Baraja yalnızca 1.400 metre mesafede planlanan Karapınar Altın-Gümüş Madeni, çevre örgütleri ve vatandaşların sert tepkisine rağmen onay aşamasına geldi.

Altın uğruna doğa gözden mi çıkarıldı?
Sivil Toplum Kuruluşları tarafından yapılan açıklamalarda; Proje kapsamında yaklaşık 93 hektar orman ve 23 hektar tarım arazisi yok edilecek. Uzmanlar, madenin yer altı ve yüzey sularını kirletebileceğini, ağır metal ve asit maden drenajı gibi riskler nedeniyle Çanakkale’nin su güvenliğini tehdit edeceğini belirtiyor.
ÇED onayı iki kez elden geçti
Proje daha önce 2021 yılında mahkeme kararıyla durdurulmuştu. Ancak şirket ÇED dosyasını revize ederek süreci yeniden başlattı ve 16 Nisan 2025’teki son İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) toplantısında yeniden onay aldı. Çanakkale Belediyesi dışında tüm kamu kurumları projeye olumlu görüş verdi.
Henüz nihai karar bağlanmayan ama her an onaylanabilir olan ÇED raporu için proje ile ilgili Çanakkale İl genel meclislinden ve Sivil Toplum Kuruluşlarından birkaç isme fikirlerini sorduk.
STK’lar takipte
Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği başkanı Süheyla Doğan, Kaleninsesi okuyucularına bu konu hakkında görüşlerini aktardı.
Doğan süreci takip ettiklerini belirterek; “Henüz nihai karar çıkmadı, İDA Dayanışma Derneği, geçmişe yönelik işlem yürüterek dava açmıştı, bu davada Çanakkale Belediyesi de yer aldı. Sonra bu dava kazanıldı. Ancak Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 2009/2 nolu bir genelgesi olduğunu ve Koza Altın Maden işletmesi de bu genelgeden yararlanarak rapordaki eksiklikleri giderip yeniden rapor sundu biz de o süreci başından itibaren takip ettik. En son 16 Nisan 2025 tarihinde ÇED raporu toplantısında biz çok STK STK olarak toplantıya katıldık. İfadelerine yer verdi.
"Maden İşletmelerinin Kamudan Özele devri büyük sorun"
Doğan yaptığı açıklamada Maden işletmelerinde Çevre zararlarının önlenememesini ana sorunu olarak kamudan özele geçişin olduğunu belirtti.Açıklamasında; “Hükümet, önceliği Maden işletmelerine veriyor. Kamu ve Maden işletmeciliği bırakılıp Özel sermayelerin yetkisine verilmesi, bu işlerde denetleme yetkisinin azalmasına yol açtı. En son Koza’nın ÇED raporuna göre; İnceleme Değerlendirme Komisyonu Toplantısı yapıldı, itirazlarımızı sunduk, henüz projeye ÇED olumlu kararı verilmedi. Takip ediyoruz.” İfadelerine yer verdi.
Kazdağları Ekoloji Platformu’ndan Mücadele Çağrısı yapıldı
Çevre örgütlerinin öncüsü Kazdağları Ekoloji Platformu, maden faaliyetlerine karşı bilgilendirme çalışmalarını sürdürüyor. Kapı kapı dolaşarak projeyi ve yaratacağı riskleri anlatan platform, herkesi 17 Haziran Dünya Çölleşmeyle Mücadele Günü’nde Kirazlı’da yapılacak “Su Buluşması” gerçekleşecek.
Karşılıklı uzlaşmak önemli!
Çanakkale Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Deniz ise Kaleninsesi’ ne özel yaptığı açıklamada, konuya daha objektif bir perspektif sundu.
"Öncelik Çevre ve insan sağlığı"
Deniz, yaptığı açıklamada, Madenin de bu topraklardan çıkarılması gerektiğini ama önceliğin, insan sağlığı ve çevrenin korunması olduğunun altını çizdi. Bu maden işletimlerinin de ülkeye ekonomik bir etkisi olduğunu belirten Deniz, Bugün İran – İsrail savaşı oluyor gözlerimizin önünde ve bunun asıl sebebi; Enerji, enerji kaynaklarıdır. Mesela Basra Körfezi kapatılmış olduğunu öğrendim, şimdi petrol rezervlerine yönelik talep artacağından petrolde fiyatlar,150 dolarlar konuşuluyor” şeklinde konuştu. Deniz burada önemli olan noktanın Bakanlığın, Kurumların ve şirketlerin, insan, çevre odaklı çalışmasının gerekliliğinin önemli bir çalışma olduğunu belirtti.
Düzensiz eylemler tehlike doğurur!
Deniz, tarafımıza yaptığı açıklamalarda; Maden İşletmelerine karşı yapılan eylemlerin bilinçsizce ve doğru koordine edilemediğini aktardı.Bu eylemler sırasında olası kazalar, yangın gibi tehlike anında doğru ve hızlı müdahale edilememesinin çok daha büyük bir sorun çıkaracağını aktardı. Bu nedenle çevreyi kurtaralım derken eylem değil aslında provokatörlük yapıldığını aktaran Deniz, vatandaşları daha bilinçli ve empati sahibi olmaya davet etti.
Ekonomi için gerekli bu işletmeler, her kesilen ağaca karşılık bir ağaç ekmeli!
Bu maden işletmelerinin insan unsurunu ön planda tutarak yapacağı müdahalelerde gerekirse bin ağaç kesecekse bin ağaç ekmeli ekolojik dengeyi bozmamalı şeklinde konuşan Deniz, bu eylemlerin bir çözüm olmadığını aktardı. Asıl çözümün, karşılıklı müzakerelerde olduğunun altını çizen Deniz, bu firmalar gerekirse vatandaşa toplantı düzenleyecek; tek tek faaliyet raporu sunacak şeklinde çözümcü yaklaşımın önemine değindi. Bu şekilde Siyanür kullanımının olup olmadığı, varsa hangi koşullarda kullanılacağı gibi bilgileri firmaların anlatması gerektiğini belirtti.
Bazı STK’lar Avrupa Fonu alıp soytarılık yapıyor!
İş insanı Deniz, konuşmasında vatandaşların, bazı sivil toplum örgütlerinin gazına geldiğini ancak çoğu STK’ların da Avrupa fonundan faydalanıp eylem adı altında soytarılık yaptığını aktardı.
Konuşmasına maden işletmeleri ile ilgili olayı çok yönlü şekilde ele almanın altını çizen Deniz; “Düşünün ki bu firmalar bu raporları alabilmek için devlet girişimlerinden her şeyi alıyor, bir yatırım planı oluşturuyor, bizim insanlarımız geliyor burada Alman derneklerinden fon sağlayarak soytarılık yapıyorlar” ifadelerine yer verdi.
“Bu vatan hepimizin”
Deniz yaptığı açıklamada; Bu vatanı hepimiz seviyoruz, bu ülkenin ekonomiye ihtiyacı var, yatırıma ihtiyacı var şeklinde konuşan Deniz, yaşam koşulları her geçen gün zorlaşırken, Firmaların da önünü bilinçsizce kapanmaması gerektiğini belirtti.
Deniz yapılacak iş faaliyetleri için; “Eğer insana zarar varsa dursun, ama onarıyorsa yeniden inşa ediyorsa önü kapanmasın” şeklinde düşüncelerini ifade etti. Deniz; Kendilerine düşen görev olarak Çanakkale insanına doğasına zarar vermeden bu firmaların çalışmasına olanak sağlamak olduğunu iletti. Ayrıca; Maden Faaliyetleri kapsamında; Siyanür kullanımının o kadar kolay olmadığını aktaran Deniz konuşmasına şöyle devam etti: “Çünkü barajın bundan sonraki arka dağlarında kalan, Karaibrahimler alanının oluştuğu yerden, Söğütgediği ve Bezirganlar’a giden havzanın Menderes’e bağlanan kolu var. Bu kol Pamukkale’ye kadar uzuyor. Kuzey Ege ve Ege’ye kadar uzayan havza sistemlerini nasıl arıtıyorlar çalışma yapıyorlar bunu iyi aktarırlarsa biz de buna karşı çıkmayız açıklamasında bulundu.
“Meclise konuyu taşıyacağız”
CHP Bayramic il Genel Meclisi Üyesi Sadık Göğüseren ise tarafımıza yaptığı açıklamada, bu konuyu 16 Haziran 2025 tarihinde gerçekleşen İl Genel Meclisi Haziran ayı toplantısında dile getireceğini ve durumu karşılıklı görüşerek bir aksiyon alacaklarını ifade etti.
“İnsan sağlığı ve çevre bizim için de önemli”
CHP Çanakkale İl Başkanı Av. Levent Gürbüz ise tarafımıza verdiği bilgiler doğrultusunda henüz gelişmelerden haberdar olmadığını ama İnsan ve çevre unsurunun sağlıklı korunmasına yönelik takipte olacaklarını iletti.
Henüz nihai karar bağlanmayan Koza Altın İşletmeleri’nin çıkardığı ÇED raporu için gözler nihai karara çevrildi.
Kaynak: HABER MERKEZİ





Yorumlar
Yorum Yaz