ÇANAKKALE BÜYÜYOR, ÇANAKKALE DEĞİŞİYOR
Ali Uyanık – Çanakkale Belediyesi CHP Meclis Üyesi
1-Çanakkale her geçen gün büyüyor ve gelişiyor. Bu büyümenin Çanakkale’ye katkıları sizce nelerdir? Bu anlamda neler yapılıyor?
Çanakkale’nin nüfus, fiziki alan, ekonomik ve sosyal hareketlilik anlamında büyümesi, sadece rakamların artmasıysa bu hiçbir şeydir. Nitelikli ve planlı bir büyümenin sonuçları olursa işte o zaman gerçekten bir yaşam kalitesidir, keyiftir, gelecektir. Örneğin işsizlik. Büyüme işsizliğe çare oluyorsa o zaman büyümenin anlamlı olduğunu düşünüyorum. Yoksa fiziki olarak bina sayısının artması, yaşayan nüfus sayısının artması çok bir şey ifade etmiyor. Çanakkale şu anda bina olarak büyüyor. Çanakkale herkesin gözlerinden sakındığı, geçerken gıptayla baktığı ve hep ‘’bir yıl sonra mutlaka gelmemiz gerek’’ diyerek geçtiği bir coğrafyadır. Ayrıca tarihten gelen bir keyif alanıdır. Bu tarafıyla bir potansiyeldir ve bir artıyla başlar. Çanakkale’yi değerli kılan bir konuda çok kültürlü ve homojen yapısıdır. Bu çok kültürlülük içerisinde farklı yaşam tarzları bir birleriyle çelişmeden ve örselemeden , zaman zaman keyifle yan yana gelmeleri ve ilişkilerinin sürdürülebilir olması da Türkiye ölçeğinde de keyifli bir örnektir. Ama maalesef bu birileri tarafından böyle değerlendirilmez. Birileri derken ‘’Bu Çanakkale’yi Çanakkalelilere bırakmayalım, biz buraya el atalım’’ mantığında olan kişilerden bahsediyorum. Bununda belli dinamikleri vardır. Doğum oranının ve klasik kasaba-kent geçişinin getirdiği nüfus artışı çok normaldir. Bunun dışında bir üniversite dinamiği ciddi bir faktördür. Son dönemde Çanakkale’de bulunan insanlar, yaşam yerleriyle ilgili bir tercih yapmak durumunda olurlarsa Çanakkale’de yaşamayı da ciddi olarak düşünmektedirler. Bundan gelende bir nüfus artışı var. Ayrıca Belli bir standart yaşam algısını burada bulabileceğini düşünen, huzuru, rahatlığı, keyfi… Barışın kenti kavramı bu anlamda öne çıkar. Türkiye’ye örnek olabilecek bir şehir. Ama büyümeyi sadece binaların ve insan kalabalığının büyümesine dönüştürürsek adı büyüme değil karmaşa olur. Yani büyümeyi Çanakkale’nin mevcut değerlerine sahip çıkarak, mevcut dinamikleri ve mevcut keyifler, düzeni, rahatlığı bozmadan büyüme olarak algılıyoruz. Sağlıklı büyümeyi böyle değerlendiriyoruz. Öbür türlüsü birilerinin manipüle ettiği bir temel atılır ve bölgenin toptan el değiştirişlerine şahit olunur. Çanakkale özellikle çevre bölgesiyle el değiştiriyor, satılıyor. Buna gerek yok. Birileri 10-20 yıl sonra gelişeceğini düşünerek belli yerleri satın alıyorlar. Yani bu bir büyüme midir yoksa dönüşüm müdür? Arayıpda bulamadığımız temel konu, ‘’oltayı atardık canlı balığı leğenden alırdık. Akşamüstü de rahat rahat kordonda gezerdik’’ fotoğrafını yitirdikten sonra katma değeri büyük işleri yapacaksak bir anlamı yok. Onları daha farklı şekilde yapmak gerekiyor. Arsa spekülasyonları yaparak büyüme olmaz. Bu başka bir şey.
2-Önümüzdeki 5 yıl içerisinde size göre Çanakkale ne yönde(turizm, eğitim, tarım vs.) ilerleme kaydedecektir?
Çanakkale’nin turizm potansiyeli sonsuz. Şuan potansiyel mevcutta var gibi görünse de çok çok altında verim alabiliyoruz. Troia, Assos bölgesi var. Eski Yunan Tarihinin önemli kavşakları bu şehirde yaşanmış. Yakın geçmişe baktığımızda Çanakkale Deniz ve Kara Savaşları burada yaşanmış. Bu konular ülke tarihinin de belirleyicisi olmuş. Mustafa Kemal gibi bir değer çıkmış. Bunların doğru işlenip, doğru anlatılması gerekiyor. Ayrıca Kaz Dağları’mız var. Doğal güzelliyle içinde yer almaktan keyif alınacak bir coğrafya. Belki Çanakkale’nin iklimini belirleyen bir coğrafya. Ege’yle Marmara’nın kesişim noktası. Bu anlamda Turizm olarak hem yakın tarih, hem uzak tarih, hem doğa, hem deniz her anlamda kullanılma potansiyeline sahip. Ayrıca Gökçeada ve Bozcaada var. Son dönemde popülaritesi artsa da hava yolu ulaşımı sağlıklı oturmadı. Tatil az zamana çok şey sığdırmak ve o keyifleri yaşamaktır. Hava yolu oturmadığı için bu sıkıntıları aşmakta zorlanıyoruz. Hava yoluyla yurt dışından gelen insanların bir gününü aktarmalı şekilde yolda harcamaları olayı başlamadan bitiriyor. Mümkünse direkt uçuşların olmasını sağlamak lazım. Bir yerlerde çalışmalar vardır muhakkak ama bir şekilde bunlarında finanse edilmesi gerekiyor. Ulaşım olmazsa sadece katalog resmi olur. Turizm doğru işlendiğinde işsizliğe de çözüm olabilir. Katma değeri sonsuz olan bir şehir. Özellikle gelir seviyesi orta veya üst seviye turistleri buraya yönlendirmek lazım.
3- Yaşanılabilir kentler listesinde ilk ona nasıl girebiliriz? Mutlu bir kent olma yolunda neler yapılabilir?
Büyümeye karşı olmak gibi bir şey yok. Hayatın dinamikleri kaçınılmazdır ve sırası geldiğinde her şey yatağını bulur. Ama bununla beraberde dengeli ve doğru şekilde büyüme ve büyümenin getirdiği unsurları da daha sağlıklı muhafaza etmemiz gerekir. Yani mevcut rahatlığımızı ve keyfimizi de aksatmadan olması gerekiyor. Peki bu nasıl olacak? Güvenlik, rahatlık, içinde yer almaktan rahatsız olmayacağımız ve kimseyi de rahatsız etmeyeceğimiz bir yapı oluşturulmalı. Çanakkale’yi 500 bin nüfuslu, Avrupa’ya alternatif geçişli bir şehir olarak düşünüyorsanız bu değerler kaybolacaktır. Çünkü farklılıklarla beraber olumlu veya olumsuz problemli yapılar ister istemez buraya gelecektir. Ama Çanakkale bugün herkesin içinde yer almak ve yaşamayı tercih ettiği bir alandır. O yüzden büyümeyi bütün bu faktörlerle beraber entegre düşünerek, sağlıklı ve özverili bakış açısına ihtiyaç var. Bunlar unsurlar aşıldığında Çanakkale daha iyi yerlerde olacaktır.
4-Ekonomik yönden değerlendirdiğinizde değişim ve gelişim yönünde yatırımlar (ulaşım, turizm, eğitim, sanayi, termik santraller, metal madenciliği) ne yönde olabilir, maden ve termik santral konusuna nasıl bakıyorsunuz?
Turizm yan kollarıyla beraber en az 40-50 sektörü içerisinde barındırıyor. Ne o ? Gıda. Buraya gelen insanlar sebzesiyle, meyvesiyle, etiyle, sütüyle, peyniriyle beslendiklerini düşünürseniz ciddi bir potansiyele sahip olduğunu göreceksiniz. Turizmin dışında tarım ve tarıma dayalı ürünlerin ortaya konması lazım. Bu topraklar da üzüm üretilmiş, bundan şarap yapılmış ve yakın geçmişte kanyak fabrikamız vardı. Türkiye’nin tek kanyak fabrikası ve biz bunun kapanmasına göz yumduk. Karasakız bağları sofralık olarak çok kötü bir türdür, iri çekirdekli, kalın ve sık bir salkım türüdür. Sofraya konmaz ama devlet eliyle dağıtılan o çubuklarla tesis edilen binlerce üretici o bağları söktü. Kentlere geldiler. Halbuki köyde karnını doyuran insanın şehre gelmesinde ne gerek var? Tarım o kadar değerli ki sosyolojik dalgalanmaların önüne geçebilecek güçte. Yerinde insanları bulup, yerinde insanları mutlu kıldığımızda çok daha verim ve keyifli olacaktır. Yani tarıma dayalı yatırımlar yapılmalı. İlerleme asla ağır sanayilerle olmamalıdır. 1/100.000 planda görülen Bandırma, Biga arasının ağır sanayileri diğer taraflarda kurulacak termik santraller buradaki bütün denklemi bozar. Maden ve termik santrali görmüyoruz, onları yok sayıyoruz. Neden? Bir bölge kendi enerji tüketiminin çok çok üstünde bir üretime neden yönlendirilir? Hemde kirli bir şekilde. Burada güneş potansiyeli , rüzgar potansiyeli tam olarak değerlendirilmiş mi? Hem Çanakkale neden enerji üretim yeri olsun ki? Böyle bir yere nasıl kıyılır? Piyano çalacak parmaklardan ağır bilek işçisi çıkar mı? Durum buna benzer. Yazıktır o parmaklara. Bu enerjinin, termik santraller yoluyla üretilmesi ayrı bir belaya dönüşür. Çan örneğine aktığımızda göreceksiniz zaten. 12 tane santralden bahsediliyor. 12 tane santral yapıldığında Çanakkale’de ne hava kalır, ne sosyal hayat nede turizm kalır. Çanakkale’deki kanser rakamlarının üzerinde midir bir bakmak lazım. Çanakkale de görülen kanser vakaları ülke ortalamaları ülke ortalamasının çok üzerindedir.
5-Çanakkale 1915 Köprüsü şimdiden ses getirmeye başladı. Bittiğinde şehrimize katkısı ne olacaktır?
Bittiğinde şehre katkısı direk olmayacaktır. İnsanlar oradan geçip gidecekler. Köprü sadece oradaki arazi sahiplerinin 3 liralık yeri 5 liraya satmasına sonrasında 35 e satmasına sonrasında da 55 liraya satmasının önün açtı. Yani birileri buralardan zengin oldu. Yapım maliyeti 6 milyar dolar seviyesinde olduğu konuşulmuştu. Bölgedeki arsa spekülasyonundan, arsa el değiştirmelerinden elde edilen gelirin bundan daha fazla olduğu düşünülebilir. Köprünün lafı bile birilerini mutlu etmeye yetti. Çanakkale için neye yarar, neye yaramaz konusu birileri tarafından çok önemsenmediği düşüncesindeyim.
6-2018 yılı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Troia yılı ilan edildi. Bize kazanımları neler olacaktır? Nasıl hazırlanıyoruz?
Çok olumlu bir konu. Troia müzesinin de bitmesiyle beraber artı değer katacaktır. Troia marka değeri çok büyük bir yer. Dünyada en zor şey marka yaratmaktır. Troia zaten bir marka o yüzden böyle bir sorun gözükmüyor. Bunu ne kadar ifade edebildik? Sadece birkaç bin insan buraya gelip turlarla, sürelerle sınırlı bir alanda gezildi. Troia’yla beraber entegre olarak bölgenin de Kaz Dağlarınında, Adalarında içinde olduğu büyük bir gezi sunum planının oluşturulmasıyla beraber çok iyi fırsat yaratılabilir. Sadece Çanakkale değil ulusal bazda da turizm paydaşlarının iyi değerlendirmesi gerekiyor. Bu noktada hem vali bey, hem belediye hem de ilgili turizmciler bu noktada ciddi bir çaba içindeler. 2018 yılının Troia yılı ilan edilmesi çok değerli yatırımlardır. Gecikmişte olsa ileri bir adım olarak görülebilir. Bizim içinde çok iyi bir yol gösterici olacaktır.
7-Muhtemelen büyükşehir olacağız. Bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz?
Büyükşehir olma şartlarına ulaşmışsak, zaten olmuşuzdur. Ama birileri sadece tabelaları değiştirince olmaz. Bir insanın ismini değiştirirsek tipi de değişir mi ? Büyükşehir olmak idari anlamda tasarrufların belli bir yerde toplanması, yerel yönetimin yeniden organizasyonu, işte bunların hepsi halkla beraber, Çanakkale’nin dinamikleriyle beraber, oturup konuşulmadan ‘’ biz sizi büyükşehir yaptık’’ demekle olmaz. Büyükşehir’in ne olup olmadığıyla ilgili örnek Balıkesir var. Büyükşehir isteyenler Balıkesir örneğine bakabilirler. Altınoluk’ta Balıkesir’e bağlı, Bandırma’da Balıkesir’e bağlı. Hizmetin alınması, geri dönüşlerin kendini ifadesi açısından zorluğunu siz düşünün. Olumlu yönleri nasıl anlatılıyorsa, olumsuz yönlerinin de samimi bir şekilde anlatılıp, yürekli bir şekilde paylaşılması lazım. Ayrıca Çanakkale’de yaşayan insanlarında sindirmesiyle birlikte bu iş hayata geçirilirse daha az sıkıntı yaşarız. Kısacası Çanakkale Büyükşehir olması gerekiyorsa olmalıdır ama şu anki durumda Çanakkale’nin büyükşehir olmasının hiçbir anlamı yok.
Doğancan Ustabaş
Yorumlar
Yorum Yaz