Geçen kurak mevsimin ardından barajlarda bulunan su seviyesi kritik düzeye ulaştı. Çanakkale Belediyesi Aralık ayı Meclisi’nde su kullanımı ile oto yıkamacıların su kullanımını kısıtlanmış ve bir takım önlemler hayata geçirilmişti. Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan ise gazetecilere yaptığı açıklamada kentin 8 aylık suyunun kaldığını açıklamıştı. Kaleninsesi Gazetesi olarak vatandaşlara alınan tedbirleri sorduk. Evlerde de gerekli tasarrufun yapılması gerektiğini belirten Bekir Kulak; “Oto yıkamacıların fazla miktarda su sarf ettikleri bir gerçek ama bunun yanı sıra evlerde de riayet edilmiyor. Fazla su sarfiyatı oluyor evlerde de bu konuya dikkat etmemiz gerekiyor. Dünya koşulları değişti iklim değişti kurak bir yaz geçirdik dolayısıyla barajlarda su kalmadı. Fidanlarımızı, ekinlerimizi sulayamaz hale geldik. Bu sene bir kuraklık yaşadık gerçekten bunlar göz önünde bulundurulmalı ve gerekli önlemler alınmalı. Evlerde bulaşık yıkayanlarda bu konuya dikkat etmesi gerekir. HES’ler de bu kuraklığa sebep olan nedenlerden bir tanesidir. HES’ler konusunda da hükümetin halkın düşüncelerini göz önünde bulundurarak gerekli tepkiyi göstermesi lazım. Artezyen kuyuları açılmasın onlar kuraklığa neden olan şeylerden birisi ve en önemlisi iklim değişikliği elbette” dedi.
Akşan; “Su havzalarını muhafaza etmemiz lazım”
Eskiye göre iklimin kuraklaştığını, ileride daha büyük sıkıntılar yaşanabileceğini ifade eden Musa Akşan ise; “Eskiye göre iklim kuraklaştı dolayısıyla suyu harcama konusunda tedbir alınması gayet normaldir. Bunun yanında barajlara gelen su kanalları ve benzeri şeylerin etrafında ağaçları, ormanları tahrip etmemek gerekiyor. İklim kuraklaştığı için ileride daha büyük zorluklara katlanacağız. Su olmayınca tarımda çalışanlar ne üretecekler. Sulayacaklar ki üretsinler olmayınca üretemeyecektir. Dolayısıyla ileride kuraklığa da sebep olacaktır. Su havzalarını muhafaza etmemiz lazım, bunlara dokunmamız lazım. Belediyelerin ve devletin suyun az harcanması konusunda alacağı her tedbiri ben destekliyorum kendimde yapmaya çalışırım.” şeklinde konuştu.
“İyi bir gidişat değil”
Koronavirüs önlemelerine uyulduğu gibi su tedbirlerine de uyulması gerektiğini belirten Akşan; “Vatandaş olarak uyarılara uymamız lazım. Nasıl koronavirüs dolayısıyla maske takıyorsak, el dezenfektanını uyguluyorsak bu konuda da fuzuli su harcamasından kaçmamız lazım. Evlerde de gereksiz fazla harcama yerine daha tasarruflu hareket edebiliriz yani bunlar bizim elimizde olan şeyler. Sabah televizyonda dinledim Atikhisar barajında su %12’te düşmüş. Cuma dolayısıyla camilerde yağmur duası yapılacak. Millet zannediyor ki yağmur duası yapılınca akşama su yağacak sanıyor. Öyle bir şey yok, sadece dua ile olsa zaten biz her şeyi hallederdik. Onun için tasarruf yapmamız lazım. Dua her zaman yaptığımız şey ama tasarrufta yapmamız lazım. Bu gidişat iyi bir gidişat değil. 2003’ten beri ben Çanakkale’deyim böyle kurak bir mevsim çok az oldu. Aralık ayının ortasındayız bu kış ayıydı dört mevsim değişti. Kış mevsimi kalmadı” ifadelerini kullandı.
Ararat; “Topyekûn bir mücadele olması gerekiyor”
Sadece belediyelerin ve hükümetin alacağı tedbirlerin yeterli olmayacağını, topyekûn bir mücadele edilmesi gerektiğini belirten Tülay Ararat; “Su tüketimiyle ilgili tasarruf yapılması önemli ama daha önce mesela binalarda atık suyun ayrıştırılması daha fazla atık suyun geri dönüşüme kazandırılması belediyenin önceliği bu olmalı. Atık suların geri dönüştürülmesi için bir altyapı olması gerekiyor. Dünyada bir kuraklık var zaten iklim krizi sebebiyle o yüzden sanayi endüstrisinin de bu yönde bir revize edilmesi şart. Çanakkale Türkiye’nin görünen bir yüzü her bölgede böyle sıkıntılar var. Bunlar ile ilgili sadece belediye ve hükümetinde önlemleri yeterli olmaz bence topyekûn bir mücadele olması gerekiyor.” dedi.
Enishan Keskin