Yenidoğan bebek çetesinin kan donduran ifadeleri ortaya çıktı! İşte korkunç ayrıntılar
İstanbul’da bebekleri anlaşmalı hastanelere sevk edip haksız kazanç elde eden ve bilerek ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine yol açan çetenin ifadeleri ortaya çıktı.
Yenidoğan bebek çetesinin bazı üyeleri etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyor. Üyelerin kan donduran itirafları gündemdeki yerini koruyor. Şüpheli şahıslardan hemşire Hasan Basri Gök, hastaneye getirilen bir bebeğin ağır narkotik ilaçlarla uyutulduğunu dile getirdi. Ardından bebeğin müdahaleye rağmen kalp anomalisi olduğunu ve günden güne morardığını, verilen ilaçlarla bebeğin hastanede tutulduğunu belirtti.
‘’Beni Usulsüz İşlere Fırat Sarı Soktu’’
Hakan Doğukan Taşcı da şüpheli sıfatı ile ifade verdi. Hakan Doğukan Taşcı, lise mezunu hemşire olduğunu belirterek etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediği dile getirdi. Taşcı, “Fırat Sarı adlı kişiyi Reyap Hastanesi’nde çalıştığım süreçten tanırım. Hastanenin çocuk doktorudur. Beni usulsüz durumların içine sokan kişi Fırat Sarı’dır. Kendisi hastanede doktor bulundurması gerekirken doktor yerine beni bırakıyor" şeklinde konuştu.
Bütün Usulsüzlüklerden Dolayı Pişman Olduğunu Belirtti
Şüpheli sıfatı ile ifade veren hemşire Hasan Basri Gök de bütün usulsüzlüklerden ötürü pişman olduğunu ve etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini belirtti. Gök, şunları söyledi: “Yoğun bakıma yatışı yapılan hasta bebeklerin basamak dereceleri üzerinde değişiklik yaparak ve SGK’ya kesilen fazla faturadan usulsüz gelir elde ettiler. Fırat Sarı kan gazı parametrelerini excel’de yazdığı programla değiştirip istediği biçimde yazdırıp SGK’ya fatura etti. Epikriz raporlarının Fırat Sarı’nın söylemleri doğrultusunda ben ve diğer personeller tarafından değiştirilerek yeniden düzenlendiği doğrudur. Ben yapmış olduğum bütün usulsüzlükler nedeni ile pişmanım.”
‘’Ölüyorsa Ölsün’’
Hemşire Çağla Durmuş’un, telefon görüşmesinde bir hastayla ilgili olarak şu ifadeleri kullandığı belirlendi: “Bu da bir 80, 82 oluyor sonra 98 oluyor artık ben bıraktım ölüyor mu ne yapıyorsa yapsın ya.” Kendisine bu ifadeler soruldu. Durmuş, “O an gerginlikte öyle söyledim. Hastaya yapılması gereken her şeyi yaptık. Yapılacak ve yapılmayacak olan uygulamalara doktorlar karar verir ve hemşireler uygulamasını yapar” şeklinde ifade verdi.
Hakan Doğukan Taşcı sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Ben Birinci Hastanesi’nde çalıştığım süreçte Şeyhmus Çelik adlı doktorun yerine epikriz yazdım. Ve ayrıca düzenlemeler yaptım. Bu uygulamaları yaptığımdan Şeyhmus Çelik adlı doktorun ve Fırat Sarı’nın haberi var. Bu tür raporları yazmamı bana Fırat Sarı söylemiştir. Geceleri hastanede nöbetçi hekim bulunması gerekirken nöbetçi hekim yoktu. Bu sorumluluğu da aynı benim gibi hemşirelere yüklüyorlar. Hasan Basri ile beraber Curusorf adlı ilacın usulsüz şekilde satışını yaptık ve gelir elde ettik. Ben yaptığım bütün işlemlerden dolayı pişmanım. Bu yüzden de etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istiyorum.”
‘’Bebeğin ebeveynleri ile görüşen Hakan Doğukan, kendisini doktor şeklinde tanıtmıştı ve bebeğe doktor sıfatıyla müdahale etti. Bebeğe uygulanabilecek tek ilaç ise bir kalp ilacıydı. Hakan Doğukan bu ilacı bebeğe veriyordu. Bir süre sonra ilacı kesti. Ağır narkotik ilaçla bebeği uyuttu.’’
Çok Fazla Süre Hastanede Yatış Gösterildiği İçin İstifa Etmiş
Bilgi sahibi sıfatı ile ifadesine başvurulan Sema U., taburcu olma süresinden daha çok sürede yatış gösterildiği için hastaneden istifa ettiğini dile getirdi. “Ben Bağcılar TRG Hospitalist Hastanesi’nin yoğun bakım bölümünde sorumlu hemşire olarak çalıştım. Hastanenin o zamanki Müdürü Murat Mantuş idi. Murat Mantuş’un müdür görevi ile çalıştığı dönem içinde Dr. Fırat Sarı ve ekibi hastanede bulunmaktaydı. Fakat resmi şekilde hastanede sorumluluğu olup olmadığını bilmiyorum. Bu süreçte ortalama iki hafta bu hastanede yoğun bakım servisinde görev yaptım. Çalıştığım sürede hastaların taburcu olma süresinden çok fazla sürede hastanede yatış gösterilmesinden dolayı bu durumdan rahatsız oldum ve kendim istifamı sundum. Bu dönemde Fırat Sarı bana yoğun bakım sorumlularına çok daha fazla ücret vereceğini belirtti ve bana da bu teklifi iletti. Fakat ben kabul etmeyerek istifamı sundum” dedi.
İstanbul’da bebekleri anlaşmalı hastanelere sevk edip haksız kazanç sağlayan ve bilerek ihmali davranışlar sergileyip kasten ölmelerine yol açan çete hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı ve fezleke hazırlandı. Fezleke, değerlendirme yapılması için Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi.
Bebek, Ağır Narkotik İlaçlarla Uyutulmuş
Hasan Basri Gök, bir bebeğin ölümüyle alakalı bildiklerini dile getirdi. İfadesinde şunlar yer aldı:
‘’Bir bebek hastaneye yatırıldı. Geldiği zaman durumu kötü değildi. Ancak hastaneye yatışının iki veya üçüncü gününde durumu kötüleşmeye, kalp anomalisi problemi yaşamaya başladı. Fırat Sarı, bebeği kalp ameliyatı ile alakalı herhangi bir tedavi yapılamayacak, kötü şartlardaki Birinci International Hastanesine sev etti. Bu nedenle bebeğe hastanede herhangi bir ameliyat işlemi yapılmadı. Hastanede bebekten sorumlu olan şahıs ise Hakan Doğukan Taşcı’ydı.’’
‘’Ardından bebek müdahale edilmesine karşın kalp anomalisi geçirdiği için günden güne morardı ama Hakan Doğukan Taşcı vermiş olduğu ilaçlar ile bebeği ortalama olarak 1.5 ay kadar tutmuş oldu.”
‘’Gebert Onu’’ Demiş
Hasan Basri Gök, Hakan Doğukan Taşcı ile arasındaki konuşmada ‘’gebert onu’’ ifadesini kullanmıştı. Kendisi bu hususla alakalı olarak şunları dile getirdi: “Ben bebeğin kötü halde olduğunu bildiğimden dolayı Hakan Doğukan’a bebeğin uzun yaşamayacağını, sürekli olarak bebeğe ilaç vererek zorla yaşatmasının bir mana ifade etmeyeceğini, çocuğun bu hastane şartlarında vefat edeceğini belirtmiştim. Kurduğum cümlelerden ötürü çok pişmanım ancak kullandığım kelimeler hastane ortamında stres altında kurduğum cümlelerdir. Kasti şekilde bir cümle kurmadım.”
İddianame Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlandı ve Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’ne iletildi. Mahkemenin iddianameyi inceleme aşaması devam ediyor. Bu süreçte etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen kişilerin ifadeleri gün yüzüne çıktı. İşte kan donduran ifadeler…
"Gıyasettin Mert Özdemir adındaki şahısla birkaç defa telefonda ve yüz yüze konuşmak zorunda kaldım. Ben bu şahsı CİMER’e şikayet ettim" dedi. Doğukan Taşçı, "Şikayet etme nedenim ise bebek tüccarlığı yapmasından ötürü. Bu şahıs 112 Acil’de ambulans şoförü olarak çalışıyor. Pek çok özel hastane ile çalışıyor. Çoğunlukla hastanelerde başhekimlerle, müdürlerle anlaşarak hastanelere dışarıdan yeni doğan bebeklerin gelip yatışını yaptırıyor. Sonrasında da bundan kar elde ediyor. Bu uygulamalarda hastanenin bu yeni doğan bebekler için doğru olup olmadığına bakmadan yalnızca para kazanmak için bebeklerin canını tehlikeye atarak hastanelere sevkini gerçekleştiriyor."
Yorumlar
Yorum Yaz