Çanakkale’de eşiyle birlikte terzilik yapan Çetin Erkoca, terzilik mesleğini gazetemize anlattı. Erkoca;‘’Eskiden terzilik deyince akıllara takım elbise gelirdi. Takım elbise fabrikasyona girdiği zaman şimdi kumaşın fiyatına takım elbise satılıyor. Durum böyle olunca eski terzilerin geçim kaynağı bitiyor. Biz ise tadilat, tamirat yapıyoruz. Ben takım elbiseden anlamam ama geldiği zaman her yerini istendiği gibi düzeltirim.’’dedi.
Çetin Erkoca; ‘’Ben Çanakkale’ye 5 yıl önce ailevi sebeplerden dolayı geldim. Birazda yaşam kalitesi açısından, İstanbul’un ortamı bozulduğu için, artık kapımızın önünde bazı şeyler olduğu için, burası daha huzurlu bir ortam, eşimin memleketi de olduğu için burayı tercih ettik. Çanakkale’ye geldiğimde çoğu market kapalıydı, şimdi açıldı o değişikliği gördüm. Geldiğimden bu yana biraz konutlar fazlalaştı, tarlaların fiyatları arttı, hayat biraz daha pahalandı ama gelişme olduğunu söyleyemem. Terzilik mesleği 80-90’lı yıllarda çok revaçta bir meslekti. İlk okul 5’i bitirdim, hatta bitirmeden bile bu mesleğe başladım. Sanırım 34 yıldır bu işi yapıyorum. Bu mesleğe tekstille başladım, her bölümünde de çalıştığım söyleyebilirim. Patronlukta yaptım, büyük firmalarda şeflikte yaptım, müdürlükte yaptım ama insanlarla uğraşmak zordur. Ben işimi sevdiğim için en son bunu tercih ettim. İnsanlarla uğraşmak yerine işleriyle uğraşıyorum. İnsanlar mutlu oldukça daha bir hoş oluyor, daha güzel oluyor. O yüzden bende işimi daha çok seviyorum. ‘’
‘’BU ZAMANDA TERZİLİK ÇOK FARKLI’’
‘’Eskiden terzilik deyince akıllara takım elbise gelirdi. Takım elbise fabrikasyona girdiği zaman şimdi kumaşın fiyatına takım elbise satılıyor. Durum böyle olunca eski terzilerin geçim kaynağı bitiyor. Biz ise tadilat, tamirat yapıyoruz. Ben takım elbiseden anlamam ama geldiği zaman her yerini istendiği gibi düzeltirim. Bu benim için daha karlıdır. Benim tarzımda ya da stilimde olanlar bu meslekten çok iyi ekmek yiyebilir ama işini sevmesi gerekiyor. Nankör olmayacak, fiyat konusunda adil olacak öyle olduğu zaman çok güzel bir iştir. Bu iş yaşlı adam işi değil, gençlerin bir stili vardır o stili kafasında çizebiliyorsa güzel bir terzi olur. Ben bazı yerlere bakıyorum cetvelle paça daraltıyor, cetvelle paça daraltılmaz. Eski meslekte öyleymiş, zamana uymamız gerekiyor. Modaya uyacak, müşterinin ne istediğini bilecek, müşteri ben geniş istiyorum diyorsa onun istediği genişlikte yapmak gerekiyor, ben dar olsun istiyorum diyorsa tam istediği gibi yapmak gerekiyor. Müşteriyi dinlemez, ben bildiğimi okurum derse o zaman müşterisi az, geçimi de zor olur. O yüzden ben onlara dikkat ediyorum, can kulağıyla dinliyorum, işimi de severek yapıyorum. Allah’a şükür işlerimiz iyi.’’
‘’ÇOCUKLARIMIZA İYİ ÖRNEK OLMALIYIZ’’
‘’Ben oğluma iş yaptıramıyorum. Niye yaptıramıyorum? Baba-oğul arasındaki saygıyla alakalı, ben öyle düşünüyorum. Yan yana olursak biraz laubalilik olabilir. İş ortamında muhabbet farklı olabiliyor, mesafeli olsun diye ama başka bir terzinin yanına koymak isterim. Mesleğimi yapmasını isterim, üniversite okutma taraftarı da değilim. Çünkü Çanakkale üniversiteli kaynağı bir yer ve üniversitelinin durumu da gözler önünde, ayrı bir dünyadalar, geçimleri ve sanatları yok. Geçim olmadığı içinde anne, babalarına yük olabiliyorlar. Zaten Çanakkale’de iş imkanı yok. En fazla yapabileceği bir fast food da, satış mağazasında ya da bir kafe de çalışmak olabilir. Genelde erkekler boş gezer, kızlar çalışır. Çocuklar 25-26 yaşana kadar okuyacaklar, o zamana kadar masraf yapacağız ve ondan sonra sanatsız bir şekilde hayata başlayacak. Bence herhangi bir sanat ya da zanaat öğrenmeleri daha iyidir. Ben çocuklarıma öyle yapıyorum. Bir tanesi bilişim okuyor, diğerinin de zamanı gelince değerlendireceğiz. Sanat öğrenmeleri şart, sonuçta üniversiteye giden bir insan para kazanmak için gidiyor. 26’sından sonra sanat öğrenecek, kaç yaşında kazanmaya başlayacak? 30’dan sonra kazanacağı para çok işine yaramayacaktır. O zamana kadar evliliği düşünmemesi, herhangi bir dala atılmaması gerekiyor. Okulunu uzman olarak bitirmesi gerekiyor ve ona da çok çalışma, gider gerekiyor. Türkiye şartlarında bunu yapmak zordur. Ben esnaf olarak böyle düşünüyorum. Lise sona kadar mecburi okul var, lise sonda benim oğlum dükkan açma belgesi alacak, ondan sonrada herhangi bir esnaf arkadaşın yanında kendisini geliştirir, askerden sonra da bir meslek sahibi olur. Üniversitelinin yapmak istediği şey budur. Üniversiteli okuyacak işçi olarak çalışacak, benim oğlum liseden sonra patron olacak. Genel çerçeve de düşünürsek mantıklı olan o dur. Erkenden bir sanat başlamak gerekiyor. Bu işi ilk okuldan ele alıp da çocuklara çıraklığı öğretmeleri gerekiyor. Ben kalfalık belgesi almak için bir kursa gittim, gittiğim okulda hocalar benden daha tecrübesizdi. Bir gömlek diktim, biraz çabuk dikmişim. Hocalar; ‘bu yakayı neyle diktin? Biz bir saat uğraşıyoruz bu yakayı dikmek için’ diyorlar. Biz çocukluğumuzdan beri bu işi yaptığımız için bizde çekirdek çıtlamaya benzer. Yeri belli, şekli bellidir. Okuyarak geldiği için hocalar bunu bilmiyorlar. Teorik olarak eğitim sanatkar çıkarmaz. Şu an herkes bilgisayara yöneliyor. Ayakkabı tamircisi kim olacak? Terzi kim olacak? Bunlarda gereklidir. Herkes patron olursa işçi bulamazsınız. Her bireyin evlatlarına daha küçük yaşlarda bir sanat öğretmesi gerekiyor. Çocuklarımıza çok iyi örnek olmalıyız. ‘’
‘’REKLAMIMIZI MÜŞTERİLERİMİZ YAPIYOR’’
‘’Son dönemlerden kısa pantolonlar moda, gençler televizyonda ne görüyorlarsa aynısını istiyorlar. Kışında bilek üstü giyilmez ama yapıyoruz. Moda; kısa ve dar giyim üzerine odaklanmış durumda, şimdi gençler öyle seviyorlar. Kızların giydikleri standart oluyor ama genelde erkekler böyle, gençlerin modayı televizyondan takip ettiğini söyleyebilirim. Bizim reklamımızı müşterilerimiz yapıyor. İnsanlar buradan çıktıntan sonra bizi öneriyorlar. Bu durumdan memnunuz.’’
‘’BİR ERKEK, BİR KADIN ÇALIŞMASI GEREKİYOR’’
‘’Kadınlar erkek terzilere karşı ön yargılı olmakta haklılar. Ben eşimle beraber çalışıyorum. O da benimle beraber bu işi yapıyor. Ben genelde kadınlara ilk önce eşimi yönlendiriyorum. Biz Türk’üz, rahat olmaları gerekiyor. Takıldığı yerde bende yardımcı oluyorum. Terzi bayan olacak, erkek olunca yaşlı olacak, omzunda mezurası olacak eskiden olan bir şey, zamanın terzileri farklıdır. Şimdi insanlar siz abiye de mi yapıyorsunuz? Gelinlikte mi dikiyorsunuz? Diye şaşırıyorlar. Allah’a şükür ayakkabı, çanta, makinenin diktiği her şeyi dikebiliyoruz. O yüzden kadınlar haklılar, eşiyle gelen bir insan için bu memnuniyet vericidir. Bence her terzinin yanında bir tane de kadın işçi olması gerekiyor. En azından kadınların özel kıyafetleri içi bu gereklidir. Her esnafın yanına da güvenilir olarak girilmiyor, mantıklı olan bir erkek bir kadın çalışmasıdır. ‘’
‘’ÇANAKKALE’NİN SEMTLERE GÖRE KARAKTERİ VAR’’
‘’Ben kendi dalımda Çanakkale’nin semtine göre karakteri olduğunu düşünüyorum. Çarşı içinde daha başka, adın duyulduysa daha başka, kıyı da köşedeysen yapabildiğin kadar ama güler yüzlü olanı nadir oluyor. Ben gelen müşterilerden çok duyuyorum; ‘çok güler yüzlüsün, biz senin güler yüzüne geliyoruz’ diyorlar. Çarşı içinde duyduğum kadarıyla, müşteri gibi davranmadıklarını söylüyorlar. Bizim için müşteri önemlidir, hız önemlidir. Bana genelde acil terzi diyorlar. İşinizi ne kadar hızlı yaparsanız o kadar memnun oluyorlar. Tavsiyelerde onun üzerine oluyor. ‘’
‘’3 ALTIN KURAL VAR’’
‘’Terzilik altın meslektir, bence insanlarımızın istekleri bitmez. Yeni de alsa, eski de olsa bize uğrayacaktır. Kıyafetsiz gezmeye başladıkları zaman bizim meslek bitecektir. Onunda olacağını düşünmüyorum. Bizim mesleğimiz kuyumculuk gibidir. İşlemeyi bilirsen çok değerli ama yapabilene, bu meslek güler yüzlü ve severek yapılmalıdır. Yetenek, güler yüz ve işini severek yapmanın bir tanesi olmadığı zaman hem meslektaşların hem de mahalle halkı tarafından sevilmeyebilirsiniz. Bunlar olması gerekenlerdir.’’ CANER KÜPELİ
Yorumlar
Yorum Yaz