Erol Günaydın; ''Biz termik santrallere geçmeden önce Çanakkale’nin içini çözmemiz gerekir. Termik santrallerin olmasını istemiyorum çünkü burada boğazımız, denizimiz var ondan enerji üretmek için üniversite yıllarca uğraştı. Ama sebepsiz yere bir ilerleme olmadı. Yaz, kış gökyüzünde güneş var, güneş panellerinden enerji üretebilirdik onu da yapamadık. Bu kadar maden duruyor ne yapılması lazım diye düşünürsek; ilerisindeki kirliliğin önüne geçmenin çözümünü bulmadan ne yapalım? Demekle olmuyor. Önce atıklarını ne yapacağımızı çözmemiz lazım.
Bunun bir örneğini vereyim. Rusya, nükleer atıklarını Kırgızistan, Özbekistan çöllerine attı. Orada da üzerini kurşunla kapattılar. ‘’Doğru bir iş, hiçbir şey olmaz’’ dediler ama oradaki yoksul halk, kurşunları sökü çıkardı ve sattı. Söküldükten sonra oradaki atık ortaya çıktı ve çölün tozuyla havaya karıştı. Kırgızistan’a gittiğimiz orada bir anons duydum ‘’Nükleer atık yağacaktır, şemsiyeniz olmadan sokağa çıkmayınız.’’ Oradan birine sordum tozla birlikte havaya karışan radyasyon insanların üstüne yağıyormuş.
Bunlar yaşanan gerçekler, bu kadar atığı ne yapacağız öncelikle onların çözülmesi gereklidir. Eskiden Çanakkale’den gemilerle bakla ve palamut ihracatı yapılırdı. Şimdi palamut ihracatı bitti onu kabul ediyoruz ama bakla ihracatı hala yapılabilir. Bu sene şeftalimizi satamadık, seneye domatesimizi satamayacağız üretici üretimini yapmayacaktır. Bu ürünlerin üretimi ve ticareti konusunda üreticilere yatırım yapılması gerekir. '' dedi.MESUT HARPUT
Yorumlar
Yorum Yaz