Türk kültüründe israfın önüne geçmek amacıyla artan kumaş parçalarının birleştirilmesi ile ortaya çıkan kırkyama batı kültüründe patchwork ismi ile üretilmeye devam ediliyor. Günümüzde ise tasarruf amacının yanı sıra sanatsal işlerde de kullanılıyor. Çanakkale’de bu işi 2012 yılından beri sürdüren Boreas Kadın ve Sanat Derneği kurucu temsilcileri Aysun Aksu Ünsal, İdeal Demir ve Selma Kurtel kırkyamanın gelişimi için ön ayak olan üç önemli isim. Derneğin kurucu sözcüsü Aysun Ünsal kırkyamanın gelişimi, Çanakkale’nin bu sanat dalındaki yeri ve gerçekleştirmek istedikleri hayalleri hakkında konuştu.
KISA SÜREDE KAFAMIZDA ÇILGIN PROJELER DÖNMEYE BAŞLADI
Kırkyama ile hikayeniz nasıl başladı?
2010 senesiydi. Kırkyamanın ne olduğunu hiç bilmiyordum. Çiniye ilgim vardı. İdeal hocam da İstanbul’dan emekli olup gelenlerden. ‘Ne yapabiliriz?’ derken ‘Patchworke gidelim’ dedi. Başka arkadaşlarımız da vardı orada. ‘Ayrılmayalım hepimiz birlikte olalım’ dediler ve beni zorla patchworke yazdırdılar. Tesadüf Ankara’dan bir hanımefendi bu işi biliyormuş. 2010 yılında kurs aldık sonra biz bunu çok sevdik ve internette araştırmaya başladık. Eylül, ekim ayı gibi kursa başladıysak mayıs ayında bizim kafamızda çılgın projeler dönmeye başladı. Sonra Amerika’da bir sürü müze var bu konuda. Geçmişleri 500 yıllık. ‘Bizde neden yok?’ Bizim ninelerimiz fakirlikte her şeyi yamamışlar. Ninelerimizin sandığında hep yamalı bohça dolu. Avrupa ve Amerika bu konuda sanayileşmiş üstelik. Biz tamamen kendi matematiksel bilgimize dayanarak yapıyoruz. İdeal Hocam aynı zamanda fizik öğretmenidir. O kalıpları hızlı bir şekilde yapıyor. Biz hazır kalıplarımızı kendimiz istediğimiz ebatta kullanıyoruz. İdeal Hanım o manada bizim için bir konfor. Benim bir yönüm daha ağır bastı, İdeal Hoca’nın yönü ağır bastı, Selma Hanım’ın başka bir yönü ağır basıyor. 3 arkadaş bu işin öğretmenliğine soyunduk.
Çılgın proje dediniz nedir o çılgın projeler?
Türkiye’de ve Çanakkale’de bu konu ile ilgili bir müze yok. Neden olmasın? Biz bunun müzesini kurmak istiyoruz. İyi de müze öyle hemen kurulmuyor. Bunu üretmek için bir proje lazım. Bunun için de bir destekçi bulmak lazım. Birkaç kişi yön verdi bize. ‘Kent Konseyi’ne gidin’ dediler 2011 yılında. 9 ay sonra proje geliştirdik biz. Hızlı bir şekilde geliştirdik ve hala geliştiriyoruz. Onlara da çok değişik geldi. Bunu hayata geçirebilmemiz için atölye gerekiyordu. Gönüllük esasına dayalı bir şeydi. Kadınlara duyuru yaptık ve kursiyer aldık. Biz bu işi yarım yamalak bilirken, hiç bilmeyenlere bu işi öğretmeye çalıştık. Bunu yaparken de Türkiye’de çok daha uzun yıllar bu işi yapmış hocaları Çanakkale’ye çağırdık. 4-5 gün süren workshoplarla kendimizi eğittik. Bizler de eksiklerimizi gidermiş olduk. Bu 4-5 yıl devam etti.Farklı hocalardan farklı teknikler öğrendik. Şu anda biz onlardan kendimizi daha gelişmiş buluyoruz.

ÇANAKKALE’DE KIRKYAMAYI YENİDEN CANLANDIRDIK
Sonrasında bir kursiyer eğitmemiz var. O kursiyerlere bu işi gönüllü olarak öğretip Çanakkale’de bunu yeniden canlandırmak istedik. Bunu da çok iyi başardık. Bugün Çanakkale’de her yerde patchwork yapılıyor.
Kırkyamanın Çanakkale’de gelişmesine siz ön ayak oldunuz diyebilir miyiz o zaman?
Tabii ki! O bizim hayalimiz işte. Müze kurmaktan çıkarken. Müzeyi nasıl kuracağız? Birilerini eğiteceğiz, üretim yapacağız. Dolayısıyla müze kurulduğu zaman da köylere gideceğiz. O sandıkların içindekileri çıkartacağız ve müzeye kazandıracağız.

ÇANAKKALE KIRKYAMA BAŞKENTİ OLDU
Diğer illere kıyasla sanırım Çanakkale’de bu iş daha yoğun bir şekilde gerçekleştiriliyor.
Çanakkale kırkyama başkenti oldu. En son açtığımız sergide de sloganımız buydu. Kırkyamada bizim gibi gönüllü bir kuruluş yok. Ya halk eğitimlerin el sanatları bölümünde oluyor, ya da bu işi bilen duayen hocalar var kendilerine atölye açmışlar, parayla kursiyer eğitiyorlar. Aylık 500 dolar gibi bir maliyetle. Kafayı çok çalıştıran bir sanat.
Kırkyama denince akla direkt battaniye, yorgan yapılıyor sadece gibi geliyor. Aslında alan çok daha geniş değil mi?
Ünlü bir ressamın tablosunu da kumaşlarla yapabilirsin. Yaptık da… Kumaştan resim yapmak gibi düşünebiliriz. Bu tip çalışmaları yaparken kompozisyona ve bunun çizimine ihtiyaç duyuyorsun. Eğer içimizdeki arkadaşlarda tasarımcı, çizimi kuvvetli birisi oluyorsa onun desteğini alıyoruz. Renk kompozisyonu var. O geçiş tonlarını bulmak ayrı bir iş.
Kumaşları nereden temin ediyorsunuz?
Türkiye’de kumaş üretimi evet var ama bizim kullandığımız kumaş üretimi daha az. Pamuklu esnemeyen kumaş kullanmak zorundayız. Eskiden basma dediğimiz, şu anda çarşaflık dediğimiz kumaşları kullanıyoruz. Burada kumaşçılardan temin edebiliyoruz. Bir de İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük yerlerde, hatta burada bizim talebimiz üzerine buraya da ithal kumaşlar getirdiler. Şu anda metresi bin 250 TL.

Müzeye eserler toplanması için neler yaptınız?
‘Müzeye eser toplayabilmemiz için ne yapabiliriz?’ dedik. Bir de bunun festivalini yaptık. Türkiye’deki bütün kırkyamacıları Çanakkale’ye davet ettik. Çanakkale’de her yerde sergi açtırttık. Her yer sergi salonu oldu. Okulların her sınıfı. 2012’den beri bu şekilde. 2012’den beri Çanakkale Kent Konseyinde faaliyet gösterdik. Atölyeye herkes evinden bir şeyler getirdi. Ortak bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Elimizde şu anda 40’a yakın eser var.Sonrasında pandemi girdi, bütçe yetersizlikleri falan derken 8 kereden sonra yapılamamaya başladı. Daha sonra kent konseyi bizi feshetti. Çalışmıyormuşuz diye. Pandemi döneminde nasıl çalışabiliriz? Bizim yaş ortalamamız 55-60. Nasıl dışarı çıkabiliriz? Sonra sağ olsun belediyemiz bize destek verdi bu atölyeyi açtı. Şu anda belediye destekli gidiyoruz. Müze çalışmalarımız hala devam ediyor. Herkes yapmak istiyor destek veriyor ama biraz ekonomik nedenlerle bugüne kadar geldi, biz bu işin peşini bırakmadık. Sadece bunun için geçtiğimiz aylarda sergi yaptık. Müze için topladığımız yarışmalardan elde ettiğimiz birinci eserler için de sergi açtık. Orada yaptığımız konuşmada da bunu dile getirdik. Zamanını bekliyoruz. Biz de vazgeçmiş değiliz.
‘Çanakkale Türkiye’nin kırkyama merkezi oldu’ dediniz. İnternetten araştırıldığında daha çok Doğu Anadolu Güneydoğu Anadolu civarında yapıldığı yazıyor. Neden?
Orta Asya’dan İpekyolu ile geçiyor Avrupa’ya oradan Amerika’ya. Bu geçiş döneminde Türkler göçebe millet oldukları için dolayısıyla oradan gelen bir kültür bu. Avrupa ve Amerika’da doğmuş bir kültür değil. Ovalarda yaşayan, yokluk görmüş, her şeyi birbirine ekleyen insanlar. Sonra İpekyolu ile İngiltere’ye geçtiğinde İngiliz Kraliçesinin dikkatini çekmiş. O da giysilerini kesip altıgen şeklin üzerini kaplamaya başlamış ve sonra onları birbirine eklemiş. Oralardan öyle gelmiş. Doğuda kırkyama ile uğraşan yok. Biz festivaller yaptığımız için oradan çıkarım yapabiliyoruz.

GÜNDEMDE OLAN BİR ŞEYİ DE KENDİ SANATIMIZ İLE DİLE GETİRMİŞ İSTİYORUZ
Konsept çalışmalar da yapıyoruz. Çanakkale’nin 100’üncü yılı, Troia Yılı, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, kadına şiddet, çocuk gelin, cumhuriyet kadınları… Bunun gibi pek çok konuyu kırkyamada işledik. İstiyoruz ki gündemde olan bir şeyi kendi sanatımızla dile getirelim ve bunu halkın görüşüne sunalım. Bu ses getiriyor. Klasik, yap sergi aç değil. Evet bunu yapıyoruz yapacağız da ama araya mutlaka konsept sergiler koyunca bizi çok heyecanlandırıyor.
Bu sizin konuştuğunuz bir dil olmuş aslında. Toplumsal olarak karşılığı olan olayları bu şekilde dile getirip farkındalık yaratıyorsunuz.
Evet! Çanakkale Zaferinin 100’üncü yılı ilk konseptli sergimizdi, Kırmızı Beyazdı adı. İlklere imza atan kadınlarımızı yapmıştık. Onlar bizim yüz aklarımız. Bunları o kadar büyük bir zevkle yapıyoruz ki. Aile oluyoruz burada. Çok tatmin ediyor bizi. Eve pert bir şekilde gidiyoruz ama çok zevkli. Burası bir paylaşım atölyesi.
Teşekkür ederiz kolaylık diliyoruz.
Kaynak: haber merkezi
Yorumlar
Yorum Yaz