Katıldığı bir televizyon programında ‘Türkiye’de Altın Madenciliği’ konusunda önemli bilgiler veren Altın Madencileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Yücel; “Bu endüstrinin geliştiği tüm ülkelerde öncelikle kendi ülkelerinde olan yerli kaynaklara bir yönelme var. Madencilikte diğer sektörlerden farklı olarak çok uzun dönem araması olan, yatırımı olan, yatırımı büyük olan ve farklı riskler içeren bir sektör. Bu pandemi süreci bize şunu gösterdi, ülkemizde her çıkan ve sanayide kullandığımız her ürün stratejik olarak adlandırılabilir ama bunu derecelendirmek lazım. Mesela altın madenlerini biz Türkiye’de çok stratejik olarak tutuyoruz. Çünkü altın madenciliğinin bir finans ayağı var, dünyada ortak bir finans aracı olarak kullanılıyor. Türkiye’de bu konuda bir zincirin halkasını tamamlamış durumda hem altın üretiyor, ürettiği altını rafinerilerde doreye çeviriyor ve kuyumculuk sektöründe de piyasaya sunuyor. Bu anlamda bir entegrasyon sağlamış Türkiye” dedi.
“Yıllık 6-7 milyar dolar açığımız var”
“Merkez bankası da çok doğru bir karar ile 2017’den itibaren ülkede üretilen tüm altını satın alıyor. Ama bizim bu anlamda çok ciddi açığımız var, yıllık 6-7 milyar dolar açığımız var” diyen Yücel; “Bu finans açısından çok stratejik bir ürün altın hem kamu hem ülke hem özel sektör son yıllarda bunu çok ciddi farkında ama bu çok uzun vadede çok doğru planlanması gereken Türkiye’nin potansiyelini açığa çıkarmamız gereken bir sektör. 30 yıldır Türkiye’nin altın geçmişi konuşuluyor, 6 bin 500 ton kaynaktan bahsediyoruz. Bunun bin 500 tonu rezerve dönüştürülmüş ve bunun için 1 milyar dolarlık arama yatırımı yapılmış. Yaklaşık 5-6 milyar dolarda tesis yatırımı yapılmış. Kalan kısmı 6 bin 500 tonu 10 bin tona çıkaracak o potansiyeli büyütecek bu işi sürdürülebilir bir hale getirmemiz için yaklaşık 10 milyar dolarlık daha arama yatırımı yapmamız lazım. Bunun uluslararası standartlar ile entegrasyonunun sağlanıp çok hızlı bir şey alınması lazım ki bunu 30-40 yıl ülkenin ekonomisine katalım. Çok ciddi bir katma değer yaratalım. Şu nedenle de çok önemli bakın altının tonu 57 bin dolar yani katma değeri inanılmaz kıymetli bir ürün üretme şansınız var” şeklinde konuştu.
“Her ülke kendi maden potansiyelini ön plana çıkarır”
Her ülkenin kendi maden potansiyelini ön plana çıkardığına dikkat çeken Yücel; “Tedarik zincirlerinde bu dönemde iki şey ayrıştırıldı. Bir kere tüketime bağlı ürünler ‘Bakır, Kurşun, Çinko’ tüketim azaldığı için ve bu pandemi sürecinde hem tedarikte zorlandığınız hem satışta zorlandığınız bir dönem oldu. Ama altın madenciliğini bundan ayrıştırıyoruz. Finans aracı olduğu ve bu dönemde çok daha önemli olduğu için işte merkez bankaları para basmaya başladı piyasaları rahatlatmaya başladı. Buda rezervleri altın olan üreten ülkeler çok farklı şekilde konumlandı, onların konumlanması farklı. Bu anlamda çok ciddi sıkıntılar yaşandı ama daha yeni yeni açılmaya başladı. Ürettiğiniz tesislerle ve tesiste kullandığınız yardımcı ekipmanlar ile sorun yaşandı. Örneğin Türkiye’de altın madencileri Çin’den çok ürün satın alırlar. Bu sıkıntı olunca Avrupa ya kaydılar, tabi orda da fiyatlar yüksek bunlar zamanında gelmedi. Bunlar kısmen de olsa sekteye uğrattı ama ciddi anlamda bunu yani altına ayrı ciddi anlamda da talebin azalmasıyla tedarik zincirinde sıkıntılar yaşandı” diye konuştu.
“Kanunlarda çok değişiklik oldu”
Türkiye’nin Maden Kanunları hakkında da konuşan Yücel; “Yatırımcılar hiçbir zaman kanunların sık sık değiştirilmesini arzu etmez. Bir standart’ın oluşması, termal sermayenin gelmesi için kanunların çok güvenilir olmasını arzu eder, ruhsat güvencesinin olmasını arzu eder ama bizde 2000’li yıllardan sonra çok eski kanunlar ile yönetildiğimiz için çok değişiklik oldu. Bu değişiklikte kanunu parçalı bir hale getirdi, yönetilemez algılanamaz bir hale getirdi. O nedenle sektörün çok sade, ruhsat güvencesini içeren, vergilerin bu endüstrinin en güçlü olduğu ülkelerle paralellik içeren, mülkiyet bedellerinin daha uygun olduğu iş güvenliği standartlarının çok yüksek olduğu, rezerv raporlarının çok yüksek olduğu bir kanuna ihtiyacımız var. Bu bizim sektörün talebi, çok sade anlaşılabilir bir düzenlemeye ihtiyaç var. Tabi bizim sektörün özellikle altın madenciliğinin en büyük yaşadığı sıkıntılardan bir tanesi de şu yaklaşık 17-18 tane kurum ile muhatap oluyorsunuz. O nedenle bu lisansı veren enerji ve tabi kaynaklarının düzenlemede patron olduğu, lisansın güvencesinin olduğu, yatırımcının çok rahat hareket edebileceği bir alanı içeren ve onları yönlendiren cezbeden, cazip hale getiren ve hızla uygulanabilen bir düzenleme olmasını arzu ediyoruz. Hem yerli hem yabancı sermayeyi bu alana çekmek için gerçekten çok sade ruhsat güvencesinin olduğu, vergilerinin taşınabilir olduğu bir kanuna ihtiyacımız var. Bu nedenle de sektör olarak böyle bir düzenlemeyi istiyoruz” ifadelerini kullandı.
“Altın fiyatları 2012-2013’deki fiyatlar”
Altın fiyatlarına da değinen Altın Madencileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Yücel; “Altının şuandaki fiyatları artmış gibi algılanıyor ama bence bu fiyatlar zaten 2012-2013’deki fiyatlar. Biraz daha yukarıya doğru bir beklentimiz var ama tabi burada üretim maliyetleri de yükseldi. Dünyada üretim maliyetleri 10 sene önce 700-800 dolardayken bugün bin dolarların üzerine çıkmış durumda. Biz toplum olarak altını çok seviyoruz. Bizim halkımızın en güvenilir yatırım amaçlarından birisi. Bu başka bir boyutu ama üreticiler için fiyatlar maliyetler de başka bir şey. Öyle bir beklentimiz var ama fiyatlar ve kar marjında bir şey olmalı ki çünkü çok riskli bir yatırım. Arama dönemi çok uzun, milyonlarca dolar aramaya yatırım yapıyorsunuz. 200-300 lisanstan bir tanesi yatırıma dönüşebiliyor. Standartları yatırımı çok yüksek ve ağır olan bir sektör o nedenle fiyatları 2012-2013de gördüğümüz fiyatlar. Bizim biraz daha yukarıya doğru bir beklentimiz var” dedi.
Yılda 38 ton altın üretiliyor
“Altın madenciliği aktif olarak Türkiye’de çevre hareketleriyle gündeme gelse de Türkiye’de altın madenciliği 2000’li yıllarda başlamış. 2000’de sıfırdan üretim bugün yılda 38 tona çıkmış. Önümüzdeki yıl 40 tonun üzerinde bir üretim beklentimiz var” diyen Yücel; “Hakikatten ülkenin gurur duyacağı standartlarda bir madencilik yapılıyor Türkiye’de. Her ne kadar farklı algılarla gündeme gelmesine rağmen Türkiye’de ki işletmeler dünyada ki işletmelerle yarışacak boyutta hatta bir kademede üzerinde diyebilirim. Bunun devamlı olarak Türkiye’nin petrolünün altın olduğu algısını artık herkesin bir tarafa yazıp bununla ilgili çok ciddi topyekün bir hal alması gerekiyor ki bu söylediğim büyük potansiyeli yine bu standartlarda sürdürülebilir bir şekilde üretime alalım. Ülkenin ekonomisine her açıdan çok büyük bir katma değer yaratalım” şeklinde konuştu.
“Anadolu da hep altın üretilmiş”
Türklerin altını çok sevdiğini ve Anadolu’da altının hep üretildiğini dile getiren Yücel; “Biz 38 ton üretiyoruz bu gün ki üretimiyle geçen sene ürettiğimiz 1,7 milyar dolardı. 6-7 milyar dolar ithalatımız var. 6 milyar dolar da açığımız var. Türkiye’de tabi kuyumculuk sektörü de çok büyük bir sektör. İtalya ile dünyanın 4-5 tane ülkesiyle yarışacak düzeyde. Bu algıda hiç değişmiyor yani tarih olduğu sürece Anadolu da hep altın üretilmiş. Madenler var, maden yatakları var bu hep süre gelmiş ama bu standartlar bu teknoloji, yeni teknoloji çevre standartları onlarla ilgili önlemler alındıkça da bu katkının yükselme potansiyeli var, yani biz 38 tona 40 tona 4-5 yıl içinde de 100 tona çok rahat bir şekilde çıkarabileceğimiz potansiyel var. Tabi topyekûn bir dayanışmaya ihtiyaç var hem kamunun hem özel sektörün, diğer kurumların hep birlikte STK’ların hareket edeceği bir manevraya ihtiyacımız var. Türkiye’nin bu potansiyeli göz ardı edilecek bir potansiyel değil” dedi.
“Aslında madencilik çok geçici bir faaliyet”
Yücel sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Aslında madencilik çok geçici bir faaliyet, maden alanlarını tekrar rehabilite etme, eski haline getirme şansınız var birçok sektörde olmamasına rağmen. Madenler doğanın bir parçası, maden olmadan yaşam olmaz, bir şekilde üretmek lazım. Ama bunu yaparken de çevreyi eski haline dönüştürecek, çevreye en az tahribatı verecek uygulamaları da takip edip bir yandan da bununla yarışmamız lazım. Bu yönüyle de altın madenciliği Türkiye’de gıptayla gösterilecek örnek iştir, harika iştir ama yatırım aşamasında başladığında yatırım aşamasında bazen kötü görüntüler çıkıyor ama üretim bittiğinde, kapatılan sahalara bakıldığında ağaçlandırılmış, rehabilitasyon yapılmış, göletler yapılmış farklı güzelliklerle orada tekrar bırakılabiliyor. Bunu yapmayız etmeyiz anlayışından ziyade hem üretmeliyiz hem de çevreyi korumalıyız böyle bir denge kurmamız lazım. Yani çevreyi korumak için de maden üretmek gerekir. Teknolojilerden bahsediyoruz, hep bu örneği veriyoruz, kömür üretmediğinizi düşünün dünyada sadece ısınmak için ağaç kalmaz. Bakır üretmediğinizi düşünün, ısınmak için enerjiyi iletme şansınız yok. Altını üretmediğinizi düşünün, Dünya’da finans açısından çok stratejik bir ürün bir oyuncu olma şansınız yok. O nedenle çevreyi de korumalıyız, madenlerimizi de üretmeliyiz bunun dengesini kurmak önemli. Tabi, bir boyut daha var; altın madenciliğine karşı olan insanların farklı gerekçeleri var. Ülkede üretilmemesi gerektiğine dair gerekçeler var, çok duyarlı olan vatandaşlar var, bunlara alet olan insanlar var, bunları çok farklı algılayıp çok farklı yerlere taşıyan gruplar var. Bunun bir dengesini kurmak lazım.”
“Bu tamamen finansal bir strateji”
Yücel; “Tabi Dünya’da Merkez Bankaları ekonomik gidişata göre, bölgelerdeki beklentilere göre, risklere göre veya ticaret savaşları, hastalıklar, politik riskler gibi merkez bankaları her ülkenin güvenli limanları olduğu için dönem dönem altın rezervlerini arttırmaya yönelebiliyorlar. Bu değişiyor bazen Çin yapıyor, bazen Amerika yapıyor bazı ülkeler ise bunu hep yapıyor mesela bir üreticiler var bir de stokçular var. Çünkü Merkez Bankası altın stoklarında mesela Türkiye’de düşünün eğer Merkez Bankası altın rezervlerini arttırdığında, altın fiyatları yükseldiğinde TL karşısında hem döviz arttığında hem de altın fiyatları ONS olarak arttığında çapraz bir şekilde bir kazancı yok. Yani düşünün biz geçen sene 1.2 milyar dolarlık altın satışı oldu Türkiye’nin üretiminden Merkez Bankası’nın 4-5 milyar dolarlık alımı oldu işte 1200 dolardı bugünün altın fiyatları 1800 dolar, orada bir güzel duruşu oldu o açıdan da Merkez Bankası’nı tebrik etmek lazım. Ama bütün ülkelerde bu rezervlerde dünyanın farklı yerlerinde Merkez Bankaları’nda stok olarak saklanıyor, bu tamamen finansal bir strateji” diye konuştu.
“Altın potansiyelimizi tam olarak kullanamıyoruz”
“Tam olarak altın potansiyelimizi kullandığımız söylenemez, potansiyelin olduğu son yıllardaki yatırımlarla ortaya çıkıyor” diyen Yücel; “Bu işle ilgili çok ciddi bir plan tıkanma noktasına geliyor bir sürü sorunumuz var; çevresel sorunlarımız var, orman mülkiyet bedelleriyle ilgili sorunlarımız var, ruhsat bedelleriyle ilgili sorunlarımız var, izinlerle ilgili sorunlarımız var. Yatırıma ihtiyacımız var, aramanın sınırsız sürdürülmesi lazım biz şu an aramalarda altın potansiyelinin yüzde 10 veya 15’lik kısmını görüyoruz. Türkiye’nin daha yüzde 90’lık müthiş bir altın potansiyeli var, bunların aramalarla planlanıp ortaya çıkartılması lazım. Yani altının bizde kaynak olarak durması da çok bir şey ifade etmiyor önemli olan bu dönemlerde üretim kabiliyetini genişletebilmek. Onun için de aramalarla güvenlik planlarının rezerve dönüştürülmesi lazım üretim yatırımlarının da yapılması lazım. O bakımdan Türkiye’nin önümüzdeki 10 yıl yükselen bu trendini sürdürebilmesi için aramayla ilgili yatırımlarını devam ettirmesi lazım aramayla ilgili de her yerde arama yapılabilmesi için onun önünün açılması lazım” şeklinde konuştu.
“Siyanür altın madenciliğinde yaklaşık 200 yıldır kullanılıyor”
Siyanürün altın madenciliğinde yaklaşık 200 yıldır kullanıldığını dile getiren Yücel; “Türkiye’de kullanılan teknoloji de tabi bunun kullanımıyla ilgili teknoloji de devam ediyor. Hayatını siyanürden kaybetmiş böyle kayıtlara geçmiş bir tane madenci yok. Türkiye’de de altın madenciliği çok üst düzey standartlarda başladı, böyle de devam ediyor. Hatta dünyanın en iyi standartlarına sahip işletmeleri mevcut. Ve yeni yatırımlar da bu doğrultu da devam ediyor.”dedi.
Enishan Keskin