Bir ulusal televizyon kanalına Türkiye’de ve Dünyada altın madenciliğini değerlendiren Yücel “Türkiye aslında dünya altın üretimi sıra almamasına rağmen Dünya altın tüketiminde ilk beşe her dönem girer. Diğer kullanım alanlarından biriside yatırım aracı olarak kullanılıyor buda yüzde 30dur. Dünyada yılda 3 bin ton civarında altın üretiliyor. Ama üretimi derinlik arttıkça zorlaşmakta bu neden maliyetlerde çok ciddi baskı unsuru oluşturmakta ”
Türkiye'de Altın Madenciliğinin Sınırları
Altın Madencileri Derneği Başkanı – Hasan Yücel
“Türkiye’de altın madenciliği 1985 yılında değişen yasa ile yabancı sermaye ve şirketlerin Türkiye’de arama yapması sonucunda 2000li yıllarda gündeme geldi. Ama ilk medeniyetlerin, ilk uygarlıkların yaşadığı Anadolu’da tarihin ilk altın parasının basıldığını biliyoruz. 2000’li yıllarda Türkiye’ye geldiği süreçte çevre hareketleriyle gündeme geldi bu aramalar sonucunda Türkiye’de çok ciddi miktarda altın potansiyeli olduğu ortaya çıktı.”
Ne kadar altın potansiyelimiz var?
“Bizim şuanda test edilmiş 6 bin ton civarında bir potansiyelimiz var fakat bunlar kaynak olarak duruyor rezerve daha dönüştürülmedi. Rezerve dönüştürülmesi işin yılda yaklaşık 200 milyon dolarlık arama yatırımı yapmamız gerekiyor. Enerji bakanlığı da bunun son dönemde farkında yılda 1 milyon metre sondaj hedefi koydu. Bu potansiyelin üretilebilir standartlarda raporlanması içinde çok ciddi çalışmalara da devam ediliyor. Bu potansiyel tabi üretimimize baktığımızda, altın ithalat ihracat dengesine açısından, yıllık ortalama 7-8 milyar dolarlık altın ithalatımız var. Üretimimiz de bir milyar civarında çok ciddi açığımız var bizim bu potansiyeli sürdürülebilir yapabilmemiz için aramaların önünde ki bütün engellerin kaldırılması gerekiyor. Şuan da 12 tane altın madeni çalışıyor Türkiye de tabi bunlar eski madenler bunlara yeni yatırımlar gerekiyor.”
Altın çıkartmak zor mudur? Altın Nasıl aranıyor?
“Altını çıkartmak zor değil ama altını bulmak aramak çok meşakkatli risk sermayesi isteyen ve uzun zaman alan bir süreç. Altın arama yöntemleri çok çeşitli ve farklı yöntemler. Aslında aranması için tartışma yok üretilmesi için tartışma var. Altının aranmasının diğer madenlerden hiçbir farkı yok. Altın üretim aşamasında siyanür kullanılmaktadır. Dünya da yaklaşık 750 tane siyanürle çalışan altın madeni var. Bu teknoloji ile ilgili o konudaki bütün riskler minimize edilmiş durumda. Türkiye’de bu konu en çok suiistimal edilenlerin başında geliyor. Bakın 750 tane altın madeninden bahsettim. Dünyada siyanürlü altın madenciliğinden hayatını kaybetmiş bir tane madenci yok. İşin ilginç tarafı da maden endüstrisinin geliştiği ülkelerde dünyanın en çok geliştiği Kanada, Avustralya gibi ülkeler.”
Madencilik faaliyetlerinde çevreye yapılan zararlar nelerdir?
“Türkiye’de yapılan altın madenciliği uluslararası standartlarında çok üstünde. Madencilik geçici bir faaliyet çevre standartlarında projenizi de iyi planladığınızda kapama projeleri ile çevreye olan zararlarınızı minimize etmeniz mümkün. Bu konu çok tartışılmıyor altın madenciliğinde
Örneğin Türkiye’deki diğer madenler de standartlarla ilgili sıkıntılar var ama bakanlık bunlarında farkında bunlar ilgili yeni düzenlemeler geliyor. İş güvenliği çevre standartları ile ilgili düzenlemeler geliyor.”
Altın pek çok alanda kullanılıyor. Altının kullanıldığı alanları nelerdir?
“Dünya da finans aracı olarak kullanılan altınlar Merkez Bankalarının kullandığı altınların toplamının yüzde 9’u kuyumculuk sektöründe kullanılanlar yüzde 47’si düzeyinde. Türkiye aslında dünya altın üretimi sıra almamasına rağmen
Dünya altın tüketiminde ilk beşe her dönem girer. Diğer kullanım alanlarından biriside yatırım aracı olarak kullanılıyor buda yüzde 30dur. Dünyada yılda 3 bin ton civarında altın üretiliyor. Ama üretimi derinlik arttıkça zorlaşmakta bu neden maliyetlerde çok ciddi baskı unsuru oluşturmakta. Şuanda ülkemizde Altının ons başı üretim maliyetleri ilk yıllarda 400-500 dolarken bu gün 800 dolara çıkmış durumda. Amerika’da Afrika’da ki üretimlerde de çok derine inildiği için yaklaşık 1000-1200 dolar civarında maliyetleri mevcut.”
Altın Fiyatlarının nereye doğru eğrilmesini bekliyorsunuz?
“Altın fiyatları nereye doğru evrileceğiyle ilgili kesin bir yargıya varmak çok yanlış. Birkaç parametreden etkilendiğini görüyoruz birçok ülkenin savaş riski krizler merkez bankalarının rezervlerinin altına yönelik pozisyon alması ve bu üretimde ki zorluklar fiyatları etkilemektedir. Ama bununla net bir ön görüde bulunmak çok zor.
Türkiye olarak altın ithalatında ne durumdayız?
“Altın ithalatımız konusunda; Türkiye’nin 2000’li yıllardan itibaren ürettiği toplam 252 ton altındır. En yüksek üretimimizde 2013 yılında gerçekleşmişti. 33 ton. Bugün hızlı bir düşüş yaşıyoruz. Bunun iki temek nedeni var. Aslında bu nedenler madencilik sektörünün de temel problemleridir. Bir orman mülkiyet yerlerinde olan yükseklik. Bununla ilgili yeni torba yasada bir düzenleme oldu. Yüzde 50’ye yakın bir düşüş gerçekleştirildi. Bu yeterli değil ama orman bedelleriyle ilgili izin problemleri. 2012 yılında yayınlanan bir genelgeyle bütün izin süreçleri başbakanlık tarafından yürütülmektedir. Buda süreyi uzatmakta ve sektöre olan yatırımcıların maalesef iştahını daraltmakta. Yeni bir düzenleme daha oldu. 14 Mart 2017’de merkez bankası yayınladığı tebliğde Türkiye’de üretilen bütün altınların öncelikle Merkez Bankası alması hakkı doğdu. Eskiden biz dünyada ki herhangi bir rafineri aracılığıyla borsalarda satış yaparken bugün Türkiye’de üretilen bütün altınlar Merkez Bankasına öneriliyor. Öncelikli alım hakkı Merkez Bankasında. Bunu özellikle derneğimizin yabancı sermayeli üyelerinden bir tepki oldu ama sonraki görüşmelerde bunun çokta riskli bir konu olmadığı ortaya çıktı. 2018 yılı başında da merkez bankası bunu uygulamaya alacak. İthalat çok ciddi bir problem ancak bunu şöyle algılayanlarda var; ithal edilen alınan her altın sonuçta halkın, vatandaşların kullandığı. Bizde krizler, ekonomi, savaş ve politik riskler gözükünce vatandaşlarımızın direk olarak alım yaptığı alan altınlar. Problem yılda 6-7 milyar cari açığımızı oluşturan bu altınların ekonomik sistemde olmaması, yastık altında olmasıdır.”
Cari açığın artması ön görülüyor mu?
“Cari açığın artmasını öngörüyoruz. Şu neden le öngörüyoruz. Biz yıllık 150 ton altına ihtiyacımız var. Son 10 yılın ortalamasında üretimimiz 33 tondan 22 tona düştü. Üretimimizi arttırmaktan başka şansımız yok. Üretimi arttırmak içinde Potansiyelimiz var mı? var. 6 bin ton kaynaktan bahsediyorum. 2018 yılında beklentimiz Enerji Bakanlığının bu hazırlık sürecinden sonra bütün prosedürleri gevşetmesi ve Türkiye’de açılan madenlerle ilgili yatırımların ve yatırıma hazır olan madenlerin açılması. 5 yıl içerisinde cari açığın yüzde 55’ini kapatma şansımız var. 10 yıl içerisinde de tamamını kapatma şansımız var. Tek şansımızda bu. Biz bu boyutunu çok önemsiyoruz çünkü altın madenciliğinin yarattığı katma değer ve standartlar tartışılmaz. Ekonomiye, sanayiye, bölgelere olan katkısı ve bölgeler arası gelişmişlik dengesine olan katkısı çok tartışılmaz. İthal etmek yerine ülkemizde üretmeyi çok önemsiyoruz.”
Türkiye'nin cari açığını kapatacak kadar potansiyele sahip miyiz?
“Türkiye’nin jeolojisi, genel yapısı bir kuşak üzerine. Türkiye maalesef uluslararası standartlarda hiç aranmamış. Türkiye’nin ortalama sondaj derinliği 50 metre. Bugün Güney Afrika’da 4 bin metreden altın üretilmekte. Aslında Türkiye arandıkça yeni potansiyeller ortaya çıkmakta, çalışan maden sahalarının potansiyelleri ortaya çıkmakta ve yeni teknolojilerle, yeni yaklaşımlarla bu potansiyelin resmi çizilmiş durumda ama eksik olan konu; bunun üretime dönüştürülmesi, planlanması, planlamayla ilgili de standartların belirlenmesi. Finansman ayağı içinde mutlaka o standarlara uygun raporlamaların yapılması. Mesela Türkiye'nin bu standartlara uygun üyelik başvuru daha yeni oldu. Dünyada bir kuruluş var. Maden rezerv, fizibilite raporlarının finansman ayağında geçerli olması için buradan bir kod alınması ve raporların bu formata göre düzenlenmesi gerekiyor. Daha yeni başladı. Bu potansiyel tartışılabilir değil ama bu potansiyeli nasıl bir sistem ve planlamayla devreye alacağız onun çalışmalarını çok iyi yürütmek ve yönetmek lazım. Bu işi sürdürülebilir yapmak lazım. Bu potansiyel içerisinde yaklaşık 300 tane sahayı tarıyorsunuz ve 1 tane işletilebilir altın madeni buluyorsunuz. Buda çok ciddi risk sermayesine ve zamana ihtiyaç var. Bu doğrultuda bunun teşvik sistemiyle çok ciddi desteklenmesi lazım. Madencilik diğer teşviklerden yararlanıyor ama şöyle bir problemi var. Diğer yatırımlarda sanayi bölgelerinde bütün alt yapı yatırımları, yollar, enerji ihtiyacı sağlanıyor ama madencilik daha başında bütün hizmetleri madencinin kendisinin götürdüğü enerji hatları, yollar alt yapı çalışmalarını bire bir kendisinin yapması lazım. Biz altın madencileri olarak teşvik olarak istedikleri tek şey izin prosedürlerinin hafifletilmesidir.”
Altın faaliyetlerine başlamak için izin alınırken hangi aşamalardan geçiliyor?
“Bu işin merkezi Enerji Bakanlığı. Lisanları oradan alıyoruz. Maalesef sonrasında 18 kurumlukla karşı karşıyasınız. Bunlarla ilgili bütün izin süreçlerini tek tek takip etmeniz lazım. ÇET prosedürleri hazırlamanız lazım ve bunun yanında da arama projesi ve fizibilite raporlarını hazırlamanız lazım. Buda çok ciddi süreye mal oluyor”.
Altın madenciliğine girmek için ne kadarlık büyüklük lazım?
“Altın madenciliği için bunun bir sınırı yok ama toplam kaynağınızın, uluslararası rezervinizin 1 milyon ors olduğunda uluslararası yatırımcılarında iştahını kabartmakta. Yani 1milyar dolarlık bir potansiyele yaklaşık 150- 200 milyon dolarlık yatırım yapmak lazım.”
Bunun için kredilendirme, ortaklık bulma gibi durumlar söz konusu olabiliyor mu?
“Aslında gelişmiş ülkeler bunu bir entegre sistemi olarak çözmüş. Madenin aranmasından işletilmesine kadar bütün finansman modelleri geliştirmişler.Yurt dışında sadece maden projelerinin finansmanını sağlayan kuruluşlar var. Örneğin her ülke bununla ilgili belli bir standart geliştirmiş. Türkiye'nin Enerji Bakanlığının bu konuda, finansman ayağını rahatlatıcı bir yasal düzenlemesi var. Ondan sonra planlı olarak finans ayağıda çözülmüş olacaktır. Ama şu haliyle bir finansman çok zor.”
Yurt dışı yatırımcının Türkiye'ye gelmesine olumsuz bakıyoruz ama Yer altı madenciliği konusunda yabancılarla yapılan ortaklıklarda farklı prosedürler izleniyor. Açıklayabilir misiniz?
“Türk Ticaret Kanuna göre şirket kuran her yabancı kuruluş bizim madencilik sektöründe de ticari faaliyette bulunabiliyor. Aynı haklara sahip. Şu anda ki mevzuata göre çok rahatlıkla yatırım yapabiliyorlar ama yabancı sermayeli şirket ülkemize geldikten sonra bizim prosedür olarak karşılaştığımız zorluklar onlar karşılaşınca mücadele etmeyi bırakıyorlar. Bu sadece sektörle alakalıda değil. Ülkenin durumu ve bölgenin durumuna da bağlı.”
En çok altın hangi bölgemizde var?
“Türkiye'nin bir çok bölgesinde var. Biga yarımadası, Karadeniz, Güneydoğu da Adana, Niğde civarında. Aslında her yerde bulunabiliyor. Kayseri'de bile altın madeni açılmak üzere.”
Biz yurt dışında böyle bir yatırım içerisinde bulunuyor muyuz?
“Aslında bizim temel problemimizden bir taneside budur. Dünyada bu işi yapan şirketler Türkiye'de de faaliyette bulunan şirketlere bakıyorsunuz işte dünyanın 3. büyük kron'cusu, 3. büyük altın şirketi, 1. büyük altın üreticisi gibi. Türkiye'de bu büyük işi Altın Madenciliğiyle uğraşan böyle büyük bir şirket yok. Ama Türkiye'de altın madenciliğini Türk Kökenli bir kaç şirket var. Liberya'da faaliyet yapan şirket var ama çok büyük bir şirket yok. Çok ciddi bir birikmiş risk sermayesine ihtiyaç var. Bu sermayenin de Türkiye'de olduğunu düşünmüyoruz”.
Altının neden güvenli liman olma özelli var? Hala güvenli olduğunu savunmak mümkün mü?
“Dünyada hiç bir bölge stabil olarak durmuyor. 1 kilo altınınız olsa dünyanın her tarafına gidip hayatınızı yeniden idame ettirme şansınız var. Çünkü altın kaybolmayan bir değer ve dünyanın her yerinde de geçerli bir finansman aracı. Bu nedenle Ortadoğu da ve bizde altına yatırımla ilgili yerleşik çok ciddi bir kültür var ve bundan da hiç vazgeçilmiyor. Mesela Almanya sıfır altın üreticisi ama dünyanın en büyük stokçusu. Bu bile tek başına altının ne kadar güvenli liman olduğunu gösteriyor. Güvenli liman olmaya da devam edecektir.”
İşlenme süreci ve ayar konuları nasıl oluyor?
“Altını madenden çıkartıyoruz ve altını tescillemek gerekiyor. Aslında Türkiye bu noktada çok ileri noktada. Türkiye'de 4 tane altın rafinerisi var. Piyasa bu altınları sürebilmeniz için o rafinerilerden altının ayarı ve değeriyle ilgili damga ve tescil süreci gerçekleşiyor. Bunlar gerçekleştiği zaman dünyanın her tarafına satabiliyorsunuz.”
Altın değerleri neye göre değişiyor?
“Altın aslında doğada tek başına bulunmuyor. Zaten üretimi de her maden yatağı için farklıdır. Kiminde bakır olur kiminde kurşun olur kiminde gümüş olur. Türkiye'de işletilen bir çok madende altın ve gümüş birlikte aynı üretiyoruz. Rafineriye de altın ve gümüş donesi olarak satıyoruz. Rafineride çok küçük bir operasyonla bunun değerini ayırabiliyor. Ürettiğimizin yaklaşık %65 i altın oluyor diğer kısmı da gümüş oluyor. Bakır olunca bambaşka bir prosedür devreye giriyor. Bakır için Türkiye'de bir tesis yok.”
Sektörün istihdam durumu nedir?
“Çevre hareketlerinin şöyle bir faydası oldu Türkiye'de ki altın madenciliğine. Standartlar çok üst düzeyde tutuldu. Bir altın madeni Türkiye'de açılmadan önce bu işin fizibilite raporlarını genelde Kanada'lı ve Amerika'lı şirketler yapıyor. Maden açılmadan önce her birimin her bölümüne ilişkin çalışanlar yaklaşık 3-5 aylık eğitim sürecinden geçiyor. Şuan 7500 kişilik istihdamımız var ve bunlarda çok nitelikli personel. Her maden açıldığında da büyüyor. Altın madenciliğine Türkiye'de 2000 li yıllardan sonra yaklaşık 4 milyar dolarlık yatırım oldu. 1 milyar dolarda aramalara harcandı. 7500 kişilik direk, 30 bin kişilikte dolaylı yoldan istihdam aralığı var. Bu sayıyı 2-3 katına çıkartacak potansiyele de sahibiz”.
Yatırım yapmak isteyen kişiler için ne önerirsiniz?
“İyi bir yatırım aracıdır ama biz madenci olduğumuzdan çok bir yönlendirme yapmayalım. Orası farklı bir sektör. Kimse bu noktada net bir ön görüde bulunamaz. Bu istihdamı sağlayan yatırımcı kuruluşlar bile planlamalarında net öngörüyü sağlayamıyor ama şunu söyleyebilirim; Bizim izlediğimiz parametrelere göre altında bir yükseliş trendi olacağını ön görüyoruz.
Türkiye'nin bu potansiyelinin Türkiye'de üretilmesi için kamunun, özel sektörün birlikte çok hızlı aksiyonda bulunması gerekiyor. Bu konuda da Enerji Bakanlığı ve Maden İşleri Genel Müdürlüğüne çok büyük iş düşüyor. Bir yandanda MTA'nın sondaj çalışmaları var ve halen yabancı sermayeyi bu işten uzak tutacak argümanlara girmemek lazım çünkü halen daha bu konuda yeni teknolojilere ihtiyacımız var. Bugün ekonomik olarak ön göremediğiniz bir kaynak bir süre sonra yeni teknolojiyle kullanılabiliyor. O nedenle Türkiye'nin potansiyelini ortaya çıkaracak, hızlı bir planlamaya ihtiyaç vardır.”
Eğitim durumu bu anlamda yeterli mi?
Madencilik alanında eğitim kurumları yok ama Enerji Bakanlığının yeni bir protokol var. Maden potansiyelinin çok olduğu bölgelerde 12 tane maden lisesi yapma projesi var. 2 tanesi başladı. Çok ciddi ara elemana ihtiyacımız var. Bu konuda çok ciddi açığımız var. Bunu genelde altın madenciliğinde şirketler kendisi yapıyor, yönetiyor. DOĞANCAN USTABAŞ