“2018 Troia yılı sadece ülkemiz için değil, ülkemiz için de çok önemli kültür turizmi hamlesidir. Özellikle bütün dünyada çok önemli bir turizm hareketine vesile olması adına yapmış olduğumuz bir çalışmadır. Öncelikle Troia’nın öneminden bahsetmek gerek. Bunlardan birincisi Troia dünyada en fazla bilinen ikinci kültürel miras alanıdır. Yani dünyada en fazla bilinen ikinci marka değeridir. Bunun sebebiyse Homeros’un İlyada ve Odysseia adlı eserlerinin bütün dünyada çok büyük yansımasının oluşması. Dünyanın yedi kıtasına yayılması ve bununla beraberde temel eğitim müfredatının içerisine girmiş olması. Tabi beraberinde de birçok entelektüel ürüne de konu olması. Troia’yla ilgili birçok film, kitap gibi bir sürü eser yapıldı. İkinci sebep; Troia doğuyla batının sıfır noktası olarak gözlemleniyor. Tarihte de Troia doğula batı arasındaki mücadelenin merkezi olmuştur. Üçüncü sebep; Troia’nın bir çok batı medeniyetine kök vermiş olması. Bunlardan çok bilinenlerinden örnek verecek olursak Roma’nın köklerinin Troia’da olduğu biliniyor. Yine Paris’in köklerinin Troia’da olduğuna inanılıyor. Bunun gibi birçok medeniyete kök vermiştir. Dördüncü sebep; Troia’nın hinterlandı. Troia’nın dış çevresinin çok kıymetli olmasıdır. Dünya antik tarihinde de, Dünya medeniyet tarihinde de çok önemli yeri var. Çanakkale boğazı, Kaz dağları ve Ege denizi üçgeni içerisinde kalan alana Troas deniyor. Onlarca antik medeniyet var ve bunların her biri Troia’nın çevresinde yer alan önemli kentlerdir. Beşinci sebep; Tarihte Troia bir çok büyük devlet adamının da çok fazla etkilendiği alanlardan bir tanesi olmuştur. Bunlardan birisi Fatih Sultan Mehmet diğeri Mustafa Kemal Atatürk’tür. Bunlar sadece bizimle sınırlıda değil. Pers imparatorundan Büyük İskendere, Jül Sezar’a kadar hepsi bu topraklarla hep bir heyecan duymuşlar, İlyada’dan çok etkilenmişler. Hep şöyle bir algı varmış. Doğuyla batıya hakim olmak için Troia’ya hakim olmak lazım. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’un Fethi’nden yaklaşık 10 sene sonra bölgeye gelmiş ve demiş ki ‘’ Burada asyalıların öcünü aldık’’ . Atatürk Dumlupınar Savaşından sonra 1922 de gelmiş ve demiş ki‘’Biz burada Troia’lıların öcünü aldık’’. Bu anlamda Troia Anadolu’nun kadim değeri olarak çok çok büyük bir öneme sahip. Son olarak Troia’nın bulunmasıyla birlikte bilim dünyası her şeyi tekrardan ölçeklemiştir. Aslında bakarsanız bir mihenk taşı gibi ondan sonra her şey değişmiş. Çünkü bir destan gerçek olmuş.
Biz neden böyle bir yola çıktık?
Sivil toplum kuruluşları olarak özellikle ÇATOD, ÇTSO vs. birçok kurum ve kuruluş zaten bunu uzun zamandır dile getiriyorduk. Daha sonra Ticaret ve Sanayi Odası önderliğinde 13 tane sivil toplum kuruluşu, üniversite, valilik, belediye bütün bu kurumlarımızın da katkı ve destekleriyle orada bir toplantı yapıldı ve ondan sonra bir deklarasyon imzalandı. Ondan sonra süreç özellikle siyasilerimizin Ankara nezdinde Ak Parti genel başkan vekili Bülent Turan’ında destek ve katkılarıyla bu Ankara siyasetinde de çok ciddi bir karşılık buldu ve süreç bizim için hızlı ilerledi. Daha sonra Başbakanımız açıkladı ve Kültür ve Turizm Bakanımız Almanya da, Berlin de açıkladı. Daha sonra bu resmi olarak yazı haline döndü ve artık bizim resmi politikamız haline geldi. Kültür ve Turizm Bakanlığımızın resmen ilan etmiş oldu ve bizim kendi yapacağımız çalışmanın ana eksenine oturdu.
Dünya da artık iki tane çok önemli paradigma var. Bir tanesi güçlü algı yönetimi, ikincisi bu algı yönetimini harekete dönüştürecek sürdürülebilir etkinlikler. Bununla ilgili Mısır’ın geçmiş dönemlerde piramitlerle ilgili yapmış olduğu filmler, belgeseller bunun en güzel örneklerinden bir tanesidir. İşte bizdeki mevzu bu, artık deniz, kum, güneş, tarih, kültür yani aklınıza gelebilecek her şey evet güçlü bir turizm destinasyonu olmanız için gerekli ama kesinlikle tek başına yeterli değil, beşi de bir araya gelse yeterli değil. Mutlak suretle güçlü bir algı yönetimine ihtiyaç var ve bu algı yönetimini sürekli hale getirecek sürdürülebilir etkinliklere ihtiyaç var. İşte bu nedenle biz bu nokta da 2018 yılını Troia’nın uluslar arası çok güçlü marka bilinirliği üzerinden bir algı rönetimi stratejisi haline getirip bunu daha sonra kültür, sanat, spor, eğitim ve bilim alanlarındaki etkinliklerle yıl boyu sürecek çok güçlü bir kültür- turizm hamlesine çevirmeye çalıştık. Temel hedefinde bu var. Tabi bunu yaparken de çok güçlü bir iletişim stratejisi üretmek gerekiyor. Çünkü Troia, dünya da karşılığı olan yegane ürünlerden bir tanesi, herkes biliyor, herkes tarafından ne olduğu hiçbir şekilde açıklama yapmadan bilinen bir değer ve bu değer üzerinden bir iletişim stratejisi geliştirmekten bahsediyorum.
Neden 2018?
2018 yılının 3 tane çok güzel tesadüf demeyeyim ama planlı kurgusu var. Bir tanesi 2018 yılı Troia’nın UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne seçilmesinin 20. Yıl dönümü, ikinci konu, Troia’nın müzesi çok önemli ve büyük ihtimalle uzun yıllardır yapımı ile ilgili çalışmalar devam ediyor ve 2018 yılında açılıyor olması ki böyle bir müzeyi alelade bir programla değil, dünya da yankı uyandıracak bir programla açmak gerekiyor. Üçüncüsü bir tesadüftür ama neticede bu 2018 durumunu çok güçlendiren bir konu, Avrupa Parlamentosu tarafından 2018 yılı Avrupa’da ‘’Kültür- Miras Yılı’’ ilan edildi. İşte bütün bunları üst üste koyduğumuz da 2018 bizim bu algıyı çok güçlü bir şekilde yöneteceğimiz çok doğru bir tarih olarak karşımıza çıkıyor. Şimdi gelelim hedeflere ve yapılan şeylere.
Genelde bütün faaliyetler 3 ana aks üzerinde yürüyor. Bunlardan bir tanesi alt ve üst yapıyla ilgili çalışmalar, ikincisi etkinlikler, üçüncüsü de iletişim çalışmaları yani halkla iletişimle ilgili olan çalışmalardır. Bu üç tane ana çalışmaya gelmeden önce 5 tane de hedef nokta var ve bunlar gerçekleşen hedef noktalardır. Bunlardan bir tanesi Kültür ve Turizm Bakanlığı Himayesinde ve koordinasyonun da yurt dışında yapılacak olan birçok fuarda Troia’nın ana tema olarak kullanılması var. Bu konu çok, çok önemli çünkü Kültür ve Turizm Bakanlığı dünya da 100’ün üzerinde turizm fuarına katılım sağlıyor ve önümüzde yakın zamanda Yunanistan, Selanik ve Londra fuarları var. Mesela Londra’da Troia çok güçlü bir şekilde olacak. Troia tematik olarak önde yer alan ürünlerden bir tanesi olacak ve bu çok büyük bir stratejik avantaj. İkinci konu yine bu algı yönetiminin parçası, Dış İşleri Bakanlığı üzerinden yurt dışında Troia temalı etkinlikler, sempozyumlar yapılsın, oradaki algıyı yönetelim çünkü siyaset zaman zaman karşı karşıya gelebilir. Arada bir ülkeler arasında bazı siyasi gerilimler olabilir ama bu toplumlar arasına inmemesi gerekiyor. Toplumlar arasına indiği zaman bu zaten o zaman toplumlarda düşmanlıklar başlıyor. İşte bizim bu toplumlar arası diyaloğun devam edebilmesi için de bizim mutlaka bu ve benzer köprüleri güçlendirmemiz gerekiyor. Bu sosyo-kültürel köprüleri güçlendirmemiz gerekiyor. Troia herkes tarafından ortak bir lisan olduğu için, Dış İşleri Bakanlığı vasıtasıyla çeşitli ülkelerde Troia temalı seminer ve sempozyumların yapılmasıyla birlikte çok güçlü bir iletişim çalışması yürütülüyor olacak. Üç tane ana çalışma aksından bahsetmiştim. Şuan yapılmakta olan çalışmaların başında alt yapıyla ilgili olan çalışmalar var. Bunun içinde neler var diyecek olursak; birincisi Troia Müzesi, müzenin yanında bir Ören yerimiz var ama daha büyük bir alandan bahsediyoruz, bu yerimiz 144 kilometre karelik bir milli park alanı bu milli park alanında üç tane gezi rotası oluşturuldu. Amaç turistin sadece müze ve ören yerinde değil, aynı zamanda oradaki bütün alanları da gezerek bir tam gün hatta birkaç gün geçirebileceği bir turistik güzergah ve bir cazibe merkezi oluşturmaktır. Toplam 15 tane cazibe noktası var.
İçerisinde neler var?
Akhilleus’un tümülüsü, Ajax’ın tümülüsü, Pavilion Antik Kenti, Büyük İskender’in ayak bastığı nokta gibi toplam 14 tane nokta var. Bu 14 noktanın tabelalandırması, tabelalandırdıktan sonra bunlarla ilgili bilgilendirmelerin yapılması, buradaki yollar yani köy bağlantı yolları bu yolların her biri turistin rahat hareket etmesi için uygun değil, bunların yol çalışmaları. Bir diğer konu orada 6 tane köy var, oradaki köylerin turizme kazandırılması, dış cephelerinin tamamen boyanması, köylerin kanalizasyon, alt yapı, su deposu, benzer faaliyetlerinin düzenlenmesi, köylerin dış çehrelerinin iyileştirilmesi çok önemli faaliyetlerdendir. Tevfikiye İlköğretim Okulu’nun olduğu alana Troia Sürekli Eğitim Merkezi yapılarak oradaki halkın hediyelik eşya, oradaki bir takım el sanatlarıyla ilgili konularda kendilerini geliştirip gelir kazanmalarının sağlanması, turizmle ilgili bilgi sahibi olmaları yine kendi ürünlerini turistlere sunabilecekleri bir merkez kurulacaktır. İki tane çok önemli kültür rotası çalışmamız var. Bunlar yürüyüş ve bisiklet rotaları, bunlardan bir tanesi Dalyan(Alexanreia Troia)’da başlıyor, Assos(Aziz Paul)’a kadar giden bir yol. Bu yolla ilgi bir proje başvurusu vardı. Onunla ilgili zaten programa başvuruldu ve büyük ihtimalle bu proje geçiyor olacak. Bu önemli bir kazanım olarak karşımıza çıkacak. Dümrek, Kemerdere, ,İlyon, Kome, Karatepe, Taşlıtarla, Tevfikiye ve Troia’nın iç kısmından Dalyan’a bağlanan 125 kilometrelik başka bir rota daha yapıyoruz. Bu da yine bir kültür rotası, yürüyüş yolu olacak. Aziz Paul yolunda 16 köy içinden geçiyor, buradaki köylerin olduğu yerlerde yeme-içme yerleri, pansiyonculuk, buradaki köylerin turizmle olan kalkınması, akro turizm, geliştirecek olan faaliyetler var. Bunlarla birlikte çok güçlü bir alternatif turizm alanı üretilecek, Türkiye’de çok güçlü örnekleri var mesela Likya Yolu bunlardan bir tanesi. Likya Yolu her yıl 30 bine yakın ziyaretçisiyle çok önemli aynı şekilde Karya Yolu, böyle bir alan hem oradaki kırsal kalkınmayı güçlendirecek hem de orada yaşayan halkın ekonomik olarak turizmden alacağı payı attıracaktır. Bir diğer önemli konu da tabii ki ülkemize güçlü bir döviz girdisi ve alternatif turizm alanı olacaktır. Yürüyüş turizmine gelen bir kişi 3,4 gün bölge de konaklamak, bir şekilde zaman geçirmek, oradaki imkanlardan faydalanmak isteyecektir. Yine alt yapıya dönük çalışmalardan bir tanesi Opet’le bir ortak çalışma var yine köylerin turizme kazandırılmasıyla ilgili bir çalışma olacak. Birçok konu da mutabakat sağlandı. Aynı zamanda yine Opet’in yapacağı Tematik Troia Parkı’nda da mutabakat sağlandı. Bununla ilgili ön çalışmalar devam ediyor. Birçok sanayi kuruluşumuzun destekleriyle de farklı şeyler yapılıyor olacak. Son olarak Çanakkale Merkez’de bir Troia Tanıtım ve Koordinasyon Merkezi yapılmasıyla ilgili bir çalışma var. Troia Milli Parkı sınırları içerisinde sadece antik tarihe değil yakın tarihe dönükte örnek var. Bunlardan bir tanesi 1. Dünya Savaşı’nda önemli yer oynamış Orhaneli Tabyası, bir diğeri 1400’lü yıllardan kalan bir Osmanlı Şehitliği ve yine Osmanlı döneminin çok önemli yapılarından olan Rezail Hasan Paşa Köşkü’nün tekrar turizme kazandırılmasıyla ilgili bir çalışma yapılıyor. Bunlar devam eden alt yapı çalışmaları bunların yenileri de mutlaka olacaktır.
İkinci konu etkinlikler, bahsettiğim konuların turizm hareketine çevrilmesi için ilk önce algıyı yönettik, insanları bu anlamda pozitif düşünmeye sevk ediyoruz. Sonra alt yapıyı hazırlıyoruz, insanlar geldiğinde gerçekten elle tutulur, gözle görülür şeylerle karşılaşsınlar. Sonra da etkinlikler insanların buraya gelmesi için motivasyon kaynakları üretmeye başlıyoruz. Kültür-sanat, eğitim, spor, bilim alanlarında yani toplam beş alanda uluslar arası etkinliklerin planlanması söz konusu. Bunlarla ilgili Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde yapılan çalışmalar devam ediyor. Kurum ve kuruluşların kendilerinin yaptığı çalışmalar var. Şu yanlış anlaşılmasın, bir fon kaynağı varda herkes projesini veriyor destek alıyor diye bir şey yok. Herkes kendisinin bütçelenmiş, çeşitli sponsorlarla kaynaklarını sağlamış projelerini yıl içerisinde bir takvime bağlamaya çalışıyoruz. Bunlar da yıl boyu tanıtım merkezlerinde, fuarlarda anlatılıyor olacaktır. Bunlardan iki tanesini anlatmak istiyorum. Bunlardan birisi büyük Troia Buluşması, 18 Mart Törenleri, Anzak Törenleri gibi her yıl gerçekleştirilmesi planlanan özellikle de İlyada bahsedilen Troia ile ilgili kentlerin buluşmasının olacağı, festival havasında geçecek 3 günlük bir birliktelikten bahsediyorum. Sivil Toplum Kuruluş üyeleri, Belediye Meclis Üyeleri, Ticaret, Sanayi Odası Temsilcileri, çeşitli seyahat severlerin bir araya geleceği ve her yıl tekrarlanacak büyük Troia Buluşması. Bunun büyük ihtimalle müzenin açılacağı tarihe yakın bir tarihte olması planlanıyor. Troia Müzesi 2018’in üçüncü çeyreği gibi açılıyor olacak.
İkinci çok önemli etkinlik ise biraz önce bahsettiğim bir rota var, bu rotayı tersten yani Roma’dan başlayıp Çanakkale’de bitecek ve o Büyük Troia Buluşmasında gelecek olan kişileri ağırlayacak ve bu geminin içerisinde de çeşitli basın kuruluşları, blogerlar, sosyal medya fenomenleri, çeşitli seyahat severlerin içerisinde olacağı bir kruvazierin buraya gelmesi ve etkinliklere katılması yönünde olan çalışmalar var. Son olarak iletişim kısmına geleyim, iletişim kısmında tabii Koordinasyon ve Tanıtım Merkezi yapılacak, yine sosyal medya fenomenlerinin bölgeyi ziyaret etmesi veya onlarla iş birliği yapılacak ki 2018 Troia Yılı ile ilgili içerik geliştirmeleri sağlanacaktır. Web’i aktif şekilde kullanacak web sitesi ve mobil uygulamalar hazırlanıyor. Uluslar arası seyahat yazarlarının bölgeye gelmesi ile ilgili çalışmalar yürütülüyor olacak. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sosyal medya hesaplarında yine aktif bir şekilde kullanım olacak, yurt dışında satın alınan iç ve dış reklam alanları çünkü bizim aslında yurt içinden çok yurt dışı teması olan tanıtımlara ağırlık vermemiz gerekiyor. Bu anlamda 2018 Troia Yılı’nın çok önemli bir rol oynayacağını düşünüyoruz. Troia ile ilgili yurt içinde farkındalığın arttırılması, bilgilendirilmenin yapılması da amaçlardan bir tanesidir. Anadolu’nun dört bir yanından Troia’yı savunmaya gelen askerler 1453’te İstanbul’a, 1915’te Çanakkale’ye koşan Anadolu evlatlarıyla aynı kişilerdir. Dolayısıyla bu kurguyu herkes biliyor olması gerekiyor. Homeros’un İzmir’li olduğunu, Troia’nın Anadolu’ya kök veren en önemli topraklardan birisi olduğunu herkesin bilmesi gerekiyor.”
Caner Küpeli
Yorumlar
Yorum Yaz