Çanakkaleli okurların ve sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte dergi, tasarımı ve içeriğiyle övgüler topladı. Tasarımını Ali Can Metin’in yaptığı derginin her sayısında bir sanatçının yapıtlarının yer alacağı belirtildi. Derginin yayın kurulunda yer alan aynı zamanda Görsel Editör görevini de üslenen Umut Germeç, “Tenim, gözlerim, kalbim, doğa” başlıklı kişisel sergisinin, özel atölyesinde bir ay süresince görülebileceğinin bilgisini verdi.
Troya Sanat’ın Yayın Kurulu üyelerinden şair Hayrettin Geçkin derginin yayın anlayışıyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Böyle bir dönemde mevsimlik dergi olarak çıkıyor Troya Sanat. Bir duruş, bir tavır ve bir edebiyat / sanat dergisi olarak... Ezberlerine, bildiklerine takılmayan bir dergi olarak yol almak istiyor. Soru, soru ilerleyecek elden geldiğince. Edebiyatın salt estetik hazdan ibaret olduğu gibi bir yanılgıya da düşmeyecek. Yani dünyaya nereden gidildiğini soracak bir yandan, bir yandan da bu sorunun yanıtını arayacak. Gerçeğin bilgisine pencereler de aralayacak doğal seyrinde. Sayfalarında yer alacak ürünler herhangi bir düşüncenin veya ideolojinin basit, kaba ajitasyon ve propaganda malzemesi olmayacak kesinlikle. Örneğin bir şiir önce şiir olacak, bir öykü önce öykü olacak dergide yer alabilmesi için. Bunu öncelemeyen bir dergi anlayışından tamamen uzak duracak Troya Sanat. Troya Sanat bir tarih denizi ve bir kültürler müzesi olan Çanakkale merkezli dergi. Dergiye hayat kazandıranlar kentin sivil dinamiklerinden ve 18 Mart Üniversitesi’nin akademisyenlerinden bir araya gelen kişiler. Türkiye Yazarlar Sendikası Çanakkale Temsilciliği de işin içinde üstelik. Peşinen söylemek lazım: Adil, demokratik, eşitlikçi, özgürlükçü bir dünya düşleyenlerin dergisi olacak Troya Sanat. Sanatın iyileştirici gücüne inananların… Yaşanır kentler, barış içinde ülkeler ve sevgi dolu bir yeryüzü özleyenlerin… Dergiye omuz verenler de aynı kişiler olacak hiç kuşkusuz. İlk sayıda olduğu gibi bundan sonraki sayılarında da sanat insanlarından bizzat ürün isteyecek Troya Sanat. Ve onların imzaları yer alacak sayfalarında. Bunların dışında isteyen herkes ürün gönderebilecek ayrıca. (şiir, öykü, deneme, araştırma, inceleme, söyleşi, resim, karikatür vs.) Bu ürünler de Yayın Kurulu’nun sıkı denetiminden geçmesi halinde Troya Sanat’ın sayfalarında yer bulacak. Evet, ilk sayısıyla (Mart 2025) selamlıyor okurlarını Troya Sanat. Umarım ülkenin pek çok yerinde bulunan satış noktalarından ulaşabileceksiniz. Troya Sanat’ın gücü de silahları dünyanın dışında bir yere gömmeye yetmez kuşkusuz. Doğa kırımlarını, insan kıyımlarını durduramaz tek başına. Başka türlü bir dünya düşü kurmamıza yardım edebilir ama. Cesaretlendirebilir bizi bu yolda. Geleceğin beklenen şey değil, yapılan ve yaratılan bir şey olduğu konusunu kavramamız için sağlam halkalar atar önümüze. Sanatın ve edebiyatın incelttiği bir dünya düşü edinmemize katkı sunar. Az şey mi? Bu arada sanatla iyileşmeyi de deneyebiliriz. Troya Sanat’ın Bahar Sayısı’na (1.Sayı) emek veren, ürün gönderen arkadaşlara çok teşekkür ediyorum, kalemleri eğilmesin. Bir teşekkür de bundan sonraki sayılara katkı verecek arkadaşlar için.”
Troya Sanat’ın editörü Ümit İşlek ise dergide yer alan “Editör’den” başlıklı yazısından aşağıya alıntıladığımız gibi, derginin yayın anlayışını ve içeriğini okurlarla paylaştı: “Sanat ve yazın, insanlığın en güçlü ve etkili ifade enstrümanlarıdır. Bugün hızlı tüketim alışkanlıklarının ve yüzeyselliğin giderek yaygınlaştığı dünyada, derinlikli bir düşünce ve paylaşım platformu oluşturmanın zorunlu olduğu kanaatindeyiz. Tam da bu sebeple binlerce yıllık Troya’nın kültürel, tarihsel ve yazınsal mirasından ilham alarak Troyasanat’ı hayata geçirdik. Gayemiz geçmişle geleceği bir araya getirerek sanat ve yazının ışığında yeni ufuklara yolculuk etmek. İlk sayımız, bu ideallerin somut bir göstergesi olarak ortaya çıkmış bulunuyor. Bilgin Güngör’ün Kahraman Kız romanı üzerine derinlikli eleştirisi, toplumcu sanatın Türk edebiyatındaki ilk örneklerinden birini yeniden gündeme getiriyor. Hayrettin Geçkin’in Kutay Onaylı ve kitabı hakkındaki derinlikli ve şiirsel yazısı, şiir üzerine yazılmış son derece önemli bir eser olarak okunuyor. Nurbanu Kablan şiirinde, Victor Jara’nın devrimci mirasını ve zulme karşı direnişini, evrensel bir hayal ve birliktelik çağrısına dönüştürüyor. Diğer yandan, Danimarkalı şair Niels Hav’ın yaşamını, eserlerini ve edebi yaklaşımını ele alan Hüseyin Duygu’nun yazısı, Hav’ın kişisel özgürlüğü, toplumcu vicdanı ve modern şiire kazandırdığı hisleri inceliyor. Daha pek çok eser, okuyucularımıza sanat ve yazın alanında yeni düşünce ve his yolları açmayı hedefliyor.”