Gündem

“BESTE DEĞİŞMEMELİ” (15.03.2021)

Çanakkale Sağlık Çalışanları ve Emeklileri Derneği (ÇASEMDER) Türk Sanat Müziği Koro Şefi Osman Erkan, “Öyle bir beste olacak k...

“BESTE DEĞİŞMEMELİ” (15.03.2021)

Kaleninsesi WEB TV üzerinden Damla Yeltekin’in hazırlayıp sunduğu ‘Not Defteri’ programı, 12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulünün 100. Yıldönümü nedeniyle özel yayın gerçekleştirdi. Canlı olarak yayınlanan programa konuk olan Çanakkale Sağlık Çalışanları ve Emeklileri Derneği (ÇASEMDER) Türk Sanat Müziği Koro Şefi Osman Erkan, “İstiklal Marşımız bizim toplumumuzu bir arada tutan en önemli ögelerden biri. Onu coşkuyla öğrenmeli, coşkuyla okumalı ve söylemeliyiz. Her Türk insanı kalbinden, içinden gelerek, en doğru şekilde öğrenmeli, öğretmeli ve söylemelidir. Bizi birleştiren ögelerin en önemlilerinden biridir. Bayrağımız, İstiklal Marşımız, Yüce Önder Atatürk'ümüz bizim çok büyük değerlerimiz. Bunların etrafında sıkı sıkıya sarılmazsak olmaz” dedi.

Çanakkale müzik camiasının yakından tanıdığı birisiniz. Bize kendinizden bahsedebilir misiniz?

1952'de Eceabat İlçesinin Namazlı Köyünde doğmuşum. İlkokulu köyümde okudum. Öğretmenimin teşvikiyle öğretmen okulu sınavlarına gittim. 6 yıl İlk Öğretmen Okulu’nda okudum. Bu hafta yani bizim için önemlidir. 16 Mart aynı zaman da benim ve öğretmen okulları mezunları için çok önemli olan İlk Öğretmen Okulları’nın kuruluş haftasıdır. 17 yıl öğretmen ve idareci olarak görev yaptım. Bu arada yüksekokulu bitirdim. 7 yıl kadar ortaokul ve lisede öğretmenlik yaptım. Bir üniversite daha okudum. İlkokul öğretmenliğinden sonra, sosyal bilgiler, tarih branşını okudum. Öğretmenliğimin 24. yılında müfettişliğine geçtim. 45 yıl memuriyetten sonra emekli oldum. Adıyaman, İstanbul, Çanakkale'de çalıştım. İsimleri değişti ama okullarda Milli Eğitim Müfettişliği yaptım. 20 Nisan 2015 tarihinde emekli oldum.

Müzikle ilgili bağınız nasıl oluştu?

“MÜZİKTEN KOPAMIYORSUN”

Müzik çok büyük ilgi alanlarımdan biri. Başta Halk Müziği ile ilgilendim. Çanakkale’de ki halk müziği korolarında da çalıştım. 1990'da sanat müziğine merak saldım. Sanat müziği ile koro şefliğine geçtim. Koro şefi olmak kolay değil. Belli bir repertuar bilgisi gerekiyor. Müzik alanındaki genel kültürünün artması gerekiyor. Uzun yıllar İstanbul'da Türk Sanat Müziği Koro Şefliği yaptım. Çanakkale'ye geldim. Burada Sağlık Çalışanları ve Emeklileri Derneği Türk Sanat Müziği Korosu10 yıldır çalıştırıyorum. 11 Mart tarihinde pandemi başladıktan sonra koro arkadaşlarımızla buluşamadık ama müzikten kopamıyorsun. 40 haftadır elime Ud alıp, sosyal medyadan yayın yapıyorum. Kendi beste çalışmalarım var onlarla uğraşıyorum. Pandemi bittikten sonra yine koro çalışmalarımız ve beste çalışmalarımız başlayacaktır.

“MÜZİK ÖĞRETMEN OKULLARININ EN ÖNEMLİ ÖZELLİĞİDİR”

Müzik, öğretmen okullarının en önemli özelliğidir. Müzik dersine çok önem verilirdi. Şimdi Öğretmen Okulları yok, öğretmen olmak için 4 yıllık üniversiteden mezun olmak gerekiyor. Bizim zamanımızda önce Köy Enstitüleri vardı; yaparak, yaşayarak öğrenmenin çok önemli modeliydi. Sonra onlar kapatılınca, yerine Öğretmen Okulları kuruldu. Öğretmen Okullarının özelliği, köylerden gelen çocukları almasıyla önemlidir. Bize hakikaten iyi bir müzik eğitimi verdiler. 6’ıncı sınıftan mezun olurken bütün sınavlar sözlüdür. İstiklal Marşı'nı ezbere olarak bütün kıtalarını okuyamayan, ezbere olarak bir enstrümanla çalamayan ve söyleyemeyen, bir toplum karşısında İstiklal Marşı'nı söyletemeyen mezun olamazdı. İlkokullarda söyletilecek, öğretilecek tüm şarkılar, türküler ve marşlar için iyi bir repertuar veriliyordu. Müzik eğitimi çok önemliydi. Ben Öğretmen Okulu'nda aldım. Notayı orada öğrendim. Öğretmen okulunda mandolin, flüt çaldık. Bağlamaya geçtim, 90'larda uda başladım. 30 küsür senedir ud çalıyorum, besteler yapmaya çalışıyorum. İstiklal Marşı'nı öğrenmek, söylemek, doğru öğretmek, doğru idare etmek çok önemlidir. Öğretmenlere, Öğretmen Okullarında bu çok güzel öğretilirdi. Şuandaki üniversitelerde de çok güzel öğretiliyor şüphesiz. İstiklal Marşı'nı her öğrenci son sınıfta bin kişilik öğrenci topluluğuna mutlaka idare etmiştir. Ben bunu yaptım. İdaresi de ayrı önemlidir. Bir iki üç başla demekle İstiklal Marşı idare edilmez. Müzik eğitimi tam almamış kişiler, tam idaresini de bilemeyebilir. Bu da normaldir. Şimdi dijital teknoloji var. Her yerde sesli olarak veriliyor ve öğrencilerinde onlara iştirak etmesi sağlanıyor. Bu İstiklal Marşı’nın doğru söylenmesi açısından da önemli.

Müzik insan yaşamında bir dil. İstiklal Marşı'nın da bu anlamda bir önemi var. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

İstiklal Marşımız bizim toplumumuzu bir arada tutan en önemli ögelerden biri. Onu coşkuyla öğrenmeli, coşkuyla okumalı ve söylemeliyiz. Her Türk insanı kalbinden, içinden gelerek, en doğru şekilde öğrenmeli, öğretmeli ve söylemelidir. Bizi birleştiren ögelerin en önemlilerinden biridir. Bayrağımız, İstiklal Marşımız, Yüce Önder Atatürk'ümüz bizim çok büyük değerlerimiz. Bunların etrafında sıkı sıkıya sarılmazsak olmaz.

Mehmet Akif Ersoy ile ilgili bilgi verebilir misiniz?

Bizim meşrutiyet dönemiyle yani Cumhuriyet öncesinde ve Cumhuriyet döneminin en önemli şairlerinden biri. Milli şairimiz. İstiklal Marşı'nı yazmış, Çanakkale Şehitleri şiirini, Bursa’nın kurtuluşu ile ilgili‘Bülbül’ isimli şiiri yazmıştır. 9 şiir kitabı yazmıştır.1873 Aralık ayında İstanbul'da doğar ama babası imamdır. Doğduktan bir süre sonra Çanakkale Bayramiç’e gelirler. Orada şimdiki adı ile Mehmet Akif Ersoy Evi’ne yerleşirler. Babası İstanbul'a kaydetmemiştir. Doğduktan bir süre sonra geldiği için Bayramiç'te nüfusa kaydedilir. Doğum yerinde Bayramiç yazılır. Bizimde bir yerde hemşerimizdir. Esasında Ragif’tir. Ragif ebcet hesabına göre doğum tarihini gösteren bir isimdir. Zamanla Akif olmuştur. İstanbul'da doğmuş, Bayramiç’te büyümüş, küçük yaşta medreseye gitmiş, ortaokul ve liseye geçmiş, çok akıllı ve çok önemli bir öğrenci. Liseden sonra Mülki İdaresine gitmiş. Kaymakam, Vali gibi önemli kişilerden biri olacakken İstanbul'daki evleri yanıp çok fakir fukara duruma düşünce, Tarım ve Baytar Okuluna gider. Yani ziraat ve veterinerlik okuluna geçmek zorunda kalır. Bugün Küçükçekmece sınırları içindedir. Okulunu bitirir. İstanbul'da memurluk görevi yapar. Veteriner Müdür Yardımcısı gibi olup illeri dolaşmaya başlar. Aynı zamanda müfettiş yardımcısıdır. Etrafı daha iyi tanır. 20 sene kadar görev yapar ve bu sırada da şiir yazmaya başlar. Şiirleri serveti funun dergisinde yayınlanır. Mezun olduğu okuluna da öğreten olarak atanır.

“AVRUPA’DA TÜRKLERİN ZAFERİNİ ÖĞRENİR”

Eşref Edip ile dergi çıkarmaya başlarlar. Sırat-ı Müstakim dergisini çıkartır. Kurtuluş Savaşı sırasında da çok önemlidir. Başyazarı olur. Sebîlürreşâdadını alır aynı dergi. Edebiyat dünyasına tamamen adımını atar. Evlidir ve 5 çocuğu vardır. Abdülhamit'in bir yerde karşı gelir ve İttihat ve Terakki'ye girer. Ama onların isteklerine yüzde yüz uymaz. Edebiyatla uğraşan kişilerin böyle bir yönüde vardır. Girdiği cemiyeti kendine uydurmaya çalışan bir kişiliği vardır. Dergilerden Sebîlürreşâd daha sonra Ankara'da da çıkacaktır. Teşkilat-ı Mahsusa’ye girer. Burada çalışmalar yapar. En son Dârü'l-Hikmeti'l-İslâmiye Cemiyeti’ne girer. Bu İslam birliğini savunan bir cemiyettir esasında. Ama bunların Anadolu'da başlayan kurtuluş hareketlerine muhalif olduğunu anlayınca, sert tartışmalardan sonra kendisi ayrılır. 1916 yıllarında Avrupa'dadır. Lübnan'a, Mısır'a gider. Avrupa ve Arnavutluk’a gider. Çanakkale Savaşını takip eder. Avrupa'da Türklerin zaferini öğrenir. Meşhur Çanakkale Şiirini 1916 yılında yazar. 1918 yılında Osmanlı toprakları işgale uğrar. Akif tekrar Anadolu'ya girer. ‘Nasıl kurtuluş mücadelesinde yer alabilirim’ diye düşünür. Balıkesir Zağnos Paşa Camiinde verdiği vaaz önemlidir. Bundan önce de İstanbul'da verdiği vaazla önemlidir.

Akif’in şiirde kullandığı dil hakkında bilgi verebilir misiniz?

Arapça, Farsça, Fransızca çok iyi bilen bir şairdir. Osmanlıca dediğimiz dili en iyi bilen şairlerimizden biridir. Osmanlıca diye bir dil aslında yoktur. Türklerin dili Türkçedir. Osmanlı bir sülaledir. Osmanlı diye bir devletimiz vardır. Bilhassa kuruluşundan çok sonra halifelik Osmanlılara geçince Arapların ve Müslümanların etkisiyle Arapça, Farsça ve Türkçe karışımı yepyeni bir dil ortaya çıkmıştır. Bu dil bilhassa saray çevresinde İstanbul'da ve büyük şehirlerde öne geçmiştir. Türkçe sözcükler azalmaya başlamış dilimizde. Ama Anadolu, köyümüz, kasabamız yalnızca Türkçe konuşuyor. Anadolu'yla İstanbul'un dili sanki yavaş yavaş ayrılmaya başlamış. Onlar Osmanlıca denen dili tercih etmişler. Mehmet Akif bu dili en iyi bilen, en iyi konuşan din adamlarından birisidir. Hafızdır. Çok önemli hutbeleri vardır. Mehmet Akif ölünceye kadar, dili birçok şekilde anlaşılır. Şuanki nesil bazı sözcüklerini anlayamaz. Şuan da ne yazık ki çok az okunuyor. O zamanın en duru Türkçesi ile yazmaya çalıştığı halde yine de bazı sözcükleri kullanmıştır. Dilde Türkçeleşmeye yanaşmamış. Kendi bildiği Osmanlıcayı kullanmayı tercih etmiş. Tevfik Fikret'le Türkçe akımını savunan kişilerle de bazı anlaşmazlıkları yani fikri tartışmaları olmuş. İstiklal Savaşına katılır. Kurtuluş Savaşına destek vermeyi düşünür. Meclis'in açılmasından bir gün sonra Ankara'ya gider. Dergisini de oraya götürür. Atatürk memnun olur.

İstiklal Marşı yazılmadan önceki yıllarda Akif neler yapmıştır?

Burdur'dan milletvekili seçilir. İlk meclisin önemli şahsiyetlerinden biridir. Yunanlıların Sakarya’ya dayandığı zamanlarda Meclis'te sert tartışmalar vardır. Meclis'in Kayseri'ye taşınma tartışmalarında en sert muhaliflerden biri de Mehmet Akif Ersoy'dur. Mustafa Kemal'de kesinle taşınmasını istemez. Meclis Ankara'dan görev verilir, Konya'daki bazı isyanların bastırılması dini vaaz verilmesi yönünde. Onlara çalışır. Çok başarılı olamaz ne yazık ki. 1321'de tamamen Ankara'ya taşınır. Tacettin Dergahına yerleşir. Birinci ve İkinci İnönü zaferleri kazanılmış ama Yunanlılar Sakarya önlerine kadar gelmiştir. Meclis'te bir yarışma açılır. Osmanlı İmparatorluğunda Milli Marş yoktur. O zamanki marşımız Mehter Marşlarıdır. Milli Marş yarışması açılır. 500 lira ödül vardır. O zaman için çok paradır. Ülke çapında 724 şair şiirini yollar. Komisyon şiirleri incelerler 'Türk'ün kahramanlığını tam yansıtacak şiir bulamazlar. Ben ödüllü yarışmaya katılmam’ der. Arkadaşları onu ikna ederler. Çünkü ‘kalemi kuvvetli’ başka kişi göremezler. Tacettin Dergahında İstiklal Marşı şiirini yazar. Çanakkale Şehitleri şiiri de İstiklal Marşı da Bülbül de destandır. 12 Mart günü Meclis'te okunur ve herkes ayakta alkışlar. Oy birliği ile yeni Türk Devletinin Milli Marşı sözleri kabul edilir. 1990 yılında da İstiklal Marşı ve Mehmet Ersoy yılı ilan edilmişti. Bu kadar derin anlamı olan bir marş daha yoktur dünya üzerinde.

İstiklal Marşı’nın bir çok da bestesi var…

Bestesinin yapılması için Meclis bütün bestecilere yarışma açmış. Yarışma süresi 1924'e kadar. Birçok beste geliyor. Komisyon kuruluyor. Besteler inceleniyor. Bazı besteler öne çıkıyor. Abdülkadir Töre, Ahmet Yekta Madran, Ali Rıfat Çağatay, Lemi Atlı, İsmail Hakkı Aksoy’ Muallim İsmail Hakkı beydir. İsmail Zühtü, Kazım Karabekir dahi beste yapmış. Mehmet Zati Arca, Mustafa Sunar, Osman Zeki Üngör, Ramazan Uçar...Öyle bir beste olacak ki, orijinal olacak. İntihal olmayacak. Bilinen bir melodi olmayacak. Çoğunun müziklerini dinliyorum. Bazılarında Türk Müziği esintileri vardır. Lemi Atlımeşhur Türk Müziği bestekarıdır. Onun yaptığı marşta Türk Müziği formları kullanılır. Mehter marşının coşkusu var. Ama baştan bunların olmaması karar verilmiş. Orijinal yepyeni bir beste çıkarılması istenmiş. Önceleri Ali Rıfat Çağatay'ın bestesi kabul edilmiş. Diğer besteler de farklı şehirlerde kabul edilip, söylenmiş. Çağatay'ın bestesi 1930 yılına kadar okutulmuş. Daha sonra bugünkü beste olan Osman Zeki Üngör'ün bestesi kabul edilmiş.

Osman Zeki Üngör’ün bestesi nasıl kabul edilmiş?

Osman Zeki Üngör, 2. Abdülhamit zamanı doğup yaşamıştır. Babası da dedesi de müzisyendir. Osman Zeki Üngör 2. Abdülhamit zamanında orkestra kemancısı olarak yetişmiştir. Müzik bilgisi olan bir zattır. Osman Zeki Üngör, Ankara'da Cumhurbaşkanı Senfoni Orkestrasını şefliğini yapıyor. 1924 ve 1934 yılları arasında hem muallim mektebi müdürlüğü, müzik okulu müdürlüğü yapıyor. Hem de Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefliğini yapıyor. 1930'dan sonra beste olarak onun bestesi kabul ediliyor. 1921 sonunda İstiklal Marşı bestesini bitiriyor. Bestenin orijinal olup olmadığını, o zamanlar çok meşhur olan Viyana Orkestrası'na yolluyor. Oradan ‘Bu beste orijinaldir. Her hangi bir yerin müziğine ait değildir' onayı aldıktan sonra kurula yolluyor. Kuruldan da geçiyor ama 6 yıl sonra kullanılmaya başlanıyor. Marşı söylerken zorlukları yok mudur? En önemli zorluk olan prozodi uygun değildir. Ara sıra devlet büyüklerimizden 'Değiştirelim' diye çıkar. Sözler değişmez. Müziği de değişmez. 91 yıl olmuş. Ses ve saz uyumunun bazı yerlerde olmaması prozodidir. ‘Heceler ayrılıyor’ derler. Müzik eşliğinde söylendiği için daha doğrusu söylenmeye başlandı. Değiştirmeye çalışmak gereksizdir artık.

Damla YELTEKİN

Kaynak: Haber Merkezi
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Haber Merkezi
Editör
H

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!
Yorum Yaz
Yorumunuz yönetici onayından sonra yayınlanacaktır.
Bizi Takip Edin
Henüz hesap eklenmemiş.
- REKLAM -