Çanakkale Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Av. Ezgi Deniz Çalışal, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesini imzalayan ilk ülkelerden biri olduğunu vurgulayarak, “Sözleşmenin devlete de yükümlülüğü var. Sözleşme sadece koruyucu, kollayıcı önlemlerinin alınmasının yanında aynı zamanda cinsiyet eşitliğini sağlamaya da yöneliktir” dedi. Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi (CEDAW) ve İstanbul Sözleşmesi’ne uygun olmayan kanunların yürürlüğe girmesinin devletleri uluslararası platformlarda tazminata mahkûm ettiğini ifade eden Çalışal, sözleşmelerin uygulanması gerektiğinin altını çizdi. Çalışal, sözleşmelerin kaldırılmasının cinsiyet eşitliğini de ortadan kaldırdığını ifade ederek, “Arabuluculuğun eklenmesi ya da nafakanın kaldırılması bizi daha da geriye götüren bir süreç. Bunlar süreçleri baltalıyor” diye konuştu.
Çalışal; “Kadının susması maddi kaygıyla ilgili”
Türkiye’de kadınların şiddete karşı sessiz kalmalarının nedenlerini aktaran Çalışal; “Kadının susması daha çok maddi kaygıyla ilgili. Kanunda var ama maddi destek sağlanmayınca kadın nasıl kira öderim, nasıl geçinirim sıkıntısı çekiyor. 6284 uygulansa bir nebze daha rahat bir süreç olurdu. Pandemiyle beraber evlerde kadınların daha çok vakit geçirmesi şiddeti de ekonomik sıkıntıları da arttırdı. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlandığı bir kent Çanakkale. Buna rağmen Çanakkale’de de arttığını gözlemliyoruz. Genelde eğitimli insanlar var. Eğitimli kadınların şiddete maruz kaldıklarında bunu ifade etmekte sıkıntı yaşıyorlar. Kendileri utanıyor” dedi. Eğitim seviyesi düşük insanların başvurularında şiddet tanımlarının farklı olduğunu ifade eden Çalışal, “Tokat atmayı, zor kullanmayı şiddet saymıyorlar” ifadesini kullandı.
“Her boşanma davasında şiddet var”
Çalışal, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM)’e başvuruların arttığını ifade ederek, “Tam sayılar ŞÖNİM’de var. Biz adli yardım isteyenleri biliyoruz. Boşanma davalarında fiziksel olmasa da ekonomik, cinsel şiddet gibi bir şiddet türünü kesin görüyoruz. Her boşanmada bir şiddet var” diye belirtti. Çanakkale Barosunun instagram sayfasına kısa bilgilendirmeler eklediklerini belirten Çalışal, “Muhtarlıklarda ve köylerde eğitim sürecimiz başlamıştı ama koronavirüs pandemi süreciyle bu eğitimleri de etkiledi. Kadınlar Çanakkale Barosunun adli yardım servisine başvurulursa avukat sağlıyoruz” diye konuştu.
Ünüvar; “Kadına şiddet evrensel sorun”
Çanakkale Belediye Başkan Yardımcısı Rebiye Ünüvar ise, kadına şiddet ve kadınların yaşamına son vermesinin evrensel bir sorun olduğunu ifade etti.İstanbul Sözleşmesi’nin kadınların haklarını koruyan, şiddetin ortadan kaldırılması için önemli olduğuna vurgu yapan Ünüvar; “İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılması gündeme gelince bizde farkındalık yaratmak haklarımızı korumak amacıyla sözleşmeyi broşür olarak bastırdık. Nikahlarda da evlilik sonrası hediye ediyoruz. Fırsat buldukça şehrimizde yaygınlaştırmaya çalışıyoruz” diyerek kent içindeki faaliyetlerin bir kısmından söz etti.İstanbul Sözleşmesi’ni broşür olarak bastıktan sonra şehirlerarası broşür talebiyle telefonlar aldıklarını kaydeden Ünüvar; “Biz kadınların yasal haklarının neler olduğunu, onlara hatırlatmak ve İstanbul Sözleşmesi’nin kadınlar için önemini vurgulamak adına böyle bir baskı yaptık” dedi.
“Kadına şiddet siyaset üstü bir konudur”
Ünüvar, yasal önlemlerin dikkatlice uygulanması gerektiğinin altını çizerek, “Yapılan istatistiklere baktığımızda 10 ayda 397 kadın erkek şiddeti sonucu yaşamını yitirmiş. Sayı gibi gözüküyor ama insanların hayatları kararıyor, çocukları yalnız kalıyor. Sözleşmenin sona ermesi, böyle bir haktan feragat edildiği taktirde daha olumsuz sonuçları olacağını düşündüğümüz için broşürü bastırdık” diye konuştu. “Kadına şiddet siyaset üstü bir konudur” diyen Ünüvar; “Kadınlar herkesin anası, kızı, ablası, kardeşi, eşidir. Siyasi olarak bu partiler üstü bir konudur. Ortak payda kadın olmalı ve herkes gereğini yapmalı diye düşünüyoruz” şeklinde konuştu. Ünüvar, pandemi süreciyle beraber evde kalmanın psikolojik yansımalarının kadına yönelik şiddeti arttırdığına da işaret etti.Ünüvar, şiddeti önlemede çeşitli yollar olduğunu vurgulayarak; “Bunlardan biri İstanbul Sözleşmesi’nin devam etmesi. Yasal boşluklar varsa onların giderilmesi. Daha da güçlendirilmesi daha da önemlisi uygulanır olması” sözlerine yer verdi.
“Kadının güçlendirilmesi gerekir”
Yasal önlemlerin tek başına çözüm olmayacağını hatırlatan Ünüvar, “Kadının güçlendirilmesi gerekir. Eğitimle nitelik anlamında farkındalıklarının arttırılması lazım. Eğitim Aynı zamanda insanın ekonomik yaşamını da bağımsızlaştırıyor. Kadının istihdam edilmesi, karar mekanizmalarında yer alması kadının güçlendirir” dedi.Ünüvar, “eril düşüncenin egemen olduğu sistem içinde kadınlar var olmaya çalışıyor. O düşünce neden baskın? Kadınlar yönetim düzeyinde daha az yer alıyorlar. Karar mekanizmalarında değiller. Yeterince çoğunluk yok” diyerek kadınların her alanda olması gerektiğinin altını çizdi.
Ural; “Kelebeklerin izinde mücadelemizi sürdürüyoruz”
Eğitim-Sen Çanakkale Şube Kadın Sekreteri Dilek Ural ise; “Mirabel kardeşler, Dominik Cumhuriyeti’nde karşı mücadele etkili bir mücadele örgütlemişler. Ama diktatörlük bu 3 kız kardeşi katlediyor. Kız kardeşleri öldürdükleri zaman bu Mücadeleyi durdurabileceklerini düşünüyorlar. Ama bekledikleri gibi olmuyor. Mirabel kardeşlerin öldürülmesinden 2 yıl gibi bir süre sonra Dominik’teki diktatörlük düşüyor” ifadelerini kullandı.25 Kasım’ın kadına şiddete karşı uluslararası mücadele gününe dönüştüğünü ifade eden Ural, “Kadınlara diktatörlüklerin yıkılabileceğinin ilhamını buradan alıyor. Bizde kelebeklerin izinde mücadelemizi sürdürüyoruz” dedi.
“Pandemide şiddet katmerli olarak arttı”
Ural, koronavirüs pandemi sürecinde şiddetin katmerli bir şekilde arttığını ifade ederek, “Pandemiyle mücadele kapsamında getirilen kısıtlamalardan sonra şiddete uğrayan kadınlara dokunamamaya başladık” dedi. Bu süreçte insanların kendi evine kapandığını dile getiren Ural; “Pandeminin başladığı dönemde af yasası çıkartıldı. Pek çok suçlu cezaevlerinden bırakıldı. Kadınlar açısından şöyle bir durum gelişti. Kadınlar kendisine şiddet uygulayan tacizcisiyle tecavüzcüsüyle aynı evde yaşamak zorunda kaldı. Af yasası kadınlar açısından olumsuz oldu” ifadelerini kullandı. Ural, pandemi sürecinde ekonomik krizin arttığının altını çizerek; “Bu kriz var olan cinsiyet ayrımcılığını iyice arttıran bir hal aldı. Konuyla ilgili Birleşmiş Milletlerin yaptığı bazı araştırmalar var. Türkiye özelinde işini kaybeden kadınların oranının erkeklere göre yüzde otuz iki daha fazla olduğunu görüyoruz” dedi.
“Pandemide en çok kadınlar ücretsiz izine ayrıldı”
Çocuk bakımı için çalışan eşlerden birinin ücretsiz izine ayrıldığını hatırlatan Ural; “Biliyorsunuz uzaktan eğitim öğretim dönemindeyiz şuanda. Dolayısıyla çocuklar evde. Ücretsiz izne ayrılanların büyük kısmı da kadınlar olarak karşımıza çıkıyor. Verilere göre kadınlar erkeklere göre yüzde 42’den daha fazla ücretsiz izne ayrılmış” diye konuştu.
“Veriler ev içişiddetin arttığını gösteriyor”
Ural, ellerindeki verilere göre ev içi şiddetin artışta olduğunu vurgulayarak; “Bu dönem biraz eğitimci gözüyle bakacağım. Eğitimde kız çocuklarının eğitimden faydalanma oranı erkek öğrencilere göre daha düşük bir düzeye geldi” şeklinde konuştu.
“Tercih erkek öğrenciden yana kullanılıyor”
Ekonomik koşulları hatırlatan Ural; “Evlerde televizyon, bilgisayar, tablet veya telefonlar yeterli değil. Bütün bunların olmadığı evlerde var aslında. Evde iki ya da üç çocuk olduğunda eğitimden birisinin faydalanması gerekiyor. Tercih erkek öğrenciden yana kullanılıyor. Erkek çocukları eğitime daha kolay ulaşıyor. Dolayısıyla bu cinsiyet ayrımcılığını daha da derinleştirdi” dedi.
“Platformun görünürlüğü arttı”
“Fiziksel şiddete uğrayarak platforma ulaşan çok fazla yok” diyen Ural; “Ataerkil zihniyetten ya da mahalle baskısından kaynaklanıyor olabilir. Bıçak kemiğe dayandıktan sonra kadınlar bu konuyla ilgili Çanakkale Kadı Platformu’na ulaşıyorlar. Son dönemde sanırım platformun görünürlüğünü biraz daha arttı. Tacize uğrayan özellikle de genç kadınlardan daha çok bize ulaşmaya başladılar” şeklinde konuştu. Taciz gibi konuların hassas olduğuna dikkat çeken Ural, “Uzman denetiminde olması gerekir. Çünkü o olayın hem hukuki boyutu var hem de destek isteyen kadının korunması boyutu var” dedi. Platforma gelen kadınlara öncelikli olarak hukuki olarak destek sağladıklarını ifade eden Ural, “Suçluya dair nasıl bir mücadele belirleyeceğimizin çerçevesi aslında kendileri çiziyorlar. Çünkü herkesin sınırları birbirinden farklı. Biz alternatif sunuyoruz” diye konuştu.
“Online atölyeler düzenliyoruz”
Ural, “Çanakkale Kadın Platformu olarak online şiddet, taciz ve haklarımız ile ilgili atölyeler düzenledik. Kitap okumaya, film izlemeye yönelik çalışmalarımız da devam ediyor” ifadelerine yer verdi.Sokak röportajları yaptıklarını kaydeden Ural, “Okullar yüz yüze eğitime geçmeden önce kadınların fikirlerini almıştık. Kıdem tazminatıyla ilgili de sokak röportajı yaptık. Kadınların sesi olmaya çalıştık” diye konuştu.
KUTU1:
Birleşmiş Milletler Kadın Komisyonu koronavirüs pandemisinin kadınlara yönelik şiddeti arttırdığına dair rapor hazırladı. Raporda pandeminin kadına yönelik ekonomik, sosyal ve sanal anlamda şiddeti arttırdığına dair veriler yer aldı. Kadınların ve kız çocuklarının bu süreç yaygın şekilde şiddete maruz kaldığı ifade edilen raporda hükümetlere ve sivil toplum kuruluşlarına önerilerde bulunuldu.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun (KCDP) 2020’de 397 kadın katledildi. 2020’nin ilk 10 ayının detaylandırılarak sunulduğu rapora göre 10 ayda 151’i şüpheli ölüm olarak kaydedilen 397 kadın katledildi. Kadınların 136’sı ateşli silahla yaralanma sonucu yaşamını yitirdi.Funda Figen
Yorumlar
Yorum Yaz