← Ana Sayfa
Gündem

VATANA ADANMIŞ BİR ÖMÜR (12.03.2021)

✍️ Haber Merkezi 📅 12 Mart 2021 19:49 👁️ 0 görüntüleme

Türkiye’de 2021 yılı “İstiklal Marşı ve Mehmet Akif Ersoy Yılı” olarak belirlendi.

Milli Mücadele’nin ruhunu ve kararlılığını yansıtan ölümsüz eser, Türk Milleti'nin istiklal ve bağımsızlığının destanı olan İstiklâl Marşımızın, Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile bu yılın 'Mehmet Akif ve İstiklal Marşı Yılı' olarak kutlanmasına karar verildi. Alınan karar doğrultusunda İstiklal Marşı'nın kabulünün 100. Yılında etkinlikler düzenleniyor. Biz de Kaleninsesi Gazetesi olarak İstiklâl Marşı yazarımız ve milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un hayatına ilişkin bilgileri derledik.

İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un Hayatı

Osmanlı nüfus kayıtlarında ve günümüz Cumhuriyet kayıtlarına ulaşılan Mernis Sistemi üzerindeki bilgilere göre Mehmet Akif Ersoy’un doğum tarihi ve yeri hiç şüphesiz 1 Temmuz 1873 Bayramiç’tir. Sicil-i Ahval Defteri kayıtlarından çıkarılıp yayımlanan bilgilere göre, Akif bilinenin aksine İstanbul da değil ‘Kal’a-i Sultaniye sancağına mülhak, yani Bayramiç Kasabasında doğmuştur.Mehmet Akif Ersoy’un annesi aslen Buharalı olup Tokat’a yerleşmiş bir aileden gelen Emine Şerîfe Hanım’dır.Babası Fatih Medresesi'nde hocalık yapmış olan Mehmet Tahir Efendi'dir.Mehmet Tahir Efendi, oğluna ebcet hesabıyla doğum tarihini belirten “Ragif” adını verdi (hicri 1290). Vefatına kadar da onu bu adla çağırdı. Ancak bu isim, yaygın olmadığı ve güç söylendiği için annesi ve yakın çevresi, daha bilinen bir ad olan Akif’i kullanmışlardır.

Öğrenim Yılları

Çocukluğu Osmanlı Devleti’nin “Hasta Adam” olarak nitelendirildiği döneme denk gelen Mehmet Akif Ersoy 1878 yılında yani 4 yaşındayken Fatih’de Emir Buhari Mahalle Mektebi’ne başladı. Burada iki yıl eğitim gördükten sonra Fatih İbtidaisi’ne geçti. Safahat adlı eserinde “Hem babam, hem hocamdır ne biliyorsam kendisinden öğrendim” dediği babası o yıl kendisine Arapça öğretmeye başlamıştı. Dile büyük ilgi duyan Mehmet Âkif, rüştiyedeki eğitimi boyunca Türkçe, Arapça, Farsça ve Fransızca derslerinde birincilikler elde etti. Fatih’teki Rüştiye’den (ortaokul) mezunu olan Mehmet Akif Ersoy’un annesi, kendisinin medrese eğitimi almasını istese de babası aracılığı ile Mülkiye Mektebinin idadi bölümüne yazıldı.1888’de okulun yüksek kısmına devam etmekte iken babasını kaybetmesi ve ertesi yıl çıkan büyük Fatih yangınında evlerinin yanması ile yoksulluğa düştüler.Babasının öğrencisi Mustafa Sıtkı aynı arsa üzerine küçük bir ev yaptı, ailesi ve kendisi de bu eve yerleşti. Artık bir an önce meslek sahibi olmak ve yatılı okulda okumak isteyen Mehmet Akif, Mülkiye İdadisini bıraktı. O yıllarda yeni açılan ve ilk sivil veteriner yüksekokulu olan Ziraat ve Baytar Mektebi’ne (Tarım ve Veterinerlik Okulu) kaydoldu.Şiire olan ilgisi okulun son iki yılında yoğunlaştı. Mektebin baytarlık bölümünü ise 1893 yılında birincilikle bitirdi.Mezuniyetinden sonra Mehmet Âkif, Fransızcasını geliştirdi. Ayrıca 6 ay içinde Kur'an'ı ezberleyerek hâfız oldu. Hazine-i Fünun dergisinde 1893 ve 1894’te birer gazeli, 1895’te ise Mektep mecmuasında "Kur'an'a Hitap" adlı şiiri yayımlandı.

Memuriyet Yılları

Mehmet Akif’in ilk görev yeri İstanbul’daki Ziraat Bakanlığı olmuş ve burada memur olarak çalışmaya başlamıştır. Mehmet Akif Ersoy 1893-1913 yıllarında toplam 20 sene memuriyet hayatına devam etmiştir. Bakanlıkta ilk görevi veteriner müfettiş yardımcılığıdır. Asıl görev yeri İstanbul olan Mehmet Akif müfettişlik görevini yerine getirmek için teftişe çıkarak Anadolu, Rumeli, Arabistan ve Arnavutluk’ta bulunmuştur. Memurluk hayatının sonraki yıllarında iseburalarda dolaşarak bulaşıcı hayvan hastalıklarıyla ilgili çalışmalar yaptı. Bu çalışmalar esnasında halkı yakından tanımış ve şiirlerinde bunlara da yer vermişti. Ayrıca edebiyata olan ilgisini şiir yazarak ve edebiyat öğretmenliği yaparak sürdürdü. Resimli Gazete’de Servet-i Fünun dergisinde şiirleri ve yazıları yayımlandı. İstanbul’da bulunduğu sırada bakanlıktaki görevinin yanı sıra önce Halkalı Ziraat ve Baytar Mektebi’nde (1906) kompozisyon (kitabet-i resmiye),sonra da Çiftçilik Makinist Mektebi'nde (1907) Türkçe dersleri vermek üzere öğretmen olarak atandı.Birinci Dünya Savaşı’nda Lübnan, Arabistan ve Berlin’de görev almıştır. Mondros Ateşkes Antlaşması’nın ardından vatan savunması için savaşmak gerektiği konusunda vaazlar vermiştir. İstanbul, Ankara ve Kastamonu’da verdiği vaazlar çoğaltılarak tüm yurda dağıtılmıştır.1920 yılına gelindiğinde ise Mehmet Akif Ersoy Burdur milletvekili olarak meclise girmiştir.

İstiklâl Marşı’nı Yazdığı Dönem

1921 yılında Maarif Vekâleti tarafından Kurtuluş Savaşı’na ruh kazandırması ve halkı ve askerleri motive etmesi amacıyla güfte yarışması düzenlendi.TBMM’de açılan bu yarışmaya toplamda 724 şiir geldi. Yarışmaya katılanların bir bölümü milletvekiliydi. Mehmet Âkif ise, ortada 500 lira para ödülü olduğu için katılmayı doğru bulmuyordu. Atatürk'ün isteği ve dönemin Milli Eğitim Bakanı İstiklal Marşı yazılması için TBMM yarışma açtı. Buna 724 şiir geldi. Katılanların bir bölümü milletvekiliydi. Mehmet Âkif ise, ortada para ödülü olduğu için katılmayı doğru bulmuyordu. Atatürk'ün isteği ve dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver'in mektubu (18 Şubat 1921) üzerine Mehmet Âkif yarışmaya katılmaya ikna olarak Tacettin Dergâhında inzivaya çekildi. Türk Ordusuna yazdığı şiirini 15 gün sonra gönderdi. Yapılan değerlendirmede birincilik ödülü Mehmet Akif'in yazdığı şiire verildi. Mecliste Tanrıöver, şiiri dört kez arka arkaya okudu ve şiir büyük bir coşkuyla karşılandı. TBMM'nin 12 Mart 1921 günlü oturumunda şiir bir kez daha okundu, oylandı ve Milli Marş olarak kabul edildi.Kabulünün ardından, İstiklal Marşı, İngilizce, Almanca, Fransızca, Macarca ve Farsça’ya çevrilerek, yurtiçinde ve yurtdışında dağıtılmış; mitinglerde, törenlerde halkın manevi ve milli duygularını güçlendirmek maksadı ile okunmaya başlamıştı. Orduya ve halka büyük moral olan İstiklal Marşı, yurtdışındaki elçiliklerde de törenlerle kutlanmış, elçilik mensuplarınca, sevinç gözyaşları içerisinde ayakta dinlenmiştir. Marşı en ön sırada, ayakta alkışlayarak dinleyenlerden biri de Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Paşa’dır. Marşın kabulünden sonra, İstiklal Marşı’nın önemini şu sözlerle anlatır; “Bu marş, bizim inkılabımızın ruhunu anlatır. İstiklal Marşı’nda davamızı anlatması bakımından büyük manası olan mısralar vardır. En beğendiğim yeri ise şu mısralardır: ‘Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet, hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal.’Benim bu milletten asla unutmamasını istediğim mısralar işte bunlardır. Bu demektir ki efendiler Türk’ün hürriyetine dokunulamaz!” Büyük Taarruzun zaferle kazanılmasından sonra, Mehmet Akif de kendisinden Mustafa Kemal Paşa hakkında bilgi isteyen Hakkı Tarık (Us) Bey’e; “Ben yemin etmem; fakat işte yemin ediyorum. Milli Mücadele’de onun yanında bulundum ve yakından tanıdım. Vallahil’azim, eğer Mustafa Kemal Paşa olmasaydı bu zafer kazanılmazdı” diyerek Atatürk hakkındaki görüşlerini bildirmiştir. Ayrıca yarışmada ödül olarak verilen 500 lirayı ise Hilal-i Ahmer (Kızılay) bünyesinde, kadın ve çocuklara iş öğreten ve cepheye elbise diken Darü’l-Mesâi Vakfına (İş Evi) bağışladı. Âkif ayrıca yazdığı şiiri "Kahraman Ordumuza" adayarak hiçbir kitabında yer vermemiştir. Nedenini ise; "Çünkü ben onu milletimin kalbine gömdüm" sözleriyle açıklar. Tüm bunların neticesinde de "Vatan Şairi" ve "Millî Şair" unvanları ile anılmaya başladı.

Mısır Yılları

İstiklâl Madalyası ile ödüllendirilen Mehmet Âkif, 1922 yılında sağlık gerekçesi ile milletvekilliğinden istifa etti. 1923 yılının Mart ayının son günlerinde ortadan kaybolan yakın arkadaşı, Trabzon Milletvekili Ali Şükrü'nün, Mustafa Kemal'in Muhafız Alayı Kumandanı Topal Osman tarafından öldürüldüğünün anlaşılması üzerine kendine yeni bir yurt bulması gerektiğini hissetti. Bir süredir kendisini Mısır'a davet eden Mısır Hıdivi Abbas Halim Paşa'nın davetine uydu ve böylece kışlarını Mısır’da geçirmeye başladı. Onun ülkeden ayrılışını 1924'te hilâfetin kaldırılması veya 1925 yılında çıkarılan Şapka Kanunu ile açıklayanlar oldu. Ayrıca Akif, gitmeden önce Kur'an'ın mealini hazırlamak için Diyanet İşleri Başkanlığı ile anlaşma imzaladı. Kur'an çevirisini yapabilecek tek adam olarak görüldüğünden Kur'an'ı Türkçeye tercüme işine girişmesi için 1908'den itibaren yoğun bir ısrar vardı. Tercüme işine kesinlikle yanaşmayacağı anlaşılınca bir Kur'an meali yazmak hususunda güçlükle razı edilmiştir. En ünlü eseri Safahat, 1924 yılında Türkiye'de basıldı. Birkaç sene yazları İstanbul'da, kışları Mısır'da geçiren Mehmet Âkif, 1926 kışından sonra Mısır'dan geriye dönmedi ve Kahire yakınlarındaki Hilvan'a yerleşti. Burada adeta inzivaya çekilerek Kur'an meali üzerinde çalışmayı sürdürdü ancak ülkede ulusal din projesinin (Türkçe ezan-ibadet) hayata geçirilme projesini öğrenince kendi çalışmasının bu projede kullanılmasından çekinerek 1932'de mukaveleyi feshetti. Diyanet İşleri Başkanlığı hem tercüme hem yorumlama işini bunun üzerine Elmalılı Hamdi Efendi'ye verdi.Mısır’da da ne yazık ki hastalıklar, maddi sıkıntılar büyük şairin yakasını bırakmadı. Buna rağmen, Mısır Üniversitesi’nde Türk Dili eğitimi verdi. Ayrıca Mısır’da kaldığı süre boyunca “Firavunla Yüzyüze” adlı şiirini yazıp, Safahat’ın son kitabı olan Gölgeler’i yayınladı. Mehmet Akif 1935 yılında hastalandığında kendi yazdıklarını,dostu olan Yozgatlı İhsan Efendi'ye teslim etti ve ölür de gelmezse yakmasını nasihat etti. Ancak gurbette yaşadığı sürece, çok sevdiği vatanının hasretini çeken şair, memleketinde ölmek istediğinden 1936 yılında İstanbul’a geri döndü.

Türkiye’ye Dönüşü ve Vefatı

Siroz rahatsızlığı sebebiyle tedavi görmek için 17 Haziran’da vapurla İstanbul’a dönen Mehmet Akif, önce Abbas Halim Paşa’nın kızı Emine Abbas Halim Hanımefendi’nin Maçka’daki evine misafir oldu. Sonrasında Şişli Sıhhat Yurdu’nda yirmi gün kalarak teşhis ve tedavisi yapıldı. Yine Halim Paşa ailesine ait Beyoğlu’nda Mısır Apartmanı’nda hazırlanan daireye yerleştirildi. Üç ay, Said Halim Paşa’nın oğlu Halim Bey’in Baltacı çiftliğinde kaldı. Ancak 29 Aralık 1936 pazar saat 19.45’de Mısır Apartmanı’nda vefat etti. İstiklal Marşı’nı milletine hediye eden büyük şairin tabutu Türk Bayrağına sarıldı. Hayatı boyunca taşıdığı asaletine, tevazuuna uygun, gösterişten ve şatafattan uzak bir merasimle Edirnekapı Mezarlığı’na defnedildi. Mezarı, Süleyman Nazif ve arkadaşı Ahmet Naim Bey'in mezarları arasındadır.

Eserleri

Mehmet Akif'in yedi kitaplık şiir külliyatını bir araya getirdiği eseri Safahat; Mehmet Âkif Ersoy'un 1911-1933 yılları arasında yayımladığı yedi şiir kitabındaki şiirleri bir araya getiren eserdir.Eser, Türkiye’de en fazla okunan şiir ve fikir kitaplarındandır. Kitabın yedi cilt yayımlanış sırasına göre şu şekildedir:

Safahat -1911: Siyasal olaylar, mistik duygular, dünyevi görevlerden bahsedilir. 44 şiir, 3084 mısradan oluşur.

Süleymaniye Kürsüsünde -1912: Süleymaniye Camisi'ne giden iki kişinin söyleşileri ile başlar, kürsüde Seyyah Abdürreşit İbrahim'in konuşturulduğu uzun bir bölümle devam eder. Bir şiir, 1002 mısradır.

Hakk'ın Sesleri-1913: Topluma İslami mesajı yaymaya çalışan on manzumedir. Ateizme, ırkçılığa, umutsuzluğa çatılmaktadır. 10 şiir, 482 mısradır.

Fatih Kürsüsünde -1914: Fatih Camisi'ne giden iki kişinin söyleşileri ile başlar, vaizin uzun konuşması ile devam eder. Tembellik, irtica (gericilik), batı taklitçiliği eleştirilir. Bir şiir, 1692 mısradır.

Hatıralar-1917: Akif'in gezdiği yerdeki izlenimleri ve toplumsal felaketler karşısında Allah'a yakarışını içerir. 10 şiir, 1314 mısradan oluşmaktadır.

Asım-1924: Hocazade ile Köse İmam arasındaki konuşmalar şeklinde tasarlanmış tek parça eserdir. Eğitim-öğretim, ırkçılık, savaş vurgunculuğu, batıcılık, gibi pek çok konudan bahseder. Bir şiir, 2292 mısradır.

Gölgeler-1933: 1918-1933 arasında yazılmış 41 adet manzumeyi içerir. Her biri, yazıldıkları dönemin izlerini taşır. Üç tanesi ayet yorumu şeklindedir. 41 şiir, 1374 mısradır.

Şiirleri

*Acem Şahı

*Âhiret Yolu

*Âmin Alayı

*Azimden Sonra Tevekkül

*Bayram

*Bir Gece

*Bir Mersiye

*Bülbül

*Çanakkale Şehitlerine

*Ezanlar

*Fatih Camii

*Geçinme Belâsı

*İstiklal Marşı

*Mahalle Kahvesi

*Pek Hazin Bir Mevlid Gecesi

İlgili Haberler

Biga’da köy yollarına konfor dokunuşu!
13.08.2026
Zeynep Bastık Memleketi Çanakkale’de Sahneye Damga Vurdu
13.08.2026
"Ormanlarımızı birlikte korumak için duyarlı olalım !!!"
12.08.2026
MEKKE ANLAŞMASI’NA ÇANAKKALE’DEN DÖRT FARKLI BAKIŞ
12.08.2026
ÇANAKKALE’DE SİYASETİN GÜNDEMİ ÇERÇEVE YASA: “PAZARLIK MI, BARIŞ MI?”
11.08.2026
RUSYA AÇIKLARINDA ÖLÜMDEN DÖNDÜ, ÇANAKKALE’DE KONUŞTU: “ÖLDÜĞÜMÜ HİSSETTİM”
11.08.2026
Düzce’den çocuklara Çanakkale tarihi yolculuğu
10.08.2026
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 32 yıl önceki konuşması gün yüzüne çıktı
10.08.2026
Anafartalar Zaferi’nin 111. yılında anlamlı açılış: Arıburnu Zafer Anıtı yenilendi!
10.08.2026
Küçükanafarta’da tarihi zaferin kahramanları için Mevlid-i Şerif okundu
10.08.2026
Türkiye ile Tayvan arasında arama kurtarma iş birliği
10.08.2026
Anafartalar Zaferi’nin 111. yılında Çanakkale kahramanları anıldı
10.08.2026
“Anafartalar’da yazılan destan, milletimizin şerefidir”
10.08.2026
İletişim Başkanlığı "Oyuna Gelme" diyerek sanal bahis ve kumar tehlikesine dikkat çekti
09.08.2026
Murat Yahya Sezgin’in paylaşımı gündem oldu: “Türkeş’in kızına saygı gösteremiyorsak, burada ciddi bir yanlış vardır”
09.08.2026
Gökçeada Belediyesi’nden dolandırıcılık uyarısı: “Para taleplerine itibar etmeyin”
09.08.2026