Önceki gün arkadaşlarıyla gittiği Kabatepe’de denize giren ve boğularak hayatını kaybeden 20 yaşındaki genç kaleci Yılmaz Taştan’ın ölüm haberi kentte büyük üzüntüye sebep oldu. Spor camiası ve şehrin önde gelen isimleri tarafından pek çok başsağlığı mesajı yayımlanırken, özellikle yaz aylarında cankurtaranların önemi bir kez daha ön plana çıktı. Gümüş cankurtaranlığı bulunan ve gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulunan yüzme eğitmeni Beste Akşehirlioğlu, denizlerde özellikle dubalarla ile sınırlanan alanın geçilmemesi gerektiğine vurgu yaparak, “Orayı aşıp daha fazla yüzmemeleri gerekiyor. Zaten belirlenmiş bir alan var, oranın belirlenmesinin sebebi, oradan itibaren derinliğinin artması ve tehlikenin başlaması anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.
“Kurala uymak gerekir”
Gümüş cankurtaranlığı tanımlayarak açıklamalarına başlayan Akşehirlioğlu, “Ben aynı zamanda gümüş cankurtaranım. Gümüş cankurtaran demek hem havuzlarda hem denizlerde faaliyette bulunabilmek demek. Bir de bunun bir altı olan bronz cankurtaran var. Onlar da sadece havuzlarda faaliyet gösterebiliyorlar. Halka açık, halk plajı adı altında geçen veya işletme olarak geçen yerlerde mutlaka bir gümüş cankurtaranın olması gerekir. Vefat eden gencin nerede boğularak hayatını kaybettiğini tam bilemiyorum ama bunu vurgulamak gerekir. Zaten halk plajında veya işletmelerde belirli bölgelerde dubalar bulunur. Dubalarla o alanı çevirirler. Benim tavsiyem, insanlar yüzmeyi ne kadar iyi bilirlerse bilsinler o dubalarla çizilen sınırı geçmemeleri. Yani orayı aşıp daha fazla yüzmemeleri gerekiyor. Zaten belirlenmiş bir alan var, oranın belirlenmesinin sebebi, oradan itibaren derinliğinin artması ve tehlikenin başlaması anlamına geliyor. Çok iyi yüzme bildiğini düşünen insanlar ‘dubaları da geçebilirim’ diye düşünebiliyorlar. Ama aslında böyle bir şey olmamalı, kesinlikle o kurala uymak gerekir” şeklinde konuştu.
“Cankurtaranları mutlaka dinlemeliyiz”
Cankurtaranların talimatlarına uymanın önemine değinen başarılı eğitmen Akşehirlioğlu; “Yüzmeye gittiğimiz alanlarda cankurtaranları mutlaka dinlemeliyiz. Eğer cankurtaran bir olaya müdahale ediyorsa, ona uymalıyız. O sizin yüzemediğinizi mutlaka anlar zaten. Eğer ki sizi uyarıyorsa bir sorunu tespit etmiştir. Cankurtaranlar, denizin ve havuzun polisidir diyebiliriz. Bir şeyin yapılmaması yönünde uyarılarda bulunuyorsa, onu mutlaka dinlemek gerekiyor. Bazen ben görüyorum mesela, bazı işletmelerde cankurtaran göremiyoruz. Bu çok yanlış. Aslında çok büyük cezaları var. Bence bütün işletmeler cankurtaran bulundurmalı. Aslında bu çok önemli bir konu” dedi.
“Her çocuğun yüzmeyi öğrenmesi gerekiyor”
Çocukların yüzmeyi öğrenme konusunda mutlaka teşvik edilmesi gerektiğinin altını çizen Akşehirlioğlu, “Her çocuğun yüzmeyi öğrenmesi gerekiyor. Ya ailesi tarafından ya da bir eğitmene danışarak mutlaka kendini kurtarabilecek şekilde yüzmeyi öğrenmesi lazım. Ya ebeveynleri öğretecek ya da bir uzman eşliğinde ders alacak. Çanakkale Belediyesi de her yaz yapıyor bunu. Onlardan da yardım alınabilir. Bir çocuk futbol, basketbol bilmese de olur ama yüzmeyi bilmezse olmaz. Çünkü olası bir tehlike anında kendini kurtarabilmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.
Bayrakların anlamlarına dikkat
Cankurtaran olan bölgelerde birtakım bayraklar bulunduğunu ve bu bayraklar konusunda da bilinçlenmenin önemli olduğunu dile getiren Akşehirlioğlu, şunları kaydetti: “Cankurtaran bölgelerinde cankurtaranın mesai saatlerinden önce denize girmek çok tehlikelidir. Buna da dikkat edilmeli. Genelde 9’da başlarlar. 9’dan önce denize girilmemesini tavsiye ederim. Bir de cankurtaran olan bölgelerde bayraklar vardır. Bayrakların anlamı konusunda da toplumumuz bilinçlenirse bence çok daha faydalı olur. Sarı ve kırmızı bayrak, ‘Cankurtaran görevde, denize girilebilir’ demektir. Sarı bayrak, ‘Cankurtaran görevde ama denize girmek tehlikeli’ demektir. Kırmızı bayrak, ‘Cankurtaran görevde değil, denize girmek tehlikeli ve yasak’ demektir. Bu bayraklar konusunda herkesin bilinçlenmesi işimizi çok daha kolaylaştırır.”
Murathan Yıldırım
Yorumlar
Yorum Yaz