Gündem

Akyalçın; "Biz Dernek Olarak Buna Karşıyız"

Lapseki’de Eczacıbaşı Esan tarafından ruhsatlı sahasında altın madeni cevher ayrıştırma tesisleri yapmayı planladığı konusunun...

Akyalçın; "Biz Dernek Olarak Buna Karşıyız"

Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Necmi Akyalçın, Atatürkçü Düşünce Derneği olarak Çanakkale’de maden faaliyetlerinin artışına %100 karşı olduklarını ifade etti.

Necmi Akyalçın; ‘’Son yıllarda Çanakkale’de özellikle 2005’ten bu yana 10-13 yıldır, özellikle son 10 yıldır Çanakkale’de Kaz Dağları bölgemizde her ne hikmetse altın şirketleri gözü dönmüş bir şekilde altın arama faaliyetlerini sürdürüyorlar. Ülkemizde Çevre ve Madencilik Yasası’na göre altın arama prosedürünü yerine getirme işi çok basit. Belli araç gereci olan, belli mühendisi olan gidip bakanlığa başvuruyor ve arama ruhsatını çok rahatlıkla alabiliyor. Bir defa bununla mücadele burada başlatılmalı. Şimdi adam arama ruhsatını almış gelmiş, ben ‘’burada arayamazsın’’ dediğimde jandarma benim karşıma dikiliyor. Kaz Dağları’nda bırakın altın aramayı, bırakın alın işletmesi yapmayı, burada bunların lafını dahi etmemek gerekir. Neden? Bunu herkes söylüyor bizde söyleyelim; buranın bitki çeşitliliği ve hayvan çeşitliliğiyle birlikte buraların tarımsal araziler olması ve burada gerek Umurbey Barajı’nda gerek Atik Hisar Barajı’nda insanların içme suyu kaynaklarının olmasından dolayı bu tür faaliyetlerin, bakanlıkça, izninin verilmemesi gerekir. Mücadeleye başlayacaksak, buradan başlayacağız. Yani sivri sineklerle değil, bataklıkla uğraşacağız. Biz Atatürkçü Düşünce Derneği olarak Çanakkale’de bir mücadele yapılacaksa buna öncülükte ederiz, halkın burada temsilciliğini de yaparak mücadeleye baklanlıktan arama ruhsatlarının verilmemesi ve verilmiş olanlarında iptal edilmesi bağlamında bir mücadele vermekten yanayız ve bu mücadeleye de varız. Onun dışında yapılan mücadelelerde başarılı olma şansımız yok. Neden yok? Adam almış ruhsatını, gelmiş burada maden arıyor. Köylüleri de bir yerde işsizlikten dolayı, köylünün işi yok işe alıyor, istihdam sağlıyor, traktörünü parayla kiralıyor. Köylü de o günün şartlarında 3-5 kuruş para kazanma düşüncesiyle bu işin içerisine çekilmiş oluyor. Bunu da anlatarak, bu insanlara da bu istihdamın zararları anlatılarak ve bu istihdamdan elde edeceği paranın başka yerlerden elde edilmesi çok iyi bir şekilde finanse edilerek, anlatılarak bu işin önüne geçilmesinin sağlanması gerekir. Yoksa adam almış arama ruhsatını gelmiş burada, vurmuş kazmayı ‘’ben altın arıyorum’’ diyor. ‘’hayır arayamazsın’’ dediğiniz zaman size derki ; ‘’ benim yaptığım her şey yasal, bakanlıktan arama ruhsatımı aldım.’’ Ben onların başına arayamazsınız diye dikildiğimde, polisi jandarmayı çağırdığımda polis, jandarma kimden yana olacak? Ondan yana olacak. Bu konu onları da ilgilendiriyor. Polis orada işini bitirdikten sonra evine gittiğinde musluktan su içecek, elini yıkayacak, banyo yapacak. Bu su zehirli. Onu da ilgilendiriyor ama işte biz işi böyle başından değil de, kuyruğundan tutmaya çalıştığımız için bu sıkıntıları yaşıyoruz. Ben derim ki; öncelikle oradaki şirketin ruhsat iptalinden başlayalım ve buraya gelecek olan diğer şirketin arama ekibinin de arama ruhsatı aldılarsa arama ruhsatının iptal edilmesinden başlayalım. Bakanlığa öyle bir baskı kurulmalı ki Çanakkale’de gerekirse biz Çanakkale halkı olarak bakanlığın önüne yığılmalıyız.’’

‘’BİZ MADEN FAALİYETLERİNİN ÇOĞALTILMASINA KARŞIYIZ’’

‘’Atatürkçü Düşünce Derneği Lapseki’de bir merkezde yapılan maden arama faaliyetlerinin çoğaltılmasının yüzde 100 karşısındadır. Biz bu yol ve yöntemlerle ciddi bir şekilde mücadele edilecekse, buna varız ama ruhsatını almış bir işletmeyle gidip kavga etmek bizi haksız duruma düşürüyor. Bu mücadelenin çok sağlıklı olmadığı süreç içerisinde ortaya çıktı. Derhal bu konu kimi ilgilendiriyorsa toplanmalı ve gerekiyorsa Ankara’ya başvurulmalıdır. Çünkü bu şirketlerin hepsi ruhsatını alırsa işlerine devam edecekler. Bundan sonra da bu arama ruhsatları devam edecektir. Yani Çanakkale’nin her tarafında altın aranacak, arama faaliyetleri daha sonra belli insanları ikna ederek uyduruktan alınacak, işletme ruhsatına dönüştürülecek ve işletmeler siyanür kullanarak da bu coğrafyaya zarar verecektir. Kimse beni ‘’ biz siyanür havuzu yaptık, toprağa taşırmayacağız, zarar vermeyeceğiz’’ diye ikna edemez. Çanakkale’de Kaz Dağları’nda veya Lapseki’de bunun denetiminin yapılması mümkün değil. Biz bu coğrafyada göz göre göre zehirleneceğiz. Altın arama şirketlerinin yapmış olduğu bu faaliyetlerden dolayı. Onun için de biz buna yüzde 100 karşıyız. Bununla ilgili verilecek ciddi mücadelenin de içerisinde oluruz. Çanakkale’de yapılacak çevre mücadelesi, sağlıklı, ciddi, bilinçli ve bundan sonra da bilimsel adımlarla yapılmalıdır. Karasaban usulüyle olmuyor bu iş. Olmadığını da gördük. ‘’

‘’BURALAR TARIM ARAZİSİ’’

‘’Bakın buralar tarım arazisi, tarımsal sulamalarda kullanılan suya sıçrayacak, sirayet edecek. Bunu önlemek mümkün değil, havadan edecek, buharlaşmadan edecek, yağmurdan edecek, tozdan edecek vs. Burada domates var, burada elma var, burada şeftali var, burada kiraz var, saymakla bitmiyor yani bizim fasulyesinden tutun ıspanağına kadar tarımlar ürünlerin üretildiği yerler buralardır. Bunlar buralardan toplanıp pazarda bizim önümüze sunulacak, biz yiyeceğiz. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey yok. Bunları da bir tarafa bırakıyorum. Burada sulama kanalları var. Umurbey’de içme suyu barajı var. Atik Hisar Barajı içme suyu olarak kullanılıyor. Yani doğrudan evimizin musluğuna gelecek, zehiri ayağımıza getirecekler. Burada gelecek yıllarda kanser olayları o kadar çok artacak ki, şuanda da Çanakkale’de kanser olayları çok fazla, aslında insanlar bunu bilmiyorlar. Ölümlerin artık yüzde 80’i kanserden olur duruma geldi. Bir anda olmadığı için insanlar bunu göremiyorlar. Ondan dolayı da bu kaçınılmaz sonuçları biz görüyoruz ve bu kaçınılmaz sonuçları yaşamanın anlamı yok. Bırak yaşamayalım biz altın istemiyoruz, altını gidin insanları zehirleyemeyecek coğrafyalarda, tarımsal olarak kullanılmayan arazilerde çıkarın. Bitki örtüsü çok özel olmayan coğrafyalarda yapın. Buranın bitki örtüsü de çok özel yani burada yaşayan öldürdüğünüz zaman dünyanın hiçbir yerinde bulunamayacak bitkiler var. Bu şekilde hayvanlar var. Bunları yok etmek bir cinayettir, onları da geçtik insanları da yok ediyorsunuz bu ayrı bir cinayettir. Lapseki Bölgesi’nde bunlar olacaktır.’’

CANER KÜPELİ

Kaynak: Haber Merkezi
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Haber Merkezi
Editör
H

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!
Yorum Yaz
Yorumunuz yönetici onayından sonra yayınlanacaktır.
Bizi Takip Edin
Henüz hesap eklenmemiş.
- REKLAM -