ÇANAKKALE BÜYÜYOR, ÇANAKKALE DEĞİŞİYOR
Adem YILMAZ
Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası 7 No’lu İnşaatçılar Komite Başkanı ve Çanakkale İnşaatçılar ve Yapı Müteahhitleri Birliği Derneği Yönetim Kurulu Üyesi
1-Çanakkale her geçen gün büyüyor ve gelişiyor. Bu büyümenin Çanakkale’ye katkıları sizce nelerdir? Bu anlamda neler yapılıyor?
Bir kentin büyümesinin ekonomik olarak elbette avantajları çoktur. Büyüyen bir kentle beraber yatırımcıda gelir, sanayide gelir, temiz sanayi, turizm akışı daha fazla olur, bu büyümeyle alt yapısı da büyür ve gelişir bütün bunlar büyüyen bir kent için avantajdır. Ancak gelişen ve büyüyen kentlerde, düzenlemeler sağlıklı yapılmamışsa beraberinde de bazı sorunlar getiriyor. Örneğin trafik sorunu ve kenti ziyaret edecek turistlere barınma, konaklama sağlama sorunu, büyümenin öncelikle bunların paralelinde gelişmesi gerekiyor. Kentin planlı programlı bir şekilde bunları yürütmesi gerekiyor. Kentler göç alıyor, göç aldığı içinde büyümenin önüne geçemiyorsunuz, mutlaka nüfus artıyor. Bence göçünde bir planı programı yapılması gerekiyor, imar planlarının da ona göre düzenlenmesi gerekiyor. Sağlıklı bir büyüme için 50-100 yıllık planlamalar yapılması gerekiyor bu şekilde planlamalar ve düzenlemeler yapılırsa kent sağlıklı bir büyüme gerçekleştirecektir. Uzun vade de yapılan planlar kenti ileri bir noktaya taşıyacaktır.
2-Önümüzdeki 5 yıl içerisinde size göre Çanakkale ne yönde(turizm, eğitim, tarım vs) ilerleme kaydedecektir?
Çanakkale de eğitim belirli bir aşamaya geldi, üniversitenin bundan sonra çok büyüyeceğini düşünmüyorum. Belki bazı bölümler açılabilir ama üniversitemiz zaten yüzde 80’lik bir kapasiteye ulaşmış durumda. Tarım yönünden bakacak olursak, maalesef tarım arazilerimiz her geçen gün biraz daha azalıyor, çünkü biz tarım arazilerine gereken önemi veremiyoruz. Bir bölgeyi imara açarken bile tarım arazilerini göz önünde bulundurmuyoruz. Bu arazilerin bize 30 yıl sonra veya 50 yıl sonra lazım olacağını, ihtiyacımız olacağını düşünmüyoruz, sulanabilir, birinci derecede verimli topraklarımızı maalesef koruyamıyoruz. Betonlaşmayla beraber onları da yok ediyoruz. Önümüzdeki 5 yıl içerisinde Çanakkale de birçok popüler proje olacak özellikle boğaz köprüsü, köprüyle beraber buraya girişimci, yatırımcı gelecektir. Bununla beraber belki bugün düşünemediğimiz bazı sektörler daha da büyüyebilir. Beraberinde turizm gelecektir. Turizm, bir kentte kolay ulaşım varsa olacak bir şeydir. Köprüyle beraber ulaşımında kolaylaşacağını düşündüğümüzde, evet şehrimiz için bir avantaj olacaktır. Zaten son yıllarda kent içerisinde yoğun bir trafik yaşıyoruz. Özellikle arabalı vapurlarımız yetersiz kalıyorlar, çoğu zaman kent insanı arabasıyla çarşıya giremez oluyor. Bu da beraberinde bir keşmekeş’i getiriyor. Ulaşım sorunun çözülmesiyle bu sorunun da ortadan kalkacağının düşünüyorum.
3- Yaşanılabilir kentler listesinde ilk ona nasıl girebiliriz? Mutlu bir kent olma yolunda neler yapılabilir?
İlk ona girebilmek için öncelikle güzel bir proje, güzel bir şehircilik planlaması yapılması lazım. Elbette ki kentlerin büyümesi güzel ama beraberinde sosyal aktivitelerin olabileceği, trafiğin sorunsuz olabileceği, ulaşımın kolay olabileceği bir kent olması gerekiyor. Bunun içinde dediğim gibi uzun vade de yapılacak planlar çok önemli. Çanakkale de yaşayan insanlar mutlu, burada doğa var, denizi var, tarihi var, ziyaretçisi var, son zamanlar belki yabancı turist sayısında azalma var ama yerli ziyaretçilerimiz oldukça fazla. Esnaf bir şekilde ekmeğini kazanıyor ama Çanakkale’ye gelen ziyaretçilerimiz mutlu mu? Bir de o yönden bakmamız gerekiyor. Çok kısıtlı alt yapımız var, barınma yerlerimiz çok az, şehir içine giren otobüslerin park yerleri yok, buraya gelen misafirleri 1 kilometre daha fazla yürüttüğünüz zaman, zaten 10-15 saat yolculuk yapmış bir kişinin 1 kilometre daha yürümesi oldukça sıkıntılı anlar yaşatabiliyor. Onun için kent içinde belirli bölgelerde turizmle ilgili park alanları yapılması gerekiyor diye düşünüyorum. Bu da bizi sıralamada üstlere taşıyacaktır.
4-Ekonomik yönden değerlendirdiğinizde değişim ve gelişim yönünde yatırımlar (ulaşım, turizm, eğitim, sanayi, termik santraller, metal madenciliği) ne yönde olabilir, maden ve termik santral konusuna nasıl bakıyorsunuz?
Termik santraller, kent için bir avantaj değildir. Onları ulusal bazda düşünmemiz gerekiyor, çünkü termik santraller beraberinde hava kirliliğini de getiriyor. Olumsuz etkileri de var. Ülke ekonomisine katkısı var ama kente bir fayda sağlayacağını düşünmüyorum. Kent ekonomisinin tarım ve turizm üzerinde ilerlemesi, büyümesi gerekiyor. Tarım da köylülerimiz maalesef eskisi gibi üretim yapamıyorlar. Gençlerimiz köylerde yaşamıyor ve bu gençlerin hepsi köyden kente göç ettiğinde yaşlılarımızda arazilere bakacak durumda olamıyorlar. Turizm, gelişebilir, çünkü Çanakkale’nin durumu buna müsait, tarihimiz var ama turizmin önünü tam olarak açamıyoruz. Kent yöneticileri bir araya gelip te bununla ilgili bir plan bir çalışma yapamıyoruz. Truva gibi, Gelibolu Şehitliği gibi, Assos gibi tarihi yerlerimiz var ama biz bunlara yeterince ilgi gösterip yeterince turist çekemiyoruz. Çünkü alt yapımız yetersiz. Dediğim gibi güzel bir plan ve projeyle bunlar mümkün olacaktır. Mesela Truva’ya gelen bir turist kafilesini barındıracak bir alanımız yok, turistler öncelikle barınacak yer ister geldiği zaman oturup biraz dinlenebileceği, rahat edebileceği bir yer, alt yapı gerekiyor. Bu konularda çok başarılı olmadığımızı ve açığımızın çok olduğunu düşünüyorum. Köy yaşamını çekici hale getirmemiz lazım ama bunu yapabilmek için teşvik gerekiyor, devlet katkısı gerekiyor. Belki zamanla kente gelen gençler bunu anlayacaklar, fark edecekler ama birilerinin de üretmesi gerekiyor, tarımın yapılması gerekiyor. Planlı bir tarım, düzenli bir tarım kentte çalışacakları asgari ücretli işten çok, çok daha iyidir, ekonomik yönden daha avantajlıdır. Doğal bir ortam ve ürettiğiniz ürünleri bilinçli olarak tüketeceksiniz. Kent nüfusu büyüdükçe üretiminde önemi artıyor. Burada tarım bize lazım, gençlerinde bir kısmının tarıma yönelmesi gerekiyor ama dediğim gibi bu yönelmenin teşviklerle beslenmesi gerektiğini düşünüyorum.
5-Çanakkale 1915 Köprüsü şimdiden ses getirmeye başladı. Bittiğinde şehrimize katkısı ne olacaktır?
Köprünün avantajları çok, öncelikle bir akım olacak, kente girişler daha fazla olacaktır. Transit geçişler olsa dahi ulaşımın kolay olduğu güzergahlar büyümeye daha müsait yerlerdir. Köprüyle birlikte turizm amaçlı tesisler kurulabilir, sanayi gelebilir. Bu da kente bir katkı sağlayacaktır. Köprüyle beraber Çanakkale daha fazla anılacaktır, kentin sürekli anılması Çanakkale için bir reklam olacaktır ve ilgi odağı haline getirecektir. Çanakkale yıllardan beri unutulmuş bir kent gibi görünse de kısmen geçmişi ve tarihi bunu gün yüzüne çıkarıyor ama köprüyle beraber daha fazla anılacağını düşünüyorum. Köprü Çanakkale için reklam ve tanıtım olacaktır diye düşünüyorum.
6-2018 yılı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Troia yılı ilan edildi. Bize kazanımları neler olacaktır? Nasıl hazırlanıyoruz?
Truva dünya da çok büyük bir değere sahip ama ülkemiz içerisinde biz o değeri yeterince kavrayamamışız onu söyleyeyim. Truva ile beraber Çanakkale’nin ismi de anılacak, biz 2018 Truva Yılı’nı iyi değerlendirirsek Truva’nın nimetlerinden yararlanırız. Buraya daha fazla turist getirebiliriz ve getirdiğimiz turistlerin barınmalarından, konaklamalarına, kent içindeki alışverişlerine kadar iyi bir program, plan yapabilirsek Çanakkale için çok iyi bir kazanç olacaktır. Mesela bir 100. Yıl geçirdik ama biz kent olarak çok fazla katkı alamadık çünkü bizim yerel yönetimimiz, sanayicimiz, kentin önde gelen idarecileri, siyasetçiler ortak bir plan yapamadık ve bunu yapamadığımız için sağlıklı bir 100. Yıl geçiremedik. İnşallah 2018 Truva Yılı’nı da bu şekilde heba etmeyiz. Bu sorunları çözersek daha sağlıklı bir yıl geçireceğimize inanıyorum.
7-Muhtemelen büyükşehir olacağız. Bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz?
Büyükşehirlerin avantajları elbette çok fazladır. Doğrudan alt yapısını, yatırımını kentlinin seçtiği yönetim yapıyor. Merkezi bir yönetimle, kentin yönetimi aynı ölçekte tutulamaz çünkü, kentlinin sorununu kentli bilir. Büyükşehir olduktan sonra köylerimizin belki yeniden dizayn edilebilir, yaşanılabilir hale getirilir, çeşitli destekler sağlanabilir. Öyle olursa köyde yaşayan üretici köyde yaşamaya devam eder, şehre göç etme yolları aramaz. Bununla beraber kentte kazanır, üretimden tutun da kenti boğmamakla ilgili projelerde yapılması gerekiyor. Büyükşehirler günümüzde merkezi yönetimle diyalogu iyi olan ve Ankara’da işlerini hızlı şekilde çözen kentlerdir. Merkezi yönetimle işlerini yürütebilen kentler her zaman daha çok yatırım alabiliyorlar, sanayiciyi doğrudan çekebiliyorlar, büyükşehirlerde sanayiciyi çekebilmek için kentli sanayicinin ayağına gider ve onu davet eder ama bizim gibi küçük şehirlerin bir sanayi programı olabilmesi için yeterli desteği alması gerekiyor yoksa bu konuda pek başarılı olamayız. Her zaman olduğu gibi büyükşehirde de sanayici, yerel yönetim, siyasetçiler ortak bir akılla hareket etmeleri gerekiyor. Ön planda olması gereken konu budur. Tartışmak yerine kentin menfaati neyse ona göre hareket etmemiz gerekiyor. Hepimiz bu kentte yaşıyoruz, kentin planlı bir şekilde büyümesini, gelişmesini isteriz, sanayinin gelmesini isteriz, köprümüz olsun, ulaşımı kolay olsun isteriz, bununla beraber iyi bir şehir planlamamız da olursa belki 30 veya 50 yıl sonra daha rahat bir yaşantı sürdürebiliriz. Bunun için ortak bir aklın olması gerektiğine inanıyorum. Birlikten güç doğar.
Caner KÜPELİ
Yorumlar
Yorum Yaz