1- Derneğinizi kısaca tanıtır mısınız? Amacınız ve şehre katmak istedikleriniz nelerdir?
Derneğimiz adı Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemciler Derneği. Bende 9-10 yıldır futbol hakemiyim. Çanakkale’de ki futbol hakemlerini ve gözlemcileri bir arada tutan her sivil toplum kuruşu (STK) gibi üyelerini geliştirme üzerine kurulu bir dernek. Çanakkale’de hem il hakem kurulu vardır hem de dernek vardır. Yani biz hakemlerin bir araya toplanmasını birlikte etkinlik yapmasını sağlıyoruz. Aslında dernek bir yerde hakemin sendikası gibide görülebilir çünkü çalışanlar gibi de hakemler
emekçilerdir. Sürekli organizasyonlar düzenliyoruz. Bize toplanma alanı lazım oluyor, hakemlerimize malzeme lazım oluyor. Bunların sponsorlarını ayarlarız. Türkiye genelinde 12.500 üyemiz var. Çanakkale’de şuan 80 tane üyemiz var lisanslı hakemler ve gözlemciler bizim üyemiz olabiliyor. Çanakkale’de şuanda 120 hakem ve gözlemci var. Ama hepsi lisans alamadığı için yani bir kısmı aday hakem olduğu için üye olarak 80 kişiyiz. Çoğu öğrencilerden oluşuyor camia olarak şöyle söyleyeyim içimizde
Polisinden, doktorundan, askerinden emeklisinde, memurundan birçok meslekten kişileri bir araya getiren bir dernek.
Bütün spor kulüpleri gibi gençlerimizi kötü alışkanlıklarından uzak tutarak sürekli sporun içerisinde tutmaktır. Hakemlikte aslında bir spordur, çünkü belirli günler antrenman belirli günler maç yapıyoruz.
''Antrenman konusunda gençlik spor il müdürlüğü bize yardım ediyor. ''
Salı ve Perşembe günleri resmi antrenmanlarımız var. Çanakkale’de ki amatör maçlar şuanda gençlik spor il müdürlüğü bütün ilçelerde saha yapımını tamamladı. Maçlar oralarda oynanıyor. Antrenman merkezi Onsekiz Mart Stadyumu zaten halkada açık oluyor. Bu konuda da bir problem yaşamıyoruz. Sponsor konusuna gelince Gestaş, buradan onlara çok teşekkür etmek istiyorum. Bize malzeme konusunda sponsorluk yaptı. Bu yıl bu konuda bir rahatlama yaşadık. Bizim dernek olarak gelirlerimiz hakemlerin bağışıyla oluyor. Her yıl genel kurullarda belirlenen bir bağış oranı var.
Süper lig hakemimiz var.
Bu yıl süper ligde hakemlik yapmaya başladı. Ali Şansalan. Hakemliğe Çanakkale’de başladı ve Çanakkale’de devam ediyor. Benim görüşüme göre de uzun yıllarda Türkiye ve Türk futboluna hizmet edecek çok iyi bir hakem. Çanakkale şuanda çok iyi tanımıyor ama ileriki zamanlarda tüm Türkiye ile beraber bütün Çanakkale’de tanıyacak.
Hakem olmak içi yola çıkmadık. Futbolu sevdiğimiz için buralara geldik. Hakemlik aslında dışarıdan göründüğünden çok daha güzel bir şey, hakemliğe başlamak biraz zor gelebilir çünkü herkes futbol oynamak istiyor, futbolcu olmak istiyor. Hakemlere oluşan tepkilerden, hakaretten uzak duruyor. Son yıllarda hakemliğe çok yoğun bir talep var. Özellikle beden eğitimi ve spor bölümünde okuyan arkadaşlardan, öncelikle küçükte olsa paralar kazanıldığı için harçlıklarını kazanmak için başlıyorlar buna ama tadını aldıktan sonra bırakamıyorlar. Onlara tavsiyem şu, eğer hakemliğe başlamak istiyorlarsa 79 şubemiz var, genel başkanımız da Sn. Dr. Abdurrahman Arıcı, kendisi aynı zamanda Kültür Bakanı Yardımcısıdır. Bütün gençlerin ve arkadaşların bir şekilde sporun içinde kalması gerekiyor. Mücadeleci bir sporda bulunmak istemiyorlarsa tercih edilebilir.
''Hakemlik konusundan insanların ön yargılarının yıkılmasını istiyoruz. ''
Çünkü hakemlik spor camiasının en çok eğitim alan kesimlerinden bir tanesi. Her yıl yılın hemen hemen
her ayı merkez hakem kurulu bize EPAK adı altında eğitim gönderiyor. Bütün hakemler futbol üzerine eğitim alıyorlar. Ve hakem olarak yükselirken de sadece iyi hakem olmaya bakmazlar. Bunlardan
sonra artık eğitimine, kişiliğine, mesleğine de bakıp karar veriyorlar. Futbolcu olabilirsiniz, bir takımda oynarsınız 18 tane yeni insan tanırsınız, ama futbol hakemi olduğunuz zaman mesela bir il de aynı ortamda olduğunuz zaman bir takım gibi düşünün, çünkü hepimiz bir aradayız. Şuanda Çanakkale’de biz 120 kişilik bir aileyiz. Birimiz üniversitedeyiz, ben üniversite hastanesinde çalışıyorum. Birimiz polisiz, b
irimiz doktoruz, birimiz hemşireyiz. Böyle
bir aileye sahip oluyorsunuz ve bu aile Çanakkale ile sınırlı değil. Bana göre insan makamı kadar parası kadar güç sahibi değildir. Etrafı, çevresi kadar güç sahibidir. Böyle bir alana girdiklerinde Türkiye’de 12.000 kişilik bir aileyiz. Futbolu seven herkesin bu ön yargılarını yıkıp denemelerinde bir fayda var.
''18 yaşını doldurmayan ve lise mezunu olmayan bir kişi lisans alamıyor.''
Hakemliğe başladığında öncelikle bir yıl boyunca aday hakem olur. 3 günlük bir kursu var bu kursu tamamlar kursiyer de merkez hakem kurulu tarafından İstanbul’dan görevlendirilir. 3 günlük kurstan sonra ve fiziksel kriterler tuttuktan sonra aday hakemlik süreci başlar. Aday hakemken de kendini geliştirmesine göre maç alır. Zaten maçlara çıkar. Bir yılı doldurduğunda ve il hakem tarafından da yeterli görüldüğünde merkez hakem kurumundan lisanslarını almak için başvururuz. Daha sonra lisans il hakemi olur. Bu işin içine girdiğinde yükselme ve kariyer için elbette ne kadar erken başlarsak o kadar iyi olur.
İl hakemi olmak için bir yaş sınırı yok 30 yaşına kadar olunabilir. Klasmanlar için yaş sınırı var. Bir hakem önce aday hakem sonra il hakemi olur. sonra bölgesel hakem olur. Sonra c klasman hakem olur. Sonra b klasman hakem olur, sonra a klasman hakemi yani 1. Lig hakemi olur
ve süper lig hakemi sonra FİFA hakemi olur.
Bu basamaklar için merkez hakem kurumunun belirlediği bir yaş sınırı var. Bizim bir çok futbolcu arkadaşımız var amatör kümede top oynamış, amatör kümede birkaç yıl top oynadıktan sonra artık futbolda istediği hedefe gelemeyince ya da
gelmek için imkanının kalmadığı gördüğünde hakemliğe yöneliyor. Geçmişinde futbol
oynayan arkadaşlar hakemlikte çok daha avantajlı oluyor. Geçmişinde futbol oynadığı için şimdi neyi yönettiğini biliyor. Bahsettiğimiz süperlikte oynayan hakem arkadaşımız Ali Şansalan’da amatör ligde oynamış bir arkadaşımız. ''Çanakkale’de yaşayan ve futbolu seven bay ve bayan arkadaşlar özellikle bayan arkadaşlar muhakkak gelsinler.''
Daha önce Çanakkale’de Bayan FİFA hakemimiz vardı şimdi emekli oldu. Kadın hakemlerimiz erkek hakemlerimizden çok daha kolay FİFA hakemi olabiliyorlar. Bir ay içerisinde Çanakkale’de hakemlik kursu açılacak bizde bunun duyurusunu yapacağız bizi takip etsinler sosyal medya hesaplarından. Bu kurslar ücretsiz oluyor.
2- Çanakkale'nin dinamikleri(valilik,belediye,üniversite,dernekler,STK) ortak çalışmalar yürütebiliyor mu? Ne gibi çalışmalar yapılabilir?
Şöyle söyleyeyim Çanakkale'de çok dernek var. Aktif olan dernek sayısı elbette kağıt üzerindeki dernek sayısına göre daha az. Benim kişisel görüşüm yani Çanakkale gibi eğitim düzeyi yüksek bir yere göre sivil toplum kuruluşları yeteri kadar değer görmüyor diye düşünüyorum, yeteri kadar iş birliği yapılmıyor. Mesela geçtiğimiz günlerde valilik 2018 yılı için bir program düzenledi ancak biz bir gün önce arandık, benimde o gün Ankara'da bir programım vardı. Oraya gitmek zorunda kaldım ve katılamadım. Bu konu evet güzel bir şey ama biraz daha programlı olsa daha faydalı olabilirdi. Ben valilik tarafından aranınca gerçekten mutlu oldum. Belki de bizim de hatamız vardır ama bir girişim var, Çanakkale gibi eğitim düzeyi yüksek bir şehirde bence sivil toplum kuruluşları olması gereken yerden biraz daha geride diye düşünüyorum. Bunda bizim payımızda olabilir, bizim kendimizi yeterince tanıtmamamız, yeterince çalışmamamızda olabilir. Bu tek taraflı bir şey değildir.
3- Çanakkale'ye ve ilçelerine ekonomik yönde nasıl yatırımlar yapılmalıdır?
Aslında Çanakkale'nin zaten turistik zenginliği var. Burada tarihimiz adına bir zenginliğimiz var. Bence sanayi bir yeri ekonomik olarak kalkındırır. Bu yadsınamaz bir gerçek ama aynı zamanda da kirlilik getirecektir. Çanakkale'nin doğal güzelliğini koruyabilecek yatırımların olması gerekir. Bu konuda da çok geniş tarım arazileri var, kesinlikle tarıma yatırım yapılması gerekiyor. İklimi biraz sert, belki sebze tarımı için uygun olmayabilir. O kadar farklı bir durum ki gelişmek için sanayi şart biraz çelişkili bir alan ama benim görüşüm Çanakkale gibi bir yerde turizme katkının yapılması, sadece Çanakkale vasıtasıyla değil Türkiye çapında da zaten Çanakkale'yi tanıtmak için bir çalışma yapılıyor. Bu artık daha da nasıl arttırılabilir bilmiyorum zaten yeterince tanıtılıyor. Özellikle sezon açıldığında yer bulamıyoruz. Yurt dışından, Avustralya'dan burada zamanında ataları savaşmış insanlarda geliyor. Çanakkale'ye ekonomik olarak daha fazla nasıl katkı sağlanabilir öncelikle onu düşünmemiz gerekiyor. Otelcilik, rehberlik, yeme-içme gibi hizmetler açısından insanlar daha fazla nasıl faydalanabilir? onun düşünülmesi gerekiyor. Çanakkale ne kadar tanınırsa buradaki bütün sivil toplum kuruluşları gibi bizde bundan faydalanırız.
4- Çanakkale gelişiyor, sanayi gelişiyor. Kalifiye eleman konusunda göç alacağız. Çanakkale özelinde düşündüğümüzde kalifiye eleman yetiştirme konusunda eğitim ve yönlendirme yapılıyor mu?
Bu konu bizim biraz dışımızda ama bu sadece Çanakkale'nin değil Türkiye'nin bir problemidir. Kalifiye eleman yetiştirme konusunda bizde artık şöyle bir şey var; bunu Çanakkale özelinde söyleyemem, çünkü genel bir problem. Artık herkes üniversite mezunu, herkes 4 yıllık üniversite okuyor. Aslında kalifiye elemandan kastımız biraz daha ara elemandan bahsediyoruz. Yani daha çok meslek yüksek okullarında yetişmiş arkadaşlarımız oluyor ama herkes 4 yıllık üniversite okuyor. Hiç kimse ara eleman olmak için bir okul okumuyor veya çalışmıyor. Bunun çözümü bu değil. Bu bizim eğitim sistemimizle alakalı bir problem, örneğin bir sürü kamu yönetimi bölümü var ama bizim o kadar iktisatçıya ihtiyacımız var mı? Bizim ihtiyacımız o değil veya neyse ona göre biraz daha plan yapılması gerekir. Bu sadece Çanakkale özelindeki bir problem değil, ara eleman problemi her yerde var. Dediğim gibi herkes üniversite okuyor, insanların kariyer peşinde olması normal ve bu bir haktır. Herkes kariyer yapmak ister.
5- 2018 Troia yılına nasıl hazırlanıyoruz? Projeleriniz var mı?
Eğer reklamı iyi olursa, elbette katkı yapar. Bu katılımla ilgili bir durum. Katılım ne kadar yüksek olursa, reklamı ne kadar iyi olursa, bununla ilgili basın, yayın ne kadar iyi kullanılırsa o kadar katkısı olur. Tabi bu da kazan-kazanla ilgili bir durum. İyi sponsorlar olacaktır ama o sponsorlarında beklediğini alabilmesi gerekir. Herkesin kazanması gerekir. Ticaret yapan insanlardan manevi katkı beklemek çok normal değil. Olacaktır da ama burada iyi planlanırsa hem şehrin hem de sponsorların hem basının, hem STK'ların hem de vatandaşın hep birlikte kazanılan bir organizasyon olursa elbette katkısı olacaktır.
6- Enerji,maden ve çevre ilişkisine nasıl bakıyorsunuz? Şehre katkıları neler olacaktır?
Yenilenebilir enerji, temiz enerji hepimiz istediği bir durumdur. Buna karşı çıkacak insan olduğunu ben zannetmiyorum. Ama enerji üretimi konusunda eğitime sahip değiliz. İki ucu da sıkıntılı bir konu. Evet temiz enerji istiyoruz, doğal olsun istiyoruz ama bu konuda da yeterli potansiyelimiz var mı? Çanakkale'de insanlar iş imkanı istiyor ama santral açılınca buna kızıyoruz. Rüzgar enerjisi istiyoruz ama oda nereye kadar enerji karşılayabiliyor onu bilmiyoruz. Bu konuda yorum yapmak için öncelikle bilgi sahibi olmak gerekir. Bu konuda ne yapılabilir? Valilik öncülüğünde belediyenin de katkısıyla çalıştaylar yapılabilir. Enerji konusunda bilgililer, çevre konusunda bilgililer ve tecrübeli insanlar bir araya getirilip çalıştay yapılabilir. Yani işin her tarafını düşünerek planlamalar yapılıp orta yol bulunabilir. Hem enerjiye hem işe hem de doğaya ihtiyacımız var. Herkes iyi niyetli olduktan sonra bir çözüm bulunabilir.
7- Çanakkale'de yeşil alan artışı görüyor musunuz? Öğrenci ve çocuklara yönelik parklar yeterli mi?
Ben Çanakkale'ye 10 yıl önce geldim ve bir halk bahçesi vardı. Hala daha orası var. Açıkçası bir artış görmedim. Küçük küçük parklar var ama yeterli olduğunu düşünmüyorum. Birde ben sporcu olduğum için dolaşırken, evler yapılırken, yollar yapılırken bilinç altımda '' burada bina yapılıyor ama ne kadar hava alacak, nefes alacak yer var'' diye düşünürüm. Çanakkale'yi çok seviyorum ve doğal güzellikleri çok fazla olan bir yer. Ama merkezde eski bir yerleşim yeri ve artık bu saatten sonra buraları yıkıp yeşil alan açmak imkansız olmasada çok kolay bir şey değil. Buralarda beklentimiz az ama açıkçasın yeni yerleşim alanlarında daha büyük yeşil alanlar bekliyorum.
8- Yapılacak olan Teknopark'ın Çanakkale'ye nasıl katkısı olur?
İçinde üretim olan her şey, özellikle teknoloji, katkısı olmaz demek için kötü niyetli olmak gerekir. İyi hesaplandığı, ne istendiği bilindiği sürece elbette katkısı olacaktır. Ne üretilmek istendiğinin planlaması iyi yapılması gerekiyor. Bunlar iyi yapıldığı sürece Çanakkale'ye büyük katkıları olacaktır.
9- Çanakkale'de ulaşım ve otopark konusunda sıkıntı yaşıyor musunuz?
Çanakkale'nin yayalaştırılmasını beklerim. Çanakkale'de araba park etmek çok büyük bir sorun. Küçük bir şehir olmasına rağmen yeri geliyor trafik sıkışabiliyor. Bunun çözümü büyük otoparklar yapmak değil. Nereye kadar otopark yapabilirsin? Katlı otopark yapılsın, ücretsiz olsun falan bunlar çözüm değil. Herkes arabaya bindikten sonra yapılacak pek bir şey yok. Araba artık lüks değil ve arabaya ulaşmak çok kolay. Bunun çözümü de otopark yapmak değil veya yeni alanlar açmak değil. Belediyenin yapabilecekleri belli bir noktaya kadar oluyor. O noktadan sonra insanlarında sorumluluk alıp belli mesafelere yaya olarak gitmesi gerektiğini düşünüyorum. İnsanlara farkındalık yaratılması gerekir. Buda '' hareketli bir hayat yaşayalım. Herkes bisiklete bilsin'' gibi çağrılarla olmaz. Bisiklet dağıtıldı ama bisiklete binecek yer yok. Uzun vade de bu bisiklet yollarının daha farklı olması gerekiyor. Çanakkale'ye mavi çizgiler çizildi ve bisiklet yolu dendi. Orada zaten insanlar yürüyor, araçlar park ediyor. Çanakkale'nin tamamen yayalaştırılması lazım ve küçükte olsa raylı sistemlerin gelmesi lazım. Doğancan Ustabaş
Yorumlar
Yorum Yaz