“Şehrimiz bu büyümeye hazır”
Çanakkale şuan da nüfus artışı yaşıyor, insanlar şehrimize yerleşmeye devam ediyor. Bunun temel nedenleri var; Çanakkale emekli insanların tercih ettiği bir şehir, emekliliğini burada geçirmek isteyen insanlar var, bu önemli bir faktör. İkincisi, burası bir üniversite kenti. Üniversitede okuyan öğrencilerin ailelerinden duyup, görüp, beğenip şehrimize yerleşenler var. Bunlarda önemli bir rakam. Üçüncü olarak, ilçelerinden gelip yerleşenler var. Çan tarafındaki duble yollar da yapılınca bir ulaşma kolaylığı sağlandı. Aynı şekilde Biga, Ezine ve Lapseki’den gelenler var. Son olarak merkez köylerimizden gelenler var, onların başlıca geliş sebepleri çocuklarını okutmak amaçlı. Dolayısıyla, Çanakkale böyle bir göç alarak nüfusunu arttırmakta. Çanakkale’nin bir avantajı var; Çanakkale sağlıklı bir nüfus artışına sahip. Ortada bir yığılma yok. Her sene belli sayıda bir artış var. Bu nüfus artışını barındırmak için bizim belediye olarak yapmamız gerekenler var; konut yönetimi, arsa yönetimi, altyapılar, parklar ve benzeri çeşitli çalışmalar yapıyoruz. Şimdi önemli bir noktaya değinmek istiyorum. Boğaz köprüsünün kullanıma açıldığı zaman nüfusun çok hızlı bir şekilde patlayacağı düşünülüyor. Ben buna itiraz ediyorum. Yalnız bu itirazımın bir şartı var görüşümün doğru çıkması için. Çanakkale’nin 1/100.000’lik bir gelişme planı var. Bu plan çerçevesinde neresi konut, neresi yeşil alan, neresi tarım alanı hepsi belli, dolayısıyla biz bu plana sadık kalırsak, birileri belirlenmiş olan tarım alanına konut alanına çevirmeye çalışmazsa, orman alanlarına dokunmazsa, meraları bozmazsa o zaman mevcut gelişim alanlarında, mevcut yapılaşmalarla bu kent 250.000 ila 300.000 nüfus aralığında yerleşir buna Kepez’de dahil. Çünkü artık merkez ve Kepez bir bütün oldu. Dolayısıyla çok güzel bir butik kent oluşmuş olur. Dediğim gibi belirlenen alanlara dokunulmazsa bunlar gerçekleşir. Eğer oralara biri dokunursa felaket olur ama Çanakkale halkı buna müsaade etmez. Bu butik kent 250-300 bin nüfus aralığını bulursa çok güzel bir üniversite kenti olur, kültür kenti olur ve kültürel turizm kenti olur. Dolayısıyla burada mevcuttaki gibi huzurlu yaşamımız sürer.
Şehrimiz bu büyümeye hazır. Dikkat ederseniz yoğun bir şekilde altyapı çalışmalarımız devam ediyor. Esenler’de yeni yerleşim alanı açıyoruz oranın altyapılarını yapıyoruz. Aynı şekilde Güzelyalı’nın yapıyoruz, biliyorsunuz bunların ihalelerini yaptık. Şehrin içinde kaç tane eskiden kalma altyapı varsa hepsini restore ediyoruz. Karacaören‘de dört dörtlük bir yerleşim yeri planlıyoruz.
Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan
2- Önümüzdeki 5 yıl içerisinde size göre Çanakkale ne yönde (turizm, eğitim, tarım vs) ilerleme kaydedecektir?
“Tarım alanında önderli yaptık,Tohum Bankası açtık”
Bizim vizyonumuz belli. Buna karar verdik zaten toplum olarak. Burası bir üniversite kenti olmalıdır. Çanakkale’nin potansiyeli budur. Mevcut alan, mevcut yerleşim, mevcut anlayış, buraya gelen insanların kültürel seviyeleri itibariyle olaya baktığımız da burası tipik bir üniversite şehri olma yolunda ilerliyor zaten. Hedefimiz bu. Çanakkale insanının da üniversite öğrencisini ve üniversitesini sahiplenme bilinci giderek artıyor. Dolayısıyla bu kent üniversite kendi olacaktır. Bu bir. İki, turizm ama kültürel turizm. Örneğin 2018 Troia yılını çok önemsiyoruz. Müzelerimiz olmalı, buradaki kültürel varlıklarımızı ortaya koyabilmeyiz, Troia müzesiyle ismimizi duyurabilmeliyiz, Troia Milli Parkını daha da geliştirmeliyiz. Bu alanda bir kültür turizmine Çanakkale hazır. Bu potansiyeli ortaya çıkarmamız lazım. Nitekim özel girişimciler var. Maratonlar yapılıyor, koşular yapılıyor, bisiklet turları yapılıyor. Karşıda, savaş bölgelerinde barış maratonu yapılıyor. Bu sene 10.000 kişinin katılımı bekleniyor. Bunlar güzel şeyler. Bunun yanında turizmcilerimiz de çalışmalar yapıyor, bizde belediye olarak kentimizi turizme hazırlamak için elimizden geleni yapıyoruz. Parklarımızı büyütüyoruz, sahillerimize ilaveler yapacağız. Yani kent büyüdükçe, sosyal alt yapısı da büyüyor. Üç, bu yöre bir tarım yöresi, tarım çok önemli bizim için. Bu bağlamda bir önderlik yapmaya çalışıyoruz. Bir tohum bankası açtık, orada yerli tohumlar üretiyoruz. Bildiğiniz gibi zeytinimiz, domatesimiz çok önemli bizim için. Kepez ovamız, Umurbey ovamız buralara çok önem veriyoruz. Süt ürünlerimiz, hayvancılık özellikle küçükbaş hayvancılık çok önemli. Dolayısıyla bu değerlerimizi bilerek yolumuza devam ediyoruz. Bunu fark edenlerde bu bağlamda bu olaya katkı veriyorlar, şuan da bu sektörde pozitif bir şekilde yolumuza devam ediyoruz.
3- Yaşanılabilir kentler listesinde ilk ona nasıl girebiliriz? Mutlu bir kent olma nasıl yolunda ilerleme kaydedebiliriz?
“Çanakkale mutlu kent, mutluluğu özgürlüğünden geliyor”
Ben Çanakkale'yi mutlu bir kent olarak algılıyorum. Özellikle Çanakkale'ye yeni gelen insanların, buraya yerleşmeden önce bile duyguları pozitif yönde oluyor. Hatta buradan ev almayı, yerleşmeyi düşünüyorlar. Bu ne demektir? Demek ki şehirde bir huzur, bir mutluluk hissediliyor. Bir stres ya da gerilim görmüyorlar. Bu çok önemli. Bu mutlu bir kent olma sürecimizi aynı şekilde sürdüreceğiz. Çünkü mutluluk nereden geliyor, özgürlükten geliyor. Burada insanlar özgürce yaşamlarını sürdürebiliyor. Bunun çeşitli örnekleri var; özellikle bayanlar açısından çok rahat bir kent. Aynı şekilde üniversite öğrencileri açısından da rahat bulunuyor. Dikkat ederseniz, yazın konserleri yoğun olarak düzenliyoruz. İnsanlar bir araya geliyor ve güzel bir ortam oluşuyor ve aynı mutluluğu yaşıyorlar. Sadece insanlar müzik dinlemeye gelmiyor, etrafta aynı duyguları paylaşan insanların olduğunu görünce, birbirlerini tanımasalar bile bu duygu onları ayrıca mutlu kılıyor. Bunlar çok önemli unsurlar. Dolayısıyla burası mutlu bir kent ve bizde bu süreci devam ettirmek için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.
4-Ekonomik yönden değerlendirdiğinizde değişim ve gelişim yönünde yatırımlar (ulaşım, turizm, eğitim, sanayi, termik santraller, metal madenciliği) ne yönde olabilir, maden ve termik santral konusuna nasıl bakıyorsunuz?
“Dengelerin İyi Kurulması Lazım, Dikkat Edildiği Takdirde Madencilik Yapılabilir”
Bir kere şunu belirteyim; madencilik bir ülkenin önemli bir yatırım sektörüdür. Elbette ki bize ait olan bu topraklardaki madenleri işlemek suretiyle hem ekonomiye katkı hem milli gelirimize katkı sağlamamız birinci hedefimiz. Fakat bu şartlar ne olursa olsun, sonuçları ne olursa olsun madenciliğimizi geliştirelim demek değildir. Bu anlayış bence yanlış. Eğer madenler bizim bir değerimiz ise aynı şekilde doğada bizim için bir değer. Ağaçlar, ormanlarda bizim için bir değer. Su ve havada bizim için bir değer. Dolayısıyla bu dengeyi, doğa ve sektör dengesini çok iyi kurmamız lazım. Maalesef termik santrallerden yurtdışında vazgeçilirken biz daha çok üstüne gidiyoruz. Bu yanlıştan vazgeçmemiz lazım. Örnek olarak Biga'da bir tane santral kuruldu. Bu santralin bir ekonomik ömrü var. Bunun amortismanı dolduğunda kapatılmalıdır. Fosil enerji yerine güneş enerji sistemleri geliştirilebilir, rüzgar enerji sistemleri geliştirilebilir. Ayrıca maden ocaklarında da dikkat edilmesi gereken unsurlar var. Siyanürle altın işlenirken dikkat etmemiz lazım, o riski üstümüzde taşımamız gerek. Altın sadece maddi bir değer ama bir değeri elde etmek için diğer değerlerimizden vazgeçmemizin bir anlamı yok. Altın bizim olmazsa olmazımız değil, yaşamımız için vazgeçilmez bir unsurda değil. Bizim doğal yaşamımızı etkileyen unsurlar var. Nedir onlar? Suyumuzun kirlenmemesi, yeşilimizin azalmaması, oksijenimizin azalmaması lazım. Bu dengelerin iyi kurulması lazım. Bunlara dikkat edildiği takdirde madencilik yapılabilir. Öte yandan tarım çok önemli ama maalesef tarım açısından ülkenin sıkıntısı var. Hayvancılık önemli ki bu yöre hayvancılık açısından çok verimli bir yöre. Biliyorsunuz Ezine peynirimiz meşhur. Peynir için koyun ve keçi sütü lazım. O açıdan meralar çok önemli, meraların sürdürülebilir olması gerek. Dolayısıyla, bu bağlamda tarım bu yöre için çok önemli. Termik santrallerden mutlaka vazgeçmemiz lazım çünkü onların yan etkileri çok fazla. Bir sürü şikayet alıyoruz. Örnek olarak Tuzla'ya gittik, orada bir jeotermal santralden çıkan suların dereye boşaltıldığı ve derede balık ölümlerinin olduğu, fasulye tarlalarının kuruduğu yönünde şikayetler var ve bunlar gerçek. Dediğim gibi doğa dengesini bozmamak gerekiyor. Bir yerden kazanacağım derken diğer değerleri yok etmemek gerekiyor. Bahsettiğim denge korunursa Çanakkale ekonomisi sıkıntı yaşamaz diye düşünüyorum.
Yapılacak olan köprünün şehrimize katkıları neler olacak bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz?
“Köprünün yapılması şart, bana sorarsanız geç bile kalındı”
Köprü bir 5-10 sene önce yapılmalıydı. Yeri konusunda bir sıkıntı vardı onlar çözüldü. Köprü olduğunda Çanakkale bundan pozitif yönde yararlanacaktır. Şey diyorlar, köprü yapılınca nüfus patlayacak birden 1 milyonu bulacak. Ben öyle düşünmüyorum zaten öyle bir şey olamaz. Yeter ki yerleşim ve imar planlarımızı bozmayalım. Ayrıca köprü sayesinde geçiş rahatlığı olduğu zaman, buradan geçen turistlere bir şey sunabilirsek, şehre girme ihtiyacı hissettirebilirsek örneğin; bir peynir helvası alayım, bir balık yiyeyim, bir müzeyi gezeyim, bir kafede oturayım gibi herkesin ilgi alanına göre, o köprüden rahat geçen insanların Çanakkale'ye girme şansı artacaktır. Şuan ki durumda feribotla binlerce araç geçiyor, içlerinden belki 10 tanesi Çanakkale'de mola verip duruyor. Neden? İnsanlara sıra beklemekten daral gelmiş, bir an önce gitmeye çalışıyor, gece oluyor, gündüz oluyor, sıcak oluyor. O yüzden direk yola koyulmaya bakıyorlar. Halbuki o köprüden rahat rahat geçip deseler ki; yahu şu Çanakkale'de bir kahve içsek, Aynalı Çarşı'yı gezsek, bir müzeyi gezsek, peynir helvası yesek, hepimiz için daha verimli olur. Bizimde misafirlerimiz için, Çanakkale'ye gelme gerekçelerini arttıracak çalışmalar yapmamız lazım. O bakımdan alternatiflerimizi, alışveriş merkezlerimizi, plajlarımızı, kordonlarımızı güzel tutarsak ve geliştirirsek çok fazla faydasını göreceğimizi düşünüyorum.
5- 2018 yılı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Troia yılı ilan edildi. Bize kazanımları neler olacaktır? Nasıl hazırlanıyoruz?
“Troia müzenin bitiminden sonra 500.000 ziyaretçi sayısı olan Troia Ören bölgesinin sayısı 1 milyona çıkacaktır”
Bize kazanımı çok olacak. Çanakkale 2018 Troia yılının bize çok büyük katkısı olacağına inanıyorum. Bizde bu projeye büyük destek veriyoruz. Özellikle genç arkadaşlarımız bu konuda büyük çaba gösteriyorlar. Öncelikle Troia Müzesi'nin bitmesi şart. Müze bittiğinde yeni bir ilgi alanı oluşacaktır. Yani köprüden geçen diyecek ki ; şu Troia Müzesi'ne de uğrayalım. Troia yılını sadece Troia'nın Ören bölgesi olarak algılamamak lazım. Troia yılı, Troia Milli Parkı'nı da kapsayarak planlanıyor. Troia Milli Parkı'nda bisiklet yolları, yürüyüş yolları, alakalı tarihsel olayların bir senaryosu yapılmalıdır. Hikayesi canlandırılmalıdır. Müzede yapıldıktan sonra, hem uluslararası camiada ki onlar daha çok ilgili bize oranla biliyorsunuz, hem de Türkiye'de buraya olan ilgiyi arttıracaktır. Şöyle bir iddiada bulanayım; müzenin bitiminden sonra 500.000 ziyaretçi sayısı olan Troia Ören bölgesinin sayısı 1 milyona çıkacaktır. Bu tabi yerli turist sayısını ve ilgisini de arttıracaktır. Bu sadece Troia Ören bölgesine olan ilgiyi değil tamamen Çanakkale bölgesine olan ilgiyi arttıracaktır bir bütün proje olarak ortaya konulacaktır. O şekilde takip edilecektir. Daha öncede söylediğim gibi bu kültür turizminin ayaklarını birer birer örerek, burada hızlı bir biçimde Çanakkale'nin tanıtımına ve turizm kenti olması yolunda hızlanmasına vesile olacaktır.
Değerli vaktinizi bize ayırdığınız çok teşekkür ederiz.
“Ben teşekkür ederim.” HABER MERKEZİ