Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan koronavirüs, ülkemizde ilk kez mart ayında görülmüştü. İlk vakanın ardından birtakım önlemler de hayata geçirilmiş ve bu önlemlerin arasında üniversitelerin uzaktan eğitime geçmesi de yer almıştı. Yaklaşık 10 aydır uzaktan öğrenim gören öğrenciler ise süreç içerisinde yaşadıklarını Kaleninsesi Gazetesi’ne anlattılar. Öğretmenlerin online derste ellerinden geleni yaptığını ancak yeteri kadar verim alamadıklarını belirten Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Matematik Bölümü öğrencisi Özlem Buse Yörük; “Uzaktan eğitimin iyi veya kötü gidiyor diye değerlendirilmesini çok doğru bulmuyorum. Mevcut şartlar içerisinde değerlendirirsem bizim hocalarımız derse katılmayı ve derslerin işlenmesini gerçekten çok önemsiyorlar. Okula gidiyormuşuz gibi dersleri anlamamız için ellerinden geleni yapıyorlar ancak evde olmamız, evin şartları ve birazda pandeminin etkisiyle uzaktan eğitimden tabi yüz yüze eğitim kadar verim alamıyoruz. Çok basit bir örnek vereyim herhangi bir elektrik kesintisinde kullandığımız cihazın şarjı varsa bile internet gittiği için derslere katılım sağlayamıyoruz. Ayrıca okuldayken her sorumuza birçok farklı yanıt alacağımız hocalarımız, araştırma görevlilerimiz ve yüksek lisans öğrencileri vardı ancak burada sadece dersin kendi öğretmeniyle iletişime geçebiliyoruz bu da bizim için büyük bir dezavantaj” dedi.
Okula dönüş sorunu
Yüz yüze eğitime dönmek istediklerini ancak, pandemide salgının daha fazla yayılma ihtimali olduğu için okula geri dönemediklerini belirten Yörük; “Okulların açılmasını eğitim açısından tabi ki de istiyorum. Çünkü bu şekilde kendi alanımızda aldığımız eğitimden yüzde yüz verim alamıyoruz ve alanımızda yeterli donanıma ulaşamıyoruz. Ancak pandemi açısından değerlendirirsem okulların açılması demek öğrencilerin kampüslere, normal yaşantılarına ve en önemlisi birlikte bir arada yaşadıkları yurt ortamlarına geri dönmesi demek. Okullar açıldığında öğrenciler konaklamalarını sağladıkları alanlara geri döndüğünde salgının çok daha fazla yayılacağını düşünüyorum. Sağlık açısından değerlendirirsek okulların açılmasını istemiyorum.”diye konuştu.
Yörük; “Sınavlarda oldukça zorlanıyoruz”
Derslerden yeteri kadar verim alamadıklarını, bundan dolayı da notlarının düşük geldiğini dile getiren Yörük; “Benim için sınavlarda yaşanan en büyük zorluk daha önce de bahsettiğim gibi elektrik kesintisi. Sınavın ortasında bir anda elektrik gidebiliyor ve siz sınavınızı kaydedemeden yada bitiremeden sistemden dışarı otomatik olarak atılmış oluyorsunuz. Bu durumda da sınavınız değerlendirmeye alınmıyor. Hocalarımız bu konuda bize büyük kolaylık sağlıyorlar. Sınavın yeniden yapılması gibi veya değerlendirmeye alınması gibi ancak yine de bu bizim için büyük bir stres kaynağı oluşturuyor. Onun dışında derslerden %100 verim alamadığımız için sınavlarda da notlarımız haliyle düşük geliyor. Bu yüzden sınavlarda oldukça zorlanıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Kart; “Heyecandan çok kaygı oluşuyor”
Üniversiteye yeni başlayan ve ilk senesinde heyecandan çok kaygısı olduğunu belirten ÇOMÜ İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü 1.Sınıf Öğrencisi Simay Ada Kart; “Eğitim aldığım alanı tanıma fırsatım tam anlamıyla olmuyor bu çok büyük bir eksi. Online derslerden verim almak zaten çok zorken aynı şekilde sistemin sınav esnasında sürekli çökmesi, okul ve öğretmenle iletişimin tam anlamıyla sağlanamaması yine baktığımız zaman online eğitimden faydalanmak için gerekli araçlara erişimin bazen zorluğu ki bunu birçok öğrenci içinde söyleyebiliriz. Üniversiteler zaten büyük bir anlamda sosyalleşme alanları tabi ki bundan da yoksunuz. Zaten bu pandemi sürecinde de her birimiz sosyalliklerimizden büyük bir derecede kısıyoruz ve yine bu süreçte aslında elimizdeki büyük bir sosyallik alanını da daha kazanmadan yitirmek yine çok olumsuz bir şey. Üniversite ilk senem heyecandan çok kaygı oluşuyor. Ben bir sınava girdim sonucumu elde ettim. Bir şekilde eğitim görüyorum ama ne kurum hakkımda bir fikrim var, ne alacağın eğitim hakkında bir fikrin var. Ne de zaten duyduğundan gördüğünden herhangi bir çıkarımda bulunabiliyorsun. Yani bu aslında okullar açık olduğunda ilk etapta yaşama ihtimalin olan heyecan yerini tamamen saf bir kaygıya bırakıyor.” İfadelerini kullandı.
“Çok büyük problemler yaşanıyor”
Online sınavlarda da sıkıntı yaşadıkları anlatan Kart; “Sınavlar sisteme bir form olarak yükleniyor, bu formda sınav saati geldiği zaman açılabiliyor. Ortalama 15 dakikalık süre veriliyor ve form bu 15 dakikalık sürenin 5 dakikası boyunca açılmıyor, son 1 dakikada sınavı zaten gönderemiyorsun. Bu süre zarfında sistem de çökebiliyor ve seni sınavdan atabiliyor, tekrar o forma erişemiyorsun. Yani sınavın direk olarak geçersiz sayılıyor. Bunların yanında sınavı göndermek ile ilgili çok büyük problemler oluyor, sınavı gönderemiyorsun. Çünkü o sırada yine sistem çöküyor. Sınavlar gönderilemediği, gün içinde iptal edildiği için eğer gönderemeyen öğrenci sayısı gerçekten büyük bir çoğunluksa o sınav tekrarlanıyor fakat bunun saati belirtilmiyor. Gün içerisinde sınavdan yaklaşık 15 dakika öncesinde falan haber veriliyor. Anında haberin olan bir durum ve o an internete erişimin var mı neredesin vs. bu konularda çok büyük problemler yaşanıyor.” dedi.
“Ödevler, yük olacak şekilde veriliyor”
Öğretmenlerin verdiği ödevlerin çok olduğunu belirten Kart; “Ödevler sisteme yüklenirken zaten kabul etmiyor sistem yada yüklenmiş görünüyor ama hocaya ulaşmıyor.Çok sık ödev veriliyor, çünkü online sınavında yarattığı bir güvensizlik var, kamera sistemi olmadığı için kopya vs. gibi şeylerden duyulan şüpheyle birlikte aslında çok büyük bir yük olacak bir biçimde ödevler veriliyor ve bu ödevlerinde teslim tarihi aniden değişebiliyor. Böyle de bir problem var. Ödevlerin içeriği vs. teslim tarihinden çok kısa bir süre öncesinde birdenbire değişebiliyor” şeklinde konuştu.
Enishan Keskin