bayburt var içinde. İşin doğrusu Tunceli’yi ve Bayburt görmemiş değilim. Görmediğim il de yok. Şimdi Kızılaycılık damarımı da konuşturayım. Biz Çanakkale’de 452 yeşil kartlı aileye her zaman yardım yaparız. Sessiz, sedasız. Sağ elin verdiğini sol el görmeyecek şekilde. Ayrıca Çanakkale çok hayırsever, her köyünde hayır var. Bahar da ve sonbahar da. Üstüne kışın bir de kuru fasulye günleri yapılıyor. Sınırsız mutluluk yok. Bugün mutlusunuz, 2 saat sonra canınızı sıkan bir olay olur, 5 saat sonra tekrar mutlu olursunuz,7 saat sonra tekrar mutsuz olur, gece başınızı yastığa koyduğunuzda mutlu olur ve mutlu uyursunuz. Öyleyse birbirimizi kandırmayalım. U dönüşü yasak olan bir yoldayız. Öteye gidenler dönmezler. Öyleyse bugün önemli, mutlu olalım.

4-Ekonomik yönden değerlendirdiğinizde değişim ve gelişim yönünde yatırımlar (ulaşım, turizm, eğitim, sanayi, termik santraller, metal madenciliği) ne yönde olabilir, maden ve termik santral konusuna nasıl bakıyorsunuz?

Ben müthiş bir çevreciyim. Örnek olarak Kazdağları’nın tek bir ağacına bile dokunulmamalı. Karabiga’ya dokunulmamalı. Eğer termik santrale ihtiyacımız varsa ki bunun fizibilite çalışmalarını çok daha iyi bilenler vardır ancak, bu çok hassas bir konu. Kurtuluş Savaşı gazisi torunuyum ve bunu ilk defa sizin gazeteniz aracılığıyla anlatıyorum. Benim babam tek çocuktur. Gözlerim doldu… Dedem vefat edinceye kadar gazilik maaşı alıyor babam ve Kurtuluş Savaşı’nda dedemin babama, babamın bana anlattığı bir olay vardır ki kanımı dondurur. Çok zengin ve malını paylaşmayan bir adam, heybeye altınlarını atıyor, Ermeni ve Ruslar saldırıyorlar. Günlerce savaşırken aç kalıyorlar. Açlık esnasında bu adam altınlarını tek tek yutmaya başlıyor ‘’hadi doyur beni’’ diyerek. Ya boğazı kanayarak, yarılarak vefat ediyor. Altın karın doyurmaz. Eğer altın ihtiyacımız varsa ki var. Bence bunu Kazdağları’ndan temin etmeyelim. Temin edilen karnı yarılmış ülkelerden alalım hem onlar zengin olsun. Neden? Bakın şuan da pıs pıs yaptığımız parfümeri, parfümeri sanayinin yıllık cirosu 2 milyar dolar civarıdır. Sayılar değişkenlik gösterebilir. Tekrar Kızılaycılık damarımı konuşturuyorum; biz Afrika’da su kuyuları açıyoruz. Bir kuyu birkaç yüz liraya mal oluyor. Oradaki insanlar sizin burada bulaşık suyunda kullandığınız sudan daha kötü su tüketiyorlar ve Afrika’nın su sorunu bütünüyle, koca kara kıtanın 200.000 dolara çözülüyor. Bu nasıl insanlık? Utanıyorum insanım demeye. Allah sormaz mı sen koltuk altına parfümeri sıkarken, yüzüne gözüne her bulduğunu sürerken, Afrikalı rengini belli edemeyen, hastalığı esnasında, ateşler içinde yanarken bile belli olmayan o insanlar yakana yapışmayacak mı? Bizim yurdumuz var lütfen kıymetini bilelim.

5-Çanakkale 1915 Köprüsü şimdiden ses getirmeye başladı. Bittiğinde şehrimize katkısı ne olacaktır?

Siz gençsiniz dediğimi ileride tarihe not düşün. Köprü Lapseki ve Gelibolu’nun, daha gelişmesini, fabrika ayaklarının, köprünün bulunduğu yerlere fabrikalar kurulmasını ve gelişmesini sağlayacaktır. Çanakkale böyle kalıp tekrar Gelibolu sancağına bağlanır mı? Bu da politikacıların düşünmesi gereken bir konu. Göç yolda tamamlanır diye bir atasözümüz var. Geçen Belediye Başkanımız Ülgür Bey çok güzel bir açıklama yaptı. Çok spesifik fiyatlar dönüyor. 10 liralık tarla, söz gelimi 100’e veriliyor. Yok öyle bir dünya. Köprü yapıldıktan sonra umuyoruz ki hayırlı işler getirecektir. İleri de etrafta balıkların ve diğer deniz canlılarının olduğu ama akıntının yolunun bozmamak şartıyla, Kilitbahir ve Çimenlik Kalesi arasına bize akvaryum gibi yaya geçidi yapsınlar. Bir tünel misali. Şehitliklere gidip gelebilelim rahat rahat. Londra deyince, tarihi saat kulesi yanında bir köprü geliyor aklımıza. Boğazın en dar noktası için ben Kaymakam vekilliği yaparken, köprü arayışları vardı. Dediler ki tünel açacağız. Köprüyü Sarıkule’nin önüne ve Sarıçay yatağı arasına kuracağız. Dedim ki Sarıçay yatağı çok yumuşak bir zemin. Hocam dediler zaten güzel olan o. Metal yorulmasına engel olur dediler. Bu şekilde, tarihi ve estetik Osmanlı, Selçuklu köprüsü yapıp Londra’yı neden çatlatamadık hala ona yanarım. Bu yapılacak 1915 Köprüsü’nün yanına da ekstradan böyle bir köprü düşünülebilir. Sadece taksilere açık olur ziyarete gelenler için. Otobüsler ve tırlar yine 1915 Köprüsü’nü tercih ederler.

6-2018 yılı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Troia yılı ilan edildi. Bize kazanımları neler olacaktır? Nasıl hazırlanıyoruz?

Büyük bir kazanım. Geri dönüt yapayım. Sene 1985, Truva’ya gittim. Orada öyle kağıt kesiyorlar kontrolsüzce şimdiki gibi düzenli değil. Bir Fransız genç gördüm. Fransızcam fena değil, biraz muhabbet ettik. O da öğretmenmiş. Ne hissediyorsunuz diye sordum. Dedi ki; beş bin yılın içerisindeyim, daha ne hissedebilirim. Efes’ten üç bin yıl daha kıdemli Truva. Hititler dönemi, firavunların olduğu piramitler dönemini düşünün. 3250 sene evvelde bu at olayı yaşanıyor. Peki neden kalenin içine sokuyorlar atı? Onu da Güngör Körpe hocam sağolsun, çözdü. Bu şeytani planı, Odysseus akıl ediyor. Diyor ki; deniz tanrısı Poseidon bize denizi sakin kılsın diye atı ona adayalım. Poseidon’un da heykeli kalenin içinde, bunlar götürsünler atı içeri soksunlar, Achilles’te açsın kapıları. Bu tarihteki ilk emperyalizm savaşı, ‘’Ex Orient Lux Ex Occidente Lex’’ der batılılar. Güneş doğudan doğabilir, kuralı biz batılılar koyarız demektir ve ilk emperyalist savaşta Avrupa diyor ki ‘’Ey Asya, sen koca kıtasın ama ben seni yerim’’ diyor. Daha sonra da kıta olmadığı halde Batı Asya’yı kıta diye yutturuyorlar bize. ( + ) Bu nedir? Bu pozitif demektir. Yani pozitifin haça endekslendiği bir dünyada yaşıyoruz ve haç keşke İsa Aleyhisselam’ın haçı olsa. Meksika, Amerika’yla sınır. Duvar örülüyor mu? Evet. Venezuela’da gezi olayları tuttu. İnsanlar şuan da 6 yıl evvel bedava aldıkları petrolü bulabiliyorlar mı? Bulamıyorlar. Belli ülkerin hizmetkarı olmazsanız Suriye’de olsanız, Venezuela’da olsanız karnınız deşiliyor. Peki biz Türk’lere düşen ne? Osmanlı’nın varisleriyiz. İnkar etsek bile onların çocuklarıyız. Hakikaten Osmanlı son dönemlerinde kötü yönetilmiştir ya da zor dönemler geçirmiştir ama İngiltere’den merhametlidir. Avustralya ve Kanada kraliyet ailesi adına yönetilir. Kraliçe’ye dokunamıyorsunuz ama Fransızlar’a ve bizlerin atalarımıza ait her şeyleri söyletirler. Çok uyanık olmamız gerekiyor. Birbirimizi çok sevmek zorundayız, Rusya’nın ve Hollada’nın bizi ne kadar çok sevdiğini gördük. O yüzden birbirimizi sevmezsek kimse bizi tutamaz. Truva, insanlık ve dünya hepsi yalan. Peygambere kalmayan dünya hiç kimseye kalmaz. Giden dönmediği için de iyi insan olmak zorundayız. Bu nedenle de Kızılaycı oldum.


7-Muhtemelen büyükşehir olacağız. Bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz?


Şimdi Büyükşehir farklı, yasa olarak onu takip ediyorum. Kızılay olarak bizi de ilgilendiriyor. Bu arada şimdiden Kurban Bayramınızı tebrik ediyorum, Kurban bağışları konusun da Çanakkale çok iyi. Şuana kadar Çanakkale tarihindeki en büyük bağış oranı geçtiğimiz sene gerçekleşti. Şimdi böyle sosyalitesi yüksek, turizmi yüksek, kültürü yüksek, eğitimi yüksek, yaşanılabilir bir şehrin büyükşehir olmasından korkmaması gerekiyor. Gelişmekten korkmayalım, Çanakkale gelişmekten korkmamalı. Çanakkale yaşanacak tatlı bir cennettir. Hepinize teşekkür ediyorum. HABER MERKEZİ

Kaynak: Haber Merkezi
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Haber Merkezi
Editör
H

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!
Yorum Yaz
Yorumunuz yönetici onayından sonra yayınlanacaktır.
Bizi Takip Edin
Henüz hesap eklenmemiş.
- REKLAM -