İnsan Hakları her insanın sadece insan olmasından kaynaklı değerlerdir. Bireyin sadece insan olmasından kaynaklanan, başkaca hiçbir koşul aranmaksızın sahip olduğu bu haklar manzumesi uzun mücadeleler, büyük uğraşlar sonucunda kazanılmıştır. Kategorik hukuk ilkeleri olarak hukuk felsefesinin merkezinde yer alan, özgürlük, eşitlik, adalet gibi ontolojik ve ahlaki değerden türeyen İnsan Hakları, diğer bütün hak iddialarına göre ahlaki öncelik taşır. En geniş anlamda siyasal meşruluğun da ölçütü olan İnsan Hakları, her insanın, sadece insan olması nedeniyle sahip olduğu özgürlük ve eşitlik değerlerinin başkalarınca tanınmasını ve her türden dış saldırıya karşı korunmasını gerektiren en üstün ahlaki taleptir ve bu yönüyle diğer bütün ahlaki, hukuki ve siyasal taleplerden önce gelir. Yaşamak için değil, onurlu bir yaşam sürmek için gereksinim duyduğumuz insan hakları, Uluslararası İnsan Hakları Sözleşmelerinde de vurgulandığı üzere, “insanın, insan olarak özündeki onurdan” kaynaklanır. Bu öz insanın ahlaki doğasıdır. Bireyin, toplumun onurlu yaşam süremsi için yaşam hakkı, işkence yasağı, özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı, özel yaşam hakkı, örgütlenme özgürlüğü gibi haklar listesi hem ulusal hukukta hem de uluslar arası hukukta güvenceye alınmış, koruma mekanizmaları geliştirilmiştir.
Her ne kadar uluslar arası alanda hak ve özgürlükler korunsa bile esas olan ulusal alanda, iç hukukta koruma olduğu gerçeği hiçbir zaman akıldan çıkarılmamalıdır. Zira hak ihlallerinin önlenmesinde telafisinde sıcağı sıcağına müdahale toplumdaki bireylerin de hukuk devletinde yaşama onuru taşımalarını sağlayacak ve bireylerin devlete olan güvenini de arttıracaktır. Bizim kültürümüzde insanı temel değer alan yaklaşımlar mevcuttur. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” diyen Şeyh Edebali’den insan sevgisini göklere çıkaran Yunus Emre, Mevlana, Hacı Bektaş Veli’den, Anadolu toprağının gönül insanları ozanlar Aşık Veysel’den Neşet Ertaş’a kadar nice isim bu yaklaşımın yansımalarıdır. Cumhuriyetimizin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk “İnsan hakları yeryüzünün en barışçıl silahıdır; bizi korur. Kurallar gibidir; nasıl davranacağımızı bize söyler. Yargıçlar gibidir; ona başvurabiliriz.
Duygular gibi soyuttur ama duygular gibi herkese aittir. Ve her ne olursa olsun hep vardır.” diyerek bu yaklaşımı devam ettirmiştir. Cumhuriyetimizin temel değerleri olan insan haklarına dayalı, laik, sosyal, demokratik, hukuk devleti ilkeleri de devletin değişmez nitelikleri arasındadır. İnsan hakları, sadece hayalleri, emelleri, önerileri, talepleri, övgüye değer düşünceleri değil, haklara dayanan toplumsal değişim taleplerini de ifade etmekle, bu talepleri kendi siyasal iktidarlarımız başta olmak üzere uluslararası topluma yöneltmemiz ve bu suretle insan hakları standartlarının egemen olduğu bir dünyanın gerçekleşmesine hep birlikte katkıda bulunmamız gerektiği inancındayız. Zira tüm insanların dünyevi güçlerden ve ülkelerden özgürlük ve adalet konusunda asgari davranış standartları beklemeye, insan haklarına saygılı olmalarını istemeye hakları vardır. Bu standartların, hukukun ve insan haklarının kasti veya gayri ihtiyari ihlallerine tanıklık etmenin bir insanlık ayıbı olduğu bilinciyle, bu ihlallere cesaretle karşı koymak biz avukatların ve meslek örgütümüz olan Baroların en önde gelen görevidir. Bütün bu nedenler ile Çanakkale Barosu İnsan Hakları Komisyonu olarak bu görevin bilincinde ve ayırtında olduğumuzun, insan hakları ihlalleri ile mücadelede kararlı olduğumuzun kamuoyu tarafından bilinmesini ister, tüm insanların İnsan Hakları Günü’nü kutlarız.
Yorumlar
Yorum Yaz