DİSK Genel İş Şube yöneticilerinin de katıldığı toplantıda Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na bağlı DİSK Genel İş Şube Başkanı basın mensuplarıyla bir araya geldiği basın toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu.” Erdinç Uslan Kiralık İşçi Yasası, Kıdem Tazminatı Fonu ve Taşerona Kadro verilmesi konularında önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye’de yeni bir dönem başladığını ve yabancı sermayenin baskısının arttığını belirten Uslan yönetimdekileri uyardı. Ülkede yabancı sermayenin çok uzun süredir Türkiye için kurgulamış olduğu ucuz iş gücü ile ilgili planının basamak basamak hayata geçirildiğini kaydeden Uslan, “Maalesef Türkiye Çin modeliyle karşı karşıya. Ülkeyi yönetenlerin siyasi görüşleri ne olursa olsun, bu ülkenin çıkarları doğrultusunda öncelikle bu ülkenin vatandaşlarına sahip çıkması ve bu ülkenin insanlarının değerini anlaması gerek” dedi.
“ARTIK TÜRKİYE’DE YENİ BİR DÖNEM BAŞLIYOR”
Geçtiğimiz haftalarda DİSK Genel İş Yönetim Kurulu tarafından Çanakkale’ye il temsilciliği açılmasının kararlaştırıldığını kaydeden Uslan, “ DİSK Genel İş Sendikası Şube Başkanı olarak benim de DİSK’in temsilcisi olarak atamam yapıldı” dedi. Ülke gündemine dair değerlendirme yapan DİSK Genel İş İl Temsilcisi Erdinç Uslan, “ Türkiye’de maalesef istihdam ile ilgili çok ilginç gelişmeler olmaktadır. Uzun zamandır karşısında olduğumuz ve çıkmaması için mücadele ettiğimiz Kiralık İşçi ile ilgili düzenleme yasalaşarak 20 Mayıs 2016 tarihinde yürürlüğe girdi. Artık Türkiye’de yeni bir dönem başlıyor. Taşeron ile mücadele etmeye çalışırken ve taşeron işçilik kaldırılsın derken, yeni dönemde taşeronu arar hale geleceğiz. Çünkü, en azından bir şekilde güvenceli çalışmaya devam eden ve istediğimiz düzeyde olmasa da bazı haklara sahip olarak çalışan taşeron arkadaşlarımızın yerini kiralık işçi modeli alacak” dedi.
İŞÇİ KİRALAMANIN DEVLET ELİYLE YAPILDIĞI BİR MODEL
Kiralık işçi modeli ile ilgili bilgilendirmede bulunan Uslan, “ Çanakkale’de bilenler biliyor. Köprübaşı’nda bir işçi kahvemiz vardır. Burada çeşitli zamanlarda beden ve iş gücü lazım olduğunda insanlar oradan işçi kiralardı. Şimdi bunun devlet eliyle yapılması durumu ile karşı karşıyayız. İş kanununun ilgili maddelerine dokunmaksızın, mesela yıllık izin hakkına sahip olmak için bir yıl çalışma şartı, kıdem tazminatı için bir yılın doldurulması gibi şartlara hiç dokunmaksızın kiralayacağınız işçiyi belirli sürelerde çalıştırarak, on beş gün, üç ay gibi, bu haklara işçinin ulaşamamasını sağlayacak ve sağlık güvencesinin belirsizliğini koruduğu, tam anlamıyla ucuz iş gücüne dönük bir uygulama Türkiye’de hayata geçirilmiş durumda. Biz buna kölelik işçi düzeni diyoruz. Maalesef ki gerek siyasi destek anlamında, gerekse toplumsal destek anlamında arkamızda kimseyi göremediğimiz bu mücadelemizi yine de DİSK olarak sürdürmeye devam edeceğiz. İstihdam konusu en fazla önemsenmesi gereken bir konu. Geleceğimiz olan çocuklarımız bu ülkede çalışmak için uygun şartları kaydediyor “ diye konuştu.
“KADRO DİYEREK İNSANLARI KANDIRMALARININ HİÇBİR ANLAMI YOKTUR”
Taşeronla ilgili kadro konusunda dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu tarafından grup toplantısında taşeronlara kadro verilmesi yönündeki söylem üzerine ciddi gündem oluştu. Konunun sevindirici tarafı konuşuldu, davullar çalındı, zurnalar çalındı. Ama bunun da ne kadar içinin boş olduğu daha sonra anlaşıldı. Gerçi bir hükümet kiriz yaşandı, AK Darbe de oldu. Bunun sonucunda nelerle karşılaşacağımızın bilmiyoruz. Tasarı olarak konuşulan taşerona kadro yalanı herkesi ilgilendiriyor. Buna göre işçiler bugüne kadar yapmış oldukları tüm kazanımlarını terk etmek ve aynı ücretle çalışmak zorundalar. İşçi vasfından, memur vasfına geçecek ara bir özel sözleşmeli memur statüsüne geçmeleri ve emekliliğe kadar aynı işte çalışmaları söz konusu. Atanamama ve zam alamamaları söz konusu. Durum bu iken böyle bir yapıda kadro diyerek insanları kandırmalarının hiçbir anlamı yoktur. Bizim kadrodan anladığımız bir insanın emekli olarak bir işte sabit çalışmasıdır. Kadro budur. Ama siz eğer çalışma hayatını sınırlandırırsanız ve süreler koyarsanız ve sözleşme sunarsanız bunun neresi kadro? İnsanların kendilerine göre ekonomileri var. İnsanlar yatırım yapmak istiyorlar, belki de gelecek hazırlama, ya da bir ev veya araba alma derdinde. İnsanlar uzun vadeli borçlara giremiyorlar, çünkü önlerini göremiyorlar. Ülkede yabancı sermayenin çok uzun süredir Türkiye için kurgulamış olduğu ucuz iş gücü ile ilgili plan bu şekilde basamak basamak hayata geçiriliyor. Maalesef Türkiye Çin modeliyle karşı karşıya. Şüphesiz ki iktidardaki partinin adı hiç önemli değil. Kimin olduğu da önemli değil. Yabancı sermaye Türkiye’de yatırım yapabilmek için ülkenin yer altı kaynaklarını nasıl sınırlı kullandırtıyorsa, yer üstü kaynaklarına, yani iş gücüne de müdahale etmek istiyor. İşte bu işgücüne sahip olan insanların az para alıp, çok çalışmasını istiyor. Diyorlar ki kıdem tazminatı sizde çok yüksek, biz sizde yatırım yapamayız. Oysa ki kıdem tazminatı bizim iş güvencemiz. Kıdem tazminatı nedeniyle işveren işçiyi işten atamıyor. O yüzden kıdem tazminatı üçte bire indirme ve fon kurma derdindeler. Fon kurulmasına karşı çıkıyoruz, geçmişte neler yaşandığını biliyoruz. Dolayısıyla ülkeyi yönetenlerin siyasi görüşleri ne olursa olsun, bu ülkenin çıkarları doğrultusunda öncelikle bu ülkenin vatandaşlarına ve bu ülkenin sınırları içinde yaşayanlara sahip çıkması ve bu ülkenin insanlarının değerini anlaması gerek. Bugüne kadar hep hakkın, hukukun ve adaletin eşit dağıtılması gerektiğini savunduk. Nitekim DİSK olarak sahaya indiğimizi zaman yaptığımız mücadele hep yanlışları düzeltmek adınadır. Zaman zaman bizi uçlarda göstermeye çalıştılar, oysa ki anlatmaya çalıştığımız ve yıllardır sürdürmeye çalıştığımız mücadele çıkan yasalar gösteriyor ki doğrudur” dedi.
“GEZİ OLAYLARI TOPLUMSAL BİR OLAYDIR”
Uslan konuşmasının devamında ise, “Gezi Parkı’nın yıldönümünde Türkiye’nin algılamakta zorluk çektiği çok ilginç süreçlerin yaşandığı, belki de bir insanın ömründe az görebileceği, ya da göremeyeceği bir süreç yaşandı. Gezi Olayları’nın 3.yıldönümünde hayatlarını kaybeden dostları saygıyla, minnetle anıyorum. Bu ülke sadece üç tane ağaç için nasıl mücadele edileceğini dosta düşmana gösterdi. Duyarlık çevresinde insanların bir araya geldiği, insanların ırk, dil, din fark etmeden aynı amaç için bir araya gelindiğini gösteren toplumsal bir olaydır. Gezi ve Gezi sürecinde yaşananlar bizlerin hafızasında daima hatırlanacaktır” dedi.
“BİZİM ETİMİZDEN, SÜTÜMÜZDEN FAYDALANSINLAR”
Toplantıda Belediye Başkanları’na da seslenen Erdinç Uslan, “Biz belediye sektöründe örgütlüyüz. Çanakkale’de tek şubesi olan biziz. Tüm başkanlara mevzuat ve istihdam şekilleri konusundaki tecrübelerimizden ve çalışmalardan faydalanmaları çağrısında bulunuyorum. Siyasi görüşü ne olursa olsun, Çanakkale’deki mevcut 23 belediyenin bütün başkanlarına sunum yapmaya hazırız. Aynı şekilde işçilere ve taşeronlara da bilgi verebiliriz. Bizim etimizden, sütümüzden faydalansınlar. Emekten yana çalışanlara her türlü aklı vermeye hazırız ”dedi.
Türkiye’de kadın hakları konusunda kadını önemsediklerini de kaydeden Erdinç Uslan sendikalarında sayısal anlamda eşitlik olduğunun da altını çizdi.