← Ana Sayfa
Gündem

Yücel; “Yer altı gelecek demektir!” (05.07.2020)

✍️ Haber Merkezi 📅 05 Temmuz 2020 15:11 👁️ 0 görüntüleme

Altın Madencileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Yücel; “Yer altı gelecek demektir! Salgınla birlikte de yer altının gele...

Altın Madencileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Yücel, Türk Maden Endüstrisi ve altın madenciliğinde Covid-19 süreci etkilerine değindi. Yücel, böylesi bir sürecin ardından ister istemez bütün ülkelerin salgın sürecinde yaşananlardan dersler çıkararak yerli kaynaklara yöneleceklerini belirten Yücel, Türkiye’nin de bu yeni duruma hazır olması ve yer altı potansiyelini ekonomiye kazandıracak atılımları yapması gerektiğini söyledi.

Madencilik Türkiye Dergisi’nin yaptığı röportajda önemli açıklamalarda bulunan Altın Madencileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Yücel, Çin’in Wuhan şehrinde ortaya çıkan ve kısa sürede salgına dönüşen Covid-19 virüsünün sadece madencilik sektöründe değil, tüm sektörlerde 2020 yılı ekonomik hedeflerinin revize edilmesine yol açtığını ifade etti. Salgının ardından dünyada birçok şeyle ilgili yaklaşımların artık eskisi gibi olmayacağının altını çizen Yücel; “Dünya bildiğimiz, tanıdığımız o eski dünya değil. Maskeli yaşam, sosyal mesafe, sosyal izolasyon, esnek çalışma yöntemi artık günlük yaşamımızın bir parçası haline geldi. Tüm sektörlerde olduğu gibi madencilik sektörü de stratejilerini, üretim modellerini, hedeflerini, trendlerini salgının getirdiği bu yeni normlara göre düzenlemek zorunda” dedi.

“Türkiye’nin de bu yeni duruma hazır olması gerekiyor”

Salgından sonra ülkelerin kendi hammadde ihtiyaçlarına göre yer altı kaynaklarıyla ilgili yeni hamleler, düzenlemeler, yaklaşımlar, standartlar ve trendler ortaya koymak zorunda olduğuna dikkat çeken Yücel, her ülkenin kendi yerli hammadde üretim politikasını, tüm ihtiyaçlarıyla ilgili stratejilerini oluşturmak zorunda olduğunu ifade etti. Böylesi bir sürecin ardından ister istemez bütün ülkelerin salgın sürecinde yaşananlardan dersler çıkararak yerli kaynaklara yöneleceklerinin altın çizen Yücel, “Türkiye’nin de bu yeni duruma hazır olması ve yer altı potansiyelini ekonomiye kazandıracak atılımları yapması gerekiyor.” diye konuştu.

“Salgın, şehir hastanelerinin önemini gösterdi”

Her krizin fırsatları da beraberinde getireceğini, bazı stratejik yatırımların değerinin ancak kriz dönemlerinde görüleceğini dile getiren Yücel; “Örneğin salgın öncesi şehir hastaneleri sürekli tartışma konusu yapılıyordu. Ancak salgın bize şehir hastanelerinin önemini gösterdi” dedi.

“Madencilik, tedarik zincirinin ilk halkasıdır”

Madencilik sektöründe yaşanacak olası bir krizi, üretimde yaşanacak krizin ilk adımı olarak değerlendiren Altın Madencileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Yücel; “Böylesine küresel derin bir sağlık krizinden, ekonomik açıdan en az hasarla çıkabilmemiz katma değeri ve yerlilik düzeyi yüksek, döviz ve istihdam yaratıcı madencilik gibi iş kollarına yönelmemizle mümkün olacaktır. Unutmamalıyız ki madencilik, tedarik zincirinin ilk halkasıdır. Madencilik sektöründe yaşanacak olası bir kriz, üretimde yaşanacak krizin ilk adımıdır. Bu yüzden yer altı politikası olmayan hiçbir ülkenin geleceği yoktur” ifadelerini kullandı.

“Yer altı gelecek demektir!”

“Bu sebeple de yer altı kaynakları politikası dönemsel olarak bakılacak bir alan değildir” diyen Yücel; “Kısa, orta ve uzun vadeli olarak planlanması ve yönetilmesi gereken stratejik bir alandır. Kısacası; yer altı gelecek demektir! Salgınla birlikte de yer altının geleceğimiz olduğu bir kez daha perçinlendi! Yer altındaki kaynaklarımızı ne kadar tespit edip üretime katarsak o kadar geleceğimizi garantiye alırız.” şeklinde konuştu.

“Kendi kaynaklarını hakkıyla arayıp, bulup, üreteceksin ki dünyada da iddialı olacaksın”

Ülke olarak kendi yer altı kaynaklarımızı arayıp ortaya koymamız gerektiğini kaydeden Yücel; “Sen, kendi kaynaklarını hakkıyla arayıp, bulup, üreteceksin ki dünyada da iddialı olacaksın. Bu noktada Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Madencilikte ulaşılan en ileri seviye bizim için de dünya için de aynıdır. Bunlar, en iyi sektörel uygulamalar olarak tarif edilmiş durumdadır. Enerji ve Tabii Kaynakları Bakanlığı, beş yıl önce bunu görerek profesyonellerden oluşan kurumlar kurdu. Ülkemizin dünya ile entegrasyonunu sağlayacak adımlar atıldı. Bugün kıymetli madenler ile kömür yataklarımıza başka bir gözle bakmayı öğrendik. Potansiyeli anlama yolunda iyi mesafe aldık. Bundan sonra iyi bir planlamayla, gerekirse kimi madenleri zarar etsek bile üretmeyi göze almalıyız. Bazen pahalı olsa da bazı stratejik, yerli kaynakları tedarik etmek, üretime hazır hale getirmek gerekiyor. İşte bu noktada kamuya önemli roller düşüyor” ifadelerini kullandı.

“Bu çağda bu yapıyla bu işin sürdürülebilir olması mümkün değil”

Maden Kanunu’nda değişiklik yapılacağına ilişkin konunun bir süredir gündem olduğunu hatırlatan Yücel; “Çünkü altın madenciliğinde olmasa da madencilik kültürümüz, yapımız, sistemimiz, ruhsat hukukumuz çok eski. Bu çağda bu yapıyla bu işin sürdürülebilir olması mümkün değil. Aslında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Fatih Dönmez, son 5-6 senedir bu yapısal dönüşümün içerisinde, konulara hakim, beklentilerimizi çok iyi biliyor. Sektörde, uluslararası normları içeren, ruhsat güvencesini kapsayan, madenlerde devlet haklarını, vergi uygulamalarını ve yüksek orman mülkiyet bedellerini madencilik endüstrisinin gelişmiş olduğu ülkelerdeki uygulamalara benzer noktaya gelmesini sağlayan, sade, anlaşılabilir, yeni, bütüncül bir maden kanunu beklentimizin olduğunu da biliyor. Kısacası onlarca kurum ve kuruluşun değil, patronun yalnızca Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının olduğu bir düzenlemeye ihtiyacımız var” dedi.

“Vizyoner bir kültür için öncü olmalı”

Türkiye Varlık Fonu tarafından maden ve enerji sektörlerinde hizmet vermek amacıyla kurulan TVF Maden Sanayi ve Ticaret AŞ hakkında da görüşlerini paylaşan Yücel, yeni kurulan bu şirketin sektörün ihtiyaçlarını giderici farklı bir pozisyon alabileceğini söyledi. TVF Maden Sanayi ve Ticaret AŞ’nin yeni kurulan bir kurum olarak, arzu edilen stratejilerin oluşturulması noktasında vizyoner, uluslararası standartlara uygun madenciliğin yapılması noktasındaki kültürün yerleşmesi için öncü olabileceğini belirten Yücel, özel sektörü de sekteye uğratmadan, hatta özel sektöre yardımcı olan, finans ve üretim aşamasındaki zorlukların aşılmasında devreye giren bir rol üstlenmesini arzu ettiklerini söyledi. Çünkü bugüne kadar uygulanan madencilik rejiminin, bütüncül ve havza bazlı değerlendirilemediğini belirten Yücel, oysaki Brezilya ve Şili’de kamu ve özel şirket iş birliği ve ortaklığı noktasında güzel örneklerin olduğunu, özellikle bakırda dünyanın %25-30 üretiminin bu iki ülke tarafından sağlandığını aktardı.

TVF Maden Sanayi ve Ticaret AŞ’nin de sonuçta bir şirket olarak kurulduğunu söyleyen Yücel, dolayısıyla madencilik alanında diğer özel şirketlerle eşit rekabet ortamında yürümesi gerektiğini, okyanustaki balinaların bunun çok güzel bir örneği olduğunu ifade etti. Yücel, cümlelerine şu sözlerle devam etti: “Balina, başlı başına okyanuslarda bir ekoloji yaratır. En küçük deniz varlıklarını doğrudan bünyesinde taşır, o bünyesindeki varlıklar küçük balıkları besler, küçük balıklar orta büyüklüktekileri, onlar da daha büyükleri ve hepsi birden balinayı beslerler. Böylece ortaya devasa bir ekosistem çıkar. Madencilikte de durum bundan farklı değildir. Madenlerin büyüklüklerine ve çeşitliliklerine göre sadece arama faaliyetleri ile kendini sınırlayan ve proje geliştiren en küçük şirketlerden, milyar dolarlık cirolara ulaşan dev şirketler sektörde bir arada yer alır. Bunlar bir yandan birbiriyle rekabet ederler, diğer yandan da birbirlerini beslerler. Çünkü maden projeleri çok uzun soluklu projelerdir. Ciddi finansman problemleri yaşayan projelerdir. Bu sektöre yabancı yatırımcıların yatırım yapabileceği bir sektör değildir. Ancak madencilikte uzmanlaşmış irili ufaklı şirketler buraya yatırım yapabilir. İşte tam bu noktada madencilikte ileri gitmiş Kanada, ABD, Avusturalya, Şili, Brezilya gibi ülkelerde bu balinalardan çok sayıda olduğunu görürüz. Bunlar dünyanın en büyük 50 devini oluşturur. Ama bunların altında binlerce irili ufaklı şirketler de madencilik sektöründe yer alırlar. Ülkemizin belki de metalik madencilikteki en büyük eksikliği böyle bir balinasının olmamasıdır. Bu kapsamda TVF Maden AŞ’nin varlığı kritik bir öneme sahiptir.”

TVF Maden Sanayi ve Ticaret AŞ’nin kendilerine göre bunu hedeflemesi gerektiğini ifade eden Yücel, ülkede metalik madenciliğinin ihtiyaçlarını gideren, sektörün önünü açan, sektöre hayat veren, sektörün finansman sorununu çözen, sektörün büyümesi için stratejik yatırım ve üretimlerle sektörün büyümesini sağlayan bir rol üstlenmesi gerektiğin belirtti.

“TVF Maden AŞ’nin varlığı kritik bir öneme sahip!”

Varlık Fonu’nun geçmişte Kamu İktisadi Teşebbüslerinin (KİT) yaşadığı acı tecrübeleri iyi irdelemesi gerektiğine dikkat çeken Yücel, Türkiye’nin KİT’lerden kurtulmak için ağır bedeller ödediğini, yeni kurulan şirketinde aynı anlayış ile yönetilmemesi gerektiğini vurguladı. Ülkemizde çok başarılı yönetilen kamu şirketlerinin de olduğunu vurgulayan Yücel, bu şirketlere Türk Hava Yolları (THY) ve ETİ Maden İşletmeleri’ni örnek verdi. Eti Maden’in bor üretiminde dünya lideri olarak endüstriyel hammadde alanında tam da anlattığı balinaya karşılık gelen bir kurum olduğunu ifade eden Yücel, madenciliğin çok teknik bir konu olduğunu, yönetimde mutlaka liyakatın esas alınması gerektiğini, aksi takdirde zaten çok riskli olan madencilik sektöründe kamu kaynaklarının zarar görebileceğini ancak şu ana kadar medyadan ve sektörden takip edebildiği kadarıyla Türkiye Varlık Fonu’nun, iyi bir vizyon ile yola çıktığını gözlemlediğini söyledi.

“Dünya ile rekabet etmeye hazırız”

Türkiye’de altın madenciliğinde kullanılan teknolojinin dünya standartlarının da üstünde olduğuna dikkat çeken Yücel, altın madencileri olarak dünya ile rekabet etmeye hazır olduklarını belirtti. Kamunun objektif olarak, düzenleyici ve denetleyici desteğine ihtiyaçları olduğunu söyleyen Yücel, aynı zamanda madencilikle ilgili temel bilgi üretimindeki aktif faaliyetlerin de gerek yurt içinde gerekse yurt dışında çok ihtiyaçlarının olduğunu belirterek; “Bu temel bilgiler ne kadar sağlıklı olursa gelir amaçlı kamu ve özel kuruluşlar, özel madencilik şirketleri o kadar başarılı olur” diye konuştu.

“Altın doğa tarafından üretilen, doğal bir mevduat aracıdır”

“Altın doğa tarafından üretilen, doğal bir mevduat aracıdır. Tüm diğer mevduat araçlarının arasında hiçbir zaman değerini kaybetmeyecek bir yatırım aracıdır” diyen Yücel; “Bizim ülkemizin hane halkının öncelikli tasarruf aracı olarak altını tercih etmesi de çok kritik bir önem arz ediyor. Bu kriz süreçlerinin en az hasarla atlatılmasında altının büyük rolü olduğuna inanıyorum. Bunun iktisatçılarımız tarafından ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Onun için yıllardır altın üreticileri olarak biz, altının sadece güvenli liman olarak değil finansal açıdan ülkemizin sahip olduğu stratejik bir ürün olarak da görülmesi gerektiğine dikkat çekiyoruz. Ülkemizde altın üretmenin çok yüksek katma değerli ve kıymetli olduğunu kamunun kavraması lazım. Daha fazla arama yatırımlarını desteklemeli. Sadece vergi ve devlet haklarını artırma anlayışından kurtulmalı. Yer altı kaynaklarının yönetimi anayasal hak olarak tamamen kamuya aittir. Kamunun burada stratejik ve akılcı rol oynaması gerekiyor. Hakem olarak rekabetçi bir ortamın önünü açmalıdır. Rekabetçi ortam olursa, Türkiye, bu alanda ciddi başarılar elde eder” şeklinde konuştu.

“Büyük projelerin hayata geçmesi için büyük bir işbirliği gerekiyor”

Yücel sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Altını bulsanız bile onu üretime katmak için gerekli olan finansı bulmanız kolay olmuyor. Hele hele şu anda olduğu gibi dünyada büyük bir ekonomik daralma varsa büyük altın projeleri için finansman bulmanız daha da zorlaşabiliyor. O yüzden özel sektörün ve kamunun bu riski tek başına üstlenmesi mümkün değildir. Büyük projelerin hayata geçmesi için burada büyük bir işbirliği gerekiyor.” Yücel, Ülkemizin katma değeri yüksek, büyük bir altın kaynağı potansiyeline sahip olduğunun da altını çizdi.

“Madenler doğanın parçasıdır”

Madenlerin birer doğal ürün ve doğanın parçası olduğunu anımsatan Yücel, madencilik ve çevreyi “et ile tırnak gibi” şeklinde nitelendirerek; “Bir diğer önemli nokta da madencilik geçici bir faaliyettir. Madencilikte yapılan işlem doğanın doğal dengesi içerisindeki bir işlemdir. Günümüzdeki teknolojik ilerlemeler sayesinde artık çevreye en az zararla üretim yapmak mümkün. Türkiye’nin de bunu gerçekleştirecek potansiyeli, teknolojisi ve insan kaynağı mümkündür. Buna rağmen burada kamunun denetleyici rolünün dışında biz madencilere de büyük görevler düşüyor” diye konuştu.

“Rehabilitasyon projelerini hayata geçirmemiz gerekiyor”

“Madenciler olarak önce çuvaldızı kendimize batırmamız gerekiyor” diyen Yücel; “Dünyanın en harika coğrafyalarından birinde yaşıyoruz. Bu güzelliğe sahip çıkarak, doğal dengeyi koruyarak rehabilitasyon projelerini hayata geçirmemiz gerekiyor. Birbirimizle, üretim yaptığımız sahalarımızı en iyi rehabilitasyonla doğaya kazandıran projeler noktasında da yarışmalıyız. İnsana ve çevreye saygılı madencilik yaparak kamuoyunu doğru madencilik konusunda ikna etmeliyiz” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Madencilik Türkiye Dergisi

İlgili Haberler

Biga’da köy yollarına konfor dokunuşu!
13.08.2026
Zeynep Bastık Memleketi Çanakkale’de Sahneye Damga Vurdu
13.08.2026
"Ormanlarımızı birlikte korumak için duyarlı olalım !!!"
12.08.2026
MEKKE ANLAŞMASI’NA ÇANAKKALE’DEN DÖRT FARKLI BAKIŞ
12.08.2026
ÇANAKKALE’DE SİYASETİN GÜNDEMİ ÇERÇEVE YASA: “PAZARLIK MI, BARIŞ MI?”
11.08.2026
RUSYA AÇIKLARINDA ÖLÜMDEN DÖNDÜ, ÇANAKKALE’DE KONUŞTU: “ÖLDÜĞÜMÜ HİSSETTİM”
11.08.2026
Düzce’den çocuklara Çanakkale tarihi yolculuğu
10.08.2026
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 32 yıl önceki konuşması gün yüzüne çıktı
10.08.2026
Anafartalar Zaferi’nin 111. yılında anlamlı açılış: Arıburnu Zafer Anıtı yenilendi!
10.08.2026
Küçükanafarta’da tarihi zaferin kahramanları için Mevlid-i Şerif okundu
10.08.2026
Türkiye ile Tayvan arasında arama kurtarma iş birliği
10.08.2026
Anafartalar Zaferi’nin 111. yılında Çanakkale kahramanları anıldı
10.08.2026
“Anafartalar’da yazılan destan, milletimizin şerefidir”
10.08.2026
İletişim Başkanlığı "Oyuna Gelme" diyerek sanal bahis ve kumar tehlikesine dikkat çekti
09.08.2026
Murat Yahya Sezgin’in paylaşımı gündem oldu: “Türkeş’in kızına saygı gösteremiyorsak, burada ciddi bir yanlış vardır”
09.08.2026
Gökçeada Belediyesi’nden dolandırıcılık uyarısı: “Para taleplerine itibar etmeyin”
09.08.2026