Biomemory'nin sunduğu son yenilik olan DNA Kartı, standart bir kredi kartından daha küçük boyutta olmasına rağmen verileri yüzyılı aşkın bir süre boyunca güvende tutma iddiasında bulunuyor. Bu kartlar, bir kilobaytlık metni bir DNA üzerinde saklayabiliyor ve verilerin zaman içinde bozulmamasını sağlıyor. Biomemory CEO'su Erfane Arwani, bu teknolojinin moleküler bilgi işleme potansiyelini göstererek ana akım tüketici pazarına ulaşmayı hedeflediklerini belirtiyor.
DNA Kartları, metin verilerini DNA'nın yapı taşları olan As, C, G ve T'lere çevirerek depoluyor. Bu özel yapı, sentezleniyor, kurutuluyor ve daha sonra zaman ve teknolojinin etkilerinden korunmak üzere bir kartın içine mühürleniyor. Biomemory'nin bu teknolojisi şirkete özgü olmanın ötesinde, Microsoft gibi büyük teknoloji firmaları tarafından da benzer alanlarda araştırmalar yapılıyor. DNA'nın uzun vadeli bir depolama ortamı olarak kullanılabilirliğini test etmeyi amaçlayan bu çalışmalar, gelecekte veri depolama konusunda çığır açabilecek nitelikte.
Biomemory'nin DNA depolama teknolojisi, sadece ilgi çekici bir konsept olmanın ötesinde, teoride de pratik uygulama şansı sunuyor. DNA'nın yoğun veri depolama kapasitesi, bir gramının yaklaşık olarak 215 bin terabayt tutabilmesi, bu teknolojinin potansiyelini vurguluyor. Ancak şirket, şu an için DNA Kartının sadece bir kilobaytlık metni kodlaması için ortalama 8 saat süren bir süreç olduğunu ve bu verileri geri almanın da mevcut zorlukları içerdiğini belirtiyor.
DNA Kartlarının maliyeti ise şu an için oldukça yüksek. DNA'da saklanan verileri geri almak için yapılması gereken süreç ve masraflar nedeniyle bu işlem bin dolar, yani mevcut dolar kuruyla 29 bin liraya yakın bir ücret gerektiriyor.
Yorumlar
Yorum Yaz