Ben maden ocaklarına karşıyım deyip Cumhuriyet Meydanı’nda beklemekle olmuyor diyen Kaya; “Çanakkale’de çeşitli siyasiler ve destekçileri altın madenlerini, santralleri ve çevre kirliliğini protesto etmek için toplandılar. Çanakkale Belediyesi ve Kepez Belediyesi de bu protesto gruplarının içindeydi. Yalnız bakıyorum Çanakkale’de tarıma en büyük zararı veren maden ocaklarından, taş ocaklarından en büyük müşterisi olarak alışveriş yapmaya devam ediyorlar. Bu nasıl çevrecilik? Bunu nereye koyabiliriz?”
Termik Santraller ve madencilik konusunda çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Kaya tespitlerini
şu ifadelerle paylaştı; “Termik santraller, madenler konusu Çanakkale’de gündemde olan bir konu. Termik santraller artık hayatımızın olmazsa olmazlarından. Ama termik santralleri kurarken, kurulan bölgede yaşayan insanları da kollamamız gerekir. Çanakkale’ye termik santral kurulsun mu kurulmasın mı noktasında ciddi alt yapı çalışmaları yürütülüyor. Ben bu çalışmaları yapan insanların elini vicdanına koyarak o bölgeye en az zararla bu yatırım nasıl yapılabilir bunu planlamalarını arzu ediyorum. Bunu zarar vermeden nasıl yapabiliriz bizim bunu değerlendirmemiz gerekiyor. Sonuçlarını çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Termik santraller kurulmasın demek kolay. Kurulsun demek de kolay. Kurulduğunda orada yaşayan kesim zarar görüyorsa bu çok büyük bir sıkıntı Peki kurulmasın dedik. Enerji ihtiyacımızı nasıl karşılayabiliriz? Bir saat elektrikler olmadığında büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Bu sorunların çözülmesi gerekiyor. Zararla karın hesabında hangisi daha ağırlıktaysa o yönde kararlar alınması gerekiyor. Ama ben ilimizde çok sayıda termik santral olmasını da çok doğru bulmuyorum. Eğer böyle bir ihtiyaç varsa doğru planlamayla halka ve çevreye en az zarar verilerek yapılması gerektiğine inanıyorum. Çevreye zarar veren yalnızca termik santraller değil. Çanakkale’nin çevresinde madenler ve taş ocakları var. Bunlarda çevreye zararlar veriyor.”
“Ben maden ocaklarına karşıyım deyip Cumhuriyet Meydanı’nda beklemekle olmuyor”
Değinmek istediğim bir konu var. Burada çeşitli siyasiler ve destekçileri altın madenlerini, santralleri ve çevre kirliliğini protesto etmek için toplandılar. Çanakkale Belediyesi ve Kepez Belediyesi de bu protesto gruplarının içindeydi. Yalnız bakıyorum Çanakkale’de tarıma en büyük zararı veren maden ocaklarından, taş ocaklarından en büyük müşterisi olarak alışveriş yapmaya devam ediyorlar. Bu nasıl çevrecilik? Bunu nereye koyabiliriz? Hem çevreciyiz, maden ocaklarına karşıyız, çevreye zararı olan her şeye karşıyız hem de alışveriş yapıyoruz. Söylemde böyleyiz ama özde de öyle olmak gerekiyor. Ben maden ocaklarına karşıyım deyip Cumhuriyet Meydanı’nda beklemekle olmuyor. Ben karşıysam çevreye zararı olan hiçbir maden ocağından alışveriş yapmam. Tabii ki itiraz etmek çevrecilerin hakkı. Bende çevreye zarar veren bir şey varsa karşıyım. Ama karşıyım derken bu olaya siyasi yaklaşmamak gerekiyor. Ortada bir şey varsa bunun doğrusunu anlatmaya çalışmak gerekiyor. Ve karşıysan hepsine karşı olmak gerekiyor. “Ben falancaya karşıyım ama filancaya değilim.” Böyle bir şey yok. Sözde değil özde çevreci olmalıyız. Burada belediyeye de büyük iş düşüyor.”
“Zeytinliklerin Yok Olmasına Bende Karşıyım Ama Bu Duruma Siyasi Bakmamak Gerek”
Çanakkale’nin etrafında bir sürü maden ocakları, kırma taş tesisleri var. Oldukları bölgeye, zeytin ağaçlarına, ekili dikili alana zarar veriyorlar. Karşıysak onlara da karşı olmalıyız. Çünkü biz köylerde geniş çaplı araştırmalar yapıyoruz. İnsanlar bunlardan şikayetçiler. O zeytincilik yasası çıkarken, evet zeytinliklerin yok olmasına bende karşıyım ama bu duruma siyasi bakmamak gerek. Küçükkuyu’da zeytinlik önemliyse Çanakkale’de de önemli. Zeytinliklerin yakınlarına kurulmuş taş ocaklarının bu tarım alanlarına zarar verdiğini görüp “Kardeşim sen zeytinliklere zarar veriyorsun. Ben çevreye zarar vermeyen işletmelerden alışveriş yapacağım” diyebilmek gerekiyor diye düşünüyorum. Evet belki dikkat çekmek için sesini duyurmak için meydanlara çıkıp eylem yapmak doğru. Bunda bir sakınca görmüyorum. Ama daha yapıcı olmak gerektiğini düşünüyorum. Eğer bir şeyin Çanakkale’ye zarar vereceğini düşünüyorsak bunu karar mercilerine doğru şekilde iletmeliyiz. Ben o yöneticilerin hayır ben sizi dinlemiyorum diyeceklerini zannetmiyorum.” MESUT HARPUT
Yorumlar
Yorum Yaz