Gündem

“BU İŞTEN VAZGEÇ ÇATOD”

Türkiye’nin Ege’deki adalarını işgal edip kuzu çevirmesiyle kutlayan, sığınmacı FETÖ’cüleri iade etmeyen Yunanistan ile birlikt...

“BU İŞTEN VAZGEÇ ÇATOD”

Türkiye’nin kritik bir dönemden geçtiği şu sıralarda diplomatik ilişkiler öne çıkarken bu ilişkilerin henüz sonucu beklenmeden ÇATOD’unFETÖ’cülere kucak açan Yunanistan’la sarmaş dolaş ilişkiye girmesi ve ortak organizasyonda ortaya çıkacak olası durumların şimdiden düşünülmesi gerektiği, Çanakkale’nin Limni gibi adalara gelen yabancı turistleri tek başına üstleneceği tanıtım faaliyetleri ile çekebileceği anımsatıldı. Kim ne dedi:

“Ticari kaygı milli duruşun önünde olamaz”

Ege’de Türkiye’yi ait adaları işgal edip askeri üs kuracak kadar ileri giderken, bu adalarda ‘işgal’ anlamına gelen kuzu çevirmeler yaparken, Türkiye’den kaçan Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyelerine sığınma hakkı verip kucak açan, 15 Temmuz akşamı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı rehin almaya giden ancak darbe girişimi başarısız olunca Dedeağaç şehrine sığınan FETÖ’nün üniforma giydirdiği askerleri bir türlü iade etmeyen Yunanistan’ın bu nefret toplayan tavırları ortayken Çanakkale Turistik Otelciler, İşletmeciler ve Yatırımcılar Derneği (ÇATOD), Yunanistanlı turizmcilerle işbirliği kurarak bir ayağı Çanakkale’de yapılacak ‘Ege Yemekleri’ adı verilen festival etkinliğine paydaş olduğunu açıklaması herkesi şaşırttı.

------------

1921’de işgal ettikleri Afyonkarahisar Tınaztepe’de, 2004’ten buyana İzmir, Aydın, Muğla İl’lerimize bağlı 18 adamızda, 2017 başında Eşek Adası’nda ‘işgalin’ simgesi olarak kullanılan kuzu çevirme partileri ile kutlama yapan Yunanlıların şimdi de ‘Ege Yemekleri Festivali’ adı altında Çanakkale’de kuzu çevirme partisine benzer gönüllü etkinlik isteğine ÇATOD gibi bir kuruluşun paydaş olmasına Çanakkale’de büyük tepki var. Türkiye’nin içte ve dışarıda hassas dönemden geçtiğini dikkat çekildi ve ‘Ege Yemekleri Festivaline ‘ ev sahipliği yapacak ÇATOD’a geçmişten ders almayanların geleceğinin de olmayacağı, fitne ateşine ortak olunmaması uyarıları yapıldı.

İşte o tepkiler:

Mehmet Özkurnaz (ASKON Başkanı ) “ Turistik, kültürel faaliyetleri siyasal olarak değerlendirmemek lazım ancak şu gerçeği de unutmamak lazım; kültürlerin intihal edilmesi. Yani bir anlamda markaların ve lezzetlerin çalınması. Bakın baklava Türklerin Gaziantep yöresinde doğmuş, Osmanlı mutfaklarında yüz yıllarca serilmiş, çeşitlilik üretilmiş ama bugün Yunanistan ‘bizim’ diyor. Yine döner. Bursa’da doğmuş ama Yunanistan ‘bizim’ diyor. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Yunanistan’ın özgün bir mutfağı yok. Ege Yemekleri belki ot çeşitliliği açısından bizimle benzerlik taşıyor ama yapılış tarzları farklı. Bunların Yeni Zelanda, Avustralyalı turistler açısından bir önemi yok. Kaldı ki, Çanakkale bu iki ülke için en az kendi vatanları kadar önemli. Çünkü ulus olma bilincini Çanakkale yenilgisiyle kazandılar. Eğer Alman turist düşünülüyorsa zaten ülkemizi tercih eden ediyor. ÇATOD bu anlamda kendini mutfak kültürleri üzerine yapılacak festivallerle değil daha farklı geliştirilmeli. Etkinliklerin bir ayağının Limni’de yapılacağı söyleniyor. Ege’de 18 adamız şuan işgal altında. Kuzu olayları onların işgalde kullandığı simge. Yüz yıldır bunu görüyoruz. Limni’ye gidip bizde mi kuzu çevirme yapacağız? Veya kuzu çevirme nasıl yapılır, onu mu öğreneceğiz? Çanakkale başlı başına bir marka. Markanın tanıtımı ancak uluslararası fuarlarda yapılır. Biraz abartmışlar. Absürt bir durum gibi geldi bana”

Ali Osman Yıldız ( MÜSİAD Çanakkale Şubesi Başkanı) “Bu festivali düzenleyenler kötü niyetli mi bilmiyoruz. Belki Yunanlılar kötü niyetlidir ama yerli olanlar; turizm açmak, insan kazandırmak anlamında yapıyorlardır diye düşünüyorum. Ama yaptıklarının ne anlama geldiğini bilmedikleri için hata yaptıklarının farkında olduklarını zannetmiyorum. Bu organizasyonun kasti olarak düzenlendiğini düşünmüyorum. ÇATOD’un biz Yunan oyunlarına çanak tutalım düşüncesinde olacağını düşünmüyorum. Bilmeden düzenledikleri için hataya düştüklerini birilerinin onlara söylemesi gerekir. Söyledikten sonra ısrar ediyorlarsa bu konuda eleştiri getirilmesi gerekir. Ben bilgi sahibi olmadıkları bir konuda uyarılmaları gerektiğini düşünmekteyim. Uyarmak önemli bir unsur. Basınında asıl görevinin bu olduğunu düşünüyorum. Burada bir hata veya yanlışlık olmadan önce konular hakkında uyarmak önemlidir. Bu konuda uyarılmaları gerekiyorsa basının görevidir. Ben arkadaşların Yunan idealleri doğrultusunda böyle bir şeye çanak tutacaklarına inanmıyorum. Bilerek isteyerek Yunan politikasını burada hayata geçirmeye çalıştıklarını düşünmüyorum. Sadece ’’ Turizmde bize fayda sağlasın, onlar bize gelsin biz onlara gidelim. Otellerimiz insanlarla dolsun, para kazanalım’’ düşüncesiyle hareket edilmiştir. Fakat uyarıyı yerinde ve zamanında yapmak çok önemlidir.”

Necmi Akyalçın (Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı) “Şehitler diyarı Çanakkale’mizde bizlerin, Atatürk’ün ‘’söz konusu vatan ise gerisi teferruattır’’ sözünü her zaman şiar edinmemiz gerekiyor. 252 bin kişi bu topraklara bundan yüz yıl önce geldi, evine geri dönemedi. Aynı şekilde bağımsızlık savaşımızda da bu ülkenin düşman işgalinden özellikle de Yunanlar, emperyalizmin, İngilizlerin o dönemde tetikçiliğini yaparak bu toprakları işgal ettiler ama Mustafa Kemal ve bu toprakların yiğit insanları tarafından bu topraklardan sökülüp atıldılar. İşte bundan 3-5 yıl öncesine kadar Ege Denizindeki adalar biz Türklerin adasıydı ama buralara Yunanlar çıktılar ve buraların kendilerinin olduğunu iddia ederek buralara Yunan bayrağı çektiler. Geleneksel olarak ta çıktıkları, fethettikleri yerlere, burası bizimdir deyip aldıkları yerlerde kuzu çevirme yaparlar, televizyonlarımızdan da bunu izledik orada kuzu çevirme yaptılar. Yani bir nevi bizim adalarımızı işgal ettiler, gasp ettiler. Şimdi bizim Çanakkale’deki bu örgütler veya bunların bağlı olduğu yerler sanıyorum bu işi biraz daha resmileştirmek istiyorlar. Fidel Castro’nun bir sözü var. Der ki ‘’ düşmanın sana ödül veriyorsa sende bir puştluk var demektir’’ bu söz tabii ki mecazi olarak kullanılmıştır. Biz kimseye puşt demeyiz ama bizim adalarımızı işgal eden insanları Troia Yılı gerekçesiyle buralarda yemek yapmaya, yemek yemeye, yeyip, içip eğlenmeye davet eden insanların acaba nasıl bir amacı vardır? Bunlar burada neyi hedeflemektedir? Adalarımızı işgal eden Yunanlarla burada oturup yemek yemeye utanmayacaklar mı? İnsanda biraz izan olur, akıl olur, mantık olur, vatan sevgisi olur. Ben bunu çok yanlış buluyorum. Böyle bir şey olamaz. Peki aynı kişiler bizim Girit ve Mora Şehitlerimiz için aynı hassasiyeti neden göstermiyorlar? Bilmiyorlar mı? Biliyorlar. Girit’te, Mora’da verdiğimiz şehitler için kılı kıpırdamayan insanlar burada yemek şenliği düzenleyeceklermiş. Peki burada ne konuşacaklar? Yani bizim adaları iyi işgal ettiniz sizi kutluyoruz, ne mutlu size, gelin Çanakkale’yi de işgal edin Çanakkale’de size yakın mı diyecekler? Ya da Gökçeada’yı, Bozcaada’yı mı alın diyecekler? Bunu büyük bir aymazlık, büyük bir gaflet, delalet olarak görüyorum devamını getirmiyorum. Gençliğe Hitabe’de onun devamında bir şey daha var gaflet ve delalet ve hatta diye onun devamını getirmiyorum acaba öyle bir şey mi var? Diye aklıma geliyor. Bundan derhal vazgeçsinler biz bunun iyi niyetle yapıldığını, bunun barış için yapıldığını ve Türkiye’ye bir yarar sağlayacağını düşünmüyoruz. İnsan ister istemez bunun arkasında başka bir şeyler arıyor. Nereye varacaklar yani sizin hedefiniz nedir? İki kişi bir yerde bir yemek yer, bu yemeğin sonucunda ortadaki bir sorunu çözerler. Acaba bunlara böyle sorun çözme görevi verilmiş midir? Verildiyse bu ülkenin, bu devletin resmi yetkilileri yok mu? Bu iş bunlar mı yapacakmış? Bu iş bunların haddine miymiş? Biz biliyoruz ki Çanakkale toprakları üzerinde büyük oyunlar oynanıyor. 2014 martında bizim Çanakkale’deki Gelibolu Yarımdasında kalan 330 bin dönümlük araziyi, savaş alanlarını buradaki bazı aklı evvellerle beraber Kültür Bakanlığı onları da bu işin içine sokarak o aklı evvel diyorum yani onlar bana göre bilerek bu konuda, bu topraklara kötülük yapıyorlar. UNESCO Tarihi Kültürel Miraslar Listesi’ne yazdırdılar. Bir mekanın, bir yerin UNESCO Tarihi Miraslar Listesi’ne girebilmesi için 10 tane temel kriter var, bunları herkes biliyor. 330 bin dönüm arazi bu 10 temel kriterin hiç birine uymuyor ona rağmen orayı yazdılar. Hemen arkasından Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden maalesef bizim o dönemin Cumhuriyet Halk Parti’li ya da Adalet ve Kalkınma Parti’li Çanakkale Milletvekilleri de buna evet oyu kullandılar, imza attılar. Karşının adı değişti, Gelibolu Tarihi Milli Parkı idi şimdi Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığına dönüştürüldü. Yani birileri ‘’milli’’ sözünden rahatsız oldu. Milli; genel demektir, bu ülkeye ait demektir. Milliyi kaldırdılar UNESCO’ya kaydettiler. Şimdi UNESCO der ki; ben bir yeri Tarihi Kültürel Miraslar Listesi’ne kaydettiğim zaman o yeri artık korumaya alırım, kendimin gibi görürüm, dünya malı görürüm. Bir tehlike anında orayı askerle korurum diyor. Düşünün o 10 kritere uyduğu için üniversiteyi Tarihi Kültürel Miraslar Listesi’ne kaydettiler, bir fakülte binasını daha doğrusu ve onların söylediğine göre sorun çıktı, sıkıntı çıktı ve burayı koruma altına aldılar. Bir binayı kaç askerle korurlar? 500 tane silahlı askerle korusun diyelim, peki küçücük bir binayı 500 askerle koruyan o organizasyon, ‘’330 bin dönüm araziyi ben koruyacağım’’ derse ne yapacağız? O zaman da buraya on binlerce asker ve silah çıkarmış olacaktır. Peki yabancı bir askerin on binlerce asker ve silahla bir yere girmesi ne demektir? İşgal demektir. Bunlara aklı evvel derken bunu demek istedim. Ya bilmiyorlar, ya da bilerek ihanet ediyorlar. Böyle bir şey olamaz. Benim atalarım, bu toprakların insanları 100 yıl önce yedi düvele karşı o 330 bin dönüm arazide destan yazdı ve orayı korudular. Buranın insanı zamanı gelirse yine korur. Bu Türk milleti öyle boş bir millet değildir. Gerektiğinde canını gözünü kırpmadan verir ve koruması gereken yeri korur. 100 yıl önce orayı koruyan yiğitlerin torunları gel diyecek Birleşmiş Milletler’le koru ya da UNESCO Tarihi Miraslar Listesi’yle koru diyecek öyle mi? Bunun gibi bir işin parçası olarak gördüğüm bu yemek organizasyonu da aynı değirmene su taşımaya yöneliktir. Samimi bulmuyorum, bunları milli bir duruş olarak, milli bir davranış olarak görmüyorum, Atatürkçü Düşünce derneği olarak görmüyoruz, derhal bu işten vazgeçsinler. Biz ‘’Yurtta sulh, cihanda sulh’’ diyen bir liderin adını taşıyan derneğin üyeleriyiz. Ancak senin dünyadaki komşuların barış, sulh içinde davranmıyor adalarını işgal ediyorsa sende orada ona ‘’evet iyi yaptın, işgal ettin benim adalarımı gel bir de sana yemek ısmarlayayım’’ mı diyorsunuz? Böyle bir iş olmaz, Çanakkale’yi de bu iş için seçmeleri tesadüf değildir. Bu işi bütün Çanakkale insanı duysun ve bundan vazgeçsinler. Eğer ki biz birileriyle yemek yiyeceksek, içeceksek, dost olacaksak önce topraklarımızdan çıksınlar. İşgal ettikleri topraklarımızdan çekilsinler. Kusura bakmasınlar ondan sonra yemek yeriz. Troia Yılı demekle ne kastediliyor? Ne hedefleniyor? Ne amaca hizmet edilecek? Yani ben anlamakta zorlanıyorum. Getirdiler Truva Atı’nı Çanakkale’nin orta yerine koydular. O Truva Atı, bir şeyi simgeleri, neyi simgeler? Hatta deyimleşmiştir bizde Truva Atı yapmak. Yani ihanetin simgesidir. Yani sahtekarlığın simgesidir. Yani birilerine hainlik yapmanın simgesidir. Kim koyduysa bilmiyorum, Çanakkale’nin en güzel yerine getirdiler koydular. Şimdi aynı yoldan devam edip Troia Yılı ilan edip burada ne yapacaklar? Onu da bilmiyorum. Ben buradan öneriyorum eğer ki oraya o Truva Atı’nı koyanlar samimilerse o ata verdikleri parayı da açıklasınlar, bunu oraya neden koydular onu da açıklasınlar ondan sonra onu oradan derhal kaldırıp gelsinler hep birlikte bize Çanakkale Valiliği, Çanakkale Belediyesi, Atatürkçü düşünce derneği olarak fırsat versin biz aynı yere bütün dünyaya sözünü ettirecek büyük bir Atatürk heykeli yapalım. Çünkü Atatürk bu topraklarda doğmuştur. Tamam Truva Atı’da ihanetin simgesi olarak bu topraklarda var olmuş, ihanetin simgesi olarak ta götürsünler Truva topraklarına koysunlar. Orada gelenlere, atın içinde insanlar gizlenerek o kentteki insanları sarhoş ederek, uyutarak gelmişler onları öldürmüşlerdir burada diye anlatsınlar. Tarihi canlandırsınlar. O atın ne işi var Çanakkale’nin merkezinde? Birileri de gidiyor beyaz fular bağlıyorlar. Ne demekse o beyaz fular, nasıl bir barışsa artık. Ya da Çanakkale’de biz vatanımızı, toprağımızı topla, tankla, silahla o dönemde canımızı da ortaya koyarak savunduk. Çanakkale Savaşları’ndan kullanılan topa örtü örtülüyor, bir şeyler yapılıyor. Kardeşim o savaşı simgelemiyor, bizim atalarımızın bu toprakları bizlere özgür olarak yaşayabilmemiz için hangi silahlarla savaştığını göstermek için var. Bizim hepimizin o topun karşısında selam durmamız gerekiyor. Bunları neden anlattım? İşte böyle at izini it izine karıştırıp insanların kafasını karıştırmaya çalışıyorlar. Bu yemek olayı da bunun bir parçasıdır. Yunanlılarla burada yenen yemeğin ben bir oyun olduğunu düşünüyorum. Kim yapıyorsa bu işi bundan derhal vazgeçilsin. Ya da çıksınlar biz yapıyoruz desinler, parayı nereden alıyorlar? Aklı nereden alıyorlar? Hangi organizasyon içerisinde Çanakkale’de bunları yapıyorlar açıklasınlar. Bazı şeyler artık o kadar ucuz değil. Hiçbir yerden almıyoruz kendi aklımızla yapıyoruz diyorlarsa, kardeşim siz hangi akla hizmet ediyorsunuz? Siz aklınızı peynir, ekmekle mi yediniz? Adalarımız işgal eden Yunanlarla burada oturup yemek yemekte ne anlama geliyor? Adalarımızı işgal eden insanlarla şenlik yapmaya utanmayacak mısınız? ‘’Biz bundan önce adalarınız da çevirme yapmıştık, Çanakkale’de de çevirme yapacağız hadi hep beraber yiyelim içelim’’ derlerse ne yapacaksınız? Atatürkçü Düşünce Derneği olarak biz buna karşıyız. Derhal bunu iptal etsinler, kınıyoruz ve karşıyız.”

Kahraman İbrahim Soydan (ASKON Yönetim Kurulu Üyesi) “Hoş bir durum değil. Nereden çıktı bu?

Tarihi ve kültürel zenginliklerimizi yeteri kadar pazarlayamazken Yunanistan’ı taşeron olarak mı kullanacağız. Dünyanın son 10 yılda büyük yatırımları 10 adete geçmezken bunların 6’sını Türkiye yaptı. Şimdi kalkıp Yunanistan’ı taşeron, aracı, bizi pazarlama gibi kullanmak mantık işi mi? Hele ki, Türkiye’ye ait 18 adamız işgal altındayken ÇATOD ne yapmak istiyor. Bakın Cumhurbaşkanımız yakında Yunanistan’a gidiyor, İlişkileri diplomatik açıdan geliştirmek istiyoruz. Bu ziyaret ve atılacak adımlar beklenmeden ÇATOD’un çıkıp sadece ticari kaygılardan dolayı iş tutmasını doğru bulmuyorum. ÇATOD’un bu organizasyondan vazgeçmesi lazım. “

Mustafa Vurucu (Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı)”Çanakkale il sınırları içerisinde de 32 odamız, 20 bin esnaf ve sanatkarımız var. Bu konu bizi çok ilgilendirir. Niye? Ülke bizi ilgilendiriyor. Dolayısıyla ben temsil ettiğim esnaf ve sanatkar adına özellikle buna benzer konularda önce kendi memleketimi, onun içerisinde yaşayan esnaf ve sanatkarımızı, ülkemizi düşünürüm. Çünkü ben milliyetçiyim, muhafazakarım. Ben ülkemin var olması, yaşaması için ne gerekiyorsa düşüncelerimi öyle söylerim. Şimdi inşaların geçmişinden ders alması gerekiyor. Geçmişten ders almayıp, geçmişini hiç araştırmadan geleceğine bakamazsın, günlük düşünemezsin. Dolayısıyla biz ileriye de bakacağız ama geriden de ders alacağız. Amacı dışında bazı konuları fırsat bilip, kendi yararına, başkalarını hiç düşünmeden böyle bir düşünceyle hareket etmek doğru olmaz. Daha önceki söylemlerimizde de Troia yılıyla ilgili üstümüze düşen ne görev varsa destekçi oluruz demiştik. Neden? Amaç Türkiye, amaç Çanakkale. Dolayısıyla bunlardan birileri fitne sokarak, buraya gölge düşürerek, böyle şeyleri fırsat bilerek bir şeyler yapıyorsa kesinlikle onun yanında olamayız. Çanakkale’nin bir Troia geçmişi var. Troia’dan kaynaklanan insanların ekmek yediği kapılar var. Bu bizi de ilgilendiriyor tabi ki. Böyle konulara fırsat verilmemesi lazım. Fitne olan yerde etraf rahatsız olur. Etrafı rahatsız eden insanlara da fırsat vermemek lazım. Dolayısıyla aklı selim hareket edilmesi gerekiyor. Bunu da özellikle söylemek isterim: Ülkemiz hassas bir dönemden geçiyor. Böyle bir hassas dönem içerisinde bu ülkeye hepimizin sahip çıkması gereken görevleri var. Etrafımıza bak, çevremize bakın içten ve dıştan zaman zaman olumsuz örneklerle karşılaşıyoruz. Norveç’in NATO tatbikatında yaptığı terbiyesizliğe hepimiz şahit olduk. Çevremize bakalım, zaman zaman Yunanistan’a bakalım. Bizim akıllı hareket etmek zorunluluğumuz var. Ben bu konuda hassasiyetle özellikle söylüyorum. Fitne çıkaranlara, çıkarmak isteyenlere fırsat vermemek lazım, tedbirli olmak lazım. İleriki dönemde festivallerin düzenlenmesinde, yemek kültürü gibi bir sürü festival yapılmasında ve bunlarda da kendi çıkarına birileri fitne sokup o düzeni bozmak istiyorsa tedbirli olmak gerekiyor.”

Mehmet Ali Demir (Şoförler Odası Başkanı) “Bir yandan hükümet Yunanistan’la arayı düzeltmeye çalışıyor. Tabii bu festivalde devam etmesi gerekiyor ama gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Baktığımız zaman Türkiye birçok ülke tarafından kıskaç içine alınmış, bir yandan terör örgütü sanıklarını iade etmiyorlar. Bir yandan da birçok iş adamı ve firma Yunanlılarla ortak iş, ticaret yapıyorlar. Her şeyi bir anda kesersek birçok insan, aile işsiz kalacaktır. Bu festivali kim yapıyorsa kötü bir düşüncesi olduğunu düşünmüyorum ama gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Hükümet gerekeni yapacaktır birkaç topluluğun yaptığı şeylerle bir tutulmaması gerekiyor.”

Hakan Pınar(Milliyetçi Hareket Partisi Çanakkale İl Başkanı)

‘’Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hakkı olan topraklara tecavüz tavrıyla, oldu bittiye getirip ülkenin iç meselelerine karışanlar adeta simge haline gelmiş kuzu çevirme hadisesini dostluk toplantısında kullanıyorlar. Ticari kaygılar var, ekonomiye katkı sunacak bir şey ama ‘’ milli onur her türlü ticari kaygının üstündedir.’’Bu konular düzeltilmeden, bu konuda devletler arası angajman hukuku devreye sokulmadan, tecavüz ettikleri adalar terk edilmeden, bu ilişkilerin adeta kör göze parmak sokmak şeklinde yapılmasını doğru bulmuyoruz. Elbette ticari kaygıyı anlıyoruz, Çanakkale turizmine katkı sunacağını bizlerde biliyoruz ancak milli onur her türlü ticari kaygının üstündedir şeklinde değerlendiriyoruz ve bu konuda hükümete de gerekli uyarıları yapıyoruz. Geçmişte yaptık yapmaya da devam edeceğimizi ifade ediyoruz. Dolayısıyla böyle samimiyetsiz bir ülke ile turizmde anlaşma yapılmasını onaylamıyoruz. ‘’

Süleyman Saçıkara (Çanakkale Saadet Partisi İl Başkanı)

‘’Bu konuyla alakalı milli görüşün, Saadet Partisinin görüşü oldukça nettir. Böyle bir ortaklığa katılmıyoruz ve istemiyoruz. Biliyorsunuz ki Yunanistan’da ki bazı camilerimize, bazı Müslümanlarımıza çok şiddetli davranıyorlar ama biz onlara her zaman ılımlı davranıyoruz. 10 tane adamızı aldılar. Arkasından FETÖ’nün bazı üst düzey yöneticileri bunlara kaçtı ve geri iade etmediler. Yani her zaman bizi düşmanca gördükleri için biz hiçbir zaman için onlarla ortak herhangi bir işe Saadet Partisi olarak katılmıyoruz. Böyle bir festivalin düzenlenip Yunanlıların içerisinden art niyetli olanlarının Çanakkale’mizde kuzu çevirme yapmaları ihtimalini hoş karşılamıyoruz. Böyle bir oluşuma, girişime da şiddetle karşıyız.’’

Doğancan Ustabaş

Kaynak: Haber Merkezi
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Haber Merkezi
Editör
H

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!
Yorum Yaz
Yorumunuz yönetici onayından sonra yayınlanacaktır.
Bizi Takip Edin
Henüz hesap eklenmemiş.
- REKLAM -