Gündem

Ali Rıza Berkit ''Bilgi kirliliği ve eksikliği var''

GELECEĞİNİ PLANLAYAN ÇANAKKALE Tüketici Koruma Derneği Çanakkale Şubesi Başkanı Ali Rıza Berkit

Ali Rıza Berkit ''Bilgi kirliliği ve eksikliği var''

1- Derneğinizi kısaca tanıtır mısınız? Amacınız ve şehre katmak istedikleriniz nelerdir?

Tüketici Koruma Derneği kamu yararına çalışan bir dernek. 1994 yılında bir gurup girişimci aydın, çağdaş arkadaşlarımız tarafından kurulmuştur. Yaklaşık 23 yıldan beri Çanakkale'de faaliyet gösteriyor. Biz bir şubeyiz ve Türkiye genelinde örgütlenmiş bir sivil toplum kuruluşuyuz. Anayasanın 172. maddesine göre diyor ki: Devlet tüketicilerin bilinçlenmesine katkı sunmak zorundadır diyor. Çünkü diğer karşı katmanlar örgütlü bir şekilde kuruluşları var. Şuan ki yönetim olarak tamamen gönüllülük çerçevesi içersinde çalışan bir derneğiz. Kesinlikle herhangi bir çıkarımız yok. Bağış almayız ve sadece üyelerimizin dernek gelirleriyle geçinmeye çalışırız. Birde yönetim kurulumuz kendi cebinden para harcayarak alır. Türkiye'de Sivil Toplum Örgütlerinin en büyük sıkıntılarından bir tanesi üyelerinin örgütle bağlarının çok kopuk olmasından kaynaklanıyor diye iddia ediyorum. Bizimde üyelerimiz arasında çok sağlıklı ilişkiler yok. Biz meslek kuruluşu değil genel anlamda Avrupa'da bu tür kuruluşlar daha örgütlü, daha fazla ses getiren kuruluşlardır. 6502 sayılı Tüketici Yasasına göre tüketicilerin hak arama yöntemleri belli ve bu yasa çerçevesinde hem kendimizi biraz daha okuyup geliştirerek hem de tüketicilerin sorunlarını dinleye dinleye tecrübe oluşmuş durumda. Tüketici nereden nasıl hak arayabilir diye yönlendirmeye çalışıyoruz. Bunun dışında başka hiç bir amacımız yok. Kısacası tüketicilerin örgütlenmesine, hak aramasına ve bilinçlenmesine katkı sunmaya çalışıyoruz.

Tüketiciler son yıllarda hak arayarak bilinçlendiler. Örneğin elimde istatistikler var. Son 3-4 yıldan beri bankaların fazlalık kestikleri tüketici,konut,araç,ihtiyaç kredilerinden kestikleri dosya parası başka bir söylemle istihbarat parası, başka bir söylemle kredi kullanma paralarını fahiş fiyatla aldıkları için yine ilgili yasa gereğince Çanakkale merkez ilçede 25 bin civarında insanlar hak arama yöntemleriyle bu paralarını aldılar. Tabi insanların günlük yaşamları kolaylaştıkça daha hızlı ve daha rahat hak arayabiliyorlar. Buna istinaden de hükümet tüketicilerin sesini duyarak 28 mayıs 2014'le çıkardığı yasa ile ''bundan böyle tüketicilerin kullanacakları kredilerden sadece 1000'de 5 dosya parası alabilir'' kararı alındı. Biz bunları takip ediyoruz. Bugüne kadar uymayan banka yok ve tüketiciler bu konuda bir parçada olsa korunmuş oluyor. Örneğin 80 bin lira konut kredisi alıyor ve 400 lira kredi parası ödeyecek. Örneğin 20 bin lira ihtiyaç kredisi çektiyse 100 lira dosya parası alınacak. Biz bunları takip ediyoruz ve gerçekten 1000'de 5'ten fazla masraf parası alınmıyor.

Tüketicilerin iki türlü hak arama yöntemleri var. Ülkemizde son yıllarda Avrupa Birliği Uyum Yasaları çerçevesinde hem de hükümetin izlediği ithal politikalar yüzünden ülkemize gelen ürünlerde sağlıklı denetim yapılmıyor. Ne olması gerek? Aldığı ürünleri tüketiciler denetleyecek. Bu anlamda iki yöntemle hak arayabilirler. Birincisi İllerde ki Tüketici Hakem heyetleri, ikincisi ilçelerde ki Tüketici hakem heyetleri. Şu an yeni bir yapılanma var ama henüz sonuç gelmedi. Türkiye'nin her ilçesinde kaymakamlıkların bünyesinde kurulan Tüketici Hakem Heyetleri var. İllerde de Gümrük ve Ticaret İl Müdürlükleri bünyesinde Tüketici hakem heyetleri var. Rakam tam açıklanmadı ama geçen yılki verilere göre söylüyorum. Tüketici 3610 liraya kadar sağlayıcılarla uyuşmazlıklarını Tüketici Hakem Heyetlerine götürüyorlardı. 3610 liradan üstünü de adliyede ki tüketici mahkemesine gidiyorlardı. Tüketici Hakem Heyetlerinin kesinlikle hiç bir sorunu yok. Sadece bizimde önerdiğimiz gibi Tüketici Hakem Heyetine gitmek için ilgili belgeler var. Nedir bunlar? Birincisi Tüketicinin yaptığı alışverişin faturası. Tüketici yasasına göre; tüketicinin aldığı üründe ilk 6 ay içerisinde sorun çıkarsa, sorun tüketiciden kaynaklanmıyorsa bunun parasını geri alma veya değiştirme hakkı var. İkincisi tüketicinin aldığı ürün arıza yaptı ve servise gitti. Servis 20 gün içerisinde tamir edip tüketiciye teslim edemezse yine bu ürünün parasını alma ve yenisiyle değiştirme hakkı var. Üçüncüsü; ürünün garanti süresi içerisinde iki seferden fazla servise gidipte ürün yine arıza yapmışsa bu ürünü yenisiyle değiştirme veya parasını isteme hakkı var. Bu sürecin tümünde tüketicilerin belgeleri olmak zorunda. Diğer türlü fatura almadan ürünün arızalı çıkması sonucunda bir kazanım elde edilemez. Hem devlete vergi verme hem de bunun gibi haklardan yararlanabilinmesi için tüketicilerin aldığı ürünlerin faturalarını almaya dikkat etmesi gerekiyor.

Tüketicilerde bilgi kirliliği ve eksikliği var. Sabit alışveriş merkezlerinden alınan ürünlerle ilgili; üründe kusur yoksa kapıdan satışla ve internetten satış haklarıyla yasal haklarını karıştırıyorlar. Üç gün ayakkabı giyiyor ve ben bunu beğenmedim geri vereceğim diyor. Kesinlikle böyle bir yasal hakları yok. Maalesef ülkemizde olmadı daha. Bu anlamda tüketicilerin zaman zaman sağlayıcılarla bu tür sorunları oluyor. Bu doğru bir yaklaşım değil. tüketicilerin bunu iyi bilmeleri gerekiyor. Ancak 14 gün içerisinde kapıdan satış veya internetten aldığı ürünlerle ilgili hiç bir neden göstermeden cayma hakları var. Yine 28 Mayıs 2014 tarihli 6502 Tüketici yasasına yeni bir konu eklendi. Sabit alışveriş merkezlerinden yapılan alışverişlerde, parantez içerisinde söylüyorum, kredi kartı kullanmadan taksitli alışverişlerde ürünü teslim aldıktan 7 gün içerisinde hiç bir neden göstermeden teslim etme hakları var. Diğer alışveriş merkezlerinden kesinlikle kusur olmazsa bunu değiştirme ve parasını isteme hakları yok.

2- Çanakkale'nin dinamikleri(valilik,belediye,üniversite,dernekler,STK) ortak çalışmalar yürütebiliyor mu? Ne gibi çalışmalar yapılabilir?

Zaman zaman hükümet yetkilileri de, yerel yöneticiler de '' biz ülkeyi STK'lar ile yöneteceğiz'' söylemlerine rağmen böyle bir çalışmanın olduğuna inanmıyorum. Sivil toplum örgütlerinin toplumda bir gücü olduğuna da inanmıyorum. Yaz saati uygulamasının geri çekilmemesini STK'ların kamuoyunda hiç paylaştığını görmedim. Toplumun her kesimine zarar bu konu. Ülke ekonomisine zarar, ülkede yaşayan insanların yaşam standartlarını karıştırıyor. En çok sevdiğimiz, baş tacı ettiğimiz çocuklarımız sabahın köründe okullara gitmek zorunda kalıyor. İş yaşamıyla ilgili tarım alanında yevmiyeci çalıştıracak insanlar normal saatte çalışamıyorlar. Kısacası bunun hiç bir getirisi yok. Gelişmiş ülkelerde insanların böyle taleplerine duyarlı oluyorlar yöneticiler ama ülkemizde böyle bir şey yok. Buradan Sivil Toplum Örgütlerine geleceğim. STK'larında böyle bir talebi yok. Yani biz ısrarla tüketiciler olarak bunları talep ediyoruz. Yaz saati uygulaması kesinlikle uygulansın. Uygulamadan önce söylendiğinde inanmadık ama yaşayarak öğreniyoruz. Bu olay yaşam biçimimizi gerçekten zorlaştırıyor. Bununla ilgili kavga gürültü yapmanın, sokaklarda bağırmanın da lüzumu yok ama bu zorlukları herkes yaşıyor. Belki bu kararın çıkmasında katkı sunanın ailesinde de ciddi sıkıntılar var. Çocuk okula gidiyorsa uyuya uyuya okula gidiyor. Ekonomiyle ilgiliyse daha fazla elektrik yakıyoruz. Saat 9'a kadar elektrik kullanıyoruz. İş üretkenliğiyle ilgili ciddi sıkıntılar var. Bu konuda neden geri adım atmadılar onu bilmiyorum. Bu konuda STK'lar da bir ses seda yok. Hatta daha ileri bir söylem, kendi meslek odaları bile kendi alanlarında ki ekonomik ve sosyal olayları gündeme getiren kimse yok. Hemen somutlaştıralım. İthal et hükümetin bir politikası olabilir ama yanlış. Et fiyatları bu zamana kadar hep yükseldi. Bundan sonra da yükselmeye devam edecek. Kim ithal etle ilgili meslek kuruluşu? Esnaf odaları. Kim ? kasapların bağlı olduğu kuruluş. Kim? Köylerle ilgili üreticiler. Yani bu hem kasapların sorunlarını çoğaltıyor hem de üreticilerin sorunlarını çoğaltıyor. Yani bunun ithal edilmemesi lazım. Üreticinin desteklenmesi lazım. Ben bir tüketici kuruluşuyum ama bu ülkede üreticiler rahat olmadıkça tüketicilerin rahat etmesi çok zor.

3- Çanakkale'ye ve ilçelerine ekonomik yönde nasıl yatırımlar yapılmalıdır?

Çanakkale'de tarımda ciddi sorunlar var. Yine buradan eleştiriyorum; tarımla ilgili hiç bir meslek kuruluşunun çiftçilerin yaşamını kolaylaştıracak hiç bir söylemleri yok. Daha somut bir örnek vereyim: Tarımla ilgili kredi veren kuruluşların, alabildiğince serbestliği var. Tüketici kredisinde dosya parası almak kredinin miktarına bağlı. Tarım kredisinde böyle bir şey yok. Banka istediği faizi alıyor. İstediği masrafları yaptırabiliyor. Araziyi ipotek ettirebiliyor gibi bir sürü konuya karışabiliyor. Bu anlamda da tarımın tek başına değil, tarıma sanayiye dönüşmesiyle ilgili yatırımlar gerekiyor. Çanakkale ülkenin elmasının %5 ini üretiyor ama buna dönük bir meyve suyu fabrikası bulunmuyor.

4- Çanakkale gelişiyor, sanayi gelişiyor. Kalifiye eleman konusunda göç alacağız. Çanakkale özelinde düşündüğümüzde kalifiye eleman yetiştirme konusunda eğitim ve yönlendirme yapılıyor mu?

Yine STK'lar bu konuda duyarlı olması lazım. Tabi bu sorun içerisinde eğitimde var. Üniversite var birde ara eleman yetişmesi içinde eğitim var. Yani burada işsiz insan çok ama mesleki anlamda nitelikli insan bulmak çok zor. Bu anlamda ilgili meslek kuruluşların Milli Eğitimle görüşerek ilgili meslek gurupları açmalıdır. Yerel yönetimlerin kendi ilinin sınırları içerisinde ki insanların yaşamlarını kolaylaştırmak bir anlamda görevleri arasında. Sadece yol yapmak, çöpleri toplamak falan değil yani bence o ilde yaşayan insanların yaşamlarını kolaylaştırmak zorunda. bunları yaparken de gerekirse bu ilde ihtiyaç olacak meslekler konusunda belirli kuruluşlarla anlaşarak kursların açılmasına katkı sağlamak gerekiyor.

5- 2018 Troia yılına nasıl hazırlanıyoruz? Projeleriniz var mı?

Ben ekonomik anlamda çok fazla bir şey beklemiyorum. Yani ilimizin turizmle ilgili pek bir yatırımı yok. Geride bıraktığımız yıllarda başka illere göre turizm ekonomik anlamda pek bir şey katmamış. Ama uluslararası düzeyde böyle bir yılın düzenlenmesi yöneticiler açısından iyi bir şey. Arkadaşlara teşekkür ediyoruz ilimizin böyle yerlerde tanıtılması iyi ama asıl iş bence ilde ki ve ülkede ki insanların hayat standartlarını kolaylaştırmak ve yeni iş alanlarının açılmasını sağlamak. İnsanlar bir yerlere muhtaç değil de onurlu bir şekilde çalışarak, üreterek bir şeyler kazanması lazım diye düşünüyorum.

6- Enerji,maden ve çevre ilişkisine nasıl bakıyorsunuz? Şehre katkıları neler olacaktır?

Belki bir ön yargı ama ben özellikle çevre ile ilgili altın aramalarına kesinlikle karşıyım. Yabancı şirketler kendi ülkelerinde kendi altınlarını arasınlar. Zeytinyağının tonu dışarıya satarken 5 bin dolara ama mermerle diğer buna benzer madenin tonunu 500 liraya satıyormuşuz. Yani mermer ocağının bile açılmasına karşıyım. Biz yine tarım ürünlerimizle yaşamımıza devam etmeliyiz diye düşünüyorum.

7- Çanakkale'de yeşil alan artışı görüyor musunuz? Öğrenci ve çocuklara yönelik parklar yeterli mi?

Çok sert bir söylem olacak ama kesinlikle Çanakkale'nin başarısız bir çalışması var. Beton yığınına dönüştük. Birilerinin hoşuna gitmez bu söylem ama insanların öz eleştiri yapması da gerekiyor. Özellikle Barbaros mahallesinde bile gündüz gezin evler insanın üzerine gelecekmiş gibi duruyor. zaten günlük yaşamda otopark sorunu büyük sıkıntı. Zaten İstanbul görünüyor. Hiç kursa gitmeye eğitim almaya gerek yok. İstanbul bu hale nasıl geldiyse bizde küçük bir İstanbul'uz yavaş yavaş o tarafa doğru ilerliyoruz. Köylere kaçasımız geliyor. Bazı yöneticiler bu konuda hiç bir eleştiri kabul etmiyorlar.

8- Yapılacak olan Teknopark'ın Çanakkale'ye nasıl katkısı olur?

Bu tür yatırımların açılması mutlaka katkı sunacaktır. Diğer alanlarda da üretimde bilimin kullanılması lazım. Tarımda hala teknolojik anlamda çok geriyiz. Tarım şehriyiz diyorum ama her alanda dışa bağımlıyız. Bunları yerel unsurlarla beslememiz gerekiyor. Fidanına varıncaya kadar dışarıdan alıyoruz. Yani üretimle bilimi biraz daha birleştirmemiz gerekiyor. Tekno parkla bu sorunları aşmayı ümit ediyorum.

9- Çanakkale'de ulaşım ve otopark konusunda sıkıntı yaşıyor musunuz?

İstanbul'un durumundan az önce bahsettim. Sonumuz oraya doğru gidiyor. Sadece eski Çanakkale merkezinde değil yeni yapılaşmanın olduğu Esenler gibi bölgelerde de durum aynı vaziyette. Konutları bu kadar verme. Kimsenin parasında gözümüz yok ama müteahhitler birden bire zengin oldular. Alt katları otopark yapın. Nasıl yaparsanız yapın bu bizim işimiz değil. Bu işten ekmek yiyen mimarların işi onlara danışılıp yapılsın. En ücra sokakta bile otopark sıkıntısı var. Adam akşam evine gidecek bir an önce dönmek istiyor. Acaba yer bulabilir miyim diye düşünüyor. Yani bunlar ciddi bir sorun ve bu sorunların kabul edilmesi lazım. Kabul edilmezse en büyük tehlike budur. Bazı konularda sorunlar kabul edilse düzeltilip daha güzel şeyler göreceğiz ama olmuyor. Doğancan Ustabaş

Kaynak: Haber Merkezi
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Haber Merkezi
Editör
H

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!
Yorum Yaz
Yorumunuz yönetici onayından sonra yayınlanacaktır.
Bizi Takip Edin
Henüz hesap eklenmemiş.
- REKLAM -